Zaman: 19. Eyl 2017, 16:36

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
 Sorguda (işkencede) Kızıl Direniş 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 658
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Sorguda (işkencede) Kızıl Direniş
Yaşadığımız her pratik bize bir şeyler öğretmiyorsa, olumlu ve olumsuz ayağımızın altında bir merdiven basamağı görevi görmüyorsa, pratiği körü körüne yaşamışız demektir. En doğru (bilimsel) düşünce, yaşam tarzı, ilkeler, pratik tecrübelerin sonucu olarak ortaya çıkar. Ancak, bir pratik duyarlı, bilinçli yaşanmalıdır. Atmış olduğumuz her adımın süreç içinde bize neler kazandıracağı veya neler kaybettireceği diri bir iradeyle sorgulanmalı, her adımımızın süreçte pratiğimize ışık tutacağı unutulmamalıdır. Her üretilen olumlu, güzel, onurlu şeyler, geçmiş tecrübelerin bir sonucudur. Tarihi tecrübeleri incelemek, tecrübeli insanların deneyimlerinden yararlanmak, bizim olgunlaşmamızda, gelişmemizde ve sağlamlaşmamızda olumlu etkiler yapacaktır.

Sorgu savaşımın bir biçimi ve en yüksek biçimidir. Ancak, bu olgu ne pratik faaliyetimizin bütününden, ne de pratiğimizin birikim sürecinden, ne de gerek proletaryanın mücadele deneyim sürecinden, aynı zamanda insanın türeyişinden günümüze kadarki sınıf savaşımından bağımsız olarak ele alınabilir. Bu anlamda ezen ezilen savaşının paralelinde süre gelen işkenceyi tarihiyle birlikte ele almak en doğru olanıdır.

Toplumların sınıflara bölünmesiyle birlikte, sınıf savaşımının paralelinde gelişen ve sömüren-sömürülen çatışmasının bir biçimi olan işkence, her zaman hakim sınıfların karşı sınıfı korkutma, sindirme, yıldırma ve sömürülen sınıfı parçalayıp köleleştirme amacı güder. Üretici güçlerin gelişmesi, toplumsal muhalefetin yükselmesi hakim sınıfları hiçbir zaman memnun etmemiş aksine hakim sınıfı öfkelendirmiştir.

Burjuvazi, bireyciliğin insanın doğasında olduğuna inanır. Bir insanın toplum için kendini feda edeceğine asla inanmaz. İşkencede yoğunlaştıkça, insanın bireyci yanının açığa çıkacağına, toplum veya başkaları için kendini feda edemeyeceğine inanır. İşte bundan dolayıdır ki, acizleştiklerinde "bu adam şartlanmış" diye küçümsemeye çalışırlar. Düşmanın anlayışının bir sonucu olan bu taktiğini, biz komünistlerin boşa çıkarabilmesinin yegane yolu, siyasi ideolojik olarak kendimizi geliştirmek, özümüzü şekillendirmek ve üzerimizde var olan burjuva ideolojisinin yansımalarını mahkum etmekle mümkündür. Bu, diyalektiğin öngördüğü yöntemle mümkündür. Yani teorik olarak kendini eğitmek değil, o teoriyi sıcak pratikle bütünleştirmek ve o pratiğin ateşi içinde pişmek..

Sorgu süreci bağrımızda var olan küçük burjuva zaaflarının kabuğunu çatlatıp en üst boyutta ortaya çıktığı yerdir. Çünkü o mekan zorun ve şiddetin en üst boyutta yaşandığı ve kendini savunmak için maddi hiç bir aracın olmadığı yerdir. Tek silahın, sınıf bilincinle, davaya bağlılığınla bilenmiş iradendir. Bir yoldaş aynen şunları anlatmıştı, öğretici olduğundan aktarıyoruz. Bayandı kendisi ve ilk defa polise düşmüş ağır bir biçimde sorgulanmıştı. "Böylesi bir sorguya dayanabileceğime hiç inancım yoktu. Ama davayı, mücadeleyi ve yarattığımız değerleri düşündüğümde bütün bu olumsuz düşüncelerim yok oluyordu. Bir de burjuvaziden nefret edişim buna eklenince gücüm ikiye katlanıyordu ve bu noktada anlıyordum ki, korkumun kaynağı bu düşüncelerimin pratikle denenmiş olmaması, kısacası sorgu gibi bir pratiğim olmadığından dolayı inancıma kuşkuyla bakıyordum. Ama yakalandığımda gerçektende bir çok zaman kendi iç dünyamla bu yönlü hesaplaşmış olmam işe yaradı. Hiç bir zorluk çekmedim, hiç bir zaaf göstermedim desem kendimi kandırmış olurum. Korktum ama kendimi kısa sürede toparladım. Bazı konularda tecrübesizliğimin bir sonucu kararsızlığım oldu, kimi zamanda edilgen duruma düştüm. Her üzerimi soyduklarında, her tenime dokunduklarında, en ağır acılar bile o anki duygularımın, acılarımın yanında gölgede kalırdı. Buna birde elektrik, askı vs. eklenince bunu anlatamam, tam tükendiğimi, çözülme noktasına geldiğimi hissediyordum.

İşte o zaman kendime geliyor. Bir film şeridi gibi bütün yaşamı kafamda canlandırıyordum ve aynen şöyle diyordum. Nihayetinde düşmanındır, yapar. İşte bunun için bu insanların alçaklığı ve iğrençliğinden dolayı savaşmıyor muyuz. Tamda bu sözcükler içimden geçtiğinde yeni doğmuş gibi oluyordum. Bütün yılgınlık kafamdan siliniyordu ve bu süreç içinde bile bir şeyleri öğrendiğimi hissediyordum, bu da bana güven veriyordu." Bu yoldaşımızın tavrı bizim için öğretici olmalı. Pratik mücadele içinde kendimizi sorgulamalı ve buna kendimizi hazırlamalıyız. Bu bizim irademizi güçlendirecektir. Diğer bir konu, kafamızda kıramadığımız feodal anlayışların bizi nerde yakalayıp, bitireceğinin belli olmadığıdır. Aynı zamanda her koşulda güzel şeyleri düşünebilmen, kafamızdaki olumlu düşüncelerle olumsuz düşünceleri savaştırabilmeliyiz.

Sorguda (işkencede) kızıl direniş, parti geleneğimiz olmalı. Yoksa kişisel kahramanlar yaratma sınavı olmamalı. Elbette tek tek insanların direnişine saygı duymalı ve ondan öğrenmek komünist bir erdem olmalıdır. Ancak, bu gelenek parti şahsında somutlaşmazsa, kazanımlarımız uzun ömürlü olmayacağı gibi, tek tek direnen insanlarımıza da saygısızlık olur. Bu olay, partinin pratiğinden, ideolojisinden, kitleleri, kadrolarını yetiştirme politikasından bağımsız düşünülemez düşünülmemelidir. Bir parti, burjuvaziyle savaşımında ciddi değilse ve burjuvaziye yönelmiyorsa, pasif durumdaysa, parti içinde şekillenen kadro ve üyelerinin işkencede ki direnişi elbette istisnai olacaktır. Eğer bir komünist parti düşmana yöneliyor, savaşımında ciddi ve saldırı halindeyse, bu parti hem kitlelere hem de kadro ve üyelerine güven verecektir. Bu da insanları polise karşı direngen kılacaktır.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


22. Oca 2013, 04:35
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: Sorguda (işkencede) Kızıl Direniş
Iskence Savasin Bir Gercegidir
Turk Ordusunda Yedek Sububaylarin Istihbarat dersinde Iskence konusu anlatilirken Iskencenin bir gercek oldugunu ,eger yakalanirsan sana Karsi tarafin Ordusunun iskence yapacagini anlatirlar ve ilave ederler bu iskenceye dayanilmaz ve sen elbette cozuleceksin Oyle ise ne yapacaksin Bize zaman kazandir Direne bildigin kadar dayan bu 3 saat olur yada 24 saat .Bu surede gerekli tetbirler alinir.Gelelim DEVRIMCI IRADEYE Oldurulur ama yenilmez,Amasya ili suluova ilcesi Et Balik Kurumunda Hayvanlarin asildigi askiliklara asilarak iskence goren bir Yoldasim Bana sunu dedi direndim cunku Kimseyi ele vermedim. Neden biliyormusun? Bana yaptiklari cok zoruma gidiyordu Ogle ise ben onlara istediklerini vermemeligim.Bize yapilan iskencegi anlatamama gibi bir Feodal duygu vardirbu yanlistir Sana yapilan insanlik disi ALCAKliklardan utanma.Cunku sen geleceksin HALKIN ilerici atar damarisin Iskence yapanlar iste bu atar damari yok etmek istiyor sana iskence yaparken.Sana yapilan asagilama senin kimliginde Ezilen Yoksul HALKA yapiliyor


12. Nis 2013, 03:35
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker