Zaman: 19. Kas 2017, 02:32

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 DHKC, Açıklama 465 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 659
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC, Açıklama 465
“Vurduk kilidi gitti” diyor… Fırıldak Süleyman.

“Kırdık kilidi bitti” diyor halk ve devrimciler.

HALKA KİLİT İŞLEMEZ, DİRENİŞE KİLİT VURAMAZSIN SÜLEYMAN SOYLU.

Sen önce kendine kilit vur FIRILDAK SÜLEYMAN, bir o yana bir bu yana dönüyorsun… Bir DYP’desin Bir AKP’desin yarın nerede olacaksın acaba?

Hoşgeldin Dönek Süleyman,

Hoşgeldin Kuru Gürültü Süleyman,

Demek işte bu kadar!

Demek, “Vurdun kiliti gitti” öyle mi dönek Süleyman?

Öyle diyor Süleyman: “Bağırıyorlar, çağırıyorlar. 370 dernek kapattık. Neden? Oralarda pinekleyecekler, teröre destek sağlayacaklar. Vurduk kilidi, gitti. Hadi açın da görelim”.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla 370 dernek kapatıldı. Soysuz Süleyman, bununla övünüyor, ucuz kabadayılar gibi, atıp tutuyor.

Eee Süleyman, kapattığınız derneklerin üyeleri halk ve devrimciler de Kırdık Kilidi Gitti!… diyor ne olacak şimdi. Açtıklarını görmek istemişsin, gördün mü Süleyman? Kapısına vurduğunuz mühürleri söktüler, koyduğunuz kilitleri kırdılar. Ne oldu Süleyman? Ne yapabildin? Ne yapabilirsin?

Elinizden ne gelir? Tutuklar mısınız? Öldürür müsünüz? Bunlar devrimcilere, halka işlemez Süleyman.

Demek kış ayları gerillalar için iyi geçmeyecek Süleyman, öyle mi?

Duyun, dönek Süleyman Mart ayının sonuna kadar “Doğu illerinde” olacağını söylemiş, “Bilsinler ki onlar için iyi bir ay olmayacak, kış onlar için iyi geçmeyecek. Bütün güvenlik kuvvetlerimizle beraber onlara bir daha göremeyecekleri kadar büyük bir zayiat verdireceğiz.” demiş. Onlar halk çocuklarıdır Süleyman, sen halka karşı savaşta bir şey yapamazsın. Onlar kendi vatanlarında savaşıyorlar Süleyman, senin gibi kendi vatanını satanlar, onlara karşı savaşta bir şey elde edemezler.

Süleyman sen konuşmayı da bilmiyorsun, nerede kime nereye kadar efeleneceğini de bilmiyorsun. Aslan taklidi yapan kediye benziyorsun Süleyman.

Demek, bugüne kadar gelip geçenler içinde en yamanı sensin öyle mi Süleyman? Ağar’ların, Menzir’lerin, Cerrahların, Güler’lerin yapamadığını, abilerin İdris Naim’in, Efkan Ala’nın başaramadığını sen bir çırpıda başardın!

İnsan bu kadar saf olamaz, sen kendini aptallığa mı vuruyorsun Süleyman?

Kim verdi sana bu aklı?

Tayyip Erdoğan’dan mı aldın bu aklı?
Kim seni şişirip şişirip balon gibi salıyor ortalığa? Daha ilk adımında söndün.

Tısss! Tısss! Duyuyor musunuz? Süleyman’dan geliyor bu ses. Bu bir balonun sönme sesidir.

Sor abilerine anlatsınlar sana Süleyman, halka karşı savaşılmaz, halka karşı savaşıp kazanan yoktur.

Mesela Mehmet Ağar bilir bunu. Anlamıştır o. Şimdi bir emniyetçi eskisi olarak Tayyip’in kap kacağını yalıyor ki, kendisine de iş çıksın. Görüp görebileceği değer bu kadardır.

Sen kimsin Süleyman? Mehmet Ağar’dan daha mı yamansın?

Öyle olamadığını gördük.

Geç aynanın karşısına suratına bak Süleyman, aslan değilsin sen kedisin kedi, aslana özenirsen böyle patlarsın.

Ne oldu şimdi? Gönderdin silahlı adamlarını, kırdılar derneklerin kapısını girdiler, vurdular kapısına mührü çıktılar. Halk ve devrimciler de kopardılar o mühürleri tekrar derneklere girdiler.

Film Fırıldak Süleyman

Tayyip’in kuru gürültü Süleyman’ın diğer özelliği fırıldak hızında dönmesidir. Fırıldak kendi ekseni etrafında döner, bizim film fırıldak Süleyman’ın bir ekseni yok. Geçmişte, Çiller’in ekseninde dönüyordu. Çiller’in ekseninde dönerken, Tayyip Erdoğan’a saydırıyordu. Sonra Tayyip kendisine ayakkabı kutuları içinde ne gösterdiyse, bir baktık Süleyman Tayyip’in ekseninde dönmeye başlamış. Yarın Tayyip Erdoğan’ın AKP’sini de satabilir. Dönekler satarlar, kendi partisini satan AKP’yi de satar.

Bakın da kişilik görün, bakın da bu ülkeye AKP’nin layık gördüğü İçişleri Bakanını görün.

DYP parti olarak tükenmiş, artık Mehmet Ağar gibi bir katil eskisinin eline kalmıştı, Süleyman Soylu’yu o zaman getirdiler DYP’nin başına, yıl 2008.

Süleyman’ın o dönem şimdilerde etrafında fırıldak olup döndüğü Tayyip Erdoğan hakkında yaptığı açıklamalara bakalım:

20 Nisan 2008:

“AT ÜSTÜNDE DURMAYI BECEREMEYEN BAŞBAKAN”

“Bu ülkenin herkese çatan ve kaos yaratan bir Başbakanı var ki, … Kendisi evindekilerin yüzüne nasıl bakıyor. AKP iktidarından önce işsizlik yüzde 6’ydı bugün 11.3’e çıktı. Başbakan at üstünde durmayı nasıl beceremediyse, ülke yönetmeyi de aynı şekilde beceremedi.”

10 Aralık 2008:

“PAÇALARINDAN YOLSUZLUK AKIYOR”

“Beceriksizlik ve yetersizlikle, Türkiye’yi krizle karşı karşıya bıraktılar. Paçalarından yolsuzluk akıyor. Türkiye’de ihale ve yandaş belediyeciliği yapılmaktadır.”

31 Aralık 2008:

“BOYAN DÖKÜLDÜ RECEP TAYYİP ERDOĞAN”

“Önce çıktın, ‘Arabulucuyum’ dedin, şimdi bölgedeki Müslüman ülkelerin kalbini almakla görevlendirildin. Ey Recep Tayyip Erdoğan, boyun eydin, emir eri oldun, milletin ümitlerini boşa çıkardın. Boyan döküldü Tayyip Erdoğan.”

25 Şubat 2009:

“BAŞBAKAN RANTIN BABASINI GETİRDİ”

“… Türkiye’yi yolsuzluk çukuru içine batırdı. … Bu ülkeyi rant ülkesi yapmayacağım dedi sayın Başbakan, rantın babasını getirdi. Bunlar yarım doktor, yarım hoca.”

14 Mart 2009:

“KENDİSİNİ PADİŞAH OLARAK GÖRÜYOR”

“… Başbakan da kendisini padişah olarak görmek istiyor.”

Sonra, aynı Süleyman, 5 Eylül 2012 tarihinde AKP’li oluyor. Artık Tayyip’in paçasından akan yolsuzlukları ortaya saçmakla değil, paçalarından yere düşmeden toplamakla kendini görevli sayıyordu.

Seyyar satıcı Süleyman, kendini de pazarlamanın ustası olarak önce kırmızı plakalı aracı kaptı. 7 Haziran öncesi “‘Allah şahittir ki bütün bedenim kan gölüne dönse de Erdoğan’dan ayrılmayacağım” dedikten sonra kırmızı plaka ile ödüllendirildi.

Sonra Çiller’in beslemesi Süleyman Tayyip övgülerine devam etti, şimdi İçişleri bakanlığında koltuğu kapmış durumda. Aslan takliti yapması bundandır, kendisinin aslan olduğuna inandırmaya çalışıyor herkesi ama ancak miyavlama sesi çıkarabiliyor Süleyman. Hepsi bu.

Hey gidi AKP’liler, nasıl kabul ettiniz bu fırıldağı başınıza, o kadar emek harcadınız AKP’ye, Süleyman’ı getirip bakan yaptılar, size izlemek düştü. İçinizden, bu kedi yavrusu kadar bile bir adam çıkaramadınız mı? Hepinizin içi kofmuş ha, öyle mi?

Bakanlara bakar mısınız? Kimler bu ülkeyi yönetiyor görün. Dün hakkında sayıp döktüğü adama bugün yalakalık yapan bir fırıldak İçişleri Bakanlığı yapıyor.

Süleyman’a bakın, AKP iktidarının da karakterini görün.

Geceleri Uyuyabiliyor musun Süleyman?

Süleyman’ın diğer özelliği DHKP-C korkusudur. Bakın Amerika Büyükelçisi Riccardone’ye ne diyordu Süleyman:

“DHKP-C’nin şaşkınlığıyla beraber neredeyse gözlerine uyku girmeyen bir adam, Türkiye ile ilgili hiçbir fikri aklından geçiremez.”

Amerikalının gözüne uyku girmiyor da senin gözüne giriyor mu?

Hayatınla ilgili endişelerin ne durumda Süleyman? Hatırlatalım, aynı açıklamanda şöyle diyordun; “Hayatımızı tehdit içinde yaşıyoruz. Onun gibi çelik parmaklıklar içinde, korumalar altında yaşıyor değiliz.”.

Sana koruma vermiyorlar mı Süleyman? Senin arkasına saklanacağın çelik parmaklıklar yok mu?

Çok mu korkuyorsun AĞAR’IN ÇÖMEZİ SÜLEYMAN?

Halk düşmanlığını bırak, anlat suçlarını halka, kurtul korkularından. Bize inan, halka sığınanların korkması için bir neden kalmaz. Halk denilen o derya, senin gibi sünepe çömezlerden bile halka zararsız bir insan çıkarır.

Bize inan, suçlarını itiraf edersen, korkularından da kurtulursun.

Mehmet Ağar’ı tanırsın değil mi Süleyman. Ne görüyorsun Mehmet Ağar’a baktığın zaman?

Korku görüyor olmalısın. Biz biliyoruz, kızının mezarına bile gidemeyen bir adamdır Mehmet Ağar. Gidemez. Mehmet Ağar’ın yaşamını belirleyen Cephe’nin ulaşabileceği yerlerde bulunmamaktır. Cephe’nin ulaşabileceği yerleri biliyorsunuz. Her yer. Yani nedir ruh haliniz, “yer yarılsa da yerin dibine girsek”. Öyle düşündüğünüz oluyor mu?

Mehmet Ağar İstanbul’a geldiğinde yıl 1990’dı Süleyman, ona da hoşgeldin demiştik;

“HOŞ GELDİN BAY MEHMET AĞAR” diye başlıyor karşılamamız ve şöyle bitiyor:

“Şöyle bir düşünün Bay Ağar. Kaç emniyet müdürü, kaç sıkıyönetim komutanı, kaç polis şefi geldi geçti bu kentten? Ve şimdi neredeler?”.

Biz bunu söylerken yıl 1990’dı Süleyman. Sonra Mehmet Ağar da geçti, sonra Necdet Menzir de, Hayri Kozakçıoğlu da geçti.

“Dedik ki Mehmet Ağar’a, İstanbul halkı size teslim olmayacak Bay Ağar.”

Sen söyle Süleyman, Ağar abin teslim alabildi mi İstanbul halkını, ANADOLU HALKLARINI? Teslim alabilseydi, köşe bucak saklanmak zorunda kalmazdı. Bak Süleyman devrimciler halkın içindeler, siz korumasız kendi evinizde kalamıyorsunuz.

Sen de hoşgeldin Süleyman!

Günü gelecek sen de gideceksin Süleyman. Gelir ve gidersiniz. Ve günü geldiğinde hesabınızı verirsiniz. Biz bu ülkenin gerçek sahipleriyiz Süleyman. Biz Anadolu halklarıyız Bu toprakları bırakıp bir yere gitmeyiz. Bizim kemiklerimiz, atalarımızın kemikleri de bu topraklardadır. Bizim atalarımız bu topraklar için kanını dökenlerdir. Senin soysuz soyun gibi değiliz biz.

Süleyman’ın dedesini de tanıyalım:

Türkiye’nin yeni sömürgeleştirilmesi sürecini derinleştiren, işbirlikçi DP-AP-DYP çizgisine adamış kendini. DP kurulduğunda dedesi, nenesi yoğun bir propaganda yürütmüş. Dedesi’nden babasına aşılanan uşaklık ve halk düşmanlığı sonucu, baba Hasan Soylu, 18 yaşında, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği başkanlığına kadar yükselmiş.

ABD vatandaşıyken başbakan olabilen Tansu Çiller’in sevgisini kazanarak “Çiller Prensi” olarak anılmaya başlayan Süleyman Soylu ise; DYP içi koltuk kavgasında DYP’nin Genel Başkanlığına seçilerek Amerikan vatandaşı Çiller’in partideki gölgesi olmuş.

Süleyman’ın soyu da budur, kendisi de budur.

BAKMAYIN SOYADININ SOYLU OLDUĞUNA ASLINDA SOYSUZ SÜLEYMANDIR BU SÜLEYMAN.

Şimdi AKP’nin bakan koltuğunda oturan bir kof karizmadır Süleyman.

Evet Süleyman, Ağar’a dediğimiz gibi sana da sesleniyoruz. Evet, Süleyman Ağar’a dediğimiz gibi sana da güle güle diyeceğiz.

Şunu bilmelisin Süleyman Soylu, halka mühür vuramazsın. Direninlere mühür vuramazsın. Direnişe mühür vuramazsın. Onlar mühür tutmaz. Çünkü onlar haklı. Tarihsel olarak haklı. Bilimin ve tarihin yasaları onlardan yana. Bilimi ve tarihi mühürleyemezsin Süleyman soylu. Yenileceksiniz.

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

EK:

HOŞ GELDİN BAY MEHMET AĞAR

Burası İstanbul Bay Ağar. Sen de tanırsın.

Bu kentte milyonlarca emekçi yaşar. İşçidir, memurdur, esnaftır, yaşamını çalışarak kazanan insanlardır bunlar. Birçoğu çalışacak bir işe bile sahip değildir, işsizdir; “taşı toprağa altındır” diye, yerinden-yurdundan kopup gelmiştir buraya. Başını sokacak damı yoktur, yoksuldur, açlık çeker.

Burada kimsesiz çocuklar köprü altlarında büyür, çöplüklerde beslenir. Okul çağına gelmiş emekçi çocukları okula gidemez, okuma-yazmayı öğrenmeden çalışmayı öğrenirler. Gençleri bekleyen umutlu yarınları değil, kahvehane köşeleridir. Kadınlar boğaz tokluğuna bedenlerini satmak zorunda kalırlar. Kapitalizmin tüm vahşiliğini, acımasızlığını, insana değer vermeyen niteliğini çok daha açık biçimde görmek mümkündür bu kentte.

Bir başka yüzü daha vardır bu kentin. Tekeller, tefeciler, devlet bürokratları, polis ve mafya iç içe geçmiştir burada. Halkın zenginliklerini gasp ederek, emeğini sömürerek günlerini gün ederler. Sömürü ve soygun düzeninin sürmesi için ne gerekirse onu yaparlar. Rüşvet, haraç, zorbalık, işkence, cinayet, katliam… her şey fazlasıyla vardır burada.

Siz, bu düzen aynen sürsün diye atandınız bu kente Bay Ağar. Egemenler adına “kahyalık” yapacak, emekçi kanı akıtacak, hakkını arayanı zorla susturacaksınız; göreviniz ve üstlendiğiniz misyon budur Bay Ağar. Size başarılar diliyoruz.

Ama dikkat edin Bay Ağar. Bu kent nicelerini gördü. Kimler geldi, kimler geçti bu kentten biliyor musun? Hepsi de astı kesti, vurdu kırdı, peki ama sonuç ne oldu? Emekçiler hakları için mücadele vermekten, devrimciler hesap sormaktan vazgeçti mi?

İstanbul halkı size teslim olmayacak Bay Ağar. İktidarın tüm olanaklarını seferber edeceksiniz biliyoruz. Ama emekçileri, devrimcileri terörle sindirip susturamayacaksınız. İşçiler grevlere, direnişlere memurlar haklı eylemlerine siz geldiniz diye son vermeyecek, yoksul gecekondu halkın evini yıktırmaya razı olmayacak, gençlik “Demokratik Üniversite” isteminden, YÖK sultasına karşı mücadeleden vazgeçmeyecek!

Terörü, önleme adına özal iktidarı İstanbul’a tayin etti sizi Bay Ağar. Soruyoruz, hangi terörü önleyeceksiniz siz? Terörü uygulayan bizzat siz değil misiniz? İşkence emrini veren, insanları sokak ortasında kurşunlatan, gece yarıları evlerine baskın yaptıran siz değil misiniz? İstanbul halkı sizi çok iyi tanıyor Bay Ağar. Bunu unutmayın.

Bu kentte halk polisi sevmez; çünkü polis demek, terör demektir, işkence demektir, cop demektir, halka eziyet demektir. Mafya ile kol kola olma, haraç alma demektir. Her ne kadar gazetelerde tefrika edilen açıklamalarınızda, bu gerçeği bildiğinizi ve değiştirmeyi hedeflediğinizi söylüyor olsanız da, bunu başaramazsınız Bay Ağar. Çünkü siz de bu çarkın bir parçasısınız; misyonunuz ve göreviniz, halka ve devrimcilere terör uygulamaktır. Ve siz, yıllardır vu işi gönüllü yapan birisiniz. Kendinizi halka “şirin” gösterme çabanız, “işkenceci” kimliğinizi gizlemeye yetmeyecektir.

Evet, M.Ağar… Siz İstanbul’u, İstanbul halkı sizi tanıyor. Elinizde devletin tüm olanakları, emrinizde bir polis ordusu var. 400 yeni araç ve 10 binden fazla yeni polisle talviye ediliyorsunuz. Bütün bunlarla eskisinden farklı ne yapacaksınız? Emrinizdeki polislerden, hangi anlayışla, hangi ücretle özveri bekliyorsunuz? Vatan-Millet adına, devlet adına demeye kalkmayın. Çünkü, devletin işi biteni bir kenara fırlatıp attığını onlardan daha iyi hiç kimse bilmez. 12 Eylül, yüz binlerce insana işkence yaptı, binlercesini zindanlara doldurdu, devrimcileri astı-kesti, kurşunladı; ama onlar bugün yine meydanlarda, devrimci adalet yine işliyor. Peki işkencecilere, devrimci katillerine ne oldu? Devlet onları koruyabiliyor mu?

Şöyle bir düşünün Bay Ağar. Kaç emniyet müdürü, kaç sıkıyönetim komutanı, kaç polis şefi geldi geçti bu kentten? Ve şimdi neredeler? Onların, işkence yaptıkları devrimcilere bile, “Beni dışarıda görsen ne yaparsın?” diye sorduklarını, kendilerini en güçlü gördükleri anda bile korkularını dışa vurmaktan kaçınamadıklarını unutmayın!

Bay M.Ağar! İşçisiyle, memuruyla, gecekonduda yaşayanıyla, kadını-erkeğiyle, genci-yaşlısıyla İstanbul’un milyonlarca emekçisi sizi bekliyor. Devrimciler sizi bekliyor. Sizin baskı ve terörünüzü, işkence ve katliamlarınızı karşılamaya hazırırz. Ama unutmayın ki, sömürü ve zulme karşı çıkanların, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadele edenlerin da kendilerini savunacak silahları var.

İstanbul halkı polis terörüne teslim olmayacak!

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


17. Kas 2016, 19:56
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker