Zaman: 18. Ağu 2018, 16:54

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 
 Ergani ARSLAN,Gülender ÇAKMAK,Solmaz DEMİR,Yunus GÜNDOĞDU 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Ergani ARSLAN,Gülender ÇAKMAK,Solmaz DEMİR,Yunus GÜNDOĞDU
ResimResim


Asidir Yürekleri
vurulup düştükleri dağlar kadar

Dağ rüzgarlarını saçlarına dolayan
Korkuyu yılgınlığı cesarete boğan
Dağların asiliğine
barut kokusu yayan yoldaş
Kâh Munzur olup şahlandınız
Kâh bayrak olup dalgalandınız
Ak bulutları kollarınıza dolayıp
13 yıldız olup karanlığı yardınız

Dizelerin kanatlarında
Yalnızlığı kurşunlaşan
sevda söylencesini
korkusuzca haykıran yoldaş
Ne şiirler sizi anlatmaya yeter
Ne öyküler sizi betimler
En güzel türküler
sizinle başlar sizinle biter


Ergani, Partisine göndermek üzere "özgeçmiş"ini yazarken, sıra "Kendinizi mücadelenin neresinde görüyorsunuz?" sorusuna geldiğinde, hiç düşünmeden yazdı cevabını:
"Kendimi mücadelenin her zaman önünde görüyorum."
Gülender, başka bir zamanda, başka bir yerde, "özgeçmiş"ini yazarken, aynı soru onun da karşısına geldi. O da şu cevabı yazdı bu sorunun altına:
"Kendimi mücadelenin tam ortasında görüyorum."
Aynı kelimeler gelmişti akıllarına. Aynı cümleyi kurmuşlardı. Yaşları farklıydı, memleketleri farklıydı, cinsleri farklıydı, ama işte aynı duygularla atıyordu yürekleri. Beyinlerinin kıvrımlarında aynı düşünceler dolaşıyordu. Tam ortasında idiler hayatın. Kavganın en önündeydiler. O soruyu cevaplarken de işte yalnız bunu ifade etmişlerdi.

Ergani Arslan, kendini kavgaya sunmanın adıydı. Yurtdışında veya başka bir yerde, hiç farketmezdi. "Başından beri gerilla olma isteğim vardı, hiç bir zaman kendimi kısıtlamadım. Her zaman daha iyisini yapma gayreti içinde bulundum. Yapamam veya hayır gibi bir tutumum olmadı, aldığım görevleri yerine getirme gayreti içerisinde oldum."
Çünkü öylesine bir seçim değildi onunki. Öylesine bir tercih değildi. "Kurtuluş" içindi her şey. Kurtuluş, sihirli, tüm anlamları içinde taşıyan kelimesiydi belki de onun.
Hareket sizin için ne ifade ediyor diye soruluyordu mesela; cevap veriyordu.
"Hareket benim için umuttur. Çünkü, halkımızı kurtuluşa götürecek öncüdür."
Nedir hareket?
Cevap veriyordu:
"Kurtuluşa giden bir yoldur!"
Devrim yoluna atılırken ve devrimci harekete katılırken, onu bunlara yönelten en önemli nedenlerden biri kulaklarında yankılanan "Kurtuluşa Kadar Savaş" sözüydü belki de.
Almanya'dan Dersim'in dağlarına işte bu sözün çağrısıyla dönmüştü.

Gülender kavgayı sevmişti ve sevmişti kavgasının içindeki bir yoldaşını. Sevdalısının adı Yusuf'du. Yusuf Aracı.
Kendini mücadelenin tam ortasında gören Gülender ve mücadelenin tam ortasında yer alan Yusuf, sözlenmişlerdi.
Öncesinde TÖDEF içinde omuz omuzaydılar. Bir keresinde, Dicle ve İnönü ünivesitelerindeki TÖDEF'liler birleşip İskenderun Karaağaç Beldesi'nde tatil yapmak için bir kamp kurmuşlardı. 1997 yılının Temmuz'uydu. Yani Gülender'in Dersim dağlarında şehit düşmesinden tam on yıl önce...

Evet, İskenderun'da tatil yapacaklardı TÖDEF'liler olarak. Ama onlar devrimciydi ya; tatil yapamazlardı, kamp kuramazlardı. 20 öğrencinin bulunduğu kamp JİTEM ve Özel Timler tarafından basıldı, tüm öğrenciler gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan ikisi de Gülender Çakmak ve Yusuf Aracı'ydı.
Yedi gün boyunca işkence gördüler gözaltında. Yedi günün sonunda çıkarıldıkları mahkemede 10 öğrenci tutuklandı. İkisi Gülender Çakmak ve Yusuf Aracı'ydı.

Yani dememiz o ki; işkenceleri, tutsaklıkları paylaşmışlardı Yusuf'la. Ve sevdayı paylaşmışlardı.
Sözlendikten sonra, başka alanlarda başka görevleri omuzlamak için ayrıldılar. Bu onlar için doğaldı; özgeçmişinde "Bana verilecek her göreve hazırım" diye yazmıştı Gülender.

Özgeçmişlerin klasik sorularından biri olan "Örgüt iradesine tabi olmaktan ne anlıyorsunuz?" sorusunun karşısına da "bu iradeyle hareket etmeyi anlıyorum" diye yazmıştı. Ve elbette, yazdığı gibi yapacaktı. Ayrılıklar da içindeydi sevdanın. Sevmişti Yusuf'u ve sevgisi her geçen gün artıyordu; çünkü, kendi anlatımıyla sözlüsü Yusuf, "bu hızlı süreçte kendini sürekli yenileyen, mücadelenin gerekleri neyse onu özveriyle yerine getiren bir yoldaşımızdı."

Bir daha karşılaşamadılar Yusuf'la. 2003'ün Mart'ında onun şehit düştüğünün haberini aldı. "Yusuf halkı için, vatanın kurtuluşu için kendini kavgasına adadı ve kavgada şehit düştü" diye yazdı. Aynı yolda yürüyecekti Yusuf'un sevdasını da, vasiyetini de yanında taşıyarak...

"Hareket" diyordu Gülender, "Hareket benim için adaleti, onuru, eşitliği, özgürlüğü ifade ediyor."
"Hareket" diyordu Ergani, "Hareket benim için bir öğretmen, bir ailedir, sevdanın en güzelidir."
Mutluydular devrim saflarında. Çünkü kurtuluş yolundaydılar. "Ne mutlu ki böyle bir hareketimiz var, ne mutlu ki Parti-Cepheli olma onurunu yaşıyorum" diyordu Ergani. Ve devam ediyordu: "Varsam, umutlu ve mutluysam bu hareketimin sayesindedir. Benim için kutsal olan her şeyin başındadır hareket."

Vardılar, umutluydular.
Umutluydular çünkü başlarının üstünde dalgalanan umudun bayrağıydı. Vardılar, çünkü, örgütle, ideolojiyle ve, ve işte demirinin soğuğunu hissettikleri bir araçla donanmışlardı. Hayır, onun -silahların- ucundan bakmıyorlardı dünyaya. Hayır, silahlar kumanda etmiyordu onlara. Tam tersine politikaları, inançlarıydı yol gösteren ellerinin ucundaki tetiğe ve namluya. Devrimin onsuz olmayacağının bilincindeydiler. İşte onun için Dersim'deydiler, onun için dağlardaydılar.

"Örgüt iradesine tabi olmak"tan, "Nerde görev verilirse orada olabilmeyi" anlıyorum diye yazmıştı Ergani. Görev dağlardaydı.
Dağlar ki, mazluma sığınak olmuştu yüzyıllar boyu. Dağlar ki, ezilenlerin isyanlarına yataklık etmişti. Gülender için görev, aynı zamanda köylüsü Zehra'nın kavgasını sürdürmekti.
"Mücadeleye katılmam için çok nedenim vardı" diyordu özgeçmişinde Gülender, "ama beni en çok etkileyen Devrimci Sol dergileriydi. Ben onları okuyarak bir şeyler anlamaya çalışıyordum. Bizim köylü Zehra ÖNCÜ'nün şehit düşmesi de beni çok etkileyen, bana yön veren olaylardır."

Etkilenmeyecek gibi değildi Zehra. Girdiği son çatışmada, yoldaşları şehit düştükten ve kendi mermileri de bittikten sonra, elinde sımsıkı tuttuğu el bombasıyla, "teslim olacağını" söyleyerek düşmanın üzerine yürümüş ve orada el bombasını çekerek, bedel öderken bedel ödeterek şehit düşmüştü.
Şimdi Zehra'nın yerinde Ergani, Gülender, Solmaz ve Yunus var. Şimdi Dersim'in köylüleri, Hozatlılar, Çemişgezekliler, Çorum'un gençleri, Ergani, Gülender, Solmaz ve Yunuslar'a bakıp yön vereceklerdi hayatlarına. Bu yön ki, kurtuluşun yönüdür, o hayatlar ki kurtuluşa adanmış hayatlardır.



ResimResim

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


29. Mar 2013, 04:23
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: Ergani ARSLAN,Gülender ÇAKMAK,Solmaz DEMİR,Yunus GÜNDOĞDU
Onurlu Insanlar
Anadoluda,Yigit Insanlara Soylenen Onurlu Bir soz vardir.CIFTE YUREKLI Bu Savascilarin Herbiri Gercekten cifte yurekliydiler.Neden? Cunku SAVASCIdirlar.Savasci Cifte Yureklidir.Hicbir Demogoji ANADOLUNUN Bu gercegini degistiremez.Yuzyillarin Bir Gelenegidir Bu.Demogojileriniz Bu gercegi Hic bir zaman YIKAMAZ.


29. Mar 2013, 06:03
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 2 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker