Zaman: 19. Kas 2017, 02:33

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 DHKC, Açıklama 451 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 659
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC, Açıklama 451
Tarih: 27 Mayıs 2015 / No: 451

HDP Yİ BOMBALAYAN AKP’DİR

FAŞİST AKP YALAN, DEMAGOJİ VE PROVOKASYONLA BESLENİR

FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA DURMALIYIZ

FAŞİZMİ HALKLARIN BİRLİĞİ VE MÜCADELESİ İLE EZECEĞİZ

FAŞİZMİ SEÇİMLE DEĞİL DEVRİMLE YENECEĞİZ

Biz dünyanın tüm ezilenleri, biz dünyanın tüm direnenleri faşizmin yalanlarını yakından tanırız, biliriz.

Faşizm yalan ve demagojiyle yönetir. İktidarını yalanlarla ayakta tutar.

Goebbels’in çocukları bugün de yalan söylemeye devam ediyor.

Nasıl ki komünistleri suçlamak için Alman faşizmi, Bulgar devriminin önderi Dimitrov’u, Alman parlamentosunu (Reichstag) yakmakla suçladıysa;

Nasıl ki Amerikan emperyalizmi, 11 Eylül’ü gerekçe göstererek Irak ve Afganistan’ı işgal ettiyse; halkı baskı altında tutma aracı olarak AKP de bugün yalanlarını devam ettiriyor.

Alman parlamentosunu, Nazi Hücum Kıtaları yakmış, suçu Dimitrov’un üzerine atmak istemişler, tutmayınca da Van der Lubbe isimli zeka geriliği olan bir Hollandalı’nın üzerine atmışlardı. Amaçları halkı komünistlere karşı kışkırtmaktı ama oyunları tutmadı.

Ağababalarından yalancılığı öğrenen AKP faşizmi de, yönetememe krizinin saldırganlığıyla yalanlarıyla örgütümüze saldırıyor.

23 Mart-19 Mayıs tarihleri arasında seçime giren partilerin seçim bürolarına, araçlarına, adaylarına, mitinglere ve çalışanlarına yönelik irili ufaklı 126 saldırı düzenlendi. Bunların 114’ü HDP’ye yönelik. 18 Mayıs’ta ise Adana ve Mersin’deki HDP il binalarında bomba patlatıldı.

Kontracı AKP’nin bizzat örgütlediği bu saldırılar, örgütümüzün üzerine yıkılmak isteniyor. Yıkmak isteyen kim? Hitler’in Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Paul Joseph Goebbels’i aratacak kadar yalan ustası olmuş AKP.

Sinop mitinginde konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP’nin Adana ve Mersin il binalarına yönelik bombalı saldırıları örgütümüzün yaptığı yalanını söylemişti.

Sol içi şiddet konusunda tek bir lekemizin olmadığını, pırıl pırıl bir tarihimiz olduğunu dost düşman herkes bilir. Bu nedenle AKP’nin yalanı kendini vurmuştur, kimse inanmamıştır. HDP de yaptığı açıklamalarla AKP’yi yalanlamıştır. AKP’nin yalanı elinde patlamıştır.

Ancak, Goebbels artığı Davutoğlu, yalanlarına devam ediyor. Davutoğlu, tezgahının tutmaması sonucu ne dediğini bilemez durumda. Zaten Tayyip’in hegemonyasından kurtulamayan Davutoğlu, yönetememe krizinden çıkamayan AKP, çaresizlik içinde iyice dengesizleşti. Bir gün HDP’yi bombalayan DHKP-C’dir diyor. Ertesi gün, HDP ile DHKP-C bize karşı cephe kurdu diyor. “Cephe” bununla da sınırlı değil üstelik: “Karşımızdaki cepheyi görüyor musunuz? Üç tane legal parti; MHP, CHP, HDP bir tarafta. Üç tane de çete; Kandil, paralel, DHKP-C. Hepsi karşımızda”

Hangisine inanalım?

İstediği sonucu alamayan Davutoğlu’nun bu çırpınışları nafile. Şecereleri yalandan dolup taşan AKP’ye bakıp kimse saatini bile ayarlamıyor artık.



FAŞİZM MİKROBUNUN AŞISI DEVRİMCİLERDEDİR, CEPHEDEDİR!

Faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en şoven, en kanlı diktatörlüğüdür. Bu nedenle kendi iktidarı için, her yalanı söyler, her tezgahı kurar her türlü ahlaksızlığı yapar. Bu yalanları yayarken de medya faşizmin psikolojik savaş timi olarak görev yapar. Kendisini ayakta tutabilmek için yalana ve demagojiye dayanır. Demagoji nedir, demagoji bir kimsenin veya grubun duygularını kamçılayarak gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma, halk avcılığıdır. Halk avcılığı, en bilinen tanımıdır. Halkı avlamak için aklınıza hayalinize gelmeyecek her tür yalanı söylerler. Bu yalanı söylerken de hiç bir sorumluluk duygusu taşımazlar. Çünkü faşistler halk bilinci ve halk onurundan yoksundurlar. Vahşi hayvan ahlakına sahiptirler.

Faşizm demokrasi, hak ve özgürlüklerin düşmanıdır, insandan halktan yana her tür değer onlara yabancıdır. Halkları birbirine düşürmek, gruplar arasında çatışma çıkartmak umurunda bile olmadığı gibi asıl hedefidir. Aleviler’i Sünniler’e, Kürtler’i Türkler’e kıydırmak, bölmek parçalamak temel işidir. Faşizm bir fikir, bir düşünce değil insanlık suçudur. Faşizm bir mikroptur. Yok edilmelidir. Ve kapitalizmin işine gelen lümpen faşizmin “güzide” evladı Ahmet Davutoğlu böyle bir mikroptur. Bir cümleyi üç kere tekrarlayınca inandırıcı olacağını sanan bir zavallıdır.



KONTRACI AKP’NİN YALANLARINDAN SADECE BAZILARINI SAYIYORUZ:

– Haziran ayaklanmasının gücünden korkan AKP, Bezm-i Alem Valide Sultan Cami’ne sığınan halk için “camide içki içtiler” diyerek, provokasyon yaratmaya çalıştı. Caminin imamı Halil Necipoğlu, AKP’yi yalanladı. AKP’nin düsturu ise “Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır” idi.

– Haziran Ayaklanması sırasında Kabataş’ta, Bahçelievler Belediye Başkanı Osman Develioğlu’nun gelini Zehra Develioğlu’nun 90-100 kişilik üstleri çıplak, ellerinde deri eldivenler bulunan, başları sargılı kişilerce taciz edildiği ve bebeğiyle birlikte şiddete maruz kaldığı yalanını söylediler. Hatta bu saldırının mobese görüntüleri olduğunu söylemekten bile çekinmediler. Hiçbir görüntü yoktu oysa, çünkü böyle bir olay yaşanmamıştı. Goebbels’in bir başka “Büyük Yalan” kuralı işletiliyordu: “Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.”

– Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye’ye suikast hazırlığı yapıldığı söylendi. Hiç bir kanıt bulunamadı. AKP, bu yalanı söylerken Goebbels’in şu sözünü dinliyordu: “Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.”

– 18 Ocak 2013’te, “DHKP-C operasyonu” adı altında 7 ilde yapılan baskınların ardından, “Yabancı ülkelere, ülkenin kozmik bilgilerini sızdırıyorlar” yalanlarıyla “kozmik odalar” yarattılar.

Halkın Hukuk Bürosu’na yapılan baskında 11 çelik kapının ardından kozmik oda olduğu yalanını söylediler.

– Bülent Arınç’a suikast girişimi yalanıyla orduya yönelik operasyon başlatıldı. İki asker, Arınç’ın evinin krokisinin olduğu bir kağıdı yerken yakalanmıştı(!)

Sonuç: suikast hazırlığı yapıldığına dair bir delil yoktu; çünkü AKP, Goebbels’ten öğrendiği “Kendinizi savunmak yerine karşınızdakileri sürekli savunmada bırakın.” kuralını işletiyordu.

– Çocuklarını “Türban yasağı” nedeniyle yurtdışında okutmak zorunda kaldığını söyledi Tayyip. Oysa oğullarını da yurtdışında okutmuştu. Sonradan açığa çıktı ki, Erdoğan’ın çocuklarının eğitim masraflarını yakın arkadaşı Remzi Gür karşılıyordu. AKP yine burada da “Büyük Yalan” teorisini sürdürüyor: “Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser.”

– Ergenekon, Taşhiyeciler vb… pek çok örgüt yarattılar ve mağdur rolü oynadılar. AKP’ye karşı darbe yapılmak istendiği yalanıyla ordu içi tasfiyeyi gerçekleştirdiler.

Yine Goebbels’in izindeydiler: “Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur.”

Sonra Tayyip çıktı ve dedi ki: “Samimiyetle ifade ediyorum; eski Genelkurmay Başkanımız başta olmak üzere, birlikte mesai sarf ettiğim için yakından tanıdığım pek çok komutanın tutuklanmasına şahsen gönlüm hiçbir zaman razı olmadı.”

Yalancı, yüzsüz, arsız, utanmaz, arlanmaz Erdoğan…



ÇOK SÖZ YALANSIZ, ÇOK PARA HARAMSIZ OLMAZ

AKP’NİN YALANLARI DA HIRSIZLIĞI DA SAYMAKLA BİTMEZ!

Son yalanları örgütümüze yönelik oldu. Ama bizi başkalarıyla karıştırmasınlar. Ayaküstü kırk yalan söyleyen Davutoğlu’ndan o yalanlarının hesabını soracağız.

Onlar adaleti, kendi mahkemelerinden ibaret sandıkları için atıp tutmakta sınır tanımıyorlar. HALKIN ADALETİ duvar olup yüzlerine çarpınca anlayacaklar.

Biz nasıl faşizmin yalan ve demagojilerini biliyorsak, tanıyorsak onları; emperyalizm ve işbirlikçileri de bizim soyumuzu tanır, tanıyacak… Sonları bizim elimizden olacak çünkü.

Yalan kustuğunuz ağzınızı üzerimizden çekin!



YALANCI, KONTRACI, PROVOKATÖR AKP, ÖRGÜTÜMÜZE ÇAMUR BİLE ATAMAZ!

DİHA’nın haberine göre, bombacıyı teşhis için emniyete giden HDP’li Yaşar Demir, şahsı en net gören kişinin kendisi olduğunu ve emniyette kendilerine 5 fotoğraf gösterildiğini, bombalı çiçeği getirenin kesinlikle o olmadığını söyledi. Demir, “Emniyet saldırıları gerçekleştirenin bu şahsın olduğu üzerinde ısrarcı davrandı. Israrcı davranmalarına rağmen biz kendilerine bu şahsın (Savaş Yıldız ) değil, başka bir şahsın olduğunu söyledik. Dosyada gizlilik kararı olduğu için şahsın kimlik bilgilerini ve başka bir bilgisini veremeyeceklerini belirttiler bize” açıklamasında bulundu.

Demir, saldırganların emniyet tarafından gizlendiğini, emniyet amirinin kendilerine “Bu iş bizi aşar. Bir daha bu konu hakkında konuşmayacağız ve dosyaya gizlilik kararı verildi” dediğinin bilgisini de verdi.

AKP, bombacıyı kendisi yaratıyor yani. Açıkça yönlendiriyor…

AKP’nin yönetememe krizi derinleştikçe, çareyi provokasyonlarda arıyor.



FAŞİZMİN TEMEL GIDASI PROVOKASYONDUR; PROVOKASYONLAR DÖNÜP PLANLAYICILARINI VURACAKTIR

Halk düşmanlarının, provokasyon yaratıp bunu komünistlerin üzerine yıkma çabaları ülkemizde ilk kez yaşanmıyor. Ama hiçbiri tutmamıştır, AKP’nin son provokasyonu da tutmayacaktır.

* 27 Kasım 1970 tarihinde İstanbul’da Taksim meydanındaki Atatürk Kültür Merkezi (AKM) kundaklanmış; suç komünistlerin üzerine atılmıştı. “Burada burjuvalar eğleniyor” gerekçesiyle komünistler tarafından yakıldığı iddiası üzerine 1972 yılında dava açılmıştı. 84 sanıklı “Bomba Davası” 1975 yılına dek sürdü. Savcı sanıkların beraatını istedi ve davada yargılanan bütün sanıklar beraat etti. Üstelik açtıkları tazminat davalarını da kazandılar.

* 6-7 Eylül 1955 Olayları da, yine bir bombalama ile başlamıştır… 5 Eylül 1955’te Atatürk’ün Selanik’teki evi bombalanmış, yaratılan bu provokasyonla İstanbul, İzmir ve Ankara’daki Rumlara yönelik katliam saldırısı gerçekleştirilmiştir. 73 kilise, bir fabrika, 8 ayazma, 2 manastır, 3584’ü Rumlara ait olmak üzere 5538 bina yakılıp yıkıldı. Resmi açıklamalara göre, 3 kişi öldürüldü, 30 kişi ağır yaralandı. 70.000 Rum Türkiye’yi terk etmek zorunda bırakıldı. Adnan Menderes hükümeti, suçu komünistlerin üzerine yıkmaya çalışmış ama gerçekler açığa çıkmıştı:

Atatürk’ün evini bombalayanlardan biri Türkiye’nin Selanik Konsolosluğu’nda görevli Hasan Uçar’dı; diğeri sonradan Nevşehir Valisi olan Trakya Türklerinden Selanik Üniversitesi öğrencisi Oktay Engin’di.

Yıllar sonra Em. Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, provokasyonu aynen şöyle itiraf etti: “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi.”

* 24 Aralık 1978’de Maraş’ta “Komünistler sinemayı bombaladı” diyerek çıkarttıkları provokasyonla resmi rakamlara göre 111 kişiyi katlettiler…

* 1978 Çorum Katliamı’nda “Komünistler, Kızılbaşlar Alaaddin Camisi’ni yaktılar” diyerek Alevi halkımıza yönelik katliam yaptılar…

* AKP döneminde ise benzeri bir provokasyon hazırlığını Suriye’ye yönelik yaşadık: 13 Mart 2014’te Ankara’da AKP’nin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler Ankara’da “çok gizli” bir toplantı yaptılar. Ortaya çıkan konuşma kayıtlarında Suriye’ye karşı savaş çıkartmak için açıkça tezgah kurdukları görüldü. Bizzat Başbakan Erdoğan’ın Davutoğlu’na “Bu (Süleyman Şah Türbesi) bir imkan gibi değerlendirilmeli bu konjonktürde” talimatıyla tezgahlanan şu: Sınırdan 35 kilometre içerde Suriye toprakları 10 dönümlük arazi içinde anlaşmalara göre “Türkiye Toprakları” olarak kabul edilen Süleyman Şah Türbesi’ne Suriye’deki işbirlikçi IŞİD örgütü ile anlaşıp türbenin işgal edildiği söylenecek. AKP de bunu gerekçe göstererek Suriye’ye savaş açacak.



Sonuç olarak;

Komplolar, kumpaslar devletin en iyi bildiği iştir. HDP il binalarını bombalayanları aramak istiyorsak; bakacağımız ilk adres AKP’dir, devlettir.

Biz ne yapmalıyız.

Tekrar ediyoruz faşistler halk bilincinden ve halk onurundan yoksundurlar.

Vahşi hayvan ahlakına sahiptir… Bu gerçeğe göre savaşacağız faşizmle.

Faşizmin oyunu bozulmuştur. Ama böyle tek tek oyunları bozmak yetmez.

“Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganı şimdilerde çok fazla duyulmuyor. Solun köklü, tarihi sloganlarından biridir. Özellikle 80 öncesi süreçte denilebilir ki, bu sloganın atılmadığı hemen tek bir eylem yoktur. Özellikle kendiliğinden, ortak programlanmamış, dolayısıyla ortak sloganların önceden tespit edilmediği eylemlerin adeta tutkalı olan, herkesin kabul ettiği bir slogandır.

Faşizme karşı omuz omuza olmak, devrimci olmanın da, demokrat olmanın da ölçüsüdür.

Faşizmin zulmü, yalanı varsa; Halkların da dayanışması vardır; Halkların da adaleti vardır.

Faşizmin yalanlarını, provokasyonlarını ve baskılarını ancak omuz omuza olursak durdurabiliriz. Faşizmin yalanlarını ortaya çıkartma konusunda, Türkiye ve dünya haklarının çok güçlü gelenek ve mirasları vardır. Milyonlarca kez ölmüştür faşizme direnenler, milyonlarca kez daha ölürüz… Faşizmi yeryüzünden silecek kadar tarihsel ve sınıfsal öfkemiz var.

Faşizmi Ezeceğiz!

Faşizmi Seçimle Değil Devrimle Yeneceğiz

KAHROLSUN FAŞİZM YAŞASIN HALKLARIN MÜCADELESİ.

FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA.

Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


30. May 2015, 01:23
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker