Zaman: 23. Haz 2018, 07:44

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 Osman OSMANAĞAOĞLU 14 Ağustos 2002 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Osman OSMANAĞAOĞLU 14 Ağustos 2002
F Tipi Hapishanelerle gündeme getirilen teslim alma saldırısına karşı Ümraniye Hapishanesi’nde ölüm orucuna başlayan tutsaklardan biriydi. 19 Aralık katliamını yaşadı. Katliamın ardından sevkedilği Kandıra F Tipi hücrelerinde direnişini sürdürdü. Tahliye edildi, ölüm orucunu dışarıda da devam ettirdi. Kuşatma altındaki Küçükarmutlu’da 14 Ağustos 2001’de şehit düştü.



“Dorukları Fethedecek Cesaretimiz, Ölümü Sırtüstü Yere Serecek Bu Yumruk Bizde Oldukça...”

Bir yazısında böyle diyordu kazanacağımıza olan inancını dile getirirken.

Aslen Artvin-Hopalı olan yoldaşımız 1957 yılında Karabük’de doğdu. Annesi Gürcü, babası Laz’dır.

Örgütlü yaşamla 1976 yılında tanıştı. Dev-Gençli oldu. İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’nda öğrencilik yıllarında devrimci bir militan olarak mücadele içinde yer aldı.

Cunta sonrası 1981 yılında hareketimize yönelik bir operasyonda mahalli alan örgütlenmesinde görevliyken tutsak düştü. Selimiye, Sultanahmet, Metris, Sağmalcılar hapishanelerinde 6 yıl tutsak kaldı. Bu yıllarda hareketimizin saflarında direnişler içinde yer aldı.

1987 yılında tahliyesinden sonra yeniden mücadeleye koştu. Çeşitli alanlarda görev ve sorumluluklar aldı. Son olarak İstanbul Mahalli alan Milis Örgütlenmesi Genel Sorumluluğu yaparken 1992 yılında tutsak düştü.

Hapishaneler onu tanırdı, o hapishaneleri. Tutsaklık mücadelenin bir alanıydı. Zorunlu bir alanı. Özgür tutsaklık geleneğimizin yaratılmasında tutsaklığı süresince direniş saflarında yer aldı. 2000 ölüm orucu tartışmaları başladığında “bu halk için ölüme yatılır” diyerek gönüllüler arasında yer aldı.

Ölüm orucuna ilişkin düşüncelerini belirttiği bir yazısında şöyle dedi Osman yoldaşımız:

“... Ve yıllar var ki bu vatan topraklarına kanımız aktı. Kanla sulanan topraklar kutsaldır. Topraklarımıza sahip çıkmak dün olduğu gibi bugün ve yarın da boynumuzun borcudur.

İşte bu borcu ödeme sırası şimdi içinde yer aldığım Ölüm Orucu savaşçılarında. Borcumu ödeyeceğime söz veriyorum.”

O’nun sözü namusuydu. Tereddütsüz yürünecekti bu yolda. Çünkü bu yolun sonu zaferdi. Osman bunu bilerek Boranlarımızın en önünde kanat çırpanlardan oldu.

“Zaferden hiç kuşku duymadım. Çünkü zafer Parti-Cephe geleneğidir. Doğru, haklı ve meşru olan biziz. Bu yüzdendir ki daha direnişimize başlarken KAZANMIŞTIK.”

Devletin direnişi kırma manevrası sonrası tahliye edilenlerdendi. Ona duyulan güveni boşa çıkarmayacağının kanıtı 44 yıllık yaşamıydı. Boşa çıkarmadı. Özgürlüğün direnerek kazanılacağını bilerek direniş mahallesine koştu.

Sabırla, inançla, yoldaşlarının, çok sevdiği halkının yanında günlerce direndi kuşatmalar altında. Ölüm yatağında inancını, coşkusunu onlarla paylaştı. Bu günlerde şöyle diyordu Osman:

“Günler haftalara, aylar mevsimlere devrildi. 6 ay üç mevsim var ki biz Boranlar güneşi fethetmek için kanat çırpmaya devam ediyoruz.

Güneşi içeceğimize inancımız sonsuzdur. Alev soluklarımızla yaşanılası bir vatanı halkımıza armağan edeceğiz. Bu güce ve inanca sahibiz. Çünkü biz halkız, halkın içinden ve halkın öncüsüyüz.”

Tüm dünya, 65 milyon halkımız tanık olsun ki, IMF’ye, emperyalistlere, faşizme karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm kavgamızı zafere taşıyacağız. Düşünü kurduğu ülkeyi Osman’a ve tüm şehitlerimize armağan edeceğiz.

Osman Osmanağaoğlu’nun Ölüm Orucu’na Gönüllülük Mektubu

PARTİME ÖLÜM ORUCU GÖNÜLLÜLÜK MEKTUBUMDUR

Merhaba;

Hücre politikası Susurluk Devleti’nin genelde halkı, özelde ise devrimci tutsakları teslim alma saldırısında stratejik bir adımıdır.

Her geçen gün artan ve derinleşen krizine çare bulamayan oligarşi elindeki tek silahı daha fazla baskı, terörünü kullanıyor.

Ülkedeki ve bölgede emperyalizm tarafından kendisine verilen görevlerini yerine getirmek için en fazla ihtiyacı olan şey "istikrar"ı bir türlü sağlayamayan oligarşi saldırıyor, katlediyor, işkence yapıyor, özelleştiriyor, niyet mektubu veriyor, tarımı bitiriyor, ama bütün bunlar yetmiyor.

Kriz sürüyor. Krizi ilerledikçe "istikrar" sağlaması mümkün değildir. Gelişen toplumsal muhalefetin önünü kesmek, düzenin bekası için her şeyden önce halkın devrimci direniş dinamiklerini yok etmek gerektiğini bilen, gören oligarşi ve emperyalizm, kapsamlı ve sonuç alıcı bir saldırı planlıyor. Saldırının odağında bu kez hücreler var.

Hücre saldırısı sadece hapishanelerdeki devrimci tutsaklarla sınırlı değildir. Amaç buralardan hareketle tüm halkın teslim alınması hedeflenmektedir.

Bu yüzdendir ki misyonumuz, ideolojimiz, geleneklerimiz, değerlerimiz adına bizim (özgür tutsaklar) ve kişi olarak benim için (ve diğer yoldaşlarım için) temel olan direnmektir.

F Tipi hapishaneleri gezip gördükten sonra görüşümüze gelen ailelerimiz diyorlar ki "Direnin ama hücrelere girmeyin".

Parti-Cephemiz diyor ki, "Hücrelere girmeyeceğiz, direneceğiz".

Oligarşinin halkı ve devrimci tutsakları teslim alma saldırısı demek olan hücreleri ölüme yatarak şehitlerimizle, halkımızla, ailelerimizle birlikte başlarına yıkacağız.

Ölüm Orucu eylemlerimizle bir kez daha ‘96'da olduğu gibi tüm dünyayı ayağa kaldıracak, beyinleri sarsacak ve ölümü rezil rüsva ederek "Devrim Kuşağının Kahramanları"na görkemli bir direnişle zaferimizi armağan edeceğiz.

Böylesi büyük ve görkemli ve de tarihsel bir eylemin örgütleyicisi yaratıcısı olan Parti-Cephe ailesinin bir üyesi olmak beni hem gururlandırıyor, onurlandırıyor, coşkulandırıyor.

Yaklaşık dört aydır süren tartışmalar, yaşananlar ve ailelerimizin büyük özverileriyle yaratılanlar, geleneklerimiz, değerlerimiz, şehitlerimiz, halkımız, ölüm orucu gazilerimizle birlikte Parti-Cephemizin şanlı tarihini düşündükçe diyorum ki: halkımız için, şehitlerimiz için, yoldaşlarımız için severek ve bilerek gönüllüyüm ölmek için.

Bu halk için ölüme yatılır.

Analarımıza, ailelerimize yapılan işkenceler, halkımıza reva görülen onca haksızlık, yoksulluk, sadece beni değil bütün yoldaşlarımızı daha fazla kinlendiriyor.

Ve düşmanlarımızdan hesap sorma bilinci, öfke ve kinimle diyorum ki biz özgür tutsakları teslim alamazlar, bizim teslim olduğumuz nerede görüldü ki.

Şehitlerimize, yoldaşlarıma, Parti-Cepheme, önderime, halkıma olan sonsuz bağlılığım ve sevgimle bir kez daha ölüm orucu eylememizde ölüme yatmak için, ölümü Berdan, İlginç, Müjdat ve İdil'imiz gibi rezil rüsva ederek yenmek için, yeneceğime söz vererek, gönüllü olduğumu söylüyorum.

YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ

ÖLÜM ORUCU ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR

YAŞASIN ÖNDERİMİZ DURSUN KARATAŞ

YAŞASIN DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ CEPHESİ

ZAFERE VE KAZANACAĞIMIZA OLAN İNANCIMLA DİYORUM Kİ;

HALKIZ, HAKLIYIZ, KAZANACAĞIZ,

BİZ KAZANACAĞIZ.

Sevgilerimle Devrimci Selamlar

Osman Osmanağaoğlu




Osman Osmanağaoğlu’nun Ölüm Orucundan yaklaşık 7 ay önce Parti’ye yazdığı yazısıdır:



Partime,

Çok fazla şey yazılabilir; durum üzerine, düşmanla, solla, süreçle ilgili uzun uzadıya değerlendirmeler de yapılabilir, yazılabilir. Ancak bütün bunlarla birlikte süreç, yaşanabilecekler, düşmanla girişilecek çatışmalar ve ödenecek -ödetilecek- bedelin ne olduğu-olacağının bilincindeyim.

Bilincinde olduğum bir başka gerçek daha var; bedel ne kadar ağır olursa olsun direnişimizi zaferle bitireceğiz, kazanan Parti-Cephe'miz olacak, halkımız olacak, biz kazanacağız.

Ciddi ve bir o kadar da büyük hesaplaşmaların yaşanacağı bir süreç yaşıyor, yaşanacak. Partimizin-önderimizin de yapmış olduğu tespitten sonra biz özgür tutsaklara düşen görev hazır olmaktır.

Ve ben, Ölüm Orucu da dahil olmak üzere verilecek her görevde gönüllü olarak yer almaya hazırım.

Partim beni tanıyor. Ben de kendimi tanıyorum. Ölmek gerekiyorsa, şehitlerimizin yarattığı değer ve geleneklerimiz direnişimizde, zaferi kazanacağımız mutlak inancımız, rehber ve zaferimizin garantisidir.

Evet, Parti-Cephe'mizin her eylemine (kendini feda etmek de dahil olmak üzere), her türden direnişimizde bana verilecek görevlere hazır olduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu benim için onurdur. Ölmeye de, öldürmeye de hazırım.

Her ne olursa olsun böylesi onurlu bir görevde yer almak istiyorum.

Partimi, cephemi, şehitlerimizi, önderimizi ve yoldaşlarımızı seviyor ve onları utandırmayacağıma, değerlerimize ve geleneklerimize sahip çıkacağıma and içiyor, şehitlerimizin anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum.

YAŞASIN DİRENİŞ YAŞASIN ZAFER!

ZAFERİ ŞEHİTLERİMİZLE KAZANACAĞIZ!

YAŞASIN ÖNDERİMİZ DURSUN KARATAŞ!

YAŞASIN DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ

BİZ KAZANACAĞIZ, HALK KAZANACAK!

Devrimci Selamlar

26 Mart 2000

Osman OSMANAĞAOĞLU


Osman Osmanağaoğlu’ndan Parti’ye:

“Alnımdaki kızıl yıldıza and olsun ki, bana duyulan güveni, inancı sarsmayacağım”



PARTİME

Merhaba,



Aslında uzun sayılabilecek bir süredir tartıştık. Süreç, düşmanın politikaları, solun durumu ve tavrı, hapishaneler ve biz. Bir kez daha görüldü ve gördük ki, savaşın bir tarafında düşman, diğer tarafında Parti-Cephemiz vardı. Çarpışma da tarafların (düşman ve bizim irademizin) arasında yaşanacak. Bu irade savaşında zafer dün olduğu gibi bugün de haklı ve meşru olanın, yani bizim olacak.

Tartıştık, hem de pek çok konuyu, başlığı. Birlikte tartışırken ürettik, üretirken ideolojik olarak kendimizi yeniledik, güçlendik. Neşeliydik, sevinçliydik; çünkü ölüme giderken gülen yoldaşlarımızdan güç alıyorduk. Bu da bayrak yarışının bir başka etabı değil miydi zaten. Şimdi bayrak '84 ve '96 Ölüm Orucu şehitlerimizden bizlere devredilmiştir. Ve daha hızlı koşmak, orak-çekiçli, kızıl yıldızlı bayrağımızı daha yükseklerde dalgalandırmak zamanıydı. Koşunun en önünde yer alan birinci Ölüm Orucu ekibinde yer alıyor olmanın coşkusu, onuru ve gururu kelimelerle anlatılamaz düşüncesindeyim. Koşuyu önde tamamlayacak, zaferi göğüsleyeceğim, tıpkı bizden önce bu onuru yaşayan ve yaşatan şehitlerimiz gibi.

'84 ve '96 Ölüm Orucu direnişlerini, şehitleri ve görkemli zaferlerinin yakın tanıklarından biri olma gururunu yaşayanlardan biriyim. Tartışmalar sürecinde ve ekipte yer aldığım söylendikten sonraki günlerde kendimle tartışırken hep şehitlerimizle sohbet ediyorum. Şehitliğimize giderek onların karşısına geçip sorular soruyorum. Benimle konuşuyorlar, neler yapmam, nasıl davranmam gerektiğini anlatıyorlar. Öğretmenim olarak doğruyu gösteriyorlar.

Şimdi ölmek zamanı, ölmek gerekiyor. Ölüm sözcüğü üzerine de düşündüm. Anlatıldığı ya da yazıldığı gibi korkulacak ve de soğuk bir duygu falan olmadığını gördüm. Evet, gerçekten de ölüm-ölmek, yeniden doğmakmış.

Dönüp geriye bakıyorum. Gerçekliğimde güzel, olumlu, onur duyduğum yanların yanı sıra, hayıflandığım, lanet olsun dediğim yanlarımız olduğunu görebiliyorum. Olumlu, güzel ve doğru olan, gururlandığım yanlar öncelikle Devrimci Sol ve sonrasında Parti-Cepheme borçlu olanlardır. Harcanan emeğe, verilen değerlere karşılık düşen taraflarımdır. "Lanet olsun" dediklerim ise kendimle barışık olduğum zaaf ve eksiklerimdir. Ve bendeki eski insanın kalıntılarıdır. Düşmeme, ayaklarımın takılmasına neden olan da bunlardır. Ama düştüğümde, geride kaldığımda, hatta uçurumun kenarına yaklaştığımda beni çekip kurtaran, ayağa kaldıran güç ise her zaman için yoldaşlarım, Partim olmuştur. İstenilen fazla birşey değildi. Kendime dönmem, dinamiklerimi hareket ettirmem, koşmam gerekiyordu. İşte, bu süreçte bunu yapabilmenin hiç de sanıldığı ya da düşünüldüğü kadar zor olmadığını tekrar tekrar yaşayarak öğrendim, gördüm. İhtiyacım olan güç, malzeme, geçmişim, şehitlerimiz, yoldaşlarımın varlığı, yaratılan değerler, tarihimizdi. Eğer ki, ararsan her bir ihtiyacım buralarda vardı.

Değiştiğimi, arındığımı, kişilik olarak güçlendiğimi hissediyorum. Ama yeterli görmüyorum. Yeni insanı kişiliğimde oluşturma görevinin sorumluluğunu biliyorum.

Bu irade çatışmasının düşmanla olan tarafında olduğu gibi kendimle yani iç düşmanla olan yanında da gerekli olan cephanem hazır. Tarihimiz, ideolojimiz, değerlerimiz, geleneklerimiz, şehitlerimiz, önderim, yoldaşlarım ve kinimle birlikte halkımıza, vatanımıza olan sevgimle kuşandığım yüreğim ve bilincimle alnımdaki kızıl yıldıza and olsun ki, bana duyulan güveni, inancı sarsmayacağım, '84 ve '96 Ölüm Orucu şehitlerimize and olsun ki, ölüm karşısında aman dilemeyecek, rezil rüsva edeceğim.

Yoldaşlarımın, ailemin, halkımızın özlemlerini, beklentilerini, ümitlerini sahiplenerek, düşlerini gerçekleştirecek, diğer yoldaşlarım gibi severek ölümü kucaklayacağım.

Pişman değilim. Devrimci, Devrimci Solcu ve Parti-Cepheli olduğumu için her zaman onur duydum. Ben de iyi, güzel ve doğru olan ne varsa Önderime, Partime, ideolojimize borçlu olduğumu söylüyorum.

... Düşlerimizin gerçekleştirileceğine olan inancımdan hiç ama hiç kuşku duymadım. Bu düşlerim yoldaşlarımın da düşleridir.

Bütün halklar için geçerli olan adalet, demokrasi, bağımsızlık, sömürüsüz bir dünya için mücadelenin bir parçası olan bu haklı savaşta bu vatan toprakları şu beş harfli sözcükle özgür, dört harfli sözcükle onur, şu beş harfli sözcükle namus demek olduğunda, bütün hepsinin halk için olacağına inanıyor ve bu uğurda savaşarak şehit düşmeyi özlüyorum.

Ölmemiz gerekiyor. Evet öleceğiz ki ardımızdan gelenler, bizden öğrenerek uğrunda ölünmeye değer bir dava olduğunu göreceklerdir. Ve bundan dolayıdır ki, biz ne kadar çok ölürsek, ideolojimiz, düşlerimiz, inançlarımız, değer ve geleneklerimiz o kadar yaşayacaktır.

Ve yıllar var ki bu vatan topraklarına kanımız aktı. Kanla sellenen-sulanan topraklar kutsaldır. Topraklarımıza sahip çıkmak dün olduğu gibi bugün ve yarın da boynumuzun borcudur.

İşte bu borcu ödeme sırası şimdi içinde yer aldığım Ölüm Orucu savaşçılarında. Borcumu ödeyeceğime söz veriyorum.

Önderimi yıllar varki göremedim. Ama onun sıcaklığını, dostluğunu, öğreticiliğini hiçbir zaman unutmadım. O, her zaman benim için öğretmen, Önder, Yoldaş oldu.

Partim-Cephem benim herşeyim,

Şehitlerimiz her zaman için namus ve onur sözü olmuştur.

Şehitlerimizin huzurunda Partim, Önderim, yoldaşlarım ve halkım önünde söz veriyorum ki, alnımıza takılan kızıl yıldızlı bandı onurla taşıyacak, düşmanla girdiğimiz bu irade savaşında şehit düşeceğim.

Zaferden hiç kuşku duymadım. Çünkü zafer Parti-Cephe geleneğidir. Doğru, haklı ve meşru olan biziz. Bu yüzdendir ki daha direnişimize başlanırken KAZANMIŞTIK.

Türkü tadında yaşanacak yarınlar için BİZ KAZANACAĞIZ, HALK KAZANACAK.



BAĞIMSIZ BİR VATAN, HALKLARIMIZIN KURTULUŞU İÇİN ÖLÜMÜ KUCAKLAMAYA HAZIRIM.

ŞEHİTLERİMİZ GELECEĞİMİZDİR!

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!

Böylesi büyük ve tarihsel bir direnişte beni de Ölüm Orucu birinci ekibindeki savaşçılardan biri olarak onurlandıran, yoldaşlarıma, Önderime, Partime tekrar teşekkür ediyorum, Önderimi, Partimi, Yoldaşlarımı, halkımı çok seviyorum.

YAŞASIN ÖNDERİMİZ DURSUN KARATAŞ

YAŞASIN DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ

YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ

MAHİR, HÜSEYİN, ULAŞ KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!

Devrimci Selamlar

OSMAN OSMANAĞAOĞLU

13.11.2000

Saat: 12.45

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


16. Ağu 2013, 02:31
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker