Zaman: 19. Eyl 2017, 16:33

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
 Halkın Şiddeti Meşrudur 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 658
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Halkın Şiddeti Meşrudur
Bugün emperyalizm ve oligarşi halka tüm sömürüsüyle, baskısıyla saldırıyor. Açlıkla, işsizlikle yaşam savaşı veren halkın düzene olan öfkesi her geçen gün büyüyor. Halkın haklı ve meşru talepleri karşısında öfkesini kusan iktidarın çaresizce halka saldırması yönetememe krizi nedeniyledir.

Halkın kurtuluşu için faşizme karşı direnmekten başka yolu yoktur.Karşımızda halkı silahlı gücüyle ezen, baskı altında tutan bir düzen var. Mücadelenin her biçimine "terörle" karşılık veren, engellemeye çalışan devlet, halkın karşısında burjuvaziyi temsil eder. Burjuvazinin çıkarlarını savunur. Ve halka karşı olan sömürüsünü ancak baskı ve terörle sürdürebilir.

Devrimci şiddet, halkın şiddeti meşruluğunu buradan alır.
Mahir Çayan demiştir ki:"Ancak şu gerçeği tekrar hatırlatmak gerekir, burjuva demokrasisine en saygılı davrananlar yalnız ve yalnız Marksistlerdir.'Dünya proletaryası, burjuva demokrasisi haklarını alabilmek için kan revan içinde kalmıştır ve bu haklarını da elinde tutabilmek için, tabii ki bütün gücüyle savaşacaktır.
Sosyalistler burjuva yasallığını, burjuvazinin bozmasını üzerine terk ederler. Engels’in 'önce siz ateş edin mösyö burjuvazi' sözü Marksistlerin burjuva yasallığına saygısının açık belirtisidir. Bu nedenle devrimlerin objektif şartlarını, devrimciler değil, baskı, cebir ve şiddet getirmek suretiyle burjuvazi hazırlar." (Mahir Çayan, Bütün Yazılar, sayfa 67/68)

Baskı ve zulmün, sömürünün son bulması ancak devrimle, düzenin tamamen yıkılmasıyla gerçekleşecektir.
Fakat egemenler sömürü düzeninin sona erdirilmesini istemezler. Sömürülerinin sürmesi, varlıkları, halkın sindirilmesi, baskı altına alınmasına paralel olarak gelişir, büyür. Ve iktidarlarını sırf başkaları, yani halk istiyor diye bırakıp da gitmezler. İktidarlarını korumak için şiddete başvururlar. Bu noktada diyebiliriz ki iktidarı egemen sınıfların elinden almak, halkın iktidarını kurmak için devrimci şiddete başvurmak zorunludur.

Halkın şiddeti meşruluğunu açlıktan ya da soğuktan ölen çocuklarımızdan; saatlerce çalıştığı halde en temel insani ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan emekçilerin çalınan alın terinden; parasız eğitim isteyen gençlikten; "doğal afet"ler denilen gerçekte kapitalizmin yarattığı yıkımlarda verilen canlardan, örneğin Van’da deprem sonrası hala konteynırlarda yaşayan halkımızdan; işçilerin, memurların, esnafların, gençliğin, işsizlerin, her tür mezhep, inanç ve milliyetten insanlarımızın gasp edilen hak ve özgürlüklerinden alır.
Halkın şiddeti meşruluğunu dünya da, her beş dakikada bir açlıktan ve tedavi edilebilir hastalıklardan; her on dakikada bir temiz su bulamadığı için ölen çocuklardan alır.

Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da, Latin Amerika’da... dünyanın dört bir yanında işgallerle, işkencelerle, katliamlarla, açlıkla yok edilen dünya halklarının yaşadığı acılardan ve yoksulluktan alır.
Halkın şiddeti meşruluğunu insanın ruhunu bile tahrip eden kapitalizmin varlığından; yarattığı yozlaşmadan; insanı insanlıktan çıkarmasından alır.

Marks’ın deyimiyle "insan kalmanın tek yolunun, insanlık dışı bu sisteme karşı savaşmak" zorunluluğu nedeniyle ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok sayısız nedenden dolayı halkın şiddeti meşrudur.

Şiddet Haktır; Bu Hakkı Kullanırken Dost-Düşman Ayrımı Esastır

Egemenler kendileri her zaman, her koşul altında sınırsız hak ve özgürlüklere sahipken halkı köle olarak görürler. Halkı sömüren, işsiz bırakan eğitimsiz bırakan, "iş kazaları"nda katleden, kimsesiz çocuk yurtlarında fuhuş yaptırıp satan ve halkı katledenlere karşı halkın şiddeti haktır. Ayaklanma sürecinde halk düzene olan öfkesini sokaklarda çatışarak, her türlü bedeli, işkenceyi gazlar arasında boğulmayı, katledilmeyi göze alarak gösterdi. Halkın düzene olan öfkesi sömürülmesinden kaynaklıdır. Ve bu sebeple meşrudur.
Faşizme, zulme direnmek, savaşmak halkın geleneğidir.

Halkı sömüren, zulmeden herkes ve her kurum halk düşmanıdır. Ve halk düşmanları hiçbir zaman halkın haklı şiddetinden, adaletinden kurtulamayacaklardır. Halk kendisini sömüreni, zulmedeni unutmaz, affetmez.

Ezilen, sömürülen tüm halkların şiddete başvurma hakları mevcuttur.

Devrimci şiddetin, eylem biçimleri, meşruluğunu en başta sömürü ve zulmün sahiplerini vurmasını ve halka zarar vermeyen bir eylem tarzından geçer. Bu eylem biçimleri de gösterir ki devrimci şiddet halk düşmanlarını vurur, halkı değil. Halkı vuran sömürü sahipleridir.
Onca baskı ve zulme demagojilerle halka uyguladığı şiddeti meşrulaştırmaya çalışan düzene karşı halk da şiddetle karşılık verecektir.
Haziran Ayaklanması’nda halkın yıllardır biriktirdiği öfkesini gördük. Egemenlerin kabusu gerçek oldu. Halk ayaklandı. Bu noktada halk büyük bir kesimi, çok önemli bir engeli, korkusunu aşmıştır. Halkın korkusunu aşması, haklılığına, meşruluğuna olan inancından doğmuştur. Halkımız, devrimci hareketin düzene olan öfkesi ve direnişlerinden öğrenmiştir.

Direnmeyi, savaşmayı, halkın kafasında meşrulaştıran Cephenin egemenler karşısındaki uzlaşmazlığı ve direniş politikalarıdır. Halk haklıyı, direneni sahiplenir. Ve emekle, doğru hedefle beraber direnir, savaşır. Ekmeği, özgürlüğü ve adaleti için savaşır. Ve, diyebiliriz ki halkın şiddeti ekmek adalet ve özgürlük kadar haktır.

Biz halkız, halk hareketiyiz. Halkın sömürülmediği, özel mülkiyetin olmadığı, herkesin eşit olduğu bir düzen için savaşıyoruz.
Egemenler, halkın kafasını, sömürü düzeninin değişmeyeceği propagandalarıyla bulandırmaya çalışıyor. İdeolojik propagandasıyla halkın devrim saflarında meşru mücadelesini engellemek için her yolu deniyorlar. Faşizmin sürekli olduğu gerçeği karşımızdadır.
Düzen içi muhalefetin dahi faşist terörle ezildiği ülkemizde silahlı mücadeleden başka kurtuluş yolu yoktur. Haklı olan mutlaka kazanır. Halkın yönetimi, iktidarı için savaşıyoruz ve mutlaka haklılığımızla kazanacağız.

Halkın Düzen Karşısındaki Gücü Bugün Elindeki Taşı-Sopası ise Yarın Erdal Dalgıçların Elindeki Silahtır

Devrimci hareket Kızıldere'den bugüne devrimci şiddetin haklı ve meşruluğuyla devrimin yolunu örüyor. Halkımıza bu doğruları, haklılığımızı, meşruluğumuzu anlatmanın tek yolu pratiğimizdir. Bu gerçek çeşitli tarihsel süreçlerde karşımıza çıkmıştır. Bugün, bunu en yakın ve güçlü bir şekilde Haziran Ayaklanması’nda gördük. Elinde sopasıyla tencere kapağından yaptığı mancınığıyla, taşıyla, sopasıyla, yaratıcılığı ve cüretiyle savaşan halktır.

Tarih bize dünyanın hiçbir yerinde halk iktidarlarının, halktan yana düzenlerin kendiliğinden kurulduğuna tanık olunmadığını gösteriyor. Halk iktidarları bedelsiz, direnişsiz gerçekleşemez.

Halkın düzene olan öfkesini, devrimci bilinciyle şekillendirmeliyiz. Devrimci bilinç pratiktir, eğitimdir ve emekle şekillenir. Büyüyen halkın öfkesini sınıf kinine dönüştürmek için örgütlülükler yaratmalıyız.
Eğitimin, gelişmenin, sınıf kininin sürekli olması için halk örgütlülükleri oluşturmalıyız.
Örgütlenmek, örgütlü olmak güç olmaktır.
Örgütlenmek, faşizmden hesap sormaktır.
Bizleri zulme ve yoksulluğa mahkum etmek isteyenlerden hesap sormanın tek yoludur.
Ancak örgütlü olan güç halkın meşru şiddetini uygulayabilir.
Örgütlenerek, halkın örgütlü gücünü büyüterek faşizm karşısında bir güç olunabilir; ondan hesap sorulabilir.
Ezilen halkların öfkesini örgütlemek halka emek harcamaktan geçer. Emek, plan-programla, disiplinle gerçekleşir. Halk ve vatan sevgimizle, haklılığımızla inançla, devrimci şiddeti örgütleyecek ve zaferi kazanacağız.
Örgütlenerek; silahlanarak ve eğitimle örgütlü gücümüzü büyüteceğiz.
Faşizmin tüm saldırılarına karşı bilgiyle, kitapla, silahla direneceğiz.
Gelecek bizim... Umut biziz...

Vatanımızı seviyorsak; onurlu ve özgür bir yaşam istiyorsak; emeğimizin karşılığını istiyorsak; bağımsız bir ülke için savaşmak zorundayız.
Halkın kurtuluşu için devrimci şiddeti halkın elinde adalet silahına dönüştürmeliyiz.
Sevgili okurlar; haftaya başka bir konuda görüşmek üzere. Hoşça kalın.
Halkın Düzen Karşısındaki Gücü Bugün Elindeki
Taşı-Sopası ise Yarın Erdal Dalgıçların Elindeki Silahtır!

Onca baskı ve zulme, demagojilerle halka uyguladığı şiddeti meşrulaştırmaya çalışan düzene karşı, halk da şiddetle karşılık verecektir.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


23. May 2014, 01:06
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: Halkın Şiddeti Meşrudur
İktidar hedefi zorlu koşullarda devrimin sarp yollarında yürüyen devrimci bir örgüt için sigorta gibidir.

Mücadeleyi her türlü sapmadan, olumsuz koşulların yol açabileceği zaaflardan koruyan bir güvencedir.

Devrime inanmayanlar savaşamazlar. Devrim için ölümü göze alamayanlar savaşma gerekçelerini yitirirler. Devrim iddiası taşıyan tüm örgütler bilirler ki, kansız, bedelsiz devrim olmayacaktır.

Devrim inancını, iktidar iddiasını yitiren solda ideolojik bunalımlar ve çürüme kaçınılmazdır. Bunun aksi M-L bilimine aykırıdır. Söylemde ne söylerlerse söylesinler pratikleri onları şekillendirmektedir. Bugün soldaki çürümenin nedeni de iktidar iddialarını yitirmiş olmalıdır.

DURSUN KARATAŞ


24. May 2014, 22:29
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker