Zaman: 21. Ağu 2017, 17:05

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 DHKC, Açıklama 468 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC, Açıklama 468
7 Kasım 2016 tarihinde DHKC İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birliğimize bağlı bir grup gerillamızın bulunduğu sığınak, oligarşinin işbirlikçi faşist ordusu tarafından uçaklarla bombalanmıştır. Sığınaktan sağ kurtulan yoldaşlarımız tarafından, sığınağımızda bulunan yoldaşlarımızdan bir kısmının şehit düştüğü bilgisi ulaştırılmıştır.

Oligarşiye sesleniyoruz; Şehitlerimizin ölü bedenleri nerededir ve şehitlerimize ne yaptığınızı açıklayın?

Türkiye’de İsrail Politikalarını Uygulamanıza İzin Vermeyeceğiz. İsrail Filistinli Şehitlerin Cenazelerini Vermiyor, Türkiye Oligarşisi Bizim Şehitlerimizin Cenazelerine İşkence Yapıyor, Yakıyor, Cenazelerimize Saldırıyor.

Türkiye Oligarşisi İsrail’den Öğrendiği Yöntemleri Cenazelerimize Uyguluyor. Cenazelerimizi Vermiyor, Şehitlerimizin Akıbetlerini Açıklamıyor.

Anadolu’nun Bütün Dağları Bizimdir. Anadolu’nun Bütün Dağlarında Gerillalarımızın Silah Sesleri Yankılanacak.

Dağlarımızı Dinleyin Halkımız, Gerillalarımız Umudunuzu Büyütüyorlar O Dağlarda. Gerillalarımızın Silah Seslerinde Büyüyen Umudun Seslerini Duyacaksınız.

Dağlarımızı İzleyin Halk Düşmanları, O Dağlarda Yaktığımız Devrim Ateşlerinde, Saraylarınızın, Saltanatınızın Yıkılışını Göreceksiniz.

Dağlarımızı Bombalayanlar Bizim Topraklarımıza Ait Değil,

Sığınaklarımızı Bombalayanlar Bizim Topraklarımızın İnsanları Değiller,

Bir Avuç Amerikan İşbirlikçisini Söküp Atacağız Topraklarımızdan,

Bu Katliamlar, Bu Halk Düşmanlığı İçeride Devrim Korkularını Bastırıp, Dışarıda Türkiye’yi Amerikan Emperyalizminin Hizmetine Daha Fazla Sokmak İçindir. Bugün Oligarşinin Faşist Ordusu Irak’ta, Suriye’de Amerika’nın İşgal Gücü Olarak Bulunuyorlar. Halkımızın, İsrail Gibi Ortadoğu’da Emperyalizmin İşgal Gücü Olarak Kullanılmasına İzin Vermeyeceğiz!

Çok Döktük Kanımızı Anadolu Toprakları İçin, Dökmeye Devam Ediyoruz, Dersim Dağlarında Yankılanan Şehitlerimizin Sesleri, Halkımızın Kurtuluş Sesleridir.

Döktüğünüz Kanlarımızdan Sel Olsa, Anadolu Topraklarını Bir Avuç Amerikan İşbirlikçisi Asalak Burjuvaya, Tefeci-Tüccar’a, Toprak Ağasına Bırakmayacağız.

Biz Halkız, Halk Kurtuluş Savaşçılarıyız.

Kuşlar Uçmayı, Balıklar, Yüzmeyi Unutsalar

Biz KURTULUŞA KADAR SAVAŞ Sözümüzü Unutmayız,

Biz Şehitlerimizin Kanını Döken Katillerin Yüzünü Asla Unutmayız,

Bizi Bitirme Hayalleri Gören AKP’li Amerikan İşbirlikçisi Uşaklar: Gerilla Silahlanmış Halktır. Biz 80 Milyon Halkız, Siz Bir Avuç İşbirlikçi Asalaksınız, Boş Hayallere Kapılmayın. Halkı Bitiremezsiniz!

Savaşımızı tutsaklarımıza yeni tutsaklar, şehitlerimize yeni şehitler ekleyerek büyütüyoruz. Savaş gerçeği budur. Bu gerçek içinde savaşıyor, savaşı ülkemizin tüm dağlarına, tüm şehirlerine yayma irademizi büyütüyoruz.

Yeni şehitlerimizin haberlerini Dersim dağlarından aldık.

Tarih: 7 Kasım 2016, DHKC İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birliği’mize bağlı bir grup gerillamızın bulunduğu sığınak, oligarşinin işbirlikçi faşist ordusu tarafından bombalandı. Sığınaklardan sağ çıkan gerillalarımızdan 3’ünün isimleri Leyla Aracı, Mahir Bektaş ve Oğuz Meşe idi. Bu sığınakta şehit düşen gerillalarımızın kimlikleri halen tespit edilmiş değildir. Faşizm yoldaşlarımızın kimliklerini halen açıklamamıştır. Şehitlerimizin cenazelerine yapılanlar halen belirsizdir. Bunun açıklanmasını istiyoruz, şehitlerimizin cenazelerini istiyoruz.

Tarih: 7 Aralık 2016, DHKC İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birliği savaşçılarından Oğuz Meşe, çıkıp yangınların içinden silahını bombasını düşmanın beyninde patlatmak için, sığınakta şehit düşen yoldaşlarının hesabını sormak için yola düştü. Eylemi, DHKC gerillalarının yenilmezliğinin, gerilla tarzımızın yenilmezliğinin ilanı oldu. Şehit düşen yoldaşlarının hesabını sorma geleneği, ne pahasına olursa olsun kırda da Oğuz’la devam etti.

Tarih: 28 Aralık 2016 oligarşinin faşist ordusunun yaktığı sığınaktan sağ çıkan Cephe gerillalarımızdan Leyla Aracı ve Mahir Bektaş, oligarşinin faşist ordusuyla girdikleri çatışmada düşmana, düşmanın kendi ifadesiyle “kan kusturarak” ve kayıp verdirerek, sığınakta şehit düşen yoldaşlarının hesabını, oligarşinin faşist ve katliamcı ordusundan sorarak şehit düştüler.

İşbirlikçi, Amerikan uşağı Türkiye oligarşisi, Cephe gerillalarını dağlardan söküp atmanın hayallerini kuruyor.

Biliyorlar, Cephe gerillalarının dağlarda büyümesi demek, Oligarşik iktidarlarının sonu demektir. Biliyorlar ki, dağlarda büyüyen umudu söndürebilirlerse, bu çürümüş düzenlerinin ömrünü bir süre daha uzatabilirler.

Biz de biliyoruz!

Biz de biliyoruz ki, dağlarda dolaşan her bir gerilla, oligarşinin iktidarının sonunu müjdeler. Biliyoruz ki, faşizmi Anadolu’nun tüm dağlarında ve şehirlerinde yankılanan gerillalarımızın ve milislerimizin silah sesleriyle yeneceğiz. Oligarşik iktidarı büyüyen ordulaşan gerilla ve milislerimizle yıkacağız.

Dağlarda ve şehirlerde gerilla ve milislerimizi büyütme savaşımız bunun içindir. Bu savaşı kazanacağız. Bugüne kadar çok kez çıktık ülkemizin dağlarına, çok şehit verdik, çok tutsak verdik. Biliyoruz ki, bu savaştır, bu savaş her şeyden önce irade savaşıdır, irademiz ayakta ise bu savaşı biz kazandık demektir.

Tüm dünya gerilla deneyimleri bu gerçeğin doğrulanmasıdır. Oligarşinin gördüğü Cephe gerillalarını bitirme hayalleri boştur, aç tavuğun rüyasında darı ambarı görmesi gibidir. Cephe gerillaları sadece Dersim dağlarında değil, Anadolu’nun tüm dağlarında olacaklar.

Cephe gerillaları, sadece dağların doruklarını fethetmekle kalmayacaklar, kabusunuz olacaklar. Onları sadece dağların doruklarında değil, saraylarınızın kapısına dayanmış olarak da göreceksiniz.

Bu Halk Kurtuluş Savaşı gerçeğidir. Bu gerçekten ne oligarşi kaçabilir, ne de Anadolu halkı bu savaşı dağlarda ve şehirlerde büyütmekten, iktidar mücadelesinden kaçınabilir. Halk Kurtuluş Savaşımız sınıflar mücadelesinin yasaları çerçevesinde ilerleyecek ve hedefine ulaşacaktır.

Amerikan emperyalizmi Türkiye oligarşisinden Suriye’de, Irak’ta kendi işgalci, sömürgeci politikaları için savaşmasını istiyor. AKP iktidarı bunun gereklerini yerine getiriyor. Sahte Amerikan karşıtlıklarının altındaki gerçek budur. Sahte Amerikan karşıtlıkları, Suriye’deki varlıklarının Amerikan çıkarları için olduğu gerçeğinin üzerini örtmek içindir. MHP ve AKP elele Amerikan uşaklığı için Anadolu halkının kanını Ortadoğu’da döktürdükleri gerçeğinin üzerini örtmeye çalışıyor, bunun için ağız birliğiyle sözde Amerikan karşıtlığı yapıyorlar.

Ve biliyorlar ki, Anadolu halkının Amerika’nın işgal askeri yapmalarına izin vermeyecek güç, Parti-Cephe’dir. Dağlarda yaptıkları katliamlar, şehirlerde, gecekondu mahallelerinde saldırıları, işkencecilikleri, Cephe’ye yönelik tutuklama furyası bu nedenledir. Ne yaparlarsa yapsınlar, Anadolu halkını İsrail gibi, emperyalizmin hizmetinde Ortadoğu halklarına karşı Amerika’nın askeri gücü yapmalarına izin vermeyeceğiz. Anadolu çocuklarının kanını Amerikan çıkarları için dökmelerine izin vermeyeceğiz. Anadolu çocuklarının Arap halkının katili yapılmasına izin vermeyeceğiz.

Oligarşinin faşist İçişleri Bakanı sümüklü Süleyman, katlettikleri gerillalarımızın sevincini yaşıyor, “bitirdik” çığlıkları atıyor. Bitmeyiz Süleyman bitmeyiz. Cephe bitmez. Sığınağımızı tespit edip bombaladınız diye bitmeyiz. Siz uçaktan bombaladığınız o sığınağa bombaladıktan sonra bile yaklaşmaya korktunuz. Biz savaşma cüretimizle ayaktayız, siz şehitlerimizin cenazelerine bile yaklaşamayacak kadar korkuyorsunuz.

Siz o korkunuzla bitmiş durumdasınız, tarihsel haklılığımızdan dolayı güçlüyüz.

Yeryüzünde tek bir Cepheli kalmasa bile, bütün cepheliler bir gecede imha edilse bile, Parti-Cephe ideolojisi kendini küllerinden yeniden yaratır. Onun için ölmekten zerre kadar korkmuyoruz Onun için düşmanlarımız karşısında bu kadar güçlüyüz.

Siz halk düşmanı olduğunuz için korkak ve güçsüzsünüz, biz halkız ve halk için savaşıyoruz, bunun için güçlüyüz.

Siz, Amerikan uşakları, kendinize ait olmayan bir toprakta, bizim ülkemizde savaşıyorsunuz. Güçsüzsünüz, korkaksınız, Anadolu’nun her taşından, toprağından, sokağından, çocuklarından, gençlerinden, yaşlılarından korkuyorsunuz.

Siz bombaladınız, yaktınız, katlettiniz ama korkan sizdiniz, DHKC gerillalarından korkmaya devam ediyordunuz. Bakın o yakıp yıktığınız dağlardan, bir DHKC gerilla komutanı Leyla Aracı, korkunuzu şöyle anlatıyor;

“Düşman korkak ve alçak. Bulunduğumuz yere gelmedi, indirme yapmadı, bizimle DHKC gerillaları ile karşılaşmaya cesaret etmedi, edemez de. Ancak bombalar, tarar, yakar. O kadar korkak ki tüm dağları yaktılar. Ondan sonra ancak gece indirme yaptılar ve kısa süre içinde ayrıldılar.”

Biz kendi topraklarımızda savaşıyoruz. Bu halk bizim, bu topraklar dağıyla, taşıyla, kurduyla kuşuyla bizimdir. Genciyle, yaşlısıyla, kadını, erkeği, çocuğuyla bizimdir. Biz kendi topraklarımızda savaştığımız için güçlüyüz.

Güçlü olan bizleriz! Çünkü güç silahla, sayıyla ölçülmez. Güç, yürektedir, bilinçtedir, halkta ve haklı olandadır. Tarihsel ve siyasal haklılıktadır güç. Biz güçlüyüz, çünkü savaşımız halk kurtuluş savaşıdır.

Yene yenile, ölerek, öldürerek büyütüyoruz savaşımızı.

Türkiye devrimin yolunu Mahirler gösteriyor. Onlar katlettikçe yeni Mahirler yetişiyor, savaşı büyütmekte ustalaşıyorlar. Neronlarına, Heronlarına karşı da savaşmakta ustalaşacağız. Devrimci savaşımız, şehitlerimizden aldığımız güçle daha da gelişiyor ve yayılıyor.

Tarih, sizin gibi bir avuç sömürücü azınlığın bittiğini, saltanatlarının yıkıldığını sayısız kez yazdı, ama halkların bittiğini yazmaz o tarih. Halklar bitirilemez!

Cenazelerimizi Alacağız, Türkiye’de İsrail Politikalarını Uygulamanıza İzin Vermeyeceğiz.

Şehitlerimize Ne Yaptınız? Cenazelerimiz Nerede? Açıklayın!

Bir süredir Dersim Hozat bölgesindeki birliğimizden haber alamıyorduk. Nedenini yoldaşımız Leyla Aracı’nın şehit düşmeden önce yazdığı ve bize ulaştırmayı başardığı notu aracılığıyla öğrendik. DHKC İbrahim Erdoğan Kır Gerilla Birliği’ne bağlı bir grup gerillamızın bulunduğu sığınak 7 Kasım 2016 tarihinde düşman tarafından bombalanmıştır. Durum Leyla Aracı yoldaşımızın mektubunda şöyle anlatılmıştır:

“Şehitlerimizin hesabını soracağımıza olan inanç ve dağlarımızda gerillalarımızın hiç bitmeyeceğine dair sözümüzle kucaklıyoruz…

Savaşı büyütmeye devam ediyoruz.

Bu notu kısıtlı olanaklarla hızla yazıyorum.

(…)

Şu anda burada yaşadıklarımızdan haberiniz var mı bilmiyoruz. Kaç şehidimiz var yaralı olarak kurtulan var mı bilmiyoruz. Şehitlerimize ulaştınız mı cenazeleri hak ettikleri şekilde geleneklerimize uygun olarak kaldırıldı mı bilmiyoruz ve bu konularda çok endişeliyiz…

Bildiğimiz ve önemli olan bir gerçek var ki, düşman amacına ulaşamadı… buradayız. Şehitlerimizin hesabını soracak, daha hızlı koşacağız.”

Leyla komutanımızın aktardığı bilgiye göre, sığınakta bulunan gerillalarımızın bir kısmının şehit düşmüş olma ihtimalleri yüksektir. Yaralı da olsa sağ kurtulabilenleri Dersim halkının, dağının, taşının sahipleneceğini biliyoruz. Şehit düşen yoldaşlarımıza ne yapıldığı ise düşman tarafından açıklanmamıştır. Daha önce de sık sık yaptıkları gibi, yoldaşlarımızın cansız bedenlerine işkence yaparak toplu mezara gömmüş olmaları ihtimaldir.

Halk düşmanı AKP iktidarına sesleniyoruz: Şehitlerimizin yerlerini açıklayın.

Savaşlarda da cenazeleri sahiplerine vermek savaş ahlakının gereğidir. Oligarşinin bu ahlakı da yoktur. Bu nedenle şehitlerimizin cenazelerini ailelerine vermemişlerdir. Katlettikleri yoldaşlarımızın isimlerini bugüne kadar açıklamamışlardır. 7 Kasım 2016 tarihinde Dersim Hozat/Dalören mevkiinde bir sığınağın bombalandığı Dersim Valiliğince açıklandı. Açıklamada 5 kişinin katledildiği söylendi. Fakat şehitlerimizin ne isimlerini ne de şehitlerimize ne yaptıklarını açıklamadılar. Ailelerine bilgi vermediler. AKP faşizmini şehitlerimizle ilgili sakladıkları bilgileri açıklamaya çağırıyoruz.

İsrail, Filistinli şehitlerin cenazelerini ailelerine teslim etmiyor. Bunu bilinçli bir politika olarak uyguluyor. Biliyor ki, bir halkın değerlerine saldırdığında, o halkı manevi olarak yıpratmış olur. Şehitlere saldırısı bunun içindir. Faşizm, değer bilmez, şehitlere bile saygı bilmez. Cenazelerimize bile saldırabilir, işkence yapabilir. İsrail’in yaptığı budur. Türkiye oligarşisinin de yaptığı aynıdır.

Türkiye faşizmi de bilinir, şehitlerimize işkence yapar, ölü bedenleri çırılçıplak soyarak yerlerde sürükler, şehitlerimizin kulaklarını keser, yakar, cenazelerimizi vermez, toplu mezarlara, bilinmeyen yerlere gömer, cenazelerimizi kaldırmamızı engellemek için şehitlerimizin cenazelerini kaçırır, gizlice gömer. Şehitlerimizin mezarlarına saldırır, mezar taşlarını kırar. Faşizmin yöntemleri birbirinin aynıdır. Çünkü, ikisi de aynı soyun çocuklarıdır. İkisi de emperyalist Amerika’nın çocuklarıdır.

Bu İsrail politikasının ülkemizde uygulanmasını kabul etmeyeceğiz. Şehitlerimizin cenazelerini gizlice gömmelerine izin vermeyeceğiz. Amerika’nın çocukları, İsrail’in kardeşleri, Anadolu halkının manevi değerlerini çürütemezsiniz. Anadolu halkının şehitlerinin cenazelerine sahiplenme gücünü kıramazsınız.

Amerikan emperyalizmi, İsrail’i, Türkiye oligarşisi, hepsinin kökleri, tarihteki sömürücü, zalimlere dayanır. Kendilerine karşı direnenlerin, zulüm ve sömürü düzenlerine karşı savaşanların mezarlarına saldırıyı bu tarihten öğrenmişlerdir.

Mezar hakkı, ölüye saygı, onlara vefa borcudur

Ölülerine sahip çıkanlar dirilerine de sahip çıkarlar

Arapça “ziyaret yeri, ziyaret edilen yer” anlamına gelen mezarın sözlük anlamı “Ölünün gömülü olduğu yer, kabir, sin, makber, gömüt”tür. Yani insanların ölülerini gömdüklerini yerdir mezar.

Yine Latince’deki “humanitas” sözcüğü de “humando” yani gömmek kökünden geliyor. Yani insanın Latincedeki karşılığı “gömebilen varlık”tır. Çünkü insan, doğada ölüsünü gömebilen tek varlıktır. Kültürel antropolog (insan bilimci anlamına gelir) Eva Domaska tarih ile mezar arasındaki ilişkiyi, “Ölüm olmasaydı tarih de olmazdı. Tarih ölümden beslenir. Tarih mezarda başlar” diye tarif eder.

Yani şehitlerimizin cenazelerine saldıranlar, insanlığımıza, tarih bilincimize saldırıyorlar.

Dünyadaki birçok halk gibi, Anadolu halkları da ölülerine büyük anlam atfeder, saygı ve sadakat ile yaklaşır, onları gelenek ve inançlarına göre doğru buldukları, layık gördükleri şekilde gömer ya da gömmek isterler.

Halkın kültüründe “ölüyü yerde bırakmak”, “ölüyü mezarsız bırakmak” ayıp ve utanç sebebi sayılır. Çünkü ölüler ve mezarları halkların toprağa saldıkları kökleri gibidir, soyları, sopları, tarih bilincidir.

Amerika’sı, İsrail’i, Türkiye oligarşisi emperyalizm ve faşizm, bunun için şehitlerimize saldırıyor, işkence yapıyor. Tarihteki soyları gibi bizi köklerimizden, tarihimizden koparmak çalışıyor. İnsanlık tarihinin en eski dönemlerinden beri egemenler, kendilerine başkaldırıp isyan edenleri sadece biyolojik olarak öldürmekle yetinmediler. Öldürdükleri bedenlerin manevi bir anlam ve moral bir değere dönüşmesini engellemek için onları sembolik ve politik olarak da öldürmek amacıyla her türlü yol ve yönteme de başvurdular.

Spartaküs işkencelerle katledilip ibret-i alem için çarmıha gerildi ve günlerce diğer kölelere teşhir edildi. Che’yi Bolivya’da katleden emperyalist haydutlar, cesedini bir köy evinde ibret olsun diye teşhir ettikten sonra gizlice gömerek yerinin bulunmasını engellemek istedi.

Baba İshak, Börklüce Mustafa, Bedreddin, Pir Sultan ve diğerleri de katledildikten sonra bedenleri halka teşhir edilerek, cenazelerine de saygısızlık yapılıp, hakaret edildi.

Yasalarda bir mezara gömülme hak olarak tanımlanmıştır. Ölenin ailesinin yas tutma hakkı olduğu ifade edilmiştir. Ayrıcı ölenin manevi şahsiyetine hakaret diye suç bile belirlenmiştir. Faşizm için bunların önemi yok, politikalarına aykırı bir durum varsa kendi yasalarını da hiçe sayar faşizm.

Amaçları yaşayanları aşağılamak, değersizleştirmek, gözdağı vermektir. Bugüne kadar amaçlarına ulaşamadılar, bundan sonra da ulaşamayacaklar. Bugüne kadar halklara bu değersizleştirmeyi kabul ettiremediler, onun için Spartaküs, Che, Pir Sultan, Bedrettin’ler halk kahramanlarıdır, bundan sonra da amaçlarına ulaşamayacaklar.

Oligarşinin kaybettiği tüm yoldaşlarımızın peşine düştük, yerlerini bulmak için ne gerekiyorsa yaptık. Oligarşinin gizlice gömdüğü yoldaşlarımızdan Ali Yıldız’ın yerini bulmak için ölüm orucu yaptık. Şehitlerimizin, Sibel Yalçın’ın, Hasan Ferit’in, Günay Özarslan’ın, cenazesini istediğimiz şekilde kaldırabilmek için günlerce direndik. Yine direneceğiz, yine şehitlerimizi geleneklerimize uygun şekilde kaldıracağız. Zalimlere, emperyalizme ve faşizme teslim olmayacağız.

Şehitlerimiz tarihimiz ve geleceğimizdir. Tarihimize ve geleceğimize sahip çıkacağız.

Anadolu Açlığa, Yoksulluğa Çözüm İstiyor

Anadolu Faşizme Karşı Demokrasi, Katliamlara Karşı Adalet İstiyor

Anadolu Emperyalist İşgale Karşı Bağımsızlık İstiyor

Mahir’ler, Leyla’lar, Oğuz’lar Bunun İçin Dağlardalar, Bunun İçin Dağlarda Olacaklar

Faşizm Anadolu’muzu kan gölüne çevirmiştir.

Faşizm Anadolu’muzu işkencehaneye, hapishaneye çevirmiştir.

Faşizm, Anadolu’muzu açlar, yoksullar ülkesine çevirmiştir.

Faşizm, Anadolu’muzu uyuşturucu cehennemine, kadın bedenlerinin satıldığı fuhuş cehennemine, insan pazarına çevirmiştir.

Leyla’lar, Oğuz’lar, Mahir’ler böyle bir ülke tablosunu kabul etmedikleri için, bunu değiştirmek istedikleri için dağlara çıktılar. Böyle bir ülke tablosunu kabul etmeyen yeni Leylalarla, Mahirlerle, Oğuzlarla halkımızın kurtuluş umudu dağlarda büyümeye devam edecek.

Faşizmin bir yıl içinde bizlere yaşattıklarına bakalım:

Sokakta, dağlarda, evlerimizin içinde katlediyorlar… İş cinayetleriyle katlediyorlar!

2016 yılı verilerine göre dur ihtarına uymadığı ya da rasgale ateş açılması sonucu 341 kişi katledildi 396 kişi yaralandı.

Maden işcileri yine göçük altındaydı. Şirvan‘da 16 işçi toprak altında kaldı.

Adana’da çocuklarımız yakıldı.

İş sağlığı ve İş güvenliği meclisinin verilerine göre 1 Aralık 2016’da 1816 işçi katledildi.

İşkence yapıyorlar, gözaltına alıyor, hapsediyorlar.

1622 kişi sadece gözaltında ve gözaltı yeri dışında işkence gördü.

Temmuz ayından bu yana 90 binden fazla insan gözaltına alındı. 36 binden fazla insan tutuklandı. 100’den fazla gazeteci ve yazar tutuklandı. Şu an 146 gazeteci ve yazar tutuklu bulunuyor.

10 milletvekili, 50 belediye eş başkanı tutuklandı.

Türkiye hapishanelerinde tutuklu sayısı 200 bini geçti.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü eylemlerine yapılan saldırılar nedeniyle yaklaşık 1500 kişi yaralandı. 352 toplantı ve gösteri yürüyüşüne saldırdılar.

Sanatçılar, aydınlar, oyuncular, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler hakkında açılan yüzbinlerce soruşturma var.

Evlerimizden, topraklarımızdan göçettiriyorlar

Sokağa çıkma yasakları nedeniyle 500 bin insan göç ettirildi.

Yasaklıyorlar

Kapatılan internet site sayısı, 116 bin 126’dır.

OHAL ile birlikte 5 haber ajansı, 28 televizyon, 34 radyo, 62 gazete, 19 dergi, 29 yayınevi olmak üzere toplamda 177 basın yayın ve medya kuruluşu kapatıldı.

İşimizi, ekmeğimizi elimizden alıyorlar

Çıkartılan KHK’larla 100 binden fazla kamu görevlisi açığa alındı, 80 bine yakın kamu görevlisi ihraç edildi.

AKP iktidarı, konuşanı soruşturma, gözaltı ve tutuklama ile hak arayanı işkenceyle, direnenleri ve teslim olmayanları ölümle cezalandırılmaktadır.

VE

Zulüm aç bebeklerimizin soluğundadır.

Zulüm yoksul mahallelerimizin sokaklarındadır

Zulüm Kürt halkımızın ensesindedir.

Zulüm hapishanelerin direnen hücrelerindedir

Zulüm 80 milyon halkın üzerinde kol geziyor…

AKP Faşizmi, Bu Açlık, Yoksulluk, Sömürü ve Zulüm Tablosunun Mimarıdır

Onların Savaşı Bu Tablo Sürsün Diyedir

Leylaların, Mahirlerin, Oğuzların, Dağların Şahanlarının Savaşı Bu Alçak, Soygun Ve Sömürü Düzenlerine Son Verip, Açlığın Ve Zulmün Olmadığı Bir Anadolu Kurmak İçindir.

Bu Zulüm Var Oldukça, Ülkemizin Dağlarında Şahanlar Da Olacaktır.

Bu Zulüm Var Oldukça, Emperyalizme, Türkiye Oligarşisine, Faşizme Karşı Savaş Da Olacaktır.

Kurtuluşa Kadar Savaşmak Halkların Şahdamarıdır!

Direnmek, Örgütlenmek, Silahlanmak Ve Savaşmak Zorundayız!

Halk düşmanı, ahlaksız bir düşmana karşı savaştığımızı biliyoruz. İdeolojisini ve ahlakını, eğitimini aldıkları Amerikan ordusundan edinmiş bir düşmana karşı savaştığımızı biliyoruz.

Dünyanın dört bir yanında, işkenceleriyle, katliamlarıyla, vahşetiyle ün yapmış Amerikan emperyalizmine ve onun işbirlikçi uşaklarına karşı savaştığımızı biliyoruz. Dünya halklarının emperyalizme ve uşaklarına karşı bağımsızlık, halk demokrasisi, sosyalizm kavgasını bu katliamcılıkla, işkencecilikle, vahşetle boğmaya çalışan bir güce karşı savaştığımızı biliyoruz. İlan ediyoruz ki, şehitlerimize işkence yaparak, katledip yakarak savaşma kararlılığımızı, savaşı büyütme iddiamızı yok edemezler, yok edemeyecekler.

Değil onlarcamızı, yüzlercemizi, binlercemizi de katletseler Halk Kurtuluş Savaşı’mızı durduramazlar, bu savaşı kazanamazlar. Çünkü direnişçiliğin böylesine güçlü bir gelenek, savaşçılığın böylesine bir karakter haline geldiği bir hareket yok edilemez, gelişimi durdurulamaz. Köklerimiz öylesine derinde ki, bizi yok etme hayalleri kuranların tarihi yok etmeleri gerekir. Zalimler köksüzdür, onların kökü tarih sayfalarında, yıkılmış krallıkların altında kalmış asalaklar sınıfı olarak geçenlerdir. Bir kez daha yıkılmış saraylarının, saltanatlarının enkazı altında kalacaklar.

Kızıldere’den bu yana BİZE ÖLÜM YOK. Vurulup düşebiliriz ama biz, BİR GİDER BİN GELİRİZ. Çünkü biz KURTULUŞA KADAR SAVAŞ diyenleriz. Diri diri yaktılar, onar onar katlettiler, kör kuyulara gömdüler ama bizi yok edemediler, durduramadılar. Çünkü KAHRAMANLAR ÖLMEZ HALK YENİLMEZ.

Halk Yenilmez Çünkü Halklar Yenilgilerden Sonra Tekrar Ayağa Kalkar Ve Savaşır, Faşizmin Yenilgisi Onun Yok Oluşudur, Tekrar Ayağa Kalkamaz, Çünkü Faşizmi Ülkemiz Topraklarından Kalıntılarına Kadar Silebiliriz Ve Sileceğiz.

Faşist AKP iktidarına diyoruz ki; 7 Kasım’da katledip ölü bedenlerinden bile korktuğunuz gerillalarımız, halkın yenilmezliği ve kurtuluş savaşımızın yok edilemezliği içinde yeniden ve yeniden ülkemizin dağlarında saf tutacaklardır. Onların isimleri yeni gerillalarımızın savaşçı adı olacak, silahları yeni yeni gerillalarca kuşanılacaktır. Katlettiğiniz Mahir’in adı Mahir Çayan’dan, kod adı ise Şafak’tı. Katlettiğiniz Leyla’nın kod adı Çiğdem’di. Halkı sömürüp zulmettiğiniz sürece Mahirler, Şafaklar, Çiğdemler şehirlerde ve dağlarda halkın adaletini kuşanıp savaşmaya yani zulmünüzün hesabını sormaya devam edecekler. Ve Anadolu halkının yiğit evlatları dağda ve şehirlerde teslim olmayacağımızı, her ne pahasına olursa olsun savaşmaya devam edeceğimizi ilan ediyorlar.

Faşizm halka düşmandır!

Silahlanarak, savaşarak, ölerek, öldürerek faşizmin iktidarına son vereceğiz!

Hiçbir zalim ve faşist diktatörlük kendiliğinden devrilmemiştir. Direnmek, örgütlenmek, silahlanmak ve savaşmak zorundayız. Ülkemizde insanlığın şahdamarı savaşmaya bağlanmıştır. Savaşmamak yok olmaktır. Savaş bizim tercihimiz değildir. Faşizm, devrimciyim, demokratım, halktan yanayım diyenlere, halka başka yaşam şansı tanımamaktadır.

Başka yaşam şansı tanımamaktadır, çünkü faşizmin halkı daha fazla sömürmekten, bunun sonucu olarak daha fazla zulmetmekten başka yaşam şansı yoktur. Sömürü düzenleri artık sona varmıştır. Her gün ekonomik kriz daha fazla artmakta, sömürü düzenlerini ayakta tutabilmek için sömürüyü daha fazla artırmaktadırlar. Ya faşizm ya halk! Faşizmin varlığı, halk olarak bizim sonumuz demektir, yaşamak için faşizmi yenmekten, yok etmekten başka yolumuz yoktur.

Devletin tüm güçlerini seferber ederek halka savaş açmaları, dağlarımızı, şehirlerimizi bombalamaları yönetemediklerinin ifadesidir.

Yönetememeleri kriz nedeniyledir. Kriz devrim demektir. Ülkemizde devrimin, halkın iktidarının nesnel koşulları her zamankinden daha güçlü olarak mevcuttur. Devrim için silahlanalım, örgütlenelim, Cephe saflarında, gerilla olarak, milis olarak savaşalım.

Bilelim ki, halk olarak güçlü olan biziz. Faşizmi yenme gücüne sahibiz.

Halk olarak biz değil, faşizm yenilecek. Yolumuz İhtilalin Yolu’dur.

ŞEHİTLERİMİZİN TEKER TEKER HESABINI SORACAĞIZ! BU TOPRAKLARDA İŞLENMİŞ TEK BİR SUÇU BİLE CEZASIZ BIRAKMAYACAĞIZ!

ANADOLU’NUN BÜTÜN DAĞLARI BİZİMDİR! ANADOLU’NUN BÜTÜN DAĞLARINDA OLACAĞIZ!

YAŞASIN DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ GERİLLALARI!

KAHRAMANLAR ÖLMEZ HALK YENİLMEZ!

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!



DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


18. Oca 2017, 00:05
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker