Zaman: 19. Kas 2017, 02:32

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 DHKC, Açıklama 467 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 659
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC, Açıklama 467
DHKC Açıklama: 467

Leyla Aracı, Mahir Bektaş ve Oğuz Meşe…

Onlar Savaş Koşullarının Teslim Alamadığı Gerillalarımızdır

Onlar Silahlı Örgütlerin Uzlaşma, Teslimiyet ve Tasfiye Depremi ile Silahlarını Toprağa Gömdüğü Sığınaklarından Silahlarını Geri Çıkarıp Savaşmaya Devam Eden Savaşçılarımızdır

Savaş Koşullarına Teslim Olmayan Gerilla Tipi Sadece Düşman Kuşatmalarında Teslim Olmayan Değildir. Aynı Zamanda Savaşın Zorlu Koşullarını İradesiyle, Bilinciyle, Halkı Örgütleme ve Savaştırma Bilinciyle Aşandır

Bu Bilinç Her Alanda ve Her Cepheli’de Vardır

Gerilla olmak savaşı büyütme ısrarıdır. Üç Cephe gerillası şu soruyu sordular kendilerine: “Silahsız üç gerilla ne yapabilir”

Ve cevabını verdiler: “İsteyen ve inanan bir gerillanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur”

Tarih: 7 Kasım 2016, DHKC İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birliği’mize bağlı bir grup gerillamızın bulunduğu sığınak, oligarşinin işbirlikçi faşist ordusu tarafından bombalandı.

Tarih: 7 Aralık 2016, DHKC İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birliği savaşçılarından Oğuz Meşe, çıkıp yangınların içinden silahını bombasını düşmanın beyninde patlatmak için yola düştü. Eylemi, DHKC gerillalarının yenilmezliğinin, gerilla tarzımızın yenilmezliğinin ilanı oldu.

Tarih: 28 Aralık 2016 oligarşinin faşist ordusunun yaktığı sığınaktan çıkan Cephe gerillaları Leyla Aracı ve Mahir Bektaş, oligarşinin faşist ordusuyla girdikleri çatışmada düşmana, düşmanın kendi ifadesiyle “kan kusturarak” ve kayıp verdirerek, yoldaşlarının hesabını sorarak şehit düştüler.

Biz Kazanacağız! Çünkü, biz halkız, halkın savaşçılarıyız.

Biz Kazanacağız! Çünkü, biz ölümü çoktan yenmiş bir geleneğin yaratıcıları, uygulayıcıları, öğretmenleri, öğrencileri, temsilcileriyiz. Kuşatmalarda, “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” diyerek ölümsüzleşenleriz. Biz, Anadolu topraklarına teslim olmama geleneğinin tohumlarını ekenleriz. Koşullar ve olanaklar ne olursa olsun her koşulda savaşma geleneğinin tohumlarını ekenleriz. Şimdi, savaşın zorlu şartlarına teslim olmayan gerilla pratiğini gelenekleştiriyoruz. Bu gerilla pratiğinde, sadece kuşatmalarda teslim olmamak, sadece savaşarak şehit düşmek de değil, aynı zamanda savaşın zorlu koşullarını iradesiyle, bilinciyle, halkı örgütleme ve savaştırma bilinciyle aşan, düşmana darbeler vuran, gerilla savaşını, gerilla birliklerimizi büyütmeye kilitlenmek vardır.

Leyla, Mahir, Oğuz bu geleneğimizin yaratıcıları, temsilcileri oldular.

Umudumuzu dağlarda da büyütüyoruz.

Savaşın bir yanında emperyalizmin işbirlikçisi, halk düşmanı faşist işgal ordusu var.

Savaşın diğer yanında emperyalist işgale karşı bağımsızlık, faşizme karşı halk demokrasisi için savaşan Cephe gerillalarımız var.

Bu savaşı kazanmak için, nasıl bir gerilla tarzıyla savaşacağız?

Leyla, Mahir, Oğuz gibi savaşacağız.

Onlar teslim olmama geleneğimize yeni halkalar ekleyerek savaşımızı dağlarda sürdürenlerdir.

Bilmeyen neredeyse yoktur; Cephe kuşatmalarda teslim alınamayan bir devrimcilik anlayışı oluşturmuştur. Sayısız kuşatmada, Cephe savaşçılarının, Parti-Cephe tutsaklarının ağzından çıkan cümle aynı olmuştur, „Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik“, „Siz bizim teslim olduğumuzu nerede gördünüz?“, „Asıl siz teslim olun!“.

Cephe gerillalarımız dağlarda da yeni halkalar ekleyerek büyüttüler teslim olmama geleneğimizi.

Savaşın ağır koşullarına da teslim olmadılar.

Savaşın kendi nesnel koşulları vardır. İçinde bulunduğumuz koşullarda savaşı geliştirmek ve devrimi büyütmemizin önünde pek çok zorluğun olduğu açıktır. Faşizme karşı savaşıyoruz. Savaşımız bunun zorluklarını taşıyor. Emperyalizme karşı savaşıyoruz. Savaşımız bunun zorluklarını taşıyor.

Fakat savaş gerçeği sadece nesnel koşullardan ibaret değildir. Aynı zamanda savaş devrimci iradeyle sürdürülüyor. Savaşın koşullarına teslim olmayan devrimci iradeyle sürdürüyoruz savaşımızı.

Leyla, Mahir, Oğuz bu iradeyi kuşanarak savaştılar. Bu iradeyle savaşın zorlu nesnel koşullarını aştılar.

Bizim irademiz, derin halk sevgisindedir.

Bizim irademiz, en zor anlarda halkın ışığı olan kahramanlarımızdan gelir.

Bizim irademiz güçlü bir kendine güvendir.

Kendine güven, halkına güvendir.

Kendine güven, ideolojisine güvendir.

Büyük halk sevgisi ve ideolojik güven, bizim irademizin en sağlam harcıdır.

Leyla’nın, Mahir’in, Oğuz’un gerilla pratikleri bu gerçeğin ifadesidir.

Yoldaşlarımız Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi gerillaları, Leyla Aracı ve Mahir Bektaş’ın şehitlik haberleriyle birlikte, Leyla Aracı yoldaşımızın yazdığı mektubu da aldık.

Oligarşinin faşist ordusu tarafından sığınağımız tespit edilmiş ve bombalanmış, 3 yoldaşımız o ateş cehenneminden Anadolu topraklarını cennete çevirmek üzere sağ çıkmışlar. Oğuz faşizmin bu saldırısına cevap vermek için, faşizmden hesap sormak için düşmüştür yola.

Şöyle demiştik dağların şahanı Oğuz Meşe için yazdığımız 466 No’lu Cephe Bültenimizde:

“O BOMBALARLA DELİK DEŞİK ETTİĞİNİZ DAĞLARDAN

O BOMBA İLE DOLDURDUĞUNUZ VADİLERDEN, GEÇİTLERDEN, DERELERDEN

BİR HALK KURTULUŞ SAVAŞÇISI, BİR CEPHE GERİLLASI ÇIKTI VE SİLAHSIZ YOLDAŞLARINA HALKLARINA YAPILAN ZULÜM İÇİN YOLA DÜŞTÜ…”

Bir cümle daha ekliyoruz yeni öğrendiğimiz bilgilerimizle: O bombalarla yangın yerine çevirdiğiniz sığınaktan, alevlerin arasından, yangın yerine çevirdiğiniz dağdan çıktı Cephe gerillaları Leyla, Mahir, Oğuz. Hesap sormak için çıktılar o alevlerin arasından;

Dağlarımızı tutuşturan faşizmden hesap sormak için.

Sığınaklarımızı bombalarla yakan faşizmden hesap sormak için.

Onlar, sığınakları bombalandığında silahsız olarak sığınaktan kurtulmuş üç Cephe gerillasıdır. Bu soruyu sordular kendilerine:

„Silahsız üç gerilla ne yapabilir?”

Ve cevabını verdiler;

„İsteyen ve inanan bir gerillanın yapamayacağı hiç bir şey yoktur.”

Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi gerillası Leyla Aracı’nın partisine raporundan alınmıştır bu cümleler.

O bombalanan, faşizmin saldırısı altındaki sığınaklara tekrar dönüp girdiler. Silahlarını faşizmden hesap sormak için kuşandılar.

Umudun iki yiğit evladı varmış.

Biri öfke, diğeri cüret.

Ve bu iki yiğidin gözlerindeymiş devrim…

İşte bu iki yiğitten biridir Leyla, bu iki yiğitten biridir Mahir ve Oğuz.

Öfkelerini bilediler çift taraflı bıçak gibi. Cüretlerini büyüttüler, dağların doruklarında, açlıkta, soğukta, savaşın ve dağların çetin koşullarında. Emekle büyüttüler, güçlü bir irade göstererek büyüttüler cüretlerini.

Büyük silahları, savaş araçları yoktu, yoldaşlarını katleden faşizme büyük öfkeleri, kinleri vardı. Devrime, partilerine büyük inançları vardı. Çok büyük halk ve vatan sevgileri vardı. Ve bilinçleri vardı, biliyorlardı ki, sınıflar savaşında asıl güç, silahların büyüklüğünde değildir, asıl güç silahları kullanan beyinlerdedir. Bir Cephe gerillası, faşizmi yenmeye ve zafere kilitlenmiştir. Bunun için koşulları olanakları ne olursa olsun, savaşın koşullarına teslim olmadan, faşizmden hesap soracak, halkın adaletinin uygulayıcısı olacak ve Halk Kurtuluş Savaşımızı büyütecektir.

Cephenin bu cüretli savaş tarzına darbeler vurma, devrim yürüyüşümüzü durdurma hayalleri görüyor oligarşi. Başaramazsınız. Kanla yazılan tarihi silemezsiniz, kanımızla yarattığımız değerlerimizi yok edemezsiniz.

Her Cephe gerillası kuşanırken silahını onların oluşturdukları değerlerle kuşanacak.

Onlar gibi direnecek ve onlar gibi savaşacak.

“Silahsız üç gerilla ne yapabilir?

İsteyen ve inanan bir gerillanın yapamayacağı hiç bir şey yoktur.”

Bu gerilla tarzı faşizmi yenecek gerilla tarzıdır. Silahsız olabilir Cephe gerillaları, yaralı olabilir Cephe gerillaları ama savaşı bırakmaz. Kendini, kendi yaralarını düşünmez, savaşı büyütmeyi, dağlarda Umudu büyütmeyi düşünür. Faşizmin halka saldırısının, zulmünün, katliamlarının, sömürünün, açlığımızın, yoksulluğumuzun hesabını sormayı düşünür. Öyle yapmıştır, Leyla Aracı, Mahir Bektaş ve Oğuz Meşe de;

“Şimdi de kobralar tarıyor etrafı…

Bomba ve kurşunlar altında ağaçların altına gizlenerek, eğilerek, sürünerek, yürüyerek adım adım uzaklaştık.

Yedek sığınağımıza ulaştık. Bir iki temel ihtiyaç gıda aldık ve yolumuza devam ettik…

Şafağın yüzü ve sol eli, benim yüzüm, saçlarım ve sağ elim komple yanmıştı.”

Yanıklar içinde, yaralı halde hesap sormayı düşündüler, hesap sormaya kilitlendiler. Düşmanımızı korkudan titreten gerçekler bu iradede bulunuyor işte. Oligarşinin yenemeyeceği zafere kilitlenmiş irade bulunuyor orada.

Zafere kilitlenmiş irade, halkın yoksulluğunu bitirmeye kilitlenmiş bir iradedir. Faşizmin zulmü ve sömürüsü altında milyonlarcamız açlıkla boğuşuyoruz. Biz o açlıkla boğuşulan sofralardan büyüyüp gelenleriz Biz, bize o açlığı kabullendirmek için, evlerini kurşunladıklarınız, köylerimizi basıp işkencelerden geçirdikleriniz, zulmün her çeşitini, daha çocuk yaşta iken bile yaşattıklarınızız. Sokaklarda katlettiğiniz Berkinler’in, Dilekler’in, Günaylar’ın, Yılmazlar’ın, Hasan Feritler’in yoldaşlarıyız.

Zafere kilitlenmiş bir irade ile savaşıyoruz, çünkü Anadolu halkının devrim ihtiyacını iliklerimizde bile hissediyoruz. Kurtuluşumuz devrimdedir, bağımsızlıktadır, halk demokrasisindedir, halkın iktidarındadır.

Hayalci değildir Leyla, Mahir, Oğuz. Ama devrimcilik nesnelliğe teslim olmak da değildir. Nesnel gerçekleri, kendi teslimiyetlerine gerekçe yapanların devrim iddiasını büyütmesi mümkün olmaz. Devrimcilik nesnel gerçeği bilmek ama nesnel gerçeğe teslim olmamaktır. Nesnel gerçeği devrim lehine değiştirecek iradeyi göstermektir.

Cephe gerillalarının devrimci iradelerini zorlayan, savaşımızın zorunluluğudur.

Bu bilinçle savaşıyor Leyla ve Mahir de. Devam ediyor raporuna Leyla:

“Savaşı büyütmeye devam ediyoruz… daha hızlı koşacağız”

Burjuvazinin hayalini bile kuramayacağı bir kültür, burjuvazinin yanına bile yaklaşamayacağı bir ideoloji konuşuyor orada. Orada birey değil, halk konuşuyor, orada birey değil, halkın iktidar bilinci, kurtuluş umudu konuşuyor. Kendini düşünmüyor, halkını, yoldaşlarını düşünüyor, kendini, bedenindeki yanıkları düşünmüyor, umudu dağlarda büyütmeyi düşünüyor. Onun için yaralı bedeniyle, devrime öncekinden daha da hızlı koşuyor.

“Silahsız üç gerilla ne yapabilir?

İsteyen ve inanan bir gerillanın yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Bombalanan sığınağımızın çok çok uzaklarına gittik. O kadar uzaklaşmamıza rağmen yükselen alevleri ve dumanı görebiliyorduk. Sık ağaçlıklı yerlerde kaldık. Gece hava buz gibiydi. Titreyerek uyumaya çalıştık.



Üç gün bombalanan yere gitmedik. Düşman orada arama tarama yapmaya devam eder mi asker indirir mi bilmiyorduk. Yine de 9 Kasım gecesi uygun bir şekilde oraya gittik.

9 Kasım gecesi tekrar o vadiye girdiğimizde hala alevler yanıyordu.

Köylere gidelim haber alalım ve bazı ihtiyaçlarımızı karşılayalım dedik. Bir de diğer gerillalarımızın bulunduğu bölgelere gidelim, bilgi alabiliriz diye düşündük. Bölgeyi en iyi bilen Şafak’tı ama Şafak’ın gözlükleri kırılmıştı ve görmüyordu. Ne tarafta tepe var, ne tarafta patika var diye bize soruyor, biz cevap verince o da tamam şuradan gidiyoruz diyordu. 4 gün boyunca yürüdük, silahsız 3 gerilla.



Halkımzın gözlerinde bize duyulan güveni gördük.“

Girdikleri köylerde sevgiyle, saygıyla, güvenle karşılandılar. Halkın savaşçılarıydılar, halkın içindeydiler. Halk yaralarını sarıp sarmaladı. Yedirdi, giydirdi. DHKC gerillalarının bu dağlarda bulunduğunu yeni öğrenenler, mutluluklarını paylaştılar. Cephe’yi tanıyorlardı, adaletiyle tanıyorlardı, mücadeleci kimliğiyle tanıyorlardı. Demokratik mücadelede de, silahlı savaşta da her mevzi için ödedikleri bedelden tanıyorlardı. Mutlulukla karşıladılar, biliyorlardı ki, bu dağlarda Umudu Cephe gerillaları, Leylalar, Mahirler, Oğuzlar büyütecekler.

„Yorgunluk açlık, yanıklarımızın ağrısı, silahsız oluşumuz böyle böyle yürüyorduk.



Yapraklar dökülmüş her yer açılmıştı. Tepelere kar yağmıştı. Artık gerillaların sığınaklara çekilme dönemiydi. Ama biz duramazdık. Öyle yerlerden geçtik ki, bir tepeyi aşıyoruz bir bakıyoruz karşımızda kalekol. Başka tepeyi aşıyoruz uzaktan bir köy görünüyor. Kısa süre içerisinde onca bölgeyi ve köyü gezdik… ve silahsız…“

Devrimi bu yürüyüş yakınlaştırıyor işte. Bu yürüyüşün oluşturduğu çelikleşmiş irade devrime ulaştıracaktır bizi. Leyla öğretmenimiz, bize savaşmayı öğretiyor. Savaşı savaşın içinde, büyük bir irade ve kararlılıkla savaşarak öğrendiler. Öğrendiklerini öğretiyorlar, onların aştıkları yoldan devam edecek ve zafere böyle ulaşacağız.

Yürüdüler, bir an bile olsun dönmeyi düşünmediler. Şimdi kış, gidelim bir yerlerde kışı geçirelim, bir köyde yaza kadar bekleyelim yazın tekrar döneriz demediler. Kışı sığınaklarda geçiren gerilla tarzını kabul etmediler. Halkı örgütlemeyi bir an bile bırakmayan gerilla tarzıyla savaşımızı büyütmeyi esas aldılar. Dağlardan inmeyi akıllarından bile geçirmediklerini yazıyor Leyla. Köylere gittiler, silah aradılar. Bir tüfek, bir tabanca. Düşmana vuracak, düşmanla savaşta kullanabilecekleri bir şey bulmak istediler, canlarının derdine değil, savaş araçlarının peşine düştüler. Mağaralarda kalırız ama dağları terketmeyiz kararı aldılar.

„aradan on gün geçti ve artık sığınağımıza gidip bakalım… belki silahlarımıza ulaşırız dedik. Evet oraya gidecektik, kim bilir ne ile karşılaşacaktık.



Aradan on gün geçmişti, oraya gidiyorduk, hala dumanlar yükseliyor, hala yanık kokuları var. Dikkatlice girdik vadiye, her taraf duman olmuş, alt üst olmuş.



… içeri girdik sürünerek, ikimizin de silahı sapasağlam duruyor. On gün silahsız dolaştıktan sonra tekrar silahlarımıza kavuşmanın mutluluğunu yaşadık.



sizi çok çok seviyorum, halkımı örgütümü yoldaşlarımı çok seviyorum. hepiniz gözümde tütüyorsunuz…

Umudu büyütmeye devam edeceğiz… Bizi merak etmeyin… Kendinize çok iyi bakın…

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ

SAYGILARIMLA….”

Cephe Gerillası Leyla’dır, Mahir’dir, Oğuz’dur

Cephe Gerillalarımızı Katletmekle Devrim Yürüyüşümüzü Durduramazsınız

Süleyman Soylu, bitirdik diye övünüyor! Bitiremezsin diyoruz Soysuz, işbirlikçi, Amerikan uşağı Süleymanlar’a…

Açlığı bitirebiliyor musunuz bu ülkede? Bitiremezsiniz!

Sömürüyü biterebiliyor musunuz? Bitiremezsiniz!

Evsizliği bitirebiliyor musunuz? Bitiremezsiniz!

İşsizliği bitirebiliyor musunuz? Bitiremezsiniz!

Bu ülkede emperyalist işgali bitirebiliyor musunuz?

Emperyalizmin işbirlikçisi işgal ordusunu dağıtabiliyor musunuz?

Yapamazsınız, çünkü bunlar uşakların yapabileceği şeyler değil.

SİZ AÇLIĞI ZULÜMÜ YOKSULLUĞU BİTİREMEZSİNİZ.

BİZ BİTİRİRİZ!

BU NEDENLE SİZ BİZİ BİTİREMEZSİNİZ. BİZ SİZİ BİTİRECEĞİZ. TARİHİN YASASIDIR: ZULÜM BAKİ KALMAZ, SİZİ BİZ BİTİRECEĞİZ.

KIZILERE’DEN BERİ „BİTİRDİK“ DİYORSUNUZ. BİTİREMEDİNİZ!

BAŞBAKANINIZ NİHAT ERİM’İ VURDUK GELDİK!

PARABABANIZ SABANCI’YI VURDUK GELDİK!

BERKİN’İN KATİLLLERİNİ KORUYAN SAVCINIZI VURDUK GELDİK!

BİZİ BİTİREMEZSİNİZ

İşbirlikçi oligarşi ve onun temsilcileri halkımızın emeğini emperyalist tekellere peşkeş çekenlerdir, onlar ne sömürüyü, ne zulmü, ne de emperyalist işgali bitirebilirler. Onlar vatan topraklarını parsel parsel satanlardır, vatan topraklarını pazarlamakla övünenlerdir. İşbirlikçilik ve emperyalizme uşaklık ruhları haline gelmiştir. Bakmayın dillerinin Allah dediğine, onlar emperyalizme inanırlar, emperyalizme dua ederler, emperyalizmin önünde diz çökerler.

Bakmayın ikide bir dillerine Allah korkusunu doladıklarına, onların korkusu emperyalist efendilerinden duydukları korkudur.

Ama biz biliyoruz ki, daha büyük bir korkuları da var. Örgütlü halktan korkarlar. Silahlanmış halktan korkarlar. Gerillalarımızdan, milislerimizden korkarlar. Bir avuç sömürücünün iktidarına son verip, halk iktidarı kurana kadar korkularını büyütmeye devam edeceğiz.

Bu ülkede bir avuç işbirlikçi sömürücünün egemenliğine son vereceğiz.

AKP Faşizmi, Ülkemizdeki Açlık, Yoksulluk, Sömürü ve Zulüm Tablosunun Mimarıdır

Onların Savaşı Bu Sömürü Ve Zulüm Düzenleri Sürsün Diyedir

Leylalar’ın Savaşı Bu Alçak, Soygun Ve Sömürü Düzenlerine Son Verip, Açlığın Ve Zulmün Olmadığı Bir Anadolu Kurmak İçindir

Bu zulüm var oldukça, ülkemizin dağlarında şahanlar da olacaktır.

Bu zulüm var oldukça, emperyalizme, Türkiye oligarşisine, faşizme karşı savaş da olacaktır.

Sokakta, dağlarda, evlerimizin içinde katlediyorlar… İş cinayetleriyle katlediyorlar!

Anadolu‘nun dört bir yanında açlığı büyütüyorlar. Zulmü büyütüyorlar. Hapishaneleri dolduruyorlar, işkencehaneleri dolduruyorlar. Mahallelerimize, evlerimize saldırıyorlar. Sokaklarda, evlerimizin içinde gençlerimizi, çocuklarımızı katlediyorlar. Vatan topraklarımızın her karışını emperyalist tekellere peşkeş çekiyorlar.

Tam olarak bundan dolayı, ne Anadolu‘nun dağlarında, ne şehirlerin gecekondu mahallelerinde ne gerillalarımızı ve ne de milislerimiz eksik olmayacaktır. Bundan dolayı Anadolu’nun tüm dağları bizimdir. Anadolu’nun tüm gecekondu mahalleleri devrimin yataklarıdır. Hem dağlarımızda, hem şehirlerimizde savaşımızı büyütmeye, gerilla ve milislerimizi büyütmeye devam edeceğiz.

AKP iktidarı ve emperyalizmin büyük korkusu, Cephe çizgisinin büyümesidir.

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Cephe devrim yürüyüşünden en küçük bir taviz vermeyecek örgüttür.

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Cephe devrim yürüyüşünü zafere ulaştırmak için tüm engelleri aşabilecek bir iradenin sahibi Önderlik çizgisine, savaş anlayışına sahiptir.

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Cephe saflarında Leylalar, Mahirler bitmez. Cephe devrimin büyüdüğü topraktır, devrimci kadroların eğitildiği okuldur, Mahirler’in yerini yeni Mahirler, Leylalar’ın yerini yeni Leylalar bir an bile zaman geçirmeden alır, devrim yürüyüşünü sürdürür.

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, halkı örgütleyen gerilla demektir

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, düşmana darbe vuran, her koşulda savaşma cüreti gösteren gerilla demektir

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, yıkılmaz bir iradedir, devrime yürüme kararlılığıdır

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, halkın adaletidir

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, tek başına da olsa bir gerilla birliği gibi savaşmak, umudu büyütmek demektir

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, dağlarda büyüyen, halkın umudunun adıdır

Korkuyorlar, çünkü biliyorlar ki, Parti-Cephe gerillası demek, bağımsız vatan toprakları, halkımızın devrimci iktidarıdır.

Emperyalizmin ve oligarşinin devrim korkusunu Anadolu topraklarında büyütmeye devam edeceğiz. Bu topraklara devrim tohunları ektik. Kökleri çok derinlerde, yeşeriyor, büyüyor. Halkımıza devrim mutluluğunu, emperyalizm ve oligarşiye devrim acısını tattıracağız.

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


13. Oca 2017, 18:58
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker