Zaman: 21. Ağu 2017, 17:05

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 DHKC, Açıklama 457 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC, Açıklama 457
DHKC, Açıklama 457

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş:

- “NATO’yu Kuzey Irak'taki PKK hedeflerine yönelik operasyonlara karşı belirgin bir konum almaya çağırıyorum”

- “AB, PKK ile Türkiye arasında müzakereleri çok açık ve belirgin bir şekilde desteklemelidir”


KCK Eş Başkanı Cemil Bayık:

- “ABD arabulucu olsun; müzakereye oturulmazsa ya iç savaş gelişir ya da darbe”

NATO DÜNYA HALKLARININ KATİLİ HALK DÜŞMANI BİR SAVAŞ KARARGAHIDIR!


NATO’YU GÖREV ALMAYA ÇAĞIRMAK; KÜRT HALKININ KADERİNİ DÜNYA HALKLARININ KATİLİ EMPERYALİSTLERE TERKETMEKTİR!


KÜRT HALKININ KADERİ HALK DÜŞMANI NATO’DA DEĞİL DEVRİMCİ HALK İKTİDARINDADIR!

HDP (Halkların Demokratik Partisi) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Suruç katliamından sonra TSK’nın Irak Kürdistanı’ndaki PKK kamplarına yönelik hava operasyonlarından sonra gittiği Brüksel’de “NATO’yu Kuzey Irak'taki PKK hedeflerine yönelik operasyonlara karşı belirgin bir konum almaya” çağıran bir açıklama yaptı… Demirtaş açıklamasının devamında “AB, PKK ile Türkiye arasında müzakereleri çok açık ve belirgin bir şekilde desteklemelidir” diyerek Avrupalı emperyalistleri de göreve çağırdı.

Yine aynı günlerde KCK Eş Başkanı Cemil Bayık da “ABD arabulucu olsun; müzakereye oturulmazsa ya iç savaş gelişir ya da darbe” diyerek Amerika’yı arabulucu olmaya çağırdı…

Demirtaş ve Bayık’ın açıklamaları burjuva basında bile “şaşkınlıkla” karşılandı. Çünkü yılların tecrübesine sahip burjuva basın ve kalemşorları de çok iyi bilmektedir ki, “KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ, NATO'YA HAYIR …” sloganları solun en temel sloganlarıdır…

Sol’un mücadelesinin temelinde emperyalizm vardır. Özellikle 7 Haziran seçimlerinde “emeğin iktidarını kuracağız” diyecek kadar sol-sosyalist söylemleri kullanan HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın NATO’yu göreve çağırması burjuva basını şaşırtmıştır.

Çünkü sol-sosyalist devrimciler böyle bir saldırının arkasında emperyalistlerin olduğunu çok iyi bilirler ve doğrudan emperyalistleri suçlarlar…

Nitekim ABD dışişleri temsilciliğinden yapılan açıklamada JHON KIRBY; “PKK bazı bölgelerde IŞİD’e karşı savaşmış olabilir, fakat PKK BIR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR. TÜRKIYE’NIN PKK SALDIRILARINA KARŞI MEŞRU SAVUNMA HAKKINI UZUN SÜREDİR SAVUNUYORUZ” dedi... Obama da Tayyip’i telefonla arayarak bizzat desteğini verdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve diğer AKP sözcüleri de yaptıkları açıklamalarda Amerika başta olmak üzere tüm emperyalistlerin operasyonların arkasında olduklarını açıkladılar.

Sonuç olarak emperyalistler kendi üzerlerine düşen halk düşmanlıklarını yapmışlardı, burada "şaşırtıcı" olan HDP’nin onlardan AKP’nin saldırıları karşısında kendilerine destek vermesini beklemeleridir.



BURJUVA KÖŞE YAZARLARINI “ŞAŞKINLIK”A DÜŞÜREN AÇIKLAMA REFORMİST, OPORTÜNİST KUYRUKÇU SOL’DA HİÇBİR ETKİ YARATMADI

Bu reformist, oportünist, sosyalist solda bir dönüm noktasıdır!

Kürt milliyetçi hareket NATO’yu müdahaleye çağırıyor; siz buna ne diyorsunuz? Neden susuyorsunuz?

Geçmişte, “Bir gecede savaşların ve bir gecede barışların gerçekleştiği dünyamızda, Kosova’dan sonra sıra Ortadoğu’dadır. Çünkü ABD Ortadoğu ve Türkiye’de huzur istemektedir, istikrar istemektedir. Kıbrıs’tan sonra, sıra Kürdistan sorunundadır. Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasıyla başlayan, bölgede barış planı yavaş yavaş, adım adım bir yere doğru gitmektedir” (Yaşar Kaya, Sürgünde Kürdistan Parlamentosu Başkanı, 5 Temmuz 1999, Özgür Politika) diye NATO’nun müdahalesini savunmuşlardı.

Ve o günlerde sol susmuştu. Bugün Kürt milliyetçi hareket açıkça NATO’yu müdahaleye çağırmaktadır.

En “komünist” solcularımıza soruyoruz; bu çağrıya ne diyorsunuz?

NATO kimdir? Kime karşı ne için kurulmuştur? Bugüne kadar ne yapmıştır?

Amerika başta olmak üzere Avrupalı emperyalistler bugüne kadar dünyanın neresinde halkların en küçük bir sorununu çözmüştür?

Kendini solda gören “sosyalistim” diyen o en birinci “komünistler” bu soruların cevabını vermelidir…

Soruyoruz; düne kadar attığınız “KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ”, NATO'YA HAYIR …” sloganları yanlış mıydı?

Ne diyorsunuz şimdi?

“Biji Obama”ya sessiz kaldınız; şimdi de “BİJİ AMERİKA”, “BİJİ NATO” mu diyorsunuz?

Yıllardır “emperyalizm, bağımsızlık, faşizm” gibi kavramları dilinize bile almıyorsunuz.

Kürt milliyetçi hareketin NATO’yu göreve çağırmasına kim ne diyor? Faşizmin terör demagojileri karşısında bu kepazeliği duymazlıktan mı geleceksiniz?

Siz ağzınıza almasanız da biz yazacağız…



ROJOVA'DA AMERİKAN ÖNCÜLÜĞÜNDE “DEVRİM” YAPANLAR TÜRKİYE’DE NATO’YU GÖREVE ÇAĞIRIYORLAR!

Bu nasıl komünistlik? Bu nasıl devrim yapmak?...

“Rojova'ya devrim demiyorlar” diye devrimcilere saldırırsınız. Devrimci sanatçılara saldırırsınız, konserini yasaklarsınız. Devrimci kurumları basar, molotoflar, yakarsınız. “Burası Kürdistan” diye devrimci faaliyetleri engellersiniz. Fakat NATO’yu davet edersiniz. AB, ABD emperyalistlerine “arabuluculuk” teklif edersiniz…

Basından kısa bir haber aktaralım: “Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, çeşitli ülkelerin Ankara büyükelçileriyle görüştü. Yüksekdağ ve Demirtaş, … 30 Temmuz Perşembe günü ABD ve İngiltere Büyükelçileri, bugün ise Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu ev sahipliğinde AB’ye üye ülkelerin büyükelçileri ve müsteşarlarıyla bir araya geldi.” (Taraf, 31 Temmuz 2015)

Ne işiniz var ABD, İngiliz ve diğer emperyalist ülkelerin elçileri ile? Onlarla mı yapıyorsunuz devrimi? Kürt sorununu onlara mı havale ettiniz?

Rojova'da Amerika ile devrim yaparsanız, Suriye’de Amerika’nın “kara gücü” olarak kullanılmaya “Suriye demokratik devrimi” derseniz Kürt sorununu da emperyalistlerle çözersiniz…

Oligarşinin hava saldırılarına karşı neden devrimcilere çağrı yapmıyorsunuz? Neden Türkiye ve dünya halklarına çağrı yapmıyorsunuz? NEDEN?



BU SORULARA VERİLECEK CEVAPLAR AYNI ZAMANDA NEDEN DEVRİMCİLERE SALDIRTIKLARININ CEVABIDIR!

BU SORULARIN CEVABI KÜRT MİLLİYETÇİLERİ VE KUYRUKÇUSU REFORMİZMİN, OPORTÜNİZMİN NEDEN DEVRİMCİLERLE İLİŞKİLERİNİ KESTİKLERİNİN CEVABIDIR!

BU SORULARIN CEVABI “EN KOMÜNİST” ESP’NİN DEVRİMCİLERİN CENAZELERİNE BİLE KATILMAMALARI İÇİN KİTLESİNE TALİMAT VERDİKLERİNİN CEVABIDIR!


ESP bir de utanmadan kendi kitlesine yalan söylüyor, neden cenazelere katılmama çağrısı yaptınız sorusunu soranlara "bizim kitlemizle karşı karşıya gelirlerse olay çıkmasın amacı ile yayınladık bu çağrıyı ..." diyor. Taklitçi yalancı ESP, sen bu çağırıyı yapana kadar katılıyordu ESP tabanı protestolara ve cenazeleri sahiplenmeye. Çünkü bu iki Cepheli’nin direnişi ve eylemi her vicdanlı namuslu insan gibi ESP tabanını da etkilemişti. Kürt milliyetçilerinden ilk öğrendiğiniz bu mu? "Tabanımızı kontrol altında tutamayız diye katılmayın çağrısı yaptık " yalanı... Bu mu ilk öğrendiğiniz. Biraz daha yaratıcı olabilirdiniz, tabanınızı kontrol altında tutamıyorsanız siz bir örgüt değilsinizdir, veya yalan söylüyorsunuz. Ayrıca milyonları yönetmediğinizi kendinizde biliyorsunuz. Yalancılar, madem tabanınızı bir talimatla kontrol altına alıyorsunuz o zaman şu talimatı yayınlasaydınız, bulunduğunuz her yerde iki Cepheli’nin cenazesine anmasına katılın. Böyle bir talimat verebilirdiniz pekala, ama yalandan kim ölmüş. Çürüyorsunuz. Bu sizi çürütür, yarın bu yalanlarınıza inanacak kimseyi bulamayacaksınız çevrenizde. Devrimcilerin cenazelerine katıldığı için gözaltına alınan işkence gören tutuklanan kendi yoldaşlarınız bile size inanmayacak ve sorgulayacak bu İKİ CEPHELİ’NİN CENAZESİNE KESİNLİKLE KATILMAYIN çağrınızı. Biz yedi sene yalnız kaldırdık cenazelerimizi, omuzlarımız çürüdü ama bu talimat sizin ruhunuzu çürütecek.

7 yıl süren, dosta-düşmana ve bütün dünyaya devrimci iradenin yenilmezliğini kabul ettiren Büyük Direnişimize siz “siyasi yenilgi” dediniz...

YENİLEN BİZ DEĞİL, ÇÜRÜYEN SİZ OLDUNUZ...

18 yaşındaki Cepheli de, 51 yaşındaki Cepheli de F tiplerinden çıkınca emperyalizmden, faşizmden hesap sormaya koşuyor. Bu Büyük Direnişin zaferidir.

TÜSİAD gibi burjuvazinin temsilcileri ile kucaklaşanlar, gülücükler saçarak pozlar verenler bunu nerden bilecek...

Halka umut olarak oligarşinin parlamentosunu gösteren, TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB temsilcileri ile el sıkışıp poz verenler Emperyalizmin kanatları altında “Rojova’da devrim yaptık” diye emperyalizmle işbirliğini örtmeye çalışır...

Emperyalizmle aynı “koalisyon”da yer alarak Türkiye sol hareketine bir utancı daha yazdırdınız... Bu da Kürt milliyetçilerinin ve onların yedeğindeki reformizmin, oportünizmin tarihidir....



ROJOVA DEVRİMİ DEMAGOJİSİ -ENTERNAYSOYANİLİST

DAYANIŞMA ADI ALTINDA

EMPERYALİZMLE İŞBİRLİKÇİLİĞİN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZSİNİZ.

Oportünizm, reformizm bugün esas olarak bitmiştir. Oportünizm geçmişte rekabetçilikle, keskin söylemlerle, Cephe düşmanlığıyla siyasal olarak varlığını 2000’lerin sonuna kadar sürdürmüştür. Ancak 2000’ler’deki oligarşinin F tipi saldırıları karşısındaki tavırları oportünizmi örgütsel olarak da bitirmiştir. En keskin, en birinci komünistlerimiz Amerika’nın hava desteği altında emperyalizmin kara gücü olarak Kobanê’de, Rojova’da devrim yapmaktan, Suriye’de “Demokratik Suriye Devrimi” için savaşmaktan bahsediyor. Emperyalizmin maşası olarak kullanılmanın adı “Demokratik Suriye Devrimi” devrimi oldu...

Kürt milliyetçi hareket Suriye’de emperyalistlerle aynı koalisyon güçlerinin parçası olunca, onlardan hızla politika yapmayı da öğreniyor.

Amerika bugüne kadar tüm işgallerini, terör saldırılarını, halk düşmanı politikalarını “demokrasi götürme”, “insan hakları”, “teröre karşı mücadele” vb. Maskeler altında hayata geçirmiştir...

Kürt milliyetçi hareket de, Kobane’de, Tel Abyad’ta Amerika’nın “kara gücü” olmayı kendi topraklarını, kendi halkını savunmak adına meşrulaştırıyordu... Şimdi Kürt halkının yaşadığı bölgelerler hiç ilgisi olmayan, IŞİD’e karşı tamamen Arap halkının yaşadığı Rakka’da Amerika’nın havadan bombaladığı yerlerde “kara gücü” olarak savaşıyor...

Bu açıkça Amerikan işbirlikçiliğidir...

Bu işbirlikçiliğin üzerini “kuyrukçu” sol “enternasyonalizm” demagojisi ile örtmeye çalışıyor.

Kürt milliyetçi hareket ise “Ortadoğu” ve “Suriye demokratik devrimi” demagojisi ile örtmeye çalışıyor.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan ANFA ile yaptığı röportajda şöyle diyor: “Çağdaş demokratik bir güç DAİŞ ile başa çıkabileceğini kanıtladı. DAİŞ’in gücünü kırarak yeni bir ülkeyi kurabileceğini de göstermiş oldu. Bu direniş DAİŞ’i kırdı. Basit bir iş değildi. DAİŞ sıradan bir güç değildi. Devletler başa çıkamıyor. Tüm Suriye muhalefeti bir araya gelmiş ona karşı duramıyorlar. Onlar da YPG’den yardım istiyorlar. YPG onlara da yardım edecektir. Çünkü̈ YPG bir savaş düzeyi edindi. Artık bir iradedir. Bir güçtür. Bir içeriği var. Bu bir gerçektir. Bu gerçek kendisiyle ne getiriyor? Demokratik Suriye devriminin temelini oluşturuyor.” (ANF 23.06.2015)

Rojova devrimi, Kobane devrimi, Tel Abyad devrimi, Suriye devrimi derken Amerika havadan Kürt milliyetçileri karadan “Ortadoğu devrimi”ne doğru gidiyor...

Emperyalistlerden çok hızlı öğreniyorlar: Amerika bugüne kadar yakıp yıktığı, işgal ettiği, yağmaladığı her yere ya demokrasi götürmek, ya teröristlerden temizlemek, ya ekonomik refaha kavuşturmak, ya da özgürleştirmek maskesi altında girmiştir.

Karayılan da Amerika’nın kara gücü olmalarını “Suriye Demokratik Devrimi” altında maskelemeye çalışıyor...

Oportünizm ise ideolojik, fiziki tükenişlerinin son noktasındadır. Kendilerine ait hiçbir politikaları yoktur. Kürt milliyetçi hareket ne diyorsa ona tabi olmaktadırlar...

ML devrim anlayışını çoktan terk ettiler, emperyalizmin “devrim” olmayan devrimlerine sarılarak düzenle uzlaşmalarının, teslimiyetçiliklerinin üstünü örtüyorlar...



SURİYE’DE CEPHEDEN CEPHEYE “DEVRİM” YAPAN OPORTÜNİZM ÜLKEDE NE YAPIYORLAR?


1- Düzenden umudunu kesen halka “UMUT” diye oligarşinin parlamentosunu gösteriyorlar...


2- Oligarşinin Parlamentosunda oligarşinin krizine çözüm arıyorlar.


3- Onlar İşbirlikçi Tekellerle El Sıkışıyorlar

Biz İşbirlikçi Tekellerin Kafasına Sıkıyoruz!

Onlar Dünya Halklarının Katili Amerika’yı, NATO’yu, AB’yi Göreve Çağırıyor

Biz Amerika ve İşbirlikçi AKP’den Hesap Soruyoruz!

4- TÜSİAD, MÜSİAD ve TOBB Başkanları ile kucaklaşanlar Cephe’ye karşı ilişki kesme kararı alıyor. Cepheliler’in cenazelerine katılmamak için kitlesine talimat yayınlıyor.

Oligarşinin parlamentosunda emperyalizmin ve işbirlikçi tekellerin krizine çözüm arayanların Amerika öncülüğünde devrim yapmaları şaşırtıcı değildir. Ancak devrim hiç değildir.


Oportünizmin bu noktaya gelmesini anlatmak için kısaca tarihe bakmak istiyoruz.

Ülkemizdeki reformist hareketlerin büyük çoğunluğu geçmişte silahlı mücadeleyi, ML örgüt anlayışını savunan oportünist örgütlerdir. Hiçbir zaman ayakları ülke topraklarına basmamış, savunduklarıyla pratikleri birbirini tutmamıştır. İşçi sınıfını, halkı dillerinden düşürmemelerine rağmen ne işçi sınıfı içinde ne de halkın içinde olmamışlardır. Onlar hep dergi sayfalarından akıl vermeye, öncülük yapmaya kalkışmışlardır. En devrimci, en komünist hep onlar olmuştur.

Ancak faşizm koşullarında hayatın gerçekleri, halk gerçeğimiz, ülke gerçeğimiz halkın içinde olmadan dergi sayfalarında yazılanlara uymuyor. En küçük, ne meşru haklara için bedel ödemeyi göze almadan mücadele etmek mümkün değildir.

‘70’lerden bugüne oportünizmin reformistleşmesi, düzen içine yerleşmesi faşizmin terörü karşısında bedel ödemeyi göze alarak direnmemesindendir. 12 Eylül öncesinin onbinlere hitabeden DY, Halkın Kurtuluşu gibi hareketleri 12 Eylül faşizmi karşısında direnmedikleri için reformistleşenlerdir. Bunlar gibi daha birçoğu da sessiz sedasız siyaset sahnesinden silinip gitmiştir.

80’lerde 12 Eylül faşizmi, 90’larda karşı devrim rüzgarları ve faşizmin terörü oportünizmin düzene dönüşünde dönüm noktaları olmuştur.

2000’lerdeki hapishanelerde F Tipi saldırılar karşısında direnmemesi, bedel ödemeyi göze alamaması oportünizmi ideolojik, fiziki olarak bitiren son nokta olmuştur.

Direnmeyenler ideolojik olarak çürümüştür. İdeolojik olarak çürüyenler fiziken de yok olmaktan kurtulamamışlardır. Bugün oportünistlerin hiçbirisi 2000’lerdeki F tipi saldırılar öncesinin örgütleri değildir.

Oportünizmin, reformizmin her durumda Kürt milliyetçi harekete tabii olmaları ideolojik, örgütsel olarak tükenişlerindendir. Kürt milliyetçi hareketin uzlaşmacı, teslimiyetçi politikalarını “barış”, “demokrasi”, “çözüm” düzen içine gidişin maskesi yapmak istemelerindendir.

Türkiye’de “devrim” diye hiçbir iddiaları kalmamıştır fakat Rojova'da, Kobane’de Amerikan öncülüğünde devrim yapıyorlar...



Sonuç olarak;

DEVRİM EMPERYALİSTLERLE YAPILMAZ!

DEVRİM EMPERYALİZME KARŞI YAPILIR... DEVRİM EMPERYALİST VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN DÜZENİNİ YIKMAKTIR...

Lenin’in tanımıyla DEVRİM; mevcut egemen sınıfların iktidarının aşağıdan yukarıya halk hareketiyle zora dayalı olarak ele geçirilmesi ve ele geçirilen bu iktidar vasıtasıyla da yukarıdan aşağıya yenibir toplumsal üretim ilişkisinin, yani sosyalist üretim ilişkilerinin örgütlenmesidir.

Rojova'da hangi sınıfın iktidarı yıkılıp yerine hangi sınıfın iktidarı kurulmuştur? Böyle bir şey yoktur. Tam tersine ML bir devrim anlayışının kenarından bile geçilmemektedir. Amerika'nın bölge politikalarına göre Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmesine ortak olan Kürt milliyetçileri ve oportünizm bunu «devrim» demagojisiyle örtmeye çalışıyor...



EMPERYALİZMİ BAŞ ÇELİŞKİ OLARAK GÖRMEYENLERİN YAPACAKLARI TÜM TESPİTLER EKSİK VE YANLIŞ OLACAKTIR...

Kürt milliyetçileri ve oportünizm, reformizm emperyalizm kavramını adeta unutmuşlardır... Hatta emperyalizmin «demokratikliğini» keşfetmişlerdir...

Emperyalizme “demokratik” payesi biçince Suriye’de birlikte “demokratik devrim” yapmaya kalkışılır…

Oportünizme gelince; teoride ne söylerlerse söylesinler, neyi savunurlarsa savunsunlar, pratikleri Kürt milliyetçi harekete yadeklenmekten öteye geçemez...



NATO’YU GÖREVE ÇAĞIRARAK DA TÜRKİYE DEVRİMİNİ Mİ GERÇEKLEŞTİRECEKSİNİZ?

NATO NEDİR?

NATO (Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü), 4 Nisan 1949'da, “komünizm tehlikesi”ne karşı kapitalist dünyayı savunma gerekçesiyle kuruldu.

Kurulduğu tarihten bugüne halklardan, halkların huzur ve güvenliğinden yana yaptığı tek bir şey olmadı. Tam tersine, nerede emperyalizme karşı bir direniş, mücadele yaşandıysa, onu ezme görevini üstlendi. Dün bu görevini “komünist bloka karşı” olma gerekçesiyle yerine getirirken, bugün aynı işlevi “teröre karşı savaş” diyerek devam ettiriyor.

NATO'yu sadece orduların birleşmesinden meydana gelen askeri bir örgütlenme olarak tanımlamak eksik kalacaktır. NATO, aynı zamanda halklara karşı politik bir KARARGÂH gibi çalışmaktadır. Ulusal ve sosyal kurtuluş savaşlarına, halkların isyanlarına karşı, dünya çapındaki halk düşmanı politikaların çoğu NATO zirvelerinde kararlaştırılmıştır. Bu karargâh, 1990'lardan itibaren açıktan Amerika’nın liderliğinde ve Amerikan stratejileri doğrultusunda hareket etmeye başlamıştır.

Ancak NATO, hiç bir dönem bir savunma örgütü olmadı; başından itibaren saldırı amaçlı kuruldu. Amacı, sosyalist ülkelere karşı saldırılar örgütlemek ve emperyalist ülkeler için yeni pazar alanları yaratmak oldu. Yapısı da buna göre şekillendirildi.

Kurucu üyeleri ABD, Belçika, Fransa, Hollanda, İngiltere, İtalya, İzlanda, Kanada, Lüksemburg, Norveç ve Portekiz'dir. 1952’de Türkiye ve Yunanistan, 1954’te de Federal Almanya NATO’yu oluşturan ülkelere katıldılar.



NATO; KONTRGERİLLALARIN MERKEZ KARARGÂHIDIR!

NATO, 1999'da Kosova’nın işgaline kadar hiçbir açık savaşta doğrudan yer almamıştır. Buna karşın gerçekte o hep doğrudan veya dolaylı savaşların içindeydi.

En başta, dev askeri gücüyle, emperyalist sistemin bekçisi, jandarmasıydı. Ama sosyalist sistemden bir saldırı yoktu emperyalist sisteme. Oysa tersi vardı ve NATO işte emperyalist sistemden sosyalist sisteme yöneltilen saldırıların merkeziydi. Sosyalist ülkeleri yıkmak için komplolar ve provokasyonlar organize etmek NATO’nun temel işlevlerinden biri oldu.

NATO, emperyalizmin sömürge ve yeni sömürgesi olan ülkelerde anti-komünist hareketler ve kontrgerilla teşkilatlarını örgütlemiştir. Bu kapsamda İtalya’da Gladio, Fransa’da Rüzgar Gülü, Belçika’da Kılıç, Hollanda’da Namuslu Hollandalılar, Avusturya’da Gezici Spor ve Dostluk Birliği, Yunanistan’da Koyun Postu, ülkemizde ise Özel Harp Dairesi adlı kontrgerilla örgütleri kurulmuştur.

Kürdistan başta olmak üzere ülkemizde de NATO tarafından örgütlenen kontrgerilla binlerce kişiyi katletmiştir. Bu örgütler NATO'ya bağlı, merkezi bir koordinasyon içinde çalışmış, legal olarak özel komando ve illegal olarak da sivil kontrgerilla örgütlenmeleri şeklinde organize edilmiştir. Bugün Suruç katliamı AKP tarafından gerçekleştirilmiş bir kontrgerilla katliamıdır...



KÜRT MİLLİYETÇİ HAREKETTEN TÜRKİYE HALKLARINA ÇAĞRI YOK!

DÜNYA HALKLARINA ÇAĞRI YOK! DEVRİMCİLERE ÇAĞRI YOK!

FAŞİST AKP’NİN HAVA SALDIRILARININ DURDURULMASI İÇİN NATO’YA, EMPERYALİSTLERE ÇAĞRI YAPILYOR!

Kürt milliyetçi hareket açık bir tercih yapmıştır ve bugün Surye’de Amerika’nın piyadeliğini yapmaktadır... Ancak emperyalizm gerçeği tam da budur...

Suriye’de IŞİD’e karşı PYD’yi “kara gücü” olarak kullanırken Türkiye’de, Irak Kürdistan’ında PKK kamplarına bombalar yağdırmaktadır.

Amerika ve bütün emperyalistler PKK’ye yönelik bu saldırıları desteklerken Cemil Bayık ve Selahattin Demirtaş emperyalistlere “arabulucu olun” çağrısı yapıyor.



“KOSOVA’DA ÇÖZDÜLER”DEN, NATO MÜDAHALE ETSİN ÇAĞRISINA...

MİLLİYETÇİLİK GÖZLERİ KÖR ETMİŞTİR!

Kürt milliyetçi hareket ‘90’ların başından beri sosyalist ülkelerdeki karşı-devrimlerden sonra sırtlarını emperyalistlere dayamış ve oligarşi ile uzlaşma çizgisine girmiştir. 90’lardan beri sürdürdüğü silahlı savaşın hedefi esas olarak oligarşi ile uzlaşmak ve düzen içine yerleşmek olmuştur... Düzene yerleşmek içinde hep emperyalistlerden medet ummuşlardır.

Öcalan daha İmralı öncesinde emperyalizmden çok çeşitli beklentilerle Roma’ya gitmiş, bu gidişin adına da “Roma Yürüyüşü” denilmişti. Artık Kürt sorunu emperyalizmin başkentlerinde çözülecekti. Bunun hazırlıkları daha eskiye dayanıyordu. Avrupa Parlamentosuna, Clinton’a, Tony Blair’e, BM’ye, NATO’ya defalarca mektuplar yazılmıştı. NATO’ya müdahale çağrısı ilk değil, ta Öcalan İmralı’ya teslim edilmeden önce yapılmıştı.

Roma’da talepler emperyalizmin kabul edebileceği bir sınıra çekilerek “sadece otonomi istiyoruz” denildi. Avrupa ve ABD emperyalizmine “rolünüzü oynayın” çağrısı yapıldı. Kürt milliyetçilerinin gözünde emperyalizmin rolü tüm dünyada insan haklarının, ulusların kaderlerinin tayin hakkının savunulmasıydı... Bu devrimcilerin bildiği, tanıdığı emperyalizmin rolünden farklı bir şeydi. Ama Kürt milliyetçiliğinin gözünde emperyalizm buydu.

Sonuç; emperyalizm rolünü oynadı! Öcalan’ı Türkiye oligarşisinin eline teslim etti. İmralı’da “otonomi”den de vazgeçerek çok daha geri noktalara sürüklendiler.



Öcalan’ın PKK’yi silahsızlandırma düşüncesi bugünün değil, İmralı sürecinin başından beri vardır... İmralı’da şöyle diyor Öcalan; “Türkiye’de çatışma ve şiddet ortamı insan hakları ve demokratik gelişmenin önünde engel teşkil etmektedir. Ağırlıklı olarak Kürt sorunundan kaynaklanan şiddet bunda temel rol oynamaktadır. Şiddeti aşmak ve sorunların çözüm yolu şiddete son vermeyi gerektirmektedir. Bu nedenle PKK’nin 1 Eylül 1998’den beri tek taraflı yürütmeye çalıştığı ateşkes surecinden, 1 Eylül 1999’dan itibaren silahlı mücadeleye son vermeye ve güçlerini barış için sınırların dışına çekmeye çağırıyorum. Böylelikle demokratik çözüm yolunda yeni bir diyalog ve uzlaşma aşamasının gelişeceğine inancımı belirtiyorum. Bununla birlikte tüm devlet ve toplumun ilgili kurum ve yetkililerini bu barış ve kardeşlik surecinin başarısı için, duyarlı ve destek olmaya, ulusal ve uluslararası hükûmet ve kuruluşları da olumlu temelde yardımlaşmaya çağırıyorum.” (İmralı, Abdullah Öcalan, 3 Ağustos 1999)

Milliyetçi bir perspektifle ele alındığında, milliyetçi bir hareketin sorununu ABD ile çözme istekleri yadırganamaz. Yani bir Barzani, Talabani örneğinde böyledir. Çözülsün de kim çözerse çözsün anlayışıdır. Ama bir hareket ben sosyalistim diyorsa bu anlayış kabul edilemez. Ama bir hareket kendine sosyalistim diyorsa emperyalizm karşısındaki tavrı temelden farklıdır. Geçmişte de, bugün de solun anlayamadığı budur. Kürt milliyetçi hareketin emperyalizm konusunda kullandığı literatür Marksist-Leninistlerin, devrimcilerin literatürü değildir. Kavramlar kalkmıştır. Kürt hareketi başka bir dilden konuşmaktadır. Bu dil milliyetçiliğin dilidir. Barzani’yle nasıl tartışacağımız bellidir mesela. O bir burjuva milliyetçisidir. Dolayısıyla ona yönelik bir eleştirimiz olursa ancak bu çerçevede olur. Onu falan konuda niye devrimci tavrı almadı diye eleştiremezsiniz.

Hatırlanacağı gibi 1999’da emperyalistler BM barış gücü şemsiyesi altında Bosna’yı, NATO şemsiyesi altında da Kosova’yı işgal etti. ABD’nin önderliğindeki NATO GÜÇLERİ, 1999’da Yugoslavya’yı 78 gün boyunca “Kosova’daki Sırp katliamını durdurmak” gerekçesiyle bombaladılar.

Kosova’da emperyalistler neyi çözmüştür? Halk iktidarının olduğu Yugoslavya’da bir çok milliyetten, dinden, mezhepten halklar birlikte kardeşçe yaşarken emperyalistlerin müdahalesiyle birbirlerini boğazlamış yüzbinlerce kişi katledilmiştir. Yugoslavya altıya bölünüp her bir parçası emperyalizme yem olmuştur…

Bugün NATO’ya müdahale çağrısı yapan HDP bunu mu istiyor?

Amerika’dan, AB emperyalistlerinden “arabulucu” olmaları isteniyor. Dün Öcalan’ı Oligarşiye teslim eden kimdi? Emperyalistlerin bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde halkların tek bir sorununu çözdüğü oldu mu? Öcalan’ı oligarşiye teslim eden Amerika nasıl bir arabuluculuk yapar?

Emperyalistlerin yapacağı arabuluculuk tüm direnme dinamiklerini yitirmiş, teslim olmuş bir Kürt hareketinin düzenin hizmetine sokulmasıdır.

Ancak oligarşinin zayıflığı ve sınıflar mücadelesinin gerçekliği bunun da önünde engeldir. Kürt milliyetçi hareket ne kadar düzen içine yerleşmek istese de çelişkilerin derinliği, krizin büyüklüğü devrimci hareketin silahlı savaşa devam etmedi buna izin vermiyor. Oligarşi güçsüzlüğünden inkar, imha ve asimilasyon politikalarına devam ediyor.

Bugün 2013 yılından beri süren “çözüm” sürecinin bitirilip Kürt milliyetçi hareketin yeniden silahlı eylemlere başlaması bu gerçekliğin sonucudur...

Kürt milliyetçi hareket ya köklü bir özeleştiri yaparak milliyetçi çizgiyi terk edip devrimci bir çizgiyi temel alacak ya da oligarşinin dayattığı koşulsuz silah bırakma dayatmasına teslim olacaktır.

Kürt milliyetçi hareketin stratejik hedefi oligarşiyle uzlaşmak olunca silahlı mücadele kendi meşruluğunu yok eden bir işlev görmektedir... İmralı’da Öcalan ile AKP arasında iki yıldır süren “çözüm sürecinin” özü uzlaşmanın önündeki silahlı mücadele engelinin kaldırılmasıdır...



Türk ve Kürt Halkımız!

Bugün Kürt milliyetçi hareket yüzünü Türkiye halklarına, devrimcilere değil, emperyalistlere dönüyor. Emperyalistler dünyanın hiçbir yerinde halkların sorunlarını çözmemiştir. Tam tersine gittikleri her yerde halklara kan ve gözyaşı götürmüşlerdir. Katliamlar, işkenceler, açlık, yoksulluk, ahlaksızlık, yozlaşma dizginsiz sömürü götürmüşlerdir.

Bugün Ortadoğu’da akan her damla kanın sorumlusu emperyalistler ve işbirlikçileridir.

NATO’yu göreve çağırmak, Amerika’dan, Avrupalı emperyalistlerden “arabulucu” olmayı istemek Kürt halkının kaderini emperyalizme terk etmektir. Halkların kaderini emperyalizme terk etmek halkların mücadelesine ihanettir...



MİLLİYETÇİLİK ÇÖZMEZ, HALKLARI BİRBİRİNE DÜŞMAN EDER!

Bağımsız bir ülkede, özgür ve kardeş halklar olarak yaşamak istiyorsak; milliyetçiliğe değil, devrimcilere kulak vermeliyiz.

Türk ve Kürt halkının açlıktan, yoksulluktan, ulusal baskıdan, asimilasyondan, bağımlılıktan kurtuluşu, BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK SOSYALİST TÜRKİYE’ dedir.

Emperyalizmi kovmadan, faşizmi alt etmeden, bağımsızlık ve demokrasi hayaldir.

Halkların kurtuluşu ancak ve ancak, Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Gürcü, Çingene, Boşnak, tüm milliyetlerden ve tüm inançlardan halkımız, emperyalizme karşı birlikte savaşarak gerçekleşebilir. Kürt ve Türk halkının ulusal ve sınıfsal kurtuluşunun yolu, iki halkın birlikte mücadelesinden, ortak devriminden geçiyor. Birlikte devrim için uzlaşmaya, teslimiyete değil, direnmeye, savaşmaya çağırıyoruz.

Kürt halkının kurtuluşu emperyalizmin, işbirlikçilerin, küçük burjuva milliyetçiliğin bayrağı altında değil; sosyalistlerin açtığı anti-emperyalist, anti-oligarşik kurtuluş bayrağı altında birleşmekten geçiyor.

İki bayrak, iki farklı yol demektir. Milliyetçilik bayrağı halkları düşmanlaştırır, sorunları çözümsüzleştirir. Sosyalistlerin açtığı bayrakta, halkların birliği ve birlikte kurtuluşu vardır.

Kürt milliyetçi hareket yüzünü emperyalistlere değil, devrimcilere, Türkiye halklarına, dünya halklarına dönmelidir. Ortadoğu halklarına karşı kurulan emperyalist koalisyonlar içinde değil, halkların devrimci ittifakları içinde olmalıdır.

Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı birlikte örgütlenelim, birlikte savaşalım.

Emperyalizmi kovup faşizmi yıkarak, birlikte, Devrimci Halk İktidarı’nı kuralım.

Devrimci Halk İktidarı tarafından yönetilen bağımsız, demokratik, sosyalist Türkiye, Türk, Kürt ve tüm diğer milliyetlerden halkların özgürce ve kardeşçe yaşayacağı bir ülkedir.

KAHROLSUN EMPERYALİZM

KAHROLSUN HALKLARIN KATİLİ NATO

KAHROLSUN DÜNYA HALKLARININ BAŞ DÜŞMANI AMERİKA

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

YAŞASIN TÜRK, KÜRT HALKLARININ BİRLİKTE ÖRGÜTLENMESİ VE DEMOKRATİK HALK İKTİDARI!

YAŞASIN DEVRİM, YAŞASIN SOSYALİZM


DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


13. Ağu 2015, 19:18
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker