Zaman: 20. Oca 2018, 12:16

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 
 "HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 660
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj "HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR
"HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR TÜRKİYE HALKLARININ KURTULUŞU DEVRİMDEDİR

Yeni Özgür Politika Gazetesi'nde bir moda başlattılar... HDP'yi desteklemeyen adeta caşh (hain) ilan ediliyor...



"HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR TÜRKİYE HALKLARININ KURTULUŞU DEVRİMDEDİR

Özellikle son bir aydır Yeni Özgür Politika Gazetesi'nde bir moda başlattılar... HDP'yi desteklemeyen adeta caşh (hain) ilan ediliyor...

"Mahirler'i anlamak HDP'yi desteklemektir"… "Denizler'i anlamak HDP'yi desteklemektir" diyorlar... Kim desteklemezse başları beladadır..

Gazeteci Mehmet Altan "Batı'da faşizm, Doğu'da özerklik mi?" başlıklı Kürt milliyetcilerinin son dönemdeki tutumlarını eleştiren üç yazı yazdı… Bütün yazarlar ve IMC TV'de adeta M. Altan'a karşı bir linç kampanyası başlatıldı...

"HDP'yi ancak içinden eleştirebilirsiniz, dışında durarak eleştiremezsiniz" diyorlar...

PKK yöneticilerinden Duran Kalkan'ın ÖDP'yi tehdit eden söylemleri de bu anlayışın devamıdır.

Duran Kalkan ÖDP'yi HDP'ye katılması için açıkca tehdit etti:

"Adına ne denirse densin ama bu durum artık kesinlike bir son bulmalıdır. HDP önündeki ÖDP engeli kesinlikle aşılmalıdır. Bunun da en doğru yolu, kuşkusuz ÖDP'nin Mahir Çayan çizgisine girerek günümüzde bu çizginin pratikleşmesi olan HDP birliği içinde yer almasıdır. Yok eğer böyle yapmıyorsa, o zaman kim olduğunu ve kimlere hizmet ettiğini ortaya koymalıdır. Yoksa radikal demokratik hareket bu görevi yapacak ve ÖDP'yi gerçek ifadesine kavuşturmak zorunda kalacaktır."

ÖDP, M. Altan vb. birer örnektir.

Sorunun esası şudur: Oligarşik düzenin krizi o kadar büyüktür ki ÖDP'ye bile tahammülü yoktur… HDP uzlaşmacılığının dışında kalan tüm sol ve muhalefet düzen için tehdittir… Kürt milliyetçi hareketin kendisi dışında kalan sol, ilerici, muhalif vb güçleri tehdit etmesinin nedeni budur…

Çünkü bizim ülkemizde çelişkiler her zaman çok keskin olmuştur. Oligarşinin yönetememe krizi her geçen gün büyürken en küçük sol muhalefet bile uzlaşmacılığın önünde engeldir…

Kürt hareketinin düzenle uzlaşarak tasfiye edilmesi anlamına gelen HDP projesi'nin bir amacı da Türkiye sol hareketini düzen içine çekmektir….

Kürt milliyetçi hareketi düzenle uzlaşırken yanında Türkiye solunu da götürmek istiyor… Bu oligarşinin istediğidir… Geçmişte Parti-Cephe için "Onları Türkiye nasıl ıslah edecek şaşıyorum. Biz belki anlaşırız da. Fakat çok çatapatlar yani. Bir tanesini hizaya getirmek çok zor. Terörist mi diyelim artık, çok ilkeller." (Cumhuriyet 7.12.1991, A. Öcalan röportaj) diyen A. Öcalan, Parti-Cephe'yi düzen içine çekemeyeceğini çok iyi biliyor. Ancak geri kalan solu düzen içine çekme konusunda oligarşiyle anlaşmıştır… Solu düzen içine çektikten sonra Cephe'yi de "marjinalleştirip" imha ederek tasfiyeyi tamamlamaktır amaçlanan…

Tasfiyeciliği, Düzeniçiliği Gizleyen Maske:

Mahirler, Denizler, Sol ve Radikal Söylemler

"Ben Mahir Çayan'ın çizgisiyle, onun sempatizanlığıyla başladım bu mücadeleye. Mahir'in bana verdiği emanettir ve ben 40 yıllık süre içerisinde bu emaneti kavga boyutu ile en iyi şekilde yerine getirmek için uğraştım. Şu anda da bu emaneti teslim ediyorum. Devlete isyanı biz yaptık ve halklara çözüm getirecek aşamaya geldik."

Yukarıdaki ifadeler A. Öcalan'ın İmralı görüşmelerinde ifade ettiği sözlerdir. Söylemler o derece abartılı hale gelmiştir ki Kızıldere'yi temsil ettiklerinden, "PKK'nin Kızıldere'ye verilen doğru bir karşılık olduğu" iddiasına, dahası PKK'nin Kızıldere'yi aştığı, geliştirdiği, ayakları üzerinde oturttuğu noktasına kadar varmıştır.

Kürt milliyetçi hareket düzen içine giderken "sol ve radikal" söylemler kullanmak zorundadır… Mahirler'i, Denizler'i dillerinden bunun için düşürmüyorlar… Bunu hem de AKP'ye her konuda koltuk değnekliği yaparken, silahlı mücadeleyi tasfiye etmek isterken yapıyorlar...

"Kürt Halk Önderi, Türkiye'deki devrimci güçlerin mücadelesinin yarattığı birikimle Kürt Özgürlük Hareketi'nin ortaya çıkardığı birikimi birleştirmeye ve ortak bir mücadele haline getirmeye çalışmaktadır. Kürt Halk Önderi'nin ve Özgürlük Hareketi'nin yıllardır yaratmaya çalıştığı bu mücadele birlikteliğidir. Bu mücadele birlikteliğiyle Türkiye'yi demokratikleştirip Kürdistan'ı özgürleştirmeye ve böylece Denizler'in özlemini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Böylece kapitalist sisteme alternatif sosyalizmin önü de açılmış olacaktır." (Yeni Özgür Politika – M. Karasu – Denizlerin Direnişi HDP'de Birleşiyor başlıklı yazıdan)

Hiçbir ilgileri yoktur Mahirler'le, Denizler'le…

Mahirler'in, Denizler'in devrimci şiarları çok açıktır…

"Kurtuluşa Kadar Savaş" diyor Mahir….

"Kahrolsun Emperyalizm, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye" diyor Denizler…

Onlar emperyalizm ve oligarşiyle asla uzlaşmama çizgisine sahiptir.

Bir de şu söylenenlere bakın:

"Şunu herkesin bilmesi gerekiyor; biz ABD'nin Kürdistan'da, bölgede kendisine göre istikrar yaratmasına bir şey demiyoruz. Kendi çıkarlarına göre düzenleme yapabilir... Ama bunu yaparken bir halkı kurban etmeye kalkışırsa, bunun onay görmeyeceğini herkes bilmelidir." (PKK Başkanlık Konseyi Üyesi Cemil BAYIK, 20 Haziran '99)

Emperyalizm halkların yararına bir düzenleme yapabilir mi? Bunu beklemek hayalcilik, dahası halkları aldatmak değil midir? Bu düpedüz benimle işbirliği yap, beni hesaba kat, gerisi hiç önemli değil demektir.

PKK emperyalizme ilişkin değerlendirmelerini 1990'ların başlarından itibaren değiştirmeye başlamış ve emperyalist sistem içinde yer almaya karar vermiştir:

"Dünya koşulları artık böyle bir şeyi [bağımsızlığı-bn] kaldırmıyor, ulusal sorunun çözümünde zorlanıyor. İki bloka ayrılmış dünyanın ortaya çıkardığı gerçeklik gibi bir durum sunmuyor. Yaşanan gelişmeler içerisinde geri bir çözüm oluyor. Ayrılmak, ayrı devlet kurmak, emperyalist sistemden gelen egemenlik yaklaşımına karşı cephe almak, bütünüyle sistem dışına çıkmak ve kendi kabuğuna çekilmek, ulusları geliştirmiyor, -geliştirmedi de." (Dünyadaki Değişimin Özellikleri ve Partimizin Yenilenme Yaklaşımları, Serxwebun, Sayı 212)

Gelinen aşamada bırakalım en küçük bir karşı çıkmayı, emperyalizm bütünüyle kabullenilmiş, dahası onda ilericilik bile keşfedilmiştir. "Demokratik emperyalizm" tespitleri ibretliktir…

Emperyalizm karşısındaki yanlışlık, anti-emperyalizmden uzaklık sadece söylem ve tespitlerde değil eylemde de aynıdır.

Emperyalizme karşı tek bir eylemi yoktur Kürt milliyetçi hareketin ve bugün çözümü emperyalizmde ve oligarşi ile uzlaşmakta görmektedir… Silahlı mücadelenin miadının dolduğunu ilan etmişlerdir… Dahası emperyalizme, oligarşiye yönelen silahlı eylemler "terörizm" olarak nitelenir hale gelmiştir.

Bu söylem ve pratiğin sosyalistlikle, Mahirler'le, Denizler'le onların devrimci mirasıyla hiçbir ilgisi yoktur ve olamaz da… Teslimiyet ve uzlaşma Mahirler'le, Denizler'le meşrulaştırılamaz. ON'ların yolu emperyalizme ve oligarşiye karşı baş eğmemenin, silahlı savaşın yoludur.

Kürt Sorunu ve Demokratikleşme Devrim Sorunudur

"Kürdistan'ın özerkliği, Türkiye'nin demokratikleşmesi"… Kürt milliyetçi hareketinin sözcülerinin "ikili" siyaset dedikleri budur. Nitekim BDP ile özerkliği, HDP ile de demokratikleşmeyi sağlayacaklarını iddia ediyorlar.

Öncelikle belirtmeliyiz ki kendi kaderini tayin hakkı temelinde bir Kürt sorununun çözümü Kürt milliyetçilerinin gündemlerinde yoktur. Çözüm olarak getirilen Kürdistan'da özerkliğin sağlanmasıdır.

Kürdistan'da özerklik sağlanması bırakalım Türkiye'nin demokratikleşmesinin yolunu açmasını Kürt sorununun çözümünde temel, belirleyici bir değişim anlamına da gelmeyecektir. Özerklik, Kürt halkının yaşamında köklü bir değişim getirmeyecektir. Özerklik Kürt sorununun çözümü olarak sunulursa bu bir aldatmacadan başka bir anlama gelmeyecektir.

Kürt milliyetçi hareketinin yanlışlarından biri de "Kürt sorununun çözümünün Türkiye'de demokratikleşmeyi de sağlayacağı" başka bir ifadeyle "Kürdistan'da durum düzelince Türkiye'de de durum düzelecek" belirlemesidir.

Bu belirleme her şeyin odağına "Kürt sorununu" koyan, tüm sorunların çözümünü Kürt sorununun çözümüne bağlayan milliyetçi, benmerkezci bir anlayışın ifadesidir.

Bu anlayış geçmişten bugüne kendini farklı biçimlerde ve süreçlerde göstermiştir. Gezi sürecindeki halk ayaklanmasında da bariz biçimde ortaya çıkmıştır.

Bugün "aman barış süreci zarar görmesin" diyerek Haziran'daki halk ayaklanmasını desteklemeyen Kürt milliyetçilerinin anlayışı neyse "barış süreci" öncesi Kürt sorunu dışındaki tüm sorunlara gözlerini kapatma, yok sayma hatta diğer sorun ve taleplere karşı mücadeleyi sanki Kürt sorununun karşısındaymışçasına ele alan ve suçlayan anlayışları da bir ve aynıdır.

Bugün artık her politik tutum "barış süreci" esas alınarak değerlendiriliyor. Her tutum HDP'nin içinde, yanında olup olmamaya göre değerlendiriliyor.

Bir yerde "barış süreciyle" ilgili doğru saptamalar yapılırken başka bir yerde bununla çelişen söylem ve pratikler görülmektedir.

"Sanki bir şey yapacakmış gibi beklenti yaratma, umut yaratma, karşındakini etkisiz kılma tutumudur. AKP halen o tutumdadır. Aldatmaya çalışıyor, uyutmaya çalışıyor, toplumu yanıltmaya çalışıyor ki tepki göstermesinler, beklenti içerisinde olarak AKP'nin iktidarına karşı yapmaları gereken mücadeleyi yapmasınlar. Bu oldukça planlı, maksatlı, düşünülmüş bir özel savaş yöntemi. Bunu çok etkili bir biçimde kullanıyor." (Duran Kalkan)

Eğer böyle söyleniyorsa yapılanın anlamı nedir? Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halkları bir beklentiye, bir pasiflik içine dahası AKP'nin faşist politikalarının destekçisi durumuna sokulmuş olmuyor mu?

Hemen belirtelim ki, bu politika (adına "çözüm süreci", "barış süreci" dedikleri) tek başına AKP'nin bir politikası değildir. Emperyalizmin, oligarşinin politikasıdır. "Barış süreci" denilen tasfiye sürecini hayata geçirecek en uygun parti AKP'dir. AKP de bunu ustalıkla hayata geçirmektedir. Emperyalizm ve oligarşi geçmişten günümüze Kürt hareketinin tasfiyesi konusunda kimi farklılıklara sahip olsalar da Kürt hareketinin tasfiyesi konusunda, Kürt halkını imha ve asimile etme, ulusal baskının devam ettirilmesi konusunda hemfikir olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Gerçek budur.

Emperyalizmden, oligarşiden, AKP'den demokrasi bekleyenler bir kez daha hayal kırıklığına uğrayacaktır.

Düzen içi çelişkiler, oligarşiyle Türkiye halkları arasındaki çelişkiler daha da keskinleşmekte, emperyalizm ve oligarşi şimdiden buna göre adımlar atmaktadır. Bunun anlamı açıktır: Türkiye halkları, devrimciler, ilericiler ve muhalifler üzerindeki baskı ve terör daha da artacaktır. Bugün bu faşist baskı ve terörün uygulayıcısı AKP'dir. Ve devletleşen AKP iktidarda kalmak için her şeyi yapacaktır. Tüm düzeniçi adımlarına, uzlaşma yaklaşımlarına rağmen Kürt milliyetçileri de düzenin baskı ve terörünün hedefi durumundadır.


Çözüm Emperyalizme, Oligarşiye ve Faşizme Karşı Silahlı Devrimci Savaştadır

Kürt milliyetçi hareketi HDP'yi Türkiye halklarına umut ve çözüm diye sunmaktadır. Öyle ki HDP dışında kalan tüm sol, muhalif kesimleri tehdit ederek, aşağılayarak HDP'ye katılmaya ya da siyasetin dışına düşmeye zorlamaktadır.

Kürt hareketi ideolojik mücadele yürütemez. Çünkü ideolojisine güvensizdir. Kendi ideolojisine güvenmeyenler sol içinde, halk güçleri içinde zorbalığı, şiddeti, tehditi, aşağılamayı çizgi haline getirmişlerdir.

İdeolojisine güvenmeyenler halka da güvenemezler. Halka çözüm olamazlar.

HDP başından itibaren ölü doğmuş bir projedir. Dahası, düzene dönüşün partisidir. İktidar hedefi olmayan, Kürt milliyetçi hareketinin damgasını taşıyan, Türkiye halklarını birleştirme ve devrimci halk iktidarı hedefi olmayan bir projedir.

Düzenle uzlaşanlar, emperyalizmden oligarşiden çözüm bekleyenler halklarımızı, solu birleştiremez. Türkiye halklarının, Türkiye solunun birleşeceği tek zemin anti-emperyalist, anti-faşist mücadele zeminidir.

"Demokrasiden ve özgürlükten yana olan herkesin HDP'de olması gerektiğini" söylüyorlar. Ancak söylem ve eylem arasında ciddi bir boşluk vardır. Bunun da dışında düzenle uzlaşma anlayışının getirdiği açmazla karşı karşıyadırlar.

Demokrasi ve özgürlük diyorlar diğer yandan herkesin görebileceği açıklıkta AKP faşizmine, onun politikalarına destek veren durumdalar. AKP için can simidi görevi görüyorlar.

Emperyalizmin Ortadoğu'daki politikalarına yedeklenen durumdalar.

HDP içinde somutlanan "mücadele birliğiyle Kürdistan'ın özgürleşeceği, Türkiye'nin demokratikleşeceği ve böylece sosyalizm yolunun açılacağı"nı iddia ediyorlar.

Emperyalizmin dünyasında özgürlük, demokrasi ve sosyalizm silahsız, savaşsız olanaklı değildir. Bunun dünya üzerinde tek bir örneği yoktur.

Herkes neyi istediğini, neyi savunduğunu açıkca ortaya koymalı ve buna uygun hareket etmelidir. Biz ne istediğimizi, kime, neye karşı savaştığımızı açıkca ortaya koyuyoruz. Bunu yapmayanlar halkı, solu, ilericileri aldatmaktan, oyalamaktan, çürütüp bitirmekten başka bir şey yapamaz.

Sonuç olarak:

Birincisi, HDP çözüm değildir… Bunu biz daha kuruluş döneminde söylemiştik… Zorla kimseyi HDP çatısı altında toparlayamazlar… HDP, halk güçlerini toparlayacak bir çizgiye, programa ve mücadele anlayışına sahip değildir.

İkincisi; HDP düzenle uzlaşmanın partisidir…

Üçüncüsü; Kürt milliyetçi hareket düzenle uzlaşırken Türkiye solunu da düzenle uzlaşma noktasına çekmek ve bitirmek istemektedir…

Dördüncüsü; Dün Cephe'nin kurumlarına saldıran, yakan, molotoflayan, Cepheliler'i yaralayan Kürt milliyetçi hareket bugün de ÖDP'yi uzlaşmanın önünde engel olarak gördüğü için açık açık tehdit etmektedir…

Beşincisi; Demokrasi ve Kürt sorununun çözümü devrim sorunudur. Bunun dışındaki tüm çözüm yolları düzeniçidir. HDP'nin demokrasiden, demokratikleşmeden anladığı "Evrensel hukuk ilkelerinin yeni anayasada iç hukuka dönüştürülmesinden" ibarettir. Bağımsızlığın olmadığı yeni-sömürge bir ülkede demokrasi devrim sorunudur. HDP'nin böyle bir anlayışı, bakışı yoktur.

Altıncısı; Türkiye halklarının kurtuluşu anti-emperyalist, anti-oligarşik devrimci savaştadır.

*
Kürt hareketi ideolojik mücadele yürütemez. Çünkü ideolojisine güvensizdir. Kendi ideolojisine güvenmeyenler sol içinde, halk güçleri içinde zorbalığı, şiddeti, tehditi, aşağılamayı çizgi haline getirmişlerdir.

Düzenle uzlaşanlar, emperyalizmden oligarşiden çözüm bekleyenler halklarımızı, solu birleştiremez. Türkiye halklarının, Türkiye solunun birleşeceği tek zemin anti-emperyalist, anti-faşist mücadele zeminidir.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


8. Haz 2014, 02:42
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: "HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR
Her ulus hareketi milliyetliyetçidir. Ezilen ulus milliyetçiliği ise ilericidir asimilasyona karşı bir mücadeledir. Burda ezen ulus milliyetçiliğinden söz edilmiyor. Filistin'deki hareketler gibi ezilen ulus millyetçiliğidir. Zaten Kürt hareketinin temel taleplerine bakarsak statü, kimlik, dil, ırkın tanınması vs. bunlar ulusal, milli taleplerdir bu da hareketi milliyetçi yapar.


3. Tem 2014, 20:15
Mesaj Re: "HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR
30 Hazi-ran tarihindeNeva PalasOteli’ndedüzenlenenbasın top-lantıs ında,HDP, cum-hurbaşkanlı-ğı için Sela-hattin De-mirtaş’ın aday olduğunu açıkladı.Selahattin Demirtaş basın toplantı-sında yaptığı açıklamada “Halkların,Değişimin ve Umudun Adayı” ol-duğunu belirtti. Öncelikle belirtmeliyiz ki cum-hurbaşkanlığı seçimleri halkları-mızın, devrimcilerin, ilericileringündemi değildir.Cumhurbaşkanlığı seçimleri birkez daha oligarşinin kendi iç çekiş-melerinin sahnesi olacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri, faşistdüzenin demokrasicilik oyunununbir parçası olarak kendini aklama vemeşrulaştırmanın bir aracı olacaktır. Dolayısıyla da bu seçimler karşı-sındaki tutum düzeniçiliğin ya dadüzenin karşısında olmanın ifade-sidir. HDP adayı Selahattin Demirtaşda adaylığının duyurulduğu açıkla-mada söyledikleriyle düzeniçiliktenyana olduğunu göstermektedir. “İki Çizgi”: Ezen ve Ezilendir Oligarşi ve Halktır Düzen ve DevrimdirSelahattin Demirtaş yaptığı açık-lamada “Kaç aday çıkar bunu şu ankestiremeyiz. Ama karşımızda kaç adayolursa olsun iki çizgi yarışacak. Biriözgürlüğü, demokrasiyi, emeği, barışı,kardeşliği, eşitliği temsil edecek olanbiz; ikincisi de devletçi, merkezi elitgelenekle, 'en iyi devleti biz yönetiriz'anlayışıyla kendini üstün görenlerinçizgisi olacak. Bu iki çizgi arasındayarış gerçekleştirilecek” dedi. (EvrenselGazetesi, 1 Temmuz 2014) Hayır Demirtaş, düzen ve devrim,ezen ve ezilen, oligaşi ve halk ya-rışmazlar savaşırlar. Hayır Demirtaş, düzeniçinde ikiçizgi yoktur. Tek çizgi vardır. Çünküaynı kulvarda iki çizgi yarışamaz. “Özgürlüğü, demokrasiyi, emeği,barışı, kardeşliği, eşitliği” emper-yalizm ve oligarşinin düzeni içindebulamazsın. Bulacağını söylersenhalklarımızı aldatmış olursun. Bula-cağını söylersen devrimi, ezileni vehalkı terketmiş olursun. Düzen ve devrim, ezen ve ezilen,emperyalizm-oligarşi ve halk aslabirarada olamazlar. Cumhurbaşkanlığı kurumu oli-garşinin, faşist düzenin bir kurumudur.Cumhurbaşkanlığı seçimleri de düzeniaklamanın, demokrasicilik oyunununbir aracıdır. Bu seçimler içinde asla“iki çizgi” olamaz. Bu seçimler içindetek çizgi vardır. Düzenin gerçek sa-hipleri ve düzen içinde kendine yerbulmaya çalışanlar. Emperyalizminve oligarşinin düzeninin yarışıdır se-çim yarışı. HDP’de işte böyle biryarışın içindedir. Nitekim Demirtaş açıklamalarıylabu gerçeği bütünüyle pekiştirmekte-dir: “Biz devleti, Çankaya'yı, cum-hurun makamını, halkın hizmetineve devletin bütün organlarıyla bir-likte halkın emrine sunacak bir an-layışı taşımaya çalışacağız” dedi.(age.) Hangi devleti halkın hizmetinesunacaksın Demirtaş? Faşist Devleti Yıkmadan Devletin Sahibi Olunamaz Demirtaş, “Bu ülkede yaşayan heryurttaşın, Sünni, Alevi, Süryani, Ezidi,Yahudi, Hıristiyan, Kürt, Türk, Ermeni,Arap, Çerkez, Azeri, Türkmen, kimolursa olsun, öyle lafta da değil,özüyle birlikte, asla kendini, tarihini,geçmişini inkar etmek zorunda kal-madan, toplumsal baskı, mahalle bas-kısı, yargı baskısı, hükümet baskısıhissetmeden bu devletin gerçek sahibiolacağı günleri yaratmak için müca-dele edeceğiz” diyor. (agg.) Demirtaş hayal dünyasında ya-şamıyorsa eğer halklarımızı alda-tıyor demektir. Birincisi, cumhur makamına gel-mekle bu makamı ve devletin bütünorganlarını halkın emrine sunamazsın. İki, bu makamlar kurumlarıylave sıfatlarıyla hiçbir zaman halka aitolmadı ve olmayacaktır. Üç, her düzen kendi devletini vekendi kurumlarını yaratır. Devlet detarihin sayısız kez kanıtladığı gibi,sınıflar üstü, tüm sınıflara eşit me-safeli bir kurum değil “bir sınıfınbaşka bir sınıf üzerindeki baskıaracıdır.”Dört, bu düzen faşist bir düzendirve meclisi, parlamentosu, cumhur-başkanlığı, ordusu, polisi, MİT’i vbfaşist düzenin kurumlarıdır. Beş, bu düzenin kurumları içindeolanlar düzene hizmet etmekten kur-tulamazlar. Altı, eğer sen cumhurbaşkanı
olursan önündeki faşist anayasayı,emperyalizmle girilen ikili anlaş-maları, halka ve vatana ihanet an-laşmalarını uygulamak durumundaolacaksın. Faşizmin parlamento-sunun ve düzen partilerinin halk-larımıza saldırı yasalarını onayla-yan olacaksın. Değilse böyle birkuruma aday olmanın hiçbir anlamıyoktur. Yedi, Demirtaş’ın sözünü ettiğimücadele parlamenter mücadeledirve halklarımızı kurtuluşa götüremez. Sekiz, halk cumhurbaşkanlığı se-çimiyle, seçim mücadeleleriyle dev-letin gerçek sahibi olamaz. O ancakfaşizmle dişe-diş bir mücadeleyleolur. Emperyalizm ve oligarşinin dü-zenini-devletini paramparça edip hal-kın iktidara gelmesiyle, kendi ikti-darını kurmasıyla yani devrim mü-cadelesiyle olanaklı olur... Düzen İçinde Umut Büyütülemez Umut Ancak Devrimle BüyütülürFaşist Tayyip Erdoğan da, faşistEkmeleddin İhsanoğlu da düzeninadaylarıdır. Onlar adaylıklarıyla dayapacaklarıyla da düzeni umut gös-terecek, düzene hizmet edeceklerdir. Peki HDP adayı Selahattin De-mirtaş bunların içinde ne aramak-tadır? Demirtaş, “Sabahın karanlığındauykusuz yorgun haliyle başını yas-ladığı halk otobüsü camında umut-suzca sokağı izleyen işçinin emekçiningencin kim olduğunu onlara hatır-latacağız. Onlar bu ülkeyi yönete-cekler diyeceğiz. Bugünden itibarenhalkların ve değişimin ortak sesi ol-mak için etrafımızda toplanan bizlerlebirlikte bu umudu büyütmek isteyenherkese kapımız gönlümüz açık ola-cak” diyor konuşmasında. (age.) Demirtaş umudu faşist düzeninparlamentosunda, faşist düzenin birkurumu olan cumhurbaşkanlığı ma-kamında görmektedir. Demirtaş’ınumudu devrim değil düzendir. AKP’si, CHP’si, MHP’si ile düzenpartileri açısından seçimlere katılmaları,adaylar çıkarmaları noktasında anla-şılmayacak bir yan yoktur. Onlar düzenpartileri olarak her durumda faşist dü-zeni, devleti, onun kurumlarını meş-rulaştırmaya çalışırlar. Halkı düzeneçekmeye çalışırlar. Halka bu düzenin,bu devletin kendilerinin düzeni ve dev-leti olduğunu anlatmaya çalışırlar.Halkla düzeni, halkla faşizmi barıştır-maya çalışırlar. Çünkü onlar düzeninpartileridir. Onlar söylemde ne derlersedesinler halkın değil oligarşinin veemperyalizmin hizmetindedirler. Bunu biz söylemiyoruz, bunukendi pratikleri söylüyor. O parla-mentoda bugüne kadar Türkiye halk-ları yararına, halklarımızın çıkarınatek bir yasa, tek bir düzenleme çıkmışmıdır? Bakın geçmişe ve bugüne birtane örnek gösterilemez. Ancak tersiyüzlerce, binlerce örnek sıralanabilir.Oligarşinin düzeninin kurumları halkasaldırının kurumlarıdır. Halkı soy-manın, sömürmenin, halkı katletme-nin kurumlarıdır. Halkı ağzına alanların, halkın çı-karlarından söz edenlerin o parla-mentolarda yeri olamaz. Olursa halk-larımızı aldatıyor demektir. Baskı, sö-mürü ve katliamların suç ortağı oluyordemektir. Düzene kan taşıyor demektir. İşte AKP’si, CHP’si, MHP’si ilebunu yapıyorlar. Dediğimiz gibi bizbuna şaşırmıyoruz. Onlar geçmişleriylebugünleriyle ve gelecekleriyle düzen-dirler. Onların sol, sosyalist bir iddiaları,hedefleri yoktur. Oysa Selahattin De-mirtaş ve partisi HDP sol, sosyalistiddialar, söylemler taşımaktadır. He-men her açıklamalarında, söylem-lerinde Türkiye sol, sosyalist hare-ketinin dünü ve bugününü temsilettiklerini dile getirmektedirler. Bu iddia ve söylemdeki bir parti-nin cumhurbaşkanlığına aday olmasıve bunu halka umut diye sunmasıaçıkça halkı aldatmaktır, faşistdüzene hizmet etmektir. Ara yol yoktur. Ya sol, sosyalistsöylemleri bir kenara bırakın yada sol ve sosyalist söylemlerinizeuygun hareket edin. Hemen belirtelim ki SelahattinDemirtaş’ın dile getirdiği düşün-celer onun kişisel düşünceleri de-ğildir. Kürt milliyetçi hareketinindüşünce ve politikalarıdır, refor-mizmin düşünceleridir. HDP ve Kürt milliyetçi hareke-tinde ifadesini bulan reformizm silahlımücadeleyi bir kenara atarak yerinebütünüyle parlamenter mücadeleyikoymaktadır. Elbette düzen içinedönmenin başka yolu da yoktur. HDP ve Kürt milliyetçi hareketininönde gelenleri her fırsatta Mahir Ça-yanlar’ı, THKP-C’yi temsil ettiğini,o gelenekten geldiğini dile getiriyor.Oysa Mahirler’in, THKP-C’nin çiz-gisi açık ve nettir. Bu çizgi dün debugün de reformizmin savunduğusilahlı mücadele karşıtlığına, parla-menter mücadelenin esas alınmasınakarşı uzlaşmaz ideolojik mücadeleiçinde doğmuştur. Mahir, kurtuluş yolunun silahlı mü-cadeleden geçtiğini tespit etmiştir. Dev-rimci halk iktidarına ancak, mevcutiktidarın silahlı mücadele yoluyla yı-kılması sonucunda ulaşılabileceğinigörmüştür. Dayı’nın Kongre konuş-masındaki sözleriyle söylersek:“THKP-C, her ne pahasına olursaolsun, oligarşik devletlerin yıkılma-sının, devrimci halk iktidarının ku-rulmasının yolunun, silahlı mücade-leden geçtiğini savunmak demektir.”Mahirler’in, THKP-C’nin kendin-den önceki revizyonist, reformist çiz-giden farkı sadece parlamenter mü-cadelenin yerine silahlı mücadeleyikoymasıyla sınırlı değildir. Bu temelbir yandır ancak açıktır ki “silahlımücadele tek başına bir mücadeleninniteliğini belirlemez. Bu mücadeleyinasıl bir örgütün, hangi hedefle,nasıl bir devrimcilik anlayışıyla yü-rüttüğü de en az silahlı mücadeleninkendisi kadar önemlidir” (BağımsızlıkDemokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş)


13. Tem 2014, 20:33
Mesaj Re: "HDP PROJESİ" DÜZENİÇİ BİR PROJEDİR
Düzenle barış yolunda hızla ilerleyenKürt milliyetçileri oligarşiye rüştünü ispat-lamak için devrimcilere saldırmaya devamediyor. 29 Temmuz günü Çayan, Okmey-danı, Gazi başta olmak üzere, İstanbul’unbirçok mahallesinde Halk Cepheliler’e sal-dırdılar. Sola, devrimcilere saldırma gele-neklerine bir yeni halka daha eklediler. Busaldırı ilk olmadığı gibi gidişattan son ol-mayacağının da işaretlerini veriyor. Kürtmilliyetçi hareketi, devrimcilere saldırmayave yalan söylemeye devam ediyor. İçlerinde, Halk Cepheliler’in cezalan-dırdığı torbacıların ve çetelerin de olduğukalabalık bir güruhla yapılan bu saldırıdapompalı tüfek, tabanca, demir çubuk,molotof, taş, sopa, balta, bıçak ve sesbombaları kullandılar. Bu saldırıda birCepheli’nin ölmemesi sadece bir tesadüftür.Kitle katliamına dönüşmemesi ise tamamenHalk Cepheliler’in sol içi şiddete karşı olandevrimci sorumluluklarıdır. Ellerinde silahlarla sağa sola saldırangüruh kendilerine tepki gösteren halkımızınevlerini kurşunladılar. Esnafların dükkanlarınıyaktılar. Kürt milliyetçilerinin saldırısında 10’ayakın insanımız yaralandı. -Bir kişinin iki gözüne de saçma gelmiş%50 görme kaybı ihtimali var.-Bir kişinin sırtına 14 tane saçma isabetetmiş. İç kanama geçirme ihtimali var.-Bir kişinin burnu ve eli çatladı.-Bir kişinin kolu kırıldı.-Bir kişinin bacağı kırıldı.-Bir kişinin yanağına saçma isabet etti.-Bir kişi böbreğinin üst tarafından vekolundan bıçaklandı. Cephe Çizgisi ileKürt MilliyetçilerininÇizgisi; Gece ve GündüzGibidir!Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi(YDG-H)’nin twitter hesabında yer alanaşağıdaki alıntılar Kürt milliyetçilerinin,saldırılarını doğruluyor. Düşmana saldırırgibi saldırmayı öğretmişler. AKP’yeKoltuk Değnekliği YapanlarDevrimcilere BöyleSaldırıyor!“4 saat boyunca yaşanan çatışmalardaCepheliler’e ait bir kahve de imha edildidaha sonra birimlerimiz güvenli bir şekildegeri çekildi”“Kanarya birimlerimiz Nurtepe’de özsavunmaya geçerek Cepheliler’in silahlısaldırısına silahlarla karşılık verdi en aziki kişi yaralandı”“Dünkü Nurtepe saldırısının duyulma-sıyla kanarya birimlerimizle birlikte 100’üaşkın genç Nurtepe’ye gitti... KanaryaYDG-H”“Okmeydanı hareketimiz ırkçılara aitbir derneğin yanı sıra, ırkçıların kontro-lünde olan bir çay ocağına da silahlı eylemgerçekleştirdi”İşte Cephe çizgisi ile milliyetçi çizgiarasındaki fark budur. Cephe, “Sol içi çe-lişkiler ideolojik mücadeleyle çözülür” ve“Silah sadece düşmana çevrilir” diyereksilah kullanmayı yasakladı. Milliyetçi çizgi“Senden olmayanı vur, kır, parçala…Senden güçlü olanın önünde eğil…der.Kimse Yalana, Demagojiye,Bahaneye Sarılmasın!Halk Cepheliler’e Saldırı,Oligarşiye Güven Vermekİçin PlanlanmışBir Saldırıdır!Kürt milliyetçileri, Çayan’dan son-ra, gece saat 22.30 sıralarında, Ok-meydanı’na saldırdılar. ‘OkmeydanıCephe’ye Mezar Olacak!’, ‘CepheŞaşırma Sabrımızı Taşırma’, ‘Biji Se-rok Apo’ sloganlarıyla Haklar ve Öz-gürlükler Derneği ve Gençlik Fede-rasyonu’nun önüne gelerek ‘CepheDışarı’ sözleriyle provokasyon yarat-maya çalıştılar. Ayn ı sloganlarla Sibel Yalçın Par-kı’na doğru yürüdüler. Şehidimizinadıyla anılan parktaki çay ocağınıyaktılar, camları kırıp, molotof at-tılar.Gazi’de dergimizin olduğu apart-manın giriş kapısına sloganlar ataraksözlü saldırıda bulundular.Kürt milliyetçi hareketi, bu saldı-rıların sorumluluğunu üstlenmek, halkave devrimcilere hesabını vermek zo-rundadır. Geldikleri nokta çok tehli-kelidir, Kürt milliyetçileri bu yoldanvazgeçmelidir. Kürt milliyetçi hareketi,kitlesini Cepheliler’e karşı nefretledoldurmaktan vazgeçmelidir. Cephehakkında yalan ve spekülasyon üret-mekten vazgeçmelidir. Bu saldırılar anlık gelişen bir tar-tışmanın ardından gelişen bir saldırıdeğil, önceden merkezi olarak plan-lanmış saldırılardır. HDP’lilerin seçimçalışması için Çayan Mahallesi’ni seç-meleri masum değildir. Kürt milliyet-çileri çok iyi bilirler ki; Çayan Mahal-lesi, Cepheliler’in kan ve can bedelikurduğu örgütlü bir mahalledir. İstan-bul’da; milyonlarca örgütsüz, yoksul,emekçi halkın yaşadığı 39 ilçe 876mahalle varken, politik yapısı bilinebiline Çayan Mahallesi’nin seçilmesiprovokasyon amaçlıdır. Siyaset yasağıkoymak burjuvaziye aittir. Devrimciörgütler siyaset yasağı koymazlar. “Si-yaset yapma yasağı” ülkemiz solunungündemine Kürt milliyetçi hareketlegirmiştir. Kuruldukları günden bu yanaTürkiye devrimci hareketlerine “Türksolu” diyerek başlamış ve Kürdistan’aizinsiz giremeyeceklerini ilan etmiştir.Dersim’de 4 TDKP’liyi bu nedenlekatletmiştir. Cephe hiçbir örgüte, hiçbir mahal-lede yasak koymamıştır. Ama yarattığısiyasi, kültürel değer üzerinde devrimciçizgiden uzaklaşan anlayışların tepin-mesine de müsaade etmemiştir. İs-tanbul’un bütün mahalleleri tüm dev-rimcilerin örgütlenme alanlarıdır. Hattadevrimciliğin zorunluluğudur buralarıörgütlemek. Yüzlerce mahallede, bin-lerce sokakta yoksul halkımız yaşıyor.Bütün örgütler buralarda örgütlenmeyapabilir, yapmalıdır. Bunları yapmakdevrimci emek gerektirir. Düşmanınsaldırılarını göğüslemek, bedel ödemeyigöze almak gerektirir. Çayan’da bubedeli Cephe’nin şehitleri ödemiştir.Cephe’nin örgütlü olduğu bir mahalledehiçbir emek vermeden, bedel ödeme-den, ödenen bedeller üzerinden siyasetyapmaya kalkmak devrimcilik değildir.Eğer başka bir niyet taşımıyorsa emekhırsızlığıdır. Emeğe saygısızlıktır. Polismahalleyi abluka altına aldığında, halkave devrimcilere saldırdığında burnunudışarı çıkarmayan oportünizm ve Kürtmilliyetçilerinin yaptığı tam da budur. Saldırıları Durdurun!Bu Yöntem Çıkmazdır!Bu YöntemBurjuvazinin Yöntemidir!SaldırılarınızDüşüncelerimizi veDevrimci DuruşumuzuDeğiştiremez!Devrimcilere yönelik tehdit, saldırı,yakıp yıkma, yaralama, öldürme Kürtmilliyetçi çizginin 35 yıldan fazladıruyguladığı herkesi kendi çizgisine,yani hizaya getirme politikasıdır. Kürtmilliyetçi hareket, düşmanı sevindiren,halkların mücadelesine, devrimci da-yanışmaya zarar veren, devrimcilerekarşı güveni sarsan bu tavrından hiçvazgeçmemiştir. Kürt milliyetçileri, AKP faşizmi veemperyalizmin gözüne girmek içindevrimcilere saldırıyor. Kürt milliyetçihareketin Cephe’ye saldırılarının te-melinde yatan sebep; Marksist-Leni-nistlerin devrimci çizgisi ve milliyet-çi-uzlaşmacı çizgiyi deşifre eden dev-rimci eleştirileridir. Kürt milliyetçi ha-reket oligarşiyle uzlaşırken zafer ka-zanmış gibi Kürt halkını kandırıyor.Halkı aldatıyor. Eleştirilerimiz bu al-datmanın önündeki engeldir. Politika-larımız Kürt milliyetçi hareketin dü-zenle uzlaşmasının önünde engeldir.Saldırılar AKP patentlidir. Düzene ken-dini kanıtlamak için saldırmaktadır.HDP ile oportünizmi, reformizmi peşinetakıp düzenin içine çekiyor. İki ayönce ÖDP’yi aynı şekilde tehdit ettiler.Şimdi devrimci harekete saldırıyorlar. Kürt milliyetçi hareketin saldırdığımahallelere bakın. Çayan Mahallesi,Gazi Mahallesi, Okmeydanı, Sarıgazi...Bu mahallelerin hepsinde de AKP’ninpolisleri mahallerimize elini kolunusallayarak giremiyor. AKP örgütlü ol-duğumuz mahallelerde uyuşturucuyu,fuhuşu, ve benzeri yozlaştırma politi-kalarını hayata geçiremiyor. ÖnlerindeCephe engeli var. AKP, şimdi Cephe’ninkarşısına Kürt milliyetçi hareketini çı-kartıyor. Evet bütün mesele budur. Düzene yanaştıkça, burjuvazininsol içindeki kolu olacaklar. Ve bu yönlüaldıkları görevler gereği devrimcileresaldıracaklar. Saldırdıkça oligarşiningüvenini kazanacaklardır.Çayan Mahallesi’ndeki saldırınınasıl nedeni budur. Bu hesap yanlış he-saptır! Cephe’nin baskılarla, saldırılarla,tehditlerle sinmeyeceğini düşman öğ-rendi sizde öğreneceksiniz. Çayan,Okmeydanı, Gazi saldırıları, daha ön-ceden planlanmış provokasyon amaçlısaldırılardır. Niyetlerinin provokasyonolduğu, çatışmaya hazırlıklı gelmele-rinden bellidir. Halk Cepheliler, HPD’lilerle konuşmaya başlar başlamaz 20kişi demir çubuklarla saldırıyor. Cep-heliler, saldırıyı yapanları mahallenindışına çıkarıyorlar ancak bir süre sonra,100 kişiyi aşkın bir grup ile gelip tekrarsaldırıyor. Yine mahalle dışına çıkarı-lıyorlar. Üçüncü kez, daha kalabalıkgeliyorlar ve silah, molotof, bıçak vebaltalarla saldırıya geçiyorlar. Halk Cepheliler olayın daha fazlabüyümesini ve devrimci kanı dökül-mesini engellemek için Kürt milliyet-çilerinden bir yetkili arıyorlar. SabahatTuncel’e ulaşıp, devrimcilere ve halkayönelik bu saldırının durdurulmasınıistiyorlar. Sorumsuzluğa ve duyarsızlığabakın ki; silahlı bir güruhun her anölümlere neden olacak saldırısı sürerken,Sabahat Tuncel konuyu konuşmak bileistemiyor. Başından savmak için birilçe başkanına yönlendiriyor. Yalanla Siyaset Yapılmaz!Yapanlar BurjuvazininAhlakını Taşıyanlardırİlçe başkanını buluyor Halk Cep-heliler. İlçe başkanı, konuşmaya yanındakorumalarıyla geliyor. Aynı anda ge-ride kalan grup birden bire “Biji SerokApo” sloganını atmaya başlıyor. İlçebaşkanı daha ağzını açar açmaz yüksekperdeden “Masamıza saldırdınız, bizeçalışma yasağı koydunuz… Mahallebizim diyorsunuz, böyle çözülemez”diyerek suç bastırmaya çalıyor. HalkCepheliler; asıl saldıranın kendileri ol-duğunu, HDP’nin seçim masasını açan-larla daha konuşmaya başlar başlamazdemir çubukların çıkarıldığını, bununhiç masum olmadığını, Çayan’a sal-dırmak niyetiyle geldiklerinin bir kanıtıolduğunu anlatmaya çalışıyorlar. “Günlerdir birçok yerde saldırıyauğradınız, dört parsellik Çayan Ma-hallesi’nde bu öfkeniz niye bunu açık-layın! Öğrenmek istiyoruz, bu saldı-rılardan hangisine bu kadar örgütlücevap verdiniz? Niye buraya bu kadarinsan yığdınız bunu söyleyin! HalkCepheliler’e, mahalle halkına nedensilah sıkıyorsunuz bunu açıklayın”diyorlar.Cevap, saldırtan anlayışın da, sal-dıranların da, sorunları konuşmak içinseçilen insanların da olayları kavrayıştarzını ortaya koyuyor. Bir sokak ka-badayısı edasıyla, ellerini-kollarını sal-layarak “biz devletin anasını ağlattık”diye bağırıyor. Halk Cepheliler terbiyeyive haddini hatırlatıp tutup indiriyor buküstah eli. Korumalar diğer HPD’lilerCepheliler’in üstüne yürüyor. Ne tesa-düftür ki; aynı anda yine silah, taş vehavai fişeklerle Kürt milliyetçilerininmahalleye saldırısı başlıyor.DevrimcilereKurşun Sıkanlar,Polise Taş Bile AtmadılarPolisler Bir Taraftan,Kürt MilliyetçileriDiğer Taraftan SaldırıyorTOMA’larla, Akreplerle, gaz bom-baları, plastik mermilerle polis saldırıyabaşladığında devrimcilere kurşun sıkıpyaralayan Kürt milliyetçileri, polisetek bir taş bile atmadan geri çekiliyorlar.Polis püskürtülüyor ardından Kürtmilliyetçileri tekrar saldırıyor. Sıra-sıyla her iki tarafta Cepheliler’e saldı-rıyor. Kürt milliyetçilerinin tarihleriboyunca, dost ve düşman tanımındapragmatizm hakim olmuştur. Bu tablodadüşman Cephe, polis de dosttur.AKP’nin bakanlarından Beşir Atalay,çözüm süreci ile ilgili yasanın meclistengeçmesinden ardından “Süreç bundanböyle daha hızlı ilerleyecek. Taraflararasında karşılıklı güven oluştu” di-yordu. Kürt milliyetçileri bu güveniperçinlemek için devrimcilere saldırıyor.Ne kadar çok devrimcilere saldırırsa,“Farklarını koyarlarsa” o kadar em-peryalizmin ve AKP faşizminin gözünegiriyorlar. Kürt milliyetçilerinin Cep-he’ye saldırılarının temelinde bu var-dır.Sol İçi Şiddetin Kaynağı,Küçük BurjuvazininMülkiyetçi AnlayışıdırMilliyetçilik burjuva ideolojisidir;Kürt milliyetçi hareket, gerek Kürt hal-kının mücadelesinde gerek sol ile iliş-kilerinde burjuva yöntemlerden vaz-geçmelidir. Bu yol bataktır. Burjuvazininyöntemlerini kullanarak yürütülecekbir savaşın kazanma şansı yoktur. Bur-juva yöntemler dostluğu ve dayanışmayıdeğil düşmanlığı örgütler. Burjuvaziyi dize getirebilecek tekyöntem bedelleri ne kadar ağır olursaolsun, yol ne kadar uzarsa uzasın dev-rimci saflıktan, devrimci adalet çizgi-sinden uzaklaşmamaktan, halkın gü-venini kazanabilmekten geçer. Milliyetçilik özel mülkiyetçiliktir;Sol içi şiddettin en önemli kaynak-larından biri, küçük burjuvazinin mül-kiyetçi anlayışıdır. Milliyetçilik isezaten doğal olarak mülkiyetçiliği içindebarındırır. Özel mülkiyetçilik kişiyi deörgütü de bencil yapar. Ben merkezciyapar, pragmatist yapar. Kürt milliyet-çilerinin bu günkü tablosu tam dabudur. Milliyetçilik çıkmazdır; Milliyet-çilik gözleri kör etmiştir. Milliyetçiliksorgulanmadıkça, yapılan yanlışlarınmuhasebesi yapılmadıkça açmaz de-rinleşerek sürmektedir. Milliyetçilik Tutarsızlıktır; Kürtmilliyetçi hareketi hiçbir zaman tutarlıbir politik çizgiye sahip olamamıştır.Çünkü ideolojik tutarlılığı yoktur vemilliyetçilik politikada savrulmayı be-raberinde getirmektedir. Milliyetçilik kendi gücüne, ideo-lojisine güvensizliktir; Kendine vehalkların gücüne olan güvensizlik mil-liyetçi düşünceyi oradan oraya savur-makta, hangi limanda demir atacağıbelirsizleşmektedir. Kürt milliyetçi ha-rekette olduğu gibi; bir gün düşmanilan edilenler ertesi gün dost ilan edilmiş,dost ilan edilenler düşman ilan edil-miştir. Bir bakmışsınız “Silah Kürtler’ingarantisidir” denmiş, bir bakmışsınız“Silahlı mücadelede ısrar yanlıştır”denmiştir. Düşüncede ve pratikte birtutarlılığı yoktur. M-L olunmadan da,Marksist bilime sahip olunmadan daoğru bir bakış, doğru bir politikamümkün olamaz. Milliyetçilik düşmanla uzlaşmayagötürür; bugün Kürt milliyetçilerinidevrimcilerden uzaklaştıran, hatta dev-rimcilere kurşun sıkacak kadar düş-manlaştıran milliyetçi çizgileridir. Dü-zenle uzlaşanların hedefi devrimci-lerdir. Bu bütün tarih boyunca böyleolmuştur. Devrimcilere saldırılmadandüzenle uzlaşılamaz. Bunun için dev-rimcilere saldırıyorlar.Milliyetçilik, nihai olarak düşmanlabarışmaya, anlaşmaya götürür. Kurtu-luşu kendi dışında aramaya götürür.Bugün Kürt milliyetçilerinin içine düş-tükleri kuyu budur. Kürt milliyetçi ha-reket Kürt halkının kaderini Amerika-larda aramaktan vazgeçmelidir. Kürthalkının kurtuluşu anti-emperyalist,anti-oligarşik halk savaşındadır. De-mokratik halk devrimindedir. Milliyetçilik, yalanla siyaset yap-maktır; İnkarcılıktır. Kürt milliyetçi-liğinde kendisini en somut ifade edenyanlardan biri de budur. Milliyetçilik pragmatizmdir; Kürtmilliyetçileri gerek solla ilişkilerindegerek dünyadaki başka örgüt ve dev-letlerle ilişkilerinde politika belirlerkenkendi çıkarlarını merkeze koymuştur.Suriye’de Esad ile mi emperyalizminbeslemesi muhalefetle mi ittifak ya-pacaklarını belirlemenin ölçüsü, hak-lılık, haksızlık değil hangisi taleplerinizikabul ederse olmuştur. Kürt Milliyetçi HareketininDevrimcilere SaldırılarınaKarşı ÇıkmayanHiçbir Kişi veya Örgüt,“Sol İçi Şiddet”e KarşıOlduğunu Söyleyemez!Kürt milliyetçi hareketin devrim-cilere karşı saldırısı adeta kesintisizbir şekilde sürmekte ve giderek hemdaha geniş kesimlere yönelmekte, hemde boyutları yükselmektedir. “Kürtmilliyetçi hareketinin ittifakı” olmayı,kendi siyasi kimliklerinin de önünekoyan kimi sol gruplar, Cepheliler’eyöneltilen saldırılar karşısında son de-rece tehlikeli bir suskunluk içindedirler.ESP gibi kendi kimliğini yitirmiş yar-dakçılar ise Kürt milliyetçi ha-reket ile birlikte saldırmaktadır. Kürt milliyetçilerinin bütünsaldırılarında, tahriklere rağmen,Cepheliler ilkesel tavırları ge-reği, asla aynı şekilde cevapvermemiş, silah kullanmamıştır.Kürt milliyetçileri bir değil on-larca kez saldırdı. Silahla, mo-lotofla saldırdılar. Dernekleriyaktılar, içinde devrimcilerleyakmaya çalıştılar. Cepheliler devrimciçizgiden bir milim sapmadılar. Sapmakmilliyetçi çizgiyle aynılaşmaktır. Cepheliler, asla ideolojik mücade-leden, eleştirmekten, uyarmaktan, dü-şüncelerini yazmaktan vazgeçmemiştir.Cephe, bütün insanlarına sol, ilerici,devrimci örgütlerden insanların ölü-müne sebep olmaları durumunda ör-gütten atılacağını öğretecek kadar ken-dine güvenlidir. Bize veya herhangibir sol örgüte yapılan bu tür saldırılarakarşı her zaman sorumlu davranmı-şızdır. Tarihimiz, bu konuda temiz veolumsuz davranışlar karşısında aldı-ğımız tavırlarla örnektir. Haklı oldu-ğumuz noktada haklılığımızı son so-luğumuza kadar savunuruz; yanlış veyaeksik davrandığımız yerde olgun birdevrimci tavırla devrimci değerler öl-çüsünde özeleştirimizi veririz. Gerekhalka, gerekse de devrimci kamuoyunakarşı her zaman sorumluluğumuzunbilincinde olmuşuzdur. Biz Marksist-Leninistiz, biz dev-rimciyiz, devrimci sorumluluk sahibi-yiz. Kürt milliyetçi çizginin bize yap-tıklarına aynı şekilde cevap verme-memiz, halkımıza ve devrimci örgütlerekarşı sorumluluğumuzdan kaynaklıdır. Kürt MilliyetçileriGazi, Çayan, OkmeydanıHalkından, SoldanÖzür DilemelidirBasılan, yakılan dernekler, kafasıgözü patlatılan, kurşunla yaralanan,sakatlanan devrimciler ortadayken, vebu saldırılar kaçıncı kez tekrarlanmış-ken, kimse, tehditlerle, manevralarlakurtulamamalı bu suçtan. Kürt milliyetçilerinin, halka ve solasaldırıları mahkum edilmelidir! Kürtmilliyetçi hareketi, sola ve halka sal-dırıları koşulsuz durdurmalıdır.Kürt milliyetçileri başta Gazi, Ça-yan, Okmeydanı olmak üzere halktan,soldan özür dilemelidir. Saldırı orta-dadır. Saldırganlar ortadadır. Saldıran-ların, yanlarına torbacıları, çeteleri,gericileri alan, Kürt milliyetçileri olduğuaçıktır, belgeli, tanıklıdır. Oligarşi linçsaldırılarını hep ‘vatandaş hassasiyeti’diye meşrulaştırmaya çalıştı. Kürt mil-liyetçileri de “Kürt halkının hassasiyeti”diyerek devrimcilere saldırını meşru-laştırmaya çalıştı. Bunu kabul etme-yeceğiz! Buna izin vermeyeceğiz. Bir kez daha yineliyoruz; Kürt mil-liyetçileri, AKP faşizmi ve emperya-lizmin gözüne girmek için devrimcileresaldırıyor. Kürt milliyetçi hareketinCephe’ye saldırılarının temelinde yatansebep; Marksist-Leninistlerin devrimciçizgisi ve milliyetçi-uzlaşmacı çizgiyideşifre eden devrimci eleştirileridir.Bütün mesele, devrimcilerin düşün-celerini değiştirmek, kendilerine tabikılmaktır. Düzene yanaştıkça, burjuvazininsol içindeki kolu olacaklar. Ve bu yönlüaldıkları görevler gereği devrimcileresaldıracaklar. Saldırdıkça oligarşiningüvenini kazanacaklardır.Kahinlik yapmıyoruz. Tarihin vebilimin yasaları böyle söylüyor. Cep-heliler’i sindirirsek, tüm solu sindirir,kendimize tabi kılarız hesabı yapıyorlar. Biz, ideolojimize güveniyoruz. Bu-nun için korkmuyoruz. Halkların katilive baş düşmanı emperyalizmle ve iş-birlikçisi oligarşilerle asla uzlaşmaya-cak, asla barışmayacağız!Cephe’nin baskılarla, saldırılarla,tehditlerle sinmeyeceğini düşman öğ-rendi. “Bir siz değişmediniz!” diyor.Kürt milliyetçileri de öğrenecek!


2. Ağu 2014, 15:06
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 4 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker