Zaman: 20. Eki 2017, 16:59

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 
 'HALKIN ELLERİ TÜM MÜZİK MARKETLERDE 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 659
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj 'HALKIN ELLERİ TÜM MÜZİK MARKETLERDE
GRUP YORUM'UN 22. ALBÜMÜ 'HALKIN ELLERİ' 12 KASIM'DA TÜM MÜZİK MARKETLERDE!!!

Resim

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


8. Kas 2013, 04:15
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 659
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: 'HALKIN ELLERİ' 12 KASIM'DA TÜM MÜZİK MARKETLERDE


_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


15. Kas 2013, 03:32
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: 'HALKIN ELLERİ' 12 KASIM'DA TÜM MÜZİK MARKETLERDE
Siz söylemeden biz söyleyelim, biliyoruz çok uzun oldu bu ayrılık. Çok zaman geçti Başeğmeden albümümüzün üzerinden. Heyecanla ve merakla beklediniz. Bizi her gördüğünüz yerde ilk sorunuz bu oldu: "Yeni albüm ne oldu?" diye. Biliyoruz çok beklettik sizleri. Ama işte en sonunda Halkın Elleri'yle çalıyoruz yüreklerinizin kapısını...

O kadar çok şey yaşadık ki bu 5 yıllık ayrılık süresince... Acı, sevinç, kahramanlıklar, zaferler, direnişler... İnsana dair bütün duyguları harmanladık benliğimizde. Ve yolumuza devam ettik onurla, baş eğdiremediler hiçbirimize.

İlkleri yaşadık bu ayrılık süresince birlikte. Önce elli beş bin olup koca bir stadyumu doldurduk... Sorna meydana çıktık. Önce yüz elli bin, sonra üç yüz elli bin, en son beş yüz elli bin olmanın coşkusunu yaşadık doyasıya.

Bir yandan da mahallelerimiz basıldı, evlerimiz başımıza yıkılmak istendi, hapishanelerde hasta tutsaklara zulmün en koyusu yaşatıldı... Emeğimizi çalmaya devam ettiler, yoksullukla terbiye etmeye kalktılar bizi, anamıza sövdüler, sanata "terörün arka bahçesi" dediler...

Büyümekte olan sesimizi susturmak için, ellerinden geleni ardlarına koymadılar. Talan ettiler kültür merkezimizi. Tarihte belki de bir ilktir, parmak izi alındı enstrumanlarımızdan. Bağlamamızdan, gitarımızdan ustalarımızın ustalarımızın parmakları cevap verdi onlara. Nazım Hikmet, Pir Sultan, Hasan Hüseyin... el vermişti bizlere. Ezgilerimizde, sözlerimizde onlardan öğrendiklerimizin izi var, gördüler. Direnik, baş eğmedik, işte dimdik ayaktayız.

Ve birleştirdi acılarımız, kayıplarımız, öfkemiz bizleri. Mayısın 31'inde öfkemiz sokaklara indi. Milyonlarcamız ekmeki, adalet ve özgürlük için Anadolu'nun her yanında direnişe geçtik, hala direniyoruz. İşte bu yüzden, direnç dolu bir halkın evlatları olduğumuz için, dünyanın Türkiye'sinde doğduğumuz, yaşadığımız için o kadar mutluyuz ki.
Albümümüzdeki şarkılar, bu süre içinde yaşadıklarımızın için o kadar mutluyuz ki.
Albümümüzdeki şarkılar, bu süre içinde yaşadıklarımızın bilincimizde ve duygumuzda bıraktığı izlerin en rafine halidir.

Bizim de bir yanımız tutsak. Solistimiz Ayfer, çalışma arkadaşlarımız Veysel ve Gamze demir parmaklıklar ardında. Weyn El Malain şarkısını Ayfer'in sesinden konser kaydıyla sizlerle paylaşıyoruz...

Albümümüz; vatanımız ve halkımız için. Ve bu vatan, bu halk için gözünüz kırpmadan ölüme kucak açanlarımız için.

Ekmek, adalet ve özgürlük için...

Yaklaşık 2 yıla yayıldı bu albümün kayıtları. İlk aşamada İdil Kültür Merkezi'nde bulunan kendi stüdyomuzda başladık. Ancak yapılan polis baskını sonrasında hem bu kayıtlarımıza el konuldu, hem de stüdyomuz kullanılamaz hale getirildi. Bu baskından sonra tüm kayıtları yeniden yapmak zorunda kaldık.Stüdyomuzu kullanamadığımız için, bu defa kapıların bize açan dostlarımızın stüdyolarında, ardından Kalan Müzik'e ait stüdyolarda yaptık kayıtları. Sürecin uzaması, stüdyoların değişmesi, birçok dostumuzun sürecin içine dahil olmasını sağladı. Oluşturduğumuz kolektif çalışmayla ikinci aşamayı da başarıyla tamamladık. Bu başarıda dostlarımızın büyük katkıları oldu.

Albüm çalışmamızın tüm aşamalarında bizimle birlikte emek harcayan kolektivizmimizin yapı taşları İdil Kültür Merkezi, Kültür Sanat Yaşamında TAVIR Dergisi, Fotoğraf ve Sinema Emekçileri (FOSEM), İdil Tiyatro Atölyesi ve Grup Yorum Korosu'na;

Albüm kayıtlarında düşünceleriyle ve enstrümanıyla katkılar sunan dostumuz Özcan Erkişi'ye; stüdyomuzu kurmamızdan kayıtları almamıza kadar her aşamada çalışan, şarkılarımıza dair önerilerini paylaşan, albümümüzdeki vurmalıların bir bölümünü çalan Ömer Avcı'ya ve Barış Güney'e; stüdyomuzu kurmamıza ve kayıtlarımızı almamıza katkılarından dolayı Ali Ekber Kayış'a; kayıtlarımıza katkılarından dolayı Ferhat Güneş ve Güven Türkmen'e; Kalan Stüdyoları'ndaki kayıtlarından dolayı Ozan Türkyılmaz'a, Levent Güneş'e, Onur Özçelik'e, kayıt ve miks sürecindeki özverili çalışmalarından dolayı Mayki'ye;

Yaylı düzenlemelerde önemli katkılarda bulunan ve stüdyosunu kullandığımız Tuğrul Karataş'a; Lanet şarkımızın düzenlemesinde önemli katkıları için Sunay Özgür ve Ender Akay'a; kayıt süreci boyunca özveri ve yardımlarıyla katkıda bulunan Turgut Alp Bekoğlu, Engin Aslan, Cem Tuncer, Ercan Tanrıverdi'ye;

Koro kayıtlarına katılarak sesleriyle albümümüze güç kalan dostlarımız Adile Yadırgı, Erdal Bayrakoğlu, Hakan Yeşilyurt, Ali Ekber Kayış ve Selçuk Balcı'ya;

Dostumuz, yapımcımız Hasan Saltık ve Kalan Müzik Emekçileri'ne;

Kısıtlı olanaklarına rağmen görüş kabinlerinde ziyaretçilerden şarkıları dinleyip görüş ve önerilerini bizimle paylaşan, şarkı sözlerimize katkılarını sunan Özgür Tutsaklar'a;

Tüm albümlerimizde olduğu gibi bu albümümüzde de her adımımızda yol gösteren, rehberlik eden, önümüzü görmemizi sağlayan, içimizi güvenle dolduran, kopmaz bağlarla bağlı olduğumuz, can damarımız Büyük Ailemize

Teşekkür Ederiz.


16. Kas 2013, 00:42
Mesaj Re: 'HALKIN ELLERİ' 12 KASIM'DA TÜM MÜZİK MARKETLERDE
Murat Meriç

Grup Yorum’un yeni albümü “Halkın Elleri”, yaklaşık bir yıllık bir gecikmeyle raflarda… Gecikmenin sebebi, polisin İdil Kültür Merkezi baskını sırasında o güne kadar yapılmış bütün kayıtlara el koyması. Her şeyiyle yeniden kaydedilen albüm, bu anlamda da bir ilk. 28 yıllık bir grubun külliyatındaki 22. Albüm bu. 1985 yılında, 12 Eylül darbesine tepki olarak kurulan Grup Yorum, Yorum Müzik Topluluğu adıyla yayınladıkları ilk albümleri “Sıyrılıp Gelen”den bu yana çok yol kat etti ve sürekli değişen kadrosuyla, nice badireler atlatarak bugünlere ulaştı.

Onları, 1980 sonrasındaki "uyanışın" temsilcisi olarak görmek mümkün. Ortalığın dümdüz edildiği bir dönemde hepimiz için umut olmuşlardı. Yaptıkları müzikle, dokundukları şeyle kimilerinin uykularını kaçırırken bir yandan sağlam bir kaynak haline geldiler. Bugün Bağcılar olayını, ölüm oruçları sürecini, büyük madenci yürüyüşünü dün gibi hatırlıyorsak nedeni Grup Yorum’un bu süreçte yaptığı şarkılar. Müzikal tartışmalar bir yana, yaptıkları şeyi "anı belgelemek" olarak değerlendirmek mümkün. Belleksiz bir toplumda, yapılabilecek en büyük hizmet bu üstelik! Albümlerini, memleketin o anki fotoğrafı olarak algılayabiliriz. Bir çeşit günlük tutuyorlar, gördüklerini anlatıyorlar. Dünya ahvalini kendilerine dert edinmişler, inandıkları "değer"leri dile getiren şarkılar üretiyorlar ve ülkenin durumunu belgeliyorlar. Şarkılarında verdikleri mesajların bazıları ilerleyen yıllarla birlikte eskiyebiliyor ancak maden kazalarından grevlere pek çok "nazik" mevzuda güncelliğini yitirmeyen ve yitirmeyecek şarkılar yaptıkları aşikâr. Böyle olmasa, bu şarkılar bugüne gelmez, eylemlerde yıllardır söylenmezdi. Bu bilgilerin ışığında, şu cümleyi kurmak yanlış değil: En başından beri doğru ve haysiyetli bir müzik yapıyor, Grup Yorum.

Ruhi Su, âşıkların sesini sazıyla 80’lere taşımış, onların türkülerini çoksesli bir hale getirmişti. Zülfü Livaneli, Attila Özdemiroğlu ile birlikte, Sadık Gürbüz ve Rahmi Saltuk ise Sarper Özsan’ın dokunuşuyla müziği ileri taşıdı. BarışManço, Cem Karaca gibi hikâye anlatıcıları da kattığımızda, Grup Yorum müziğine ulaşıyoruz. Ekip, bu isimlerin bıraktığı yerden bayrağı devraldı, bugüne taşıdı. Rock’tan gelen katkılarla, protest müzik bambaşka bir yöne gitti: Sazın yanında gitar sesi duymak yadırgatıcı değil artık. Başta yalnızdı Grup Yorum, sonra ondan doğan Kızılırmak ve Munzur, Kutup Yıldızı gibi muadilleri ile yola çoğalarak devam etti. Sonrasında mor ve ötesi, Duman, Redd gibi gruplar girdi devreye, protest müzik gençleşti. Başta muazzam deneylere girişmişti, sonra rock'tan hip-hop'a uzanan bir çizgide şarkılar yaptı Grup Yorum. Bunu yaparken bir yandan kemik kitleyi korudu, diğer yandan yeni dinleyiciler buldu. Tek handikapları başta "herkesin" sesiyken ilerleyen zamanda fazla "içe" dönmeleri ve bu içe dönüşün dışarıya farklı şekillerde yansıması. Ancak bunu da dışarıdan değerlendirmek pek mümkün değil: Bir “aile” ve buna bağlı bir disiplin söz konusu ve içinde olmadığımız sürece anlayamayacağımız olayların yaşanması tümüyle bununla alakalı. Grup Yorum, bir müzik grubu değil, çok daha fazlası.

“Haziran’da Ölmek Zor / Berivan”, kitlelere ulaşan ilk Grup Yorum albümü. 1987 yılının Ekim ayında yayınlanan “Sıyrılıp Gelen”, Sarıyer Halk Eğitim Merkezi’nde yaptıkları “tiyatro müziği” deneyimiyle başlayan çalışmaların ete kemiğe bürünmüş hali. 12 Eylül darbesine duyulan tepkiyle kurulmuş topluluk, ilk konserini Eylül 1985’te Türk Folklor Kurumu bünyesinde vermişti. 25. yılında, 55 bin kişiyi İnönü Stadyumu’na topladı Grup Yorum. Üstelik o konsere gelenler, grubu dünden bugüne izleyen dinleyicilerin sadece bir kısmı. Bunca kalabalığı toplayabilmeleri, dinleyicilerinin onlardan kopmadığını ve orayı dolduran, şarkılara ağız dolusu eşlik eden insanların "güzel günler"e olan inancını yitirmediğini gösteriyor. Bunu yakın zamanda, Gezi sürecinde de gördük: Grup Yorum, hem yeni bir şarkıyla bu sürece destek verdi hem de bizzat alandaydı.

Yakında otuzuncu yıllarını kutlayacak topluluğun yaptıklarını anlatmaya kalksak, bu sayfayı ve eki değil, gazeteyi de doldurmamız gerekir. Neyse ki, haklarında her türlü bilgiyi bulmak için ulaşılabilir kaynaklar var. Bugüne kadar yayınlanmış bütün albümler Kalan Müzik etiketiyle piyasada rahatlıkla bulunabiliyor. Biri kendileri tarafından hazırlanmış (“Bir Kar Makinesi”) diğeri Orhan Kahyaoğlu tarafından yazılmış (“And Dağları’ndan Anadolu’ya “Devrimci Müzik” Geleneği ve “Sıyrılıp Gelen” Grup Yorum”) iki kitaba da kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Bu “resmî” ve “gayrıresmî” tarihleri yer yer karşılaştırarak okumak ilginç olabiliyor. Bunun ötesinde topluluğun internet sitesi (Grup Yorum) her daim kullanıma hazır. Son olarak, yine Kalan Müzik tarafından yayınlanmış iki DVD’den söz edelim. İlkinde, Grup Yorum’un 13 Eylül 2003 tarihinde Açıkhava Tiyatrosu’nda verdiği konserin tamamı, o güne kadar çekilmiş klipler, duruşma notları ve televizyon programları, diğerinde ise İnönü Stadyumu’nda 12 Haziran 2010’da verdikleri meşhur 25. yıl konseri yer alıyor. Arşiv için bulunmaz bir nimet!

Arşive yeni katılan Grup Yorum albümü, “Halkın Elleri”, daha önce duymadığımız on dört şarkıyı içeriyor. Duymadığımız derken, Gezi sürecinde ortalığa salınan “Yeni Baştan” ve yakın dönemde verdikleri konserlerde seslendirdikleri “Lanet”i unutmuyoruz elbette… Bilhassa ikincisi, müziğiyle değil sözleriyle de albümün “hit”i, bugünün fotoğrafı: “Meydanı sokağı yasaklayanın / Halkın nefesini gazla boğanın / Güvendiğin gazın, copun, TOMA’nın…” Adile Yadırgı, Erdal Bayrakoğlu, Selçuk Balcı gibi isimlerin katkılarıyla büyümüş şarkı. Albümde, on üç kişilik Grup Yorum kadrosuna pek çok müzisyen eşlik ediyor. Şarkılar bildik: Türkiye halklarının sesini duyuyoruz yine. Yıllar önce yaptıkları “Sibel Yalçın Destanı”na benzer bir destan, bu kez Engin Çeber için yazılmış: “Hakikat Savaşçısı”. Recep Tayip Erdoğan’ın “destan yazıyorlar” diyerek onurlandırdığı polisin döverek öldürdüğü Engin için…

Albüm henüz çok yeni. Elbet birçok şarkısı dillere düşecek. “Cemo”dan “Cesaret”e, “Yürek Çağrısı”ndan “Güleycan”a uzanan klasik Grup Yorum şarkıları kadar ses getirmeyecek belki ama külliyatın zayıf halkaları da olmayacak bu albümdekiler. Son dönemde yaşadıklarımızla güçlendirilmişler çünkü ve sokaktan beslenmişler, diğer şarkılar gibi…

Grup Yorum’un sesi, mücadelenin içinden geliyor. Geriye dönüp baktığımızda, onları sadece bir döneme damgasını vurmuş sanatçılar olarak değil, içinde bulundukları “tavır”la ve “mücadele”yle anıyoruz. Albümleri, konserleri, eleman sayısı ve dinleyicileriyle “büyük” bir oluşum, Grup Yorum. Yollarını, bunca büyüklüğün sebebini, Engin için yazılan şarkıdaki şu dizelerde bulmak mümkün: “Düzen kirletir / Devrim temizler / Düzen çürütür / Devrim yaşatır…” Son alıntımız, Gezi sürecinde bize umut veren “Yeni Baştan” adlı şarkıdan olsun: “Madem ki insandır düşleri gerçek yapan / Kurabiliriz o zaman dünyayı yeni baştan.” Grup Yorum, insandan ve bu umuttan besleniyor. Seslerine ses verdiğimiz sürece sesimizi duyurmakta kararlılar. Düşlerimiz var, düşleri var ve bunların büyük bir kısmı ortak. Grup Yorum, sadece müzik yapan bir topluluk değil, düşlerimizi dile getiren bir ses, bir nefes. Yaşıyorlar, yaşayacaklar, çünkü “insan düşlerini terk edince ölür asıl”.

BİRGÜN


19. Kas 2013, 15:49
Mesaj Re: 'HALKIN ELLERİ TÜM MÜZİK MARKETLERDE
Halkın Elleri'yle Dünyayı Yeni Baştan Kuracağız
This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 778x518.


Yeryüzünde Gördüğümüz Her Şey Bizim Ellerimizle, Bizim Emeğimizle Var Oldu Halkın Elleri'yle Dünyayı Yeni Baştan Kuracağız

Grup Yorum üyeleri Selma Altın ve Dilan Balcı ile Halkın Elleri isimli yeni albümleri üzerine yaptığımız röportajı yayınlıyoruz…

Yürüyüş: 5 yıl gibi uzun bir aradan sonra Halkın Elleri ile halkın karşısındasınız. Albüm çıkar çıkmaz aldığınız tepkiler nasıl oldu? Albüme ilgi nasıl?

Selma Altın: Uzun bir ara. Hiç beş yıl beklettiğimiz olmamış. Ama bu beş yıl hem bizim açımızdan, hem de dinleyicilerimiz açısından zorlu geçti. Ha çıktı, ha çıkacak derken ellerimize düştü albüm. Biz de fabrikadan yola çıkıp elimize geldiği ana kadar heyecanla, sabırsızlıkla bekledik. Kültür merkezimize defalarca gelip hadi gelmedi, saat kaçta gelecek diye soranlar oldu, çıkacağını duyurduğumuz gün.

İlk tepkiler beklediğimizden daha iyiydi. Çok olumlu değerlendirmeler aldık ve almaya devam ediyoruz. Güzel değerlendirmeler, doğru değerlendirmeler bizim de ufkumuzu açıyor. Duygular bizim için önemli:.Hangi şarkıyı hangi duygu ve düşüncelerle yapmışız ve en önemlisi bu karşı tarafa geçiyor mu? Aldığmız değerlendirmelerde bunların cevaplarını arıyoruz. Sadece güzel kelimesini duymak yeterli olmuyor. Neden, neresi güzel? Sorular arka arkaya geliyor bizden. Dinleyicilerimiz son derece dikkatliler. Ve hem Yorum tarihini, hem ülkemizdeki gelişmeleri takip edenler tüm düşüncelerini gelip anlatıyorlar bizlere. Genel olarak bu ay çok güzel tepkiler aldık. Bunların hepsi bizim için çok değerli. Anlatmak istediğimizin anlaşılması çok iyi. Tabi henüz çok erken genel ilgiyi değerlendirmek için, ilk anların heyecanı çok büyük, hem bizde hem de dinleyicilerde. Konserlerde dinleyicilerle buluştukça daha iyi anlaşılacak. Şimdilik albüme ilgi çok iyi.

Yürüyüş: 5 yıl uzun bir ara. Bu albüm neden bu kadar gecikti? Albümün oluşum sürecinde karşılaştığınız engelleri anlatır mısınız?

Selma Altın: 5 yıldır bir albüm çıkmadı evet. Bunun hem bizden kaynaklanan hem de faşizmin hüküm sürdüğü bir ülkede yaşıyor olmaktan kaynaklanan yanları var.

Öncelikle şunu söyleyelim ki, 5 yıldır albüm çıkmamış olması Yorum'un üretimsiz geçirdiği yıllar anlamına gelmiyor kesinlikle. Bu beş yıl içerisinde Yorum tarihi ve ülkemiz tarihi açısından önemli konserler düzenlendi. İlki 25. yılımızda İnönü Stadyumu'nda gerçekleşen ve 55.000 kişinin katıldığı konser. Bunu hemen ertesi yıl 150 bin kişilik Bakırköy konseri izledi. Arkasından 350 bin ve en son geçen sene 550 bin kişilik konserle Yorum tarihinde ilkleri yaşadık. Yine kendi çapında bir ilke imza atarak 10 yönetmenli F Tipi Film'i çektik. Ve şimdi bu filmin DVD çalışması başlamış durumda. Yakın zamanda filmin DVD'si ile yüz binlerce eve girmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda Avrupa'daki konserlerimiz de kitlesellik anlamında ciddi bir artış gösterdi. Ve "Irkçılığa Karşı Tek Ses Tek Yürek" isimli bir konser düzenledik.

Tabii tüm bunlar sürerken AKP hükümeti de boş durmadı. Baskınlarla, gözaltılarla engellemeye çalıştı. Kurumumuz basıldı. Arşivimize, albüm kayıtlarımıza ve hatta stüdyo bilgisayarlarımıza bile el konuldu. Neredeyse tamamlanmış olan kayıtlarımızı tamamen keyfi ve hukuksuz bir şekilde geri vermediler. Hukuken yanlış bile denmez bu duruma. Resmen hırsızlık bunun adı. Ve bu zamana kadar da iade edilmiş değil. Bizim açımızdan zaman kaybına sebep olan bir durumdu elbette. Tüm kayıtları tekrar yaptık. Faşizmin karşısında şaşırıp kalmak, çaresiz hissetmek, oturup ağlamak devrimcilere yakışmaz. Biz de bize yakışanı yaptık, daha büyük bir azimle ve inançla yaptık albümümüzü. Baskın esnasında duvardaki İdil resminin gözlerini oyanların, enstrümanlarımızdan parmak izi alanların alacağı bir cevap olmalı.

Oyulan resmin altından, alınan parmak izinden bu çıktı işte; "Halkın Elleri"

Elemanlarımız tutsaktı biz bu albüm çalışmasını yaparken. Seçkin ve Ayfer. Seçkin albümün son hazırlık aşamasına yetişti. Ama Ayfer hala tutsak. Sesini eksik etmedik albümden yine de. Bir Yorum gerçeği tutsaklık. Devrimci sanatçılığın bedeli. Bu bedeli Ayfer ödüyor şimdi. Hastane önünde bir basın açıklamasına katıldığı ve işkenceye karşı çıktığı için tutsak edildi. Tutsak ama sesi Halkın Elleri ile milyonların evine ulaşıyor.

Tüm bu engellere rağmen çıkarmayı başardık albümümüzü. Eksikleri yok mudur? Elbette vardır, biz de sayarız pek çoğunu. Ama hayat devam ediyor. Daha iyilerini yapmaya, daha güçlülerini yapmaya devam edeceğiz. Hayat halkın safından destanlar yazmaya devam ediyor, hayat zulmün safından "destanlar" yazmaya devam ediyor. Biz de bu destanları koyacağız şarkılarımıza. Anlatacağız bir bir.


Yürüyüş: Bütün albümlerinizin kolektif bir üretimin sonucu olduğunu biliyoruz. Bu albüm çalışmaları nasıl geçti? Albümün oluşum sürecini anlatır mısınız?

Selma Altın: Önceki Yorum albümlerinde olduğu gibi sayısız aklın değerlendirmesini aldı şarkılarımız. Her bir şarkı gerek sözlerinin düzenlenmesi, gerek ezgiler ve gerekse düzenleme aşamasında kolektif emekle örüldü. Halkın Elleri ismi gibi kalabalık, milyonlarca.

Ustalar "İlham, biriktirdiklerimizdir" demiş. Bu yanıyla baktığımızda biriktirdiklerimizde bile emeği çoktur halkımızın. Biz de kolektif mücadelenin, barikatlar arkasında, Gezi Parkı'nda, sokaklarda, meydanlarda, evlerinde iş yerlerinde bir arada olanların biriktirdiklerini koyduk albüme.

Hapishanelerde yoldaşlarımızı kattık, mektupla ya da kısacık telefon görüşmelerinde. Yanımıza gelenleri soktuk stüdyoya, açtık şarkımızı ve sorduk: "Nasıl olmuş" diye. Küçük-büyük demeden, işçi memur demeden, asla bu ne anlar ki müzikten demeden halkımıza sorduk. Sanatçı dostlarımıza dinlettik, değerlendirmelerini aldık. Bu kolektivizmin bir parçası oldu insanlarımız. Yine albümün korosunda yer aldı dostlarımız. Seslerinde yankılandı ezgilerimiz, sözlerimiz. Bize güç kattılar. Yorum ailesinin kopmaz parçası olan kültür merkezimizin çalışanları da vardı albüm çalışmasının içerisinde. Fikirleri ve önerileriyle hiç yalnız bırakmadılar bizleri. Şair dostlarımızla birlikte baktık şarkı sözlerine.

Yürüyüş: Albümün adı nasıl oluştu? Neden Halkın Elleri?

Selma Altın: Çünkü hayatı var eden, tarih sayfasını onurluca yazanlar bu eller. Şarkılarımız halkın içinden. Bu eller kuracak bizim hayalini kurduğumuz; eşit, özgür ve sosyalist bir ülkeyi.

Yürüyüş: Albümü tanıtır mısınız? Şarkılar hakkında kısa kısa da olsa bilgi verir misiniz?

Selma Altın: Albüm 14 şarkıdan oluşuyor. "Yeni Baştan" isimli şarkı Halk Ayaklanması sırasında duyurduğumuz bir şarkı. O zaman ilk elden duygularımızı ifade eden ve yaşamı halkımıza zindan eden AKP iktidarına karşı halkın kendi elleri ile kurduğu bir düzenin özlemini ifade ediyordu. Yine Halk Ayaklanması'na ilişkin yaptığımız "Lanet" isimli şarkımız var. Çok şarkı yapıldı o dönem. Adeta direnişle beraber sanat da hayat buldu. Üretimler zenginleşti. Bu da bizden, Yorum'dan halkımıza armağan, bizim duygularımızı ve halkımızın dilinin en görkemli sövgülerini edebileceği bir şarkımız.

Bildiğiniz gibi, Güler Zere binlerce insanı bir araya getiren bir hasta tutsaktı. Ve onun serbest bırakılması için verilen mücadelede; kenetlenildiğinde, mücadele edildiğinde zaferler elde edebileceğimizi görmüştük. Binlerce, milyonlarca el uzandı Güler Zere'yi dört duvar arasından almak için. Ve aldık. "Halkın Elleri" isimli şarkımızın konusu buradan.

Engin Çeber'in hapishanede işkence ile öldürülmesi bizi derinden etkiledi. Engin bir devrimciydi ve tutsakken bile, gözaltındayken, işkenceler altındayken bile düşüncelerinden vazgeçmeyen, dayatmaları kabul etmeyen bir kahraman. Onun yaşamı da, devrimciliği tercih edişi de, devrimci olmadan önceki yaşamı da çok öğretici. Engin'in yaşamı bir bütün. Bir halk çocuğunun kahramanlaşmasının öyküsü Engin'in yaşamı. Öncesiyle ve sonrasıyla ve işkence gördüğü anla birlikte anlatmak istedik Engin'i.

Suriye'nin emperyalistler ve işbirlikçileri tarafından işgalinin söz konusu olduğu bir dönemde Weyn El Malain'le milyonlarca Arap halkımızı birlikteliğe çağıran şarkıyla çıktık dinleyicilerimizin karşısına. Ve bunu da şimdi tutsak olan arkadaşımız Ayfer'in sesinden, konser kaydından orjinal sesle koyduk.


Yürüyüş: Yeni bir çalışmanız var mı?

Selma Altın: Elbette. Pek çok projemiz var. Kimi fikir aşamasında, kimisinde küçük adımlar atılmış. Bu albüme sığdıramadığımız ya da yetiştiremediğimiz şarkılarımız bizi bekliyor mesela. Bir an evvel işlenip bir sonraki albümde yerini almaya aday şarkılarımız var.

Aynı zamanda işlemek istediğimiz konular da var. Hayatın kendisi bir derya deniz. Hepimiz görüyoruz, ülkemizin her yerinde direnişler boy gösteriyor. Bu zamana kadar kafasına vurulup hakları ellerinden alınan kesimler şimdi direnişi seçtiler. Öğrenciler, işçiler, memurlar, anneler-babalar, öğretmenler, işsizler, köylüler, depremzedeler... herkes direniyor. Buraları kim anlatacak, sanat buralara hizmet etmeyecek de ne yapacak. Hayat bizi bekliyor. İnsana dair her duygu şarkılaştırılarak anlatılmaya aday. Biz de yetişebildiğimiz oranda her duygunun şarkısını yapmak istiyoruz. Ama bu süreçte meşruluk ve direniş duyguları ayaklanmış durumda.

Tüm bunların dışında Ruhi Su ustamızı anmak ve onun sesini, sözünü bugüne taşımak istiyoruz. 100 yaşına yetiştirmek isterdik olmadı ama yapacağız. Köklerimizin elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Düzenin popülerlik anlayışında böyle ustalara yer yok ama bizim baş tacı ettiğimiz değerler bunlar. O nedenle Ruhi Su şarkılarından oluşan bir çalışma yapmayı çok istiyoruz. İlk ele almak istediğimiz de bu proje olacak. Gençlerimize tüm değerlerimizi hatırlatmak ve tanıtmak istiyoruz. Geçmişini bilmeyen geleceği göremez. Biz bu ülkenin gençlerine güveniyoruz. Bizi güçlü kılan değerlerimizi ve sosyalist sanatı yaratanları unutmayacağız. Sadece bir vefa borcunu ödemekten öte onları bugünün mücadelesinde de yaşatmak istiyoruz.

İlk denemesini F Tipi Film ile yaptığımız sinema çalışmalarına devam etmek istiyoruz. Yeni öğrendiğimiz bir alan. Ama ülkemiz sosyalist sanatının ihtiyaçlarından birisi. Sinema kapitalizmin kıskacında. Biz bu kıskacın, düzenin dayatmalarının dışındayız. Sanatımız, sosyalist sanat bu konuda özgürlükler sunuyor bize. Biz de üretmek istiyoruz. Yeni yeni film projelerimiz var. Senaryolar yazılıyor. Belki teknik olarak eksiklerimiz var ama hapishanelerden Anadolu'nun değişik illerine kadar milyonlarca gözümüz elimiz var. Bu kolektivizmi bu zamana kadar müzikte işler hale getirmeyi başardık. Bunu sinema alanında da yapmak istiyoruz.

Kitlesel konserlerimiz yine olacak. Bu sene Bağımsız Türkiye konserinin 4.'sü olacak. Şimdiden çalışmaya, üzerine düşünmeye başladık. Yine yüz binlerce dinleyicimizle bir araya gelip türkülerimizi söyleyeceğiz ve şehitlerimizi anacağız.

30. yılımıza az kaldı. Bu yıl için de ayrıca özel konserlerimiz olacak.


Ezgi Dilan Balcı (Grup Yorum)

Yürüyüş: 5 yıl gibi uzun bir aradan sonra Halkın Elleri ile halkın karşısındasınız. Albüm çıkar çıkmaz aldığınız tepkiler nasıl? Albüme ilgi nasıl?

Dilan Balcı: Albümün beğenildiğini düşünüyoruz. Duyan insanların da hemen albümü aldıklarını, merak ettiklerini yaptığımız sohbetlerden ve anlatılanlardan duyuyoruz. Bunun bir nedeni sizin de söylediğiniz gibi 5 yıl gibi uzun bir sürenin geçmesi; herkeste, hepimizde olduğu gibi bir Grup Yorum albümü özlemi. Hem de bu 5 senelik süre içinde ülkemizde yaşananlar en son Halk Ayaklanması ile şahlanan bir beş sene ve tabii ki yaşanan her katliam yaşanan her zafer yani halkın nazarında değeri olan her şey için Grup Yorum'un söyleyecek bir sözü var. Bunun bekleyişi vardı insanlarda. Bu bekleyiş de hüsranla bitmedi diye düşünüyoruz. Bu albüm bir şekilde beklentileri karşıladı.

Yürüyüş: Yaşadığınız engelleri anlatır mısınız?

Dilan Balcı: Bu albüm çok cefalı bir albüm oldu. Zaten gecikmiş bir albümdü ve üzerine, kurumumuza yapılan bir baskında polisler tarafından çalındı. Bu herhalde bir ilktir. Grup Yorum bu güne kadar bir çok baskıya maruz kalmıştır ama çıkmamış bir albüme el konulması ilk defa karşılaşılan bir durum. Bizim için güzel bir şeyin de göstergesi olarak bakabiliriz. Halkın sanatından, var olma aşamasında dahi korkuyorlar. Yani albümün çıkma şüphesi bile onları deliye çeviriyor. Ama ne oldu? Daha da güçlendik bu süreçte. Bir çok sanatçı dostumuz emeğini kattı, üretimini kattı ve hızla yeniden şekillendirdik albümü. Bir yandan dayanışmayı büyüttük. Faşizmin her baskısı kendi kuyusunu biraz daha kazıyor. Çünkü ne oluyor, insanlar zor süreçlerde bir araya geliyor dayanışmayı büyütüyor. Çünkü faşizmden nasibini herkes alıyor. Bugün memurundan işçisine öğrencisine kadar ben bu devletin bir faşistliğini görmedim diyen var mıdır? Namusluysa yoktur. Yani insanca yaşamak isteyen adam bilir ki bu ülkede insanca yaşamak istemenin bile bedeli var. Bizi aşağılıyorlar, küfür ediyorlar, katlediyorlar. Bunların hesabı sorulmasın istiyorlar. Ama sorulacağını da çok iyi biliyorlar. Grup Yorum türküleri de, Halkın Elleri albümü de bu düzene sorulan bir hesaptır. İşkencede katledilen Engin'in Ayaklanmada şehit düşenlerimizin, hasta tutsakken halkın bağrına bastığı hapishanelerden çekip alınan Güler Zere'nin kısacası zulmün ve zorbalığın hesabıdır. Bu hesabı sormak kolay olmadı, hiç bir zaman olmayacak. Ama bu engelleri yine halkın elleri aşacak.

Yürüyüş: Bütün albümlerinizin kolektif bir üretimin sonucu olduğunu biliyoruz. Bu albüm çalışmaları nasıl geçti? Albümün oluşum sürecini anlatır mısınız?

Dilan Balcı: Grup Yorum çok büyük bir ailenin önemli bir parçası. Ailenin bir çocuğu nasıl herkes tarafından kollanır, beslenirse, Grup Yorum da bu ailenin her ferdi tarafından besleniyor. Yani hapishanedeki tutsağımızdan tutalım da, bizi dinleyen seven insanlarımıza kadar herkes bu üretimin bir parçası. Grup Yorum halktır diyoruz ya bu gerçekten doğru. Biz de bu geleneği devam ettiriyoruz. Bu nasıl oluyor? Mesela bu albümde şöyle bir yöntem denedik: Mahallelerdeki gecekondulardan, memurundan işçisine esnafına analarımıza babalarımıza tanıdığımız her kesimden insanları bir araya toplayıp bir kaç aşamada şarkıları dinlettik ve onların fikirlerini düşüncelerini aldık. Ona göre şekillendirdik. Sonra uzun süreli yapmamız gereken çalışmaların bir çoğunu evlerde yaptık. Gittik Küçükarmutlu'da bir anamızın evinde çalıştık, onun da fikirlerini aldık. Yani burjuva sanatçıları gibi yalılara çekilip ilham gelmesini beklemedik. Biz bizzat ilhama, yani halkımıza gittik. Halktan kopan bir sanatçı hayattan ve kendinden de kopar. Şah damarını keser, beslendiği damarlarını keser. Bugün burjuva sanatçıları da bu bunalım içersinde çırpınıyorlar. Çare, o uzakta gördükleri, beğenmedikleri halkta ama bunu görmüyorlar. Çoğu zaman yaşama kaygıları ağır basıyor. Devletin hışmına uğramaktan çekiniyorlar. Ama yaşama kaygısı duyan bir insan çevresinde olup bitene gözünü kapatmaz, kapatamaz. Yaşamak düşünmektir, her türlü haksızlığa başkaldırmaktır. Bunun tersi ölümdür, hele de kendine aydınım diyen birisi için çok kötü bir ölümdür. Yani susmak aslında taraf olmaktır. Güçlünün güçsüzü ezdiğini izlemek, güçlünün işine gelir. İlle de devlet taraftarı olmak gerekmez, susmakta ihanettir. En başta kendine ihanettir.

Yürüyüş: Albümün adı nasıl oluştu? Neden Halkın Elleri?

Dilan Balcı: Bu dünyayı var eden halkın elleridir. Şu yeryüzünde gördüğümüz her şey bizim ellerimizle, bizim emeğimizle var oldu. Ne kadar farkındayız bu gücün? Biz türkülerimizle bu gücü anlatıyoruz. O eller öyle ellerdir ki, yeri geldi mi en olmaz denileni olur kılar. Yapılamaz denileni yapar. Bir avuç asalak sömürgende bunun farkında olduğu için bu ellerden korkuyor. 18 saat çalışan minibüsçü abiden, inşaatlarda ömrünü tüketen inşaat işçisine, tekstil atölyelerinde emeğinin karşılığını alamayan genç kızlardan tutalım da Van'da hala konteynırlarda yaşayan insanlardan bu düzen korkuyor. Onların öfkesinden korkuyor. İnsanları karanlığa hapsediyorlar, beyinlerini uyuşturuyorlar yoksa bu mantık dışı düzenin sürmesi mümkün değil; üreten biz var eden biz ama yiyen onlar. İnsanların artık kaybedecek bir şeyi kalmamış, açlık gelmiş kapıya dayanmış bu öfkenin karşısında kimse duramaz. Çocuğunu kaybeden bir ananın karşısında hiç bir güç duramaz. Bu öfkeyle sokağa çıktık ve gerçekten ellerimizin kenetlendiğini hissettik. Bu gücü hissettik. En çok korkulanı yaptık. Yeni bedeller ödedik belki ama hepsini göze almıştık. Bir gün bunun olacağını, olabileceğini biliyorduk. İşte dimdik durduk faşizmin karşısında daha büyük direnişleri de örgütleyeceğiz. Bunu halkın elleri başaracak. Bizim kenetli ellerimiz başaracak.

Sanatı Yapanlar Yasaları Yapanlardan Daha Güçlüdür!

Sanat Meclisi, Barış Atay'ın sesi Redhack sözcüsüne benzediği için Redhack soruşturması kapsamında hukuksuzca gözaltına alınmasını düzenlediği basın toplantısıyla protesto etti. İstanbul Taksim'deki Yeşilçam Sineması'nda düzenlenen ve Barış Atay'ın gözaltına alınma gerekçesine atıfta bulunularak "Direnenlerin Sesi Hep Aynıdır" pankartı açılan toplantıda, Haziran Ayaklanması'nın ardından Mehmet Ali Alabora ile Barış Atay gibi sanatçılara yönelik baskı protesto edildi.

Sanat Meclisi'nin düzenlediği basın toplantısına katılan sanatçılar arasında Barış Atay, Hüseyin Turan, Niyazi Koyuncu, Erdal Bayrakoğlu, Ayla Yılmaz, Aydoğan Topal, Mehmet Esatoğlu, Barış Günay, Serap Yarış, Osman Genç, Efkan Şeşen, Adile Yadırgı ve Grup Yorum da vardı.

Sanat Meclisi, 13 yıllık AKP iktidarının halkın öfkesini büyüttüğünü belirterek, biriken öfkenin meydanlara taştığını vurguladı.

AKP'nin bütün sanatçılara gözdağı vermek istediğini söyleyen Sanat Meclisi, açıklamasını şu sözlerle bitirdi: "Siz bizi yalnızlaştırmaya çalıştıkça biz daha çok bir araya geleceğiz. Siz bizi tek tek ‘avlamaya' çalıştıkça biz daha çok örgütleneceğiz. Siz direnişimizi daha çok baskı uygulayarak kırmaya çalıştıkça biz daha çok direneceğiz. Üretimlerimizle, sanatımızla, halkımızın yanında saf tutacağız. Çünkü şu tarihsel gerçeği biliyoruz ki; Sanatı Yapanlar Yasaları Yapanlardan Daha Güçlüdür!"

YÜRÜYÜŞ


17. Oca 2014, 00:32
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 5 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker