Zaman: 21. Ağu 2017, 17:05

»

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 29 mesaj ] 
 Bu Hasret Benim... 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Bu Hasret Benim...
Acili yagmurlarla düsmüsüm yere
Tatli su göllerine akamiyorum
Yüzüm yüregim deprem dalgasi
Bu gül kiyimlarina bakamiyorum
Her sevi bir türküdür bagrimda
Her öfke bir agit
Agitlar kusatmis dört yanimi
Kendi türkülerimi haykiramiyorum

Sarkilarla bezeniyor ufuklar
Yüregim patliyor dagbaslarinda
Yüregim
Sancimi duyar misin yaralarinda

Dallarin sevdasi düsmüs topraga
Olgun meyvelere hasret gençligimiz
Zamanin billur çaglayani
Gürül gürül akarken avuçlarimizda
Bir damla yagmur adina
Yakarmis dagbaslarinda yüregimiz
Gökyüzünde sanilmis bütün yasam
Gökyüzüne çivilenmis ellerimiz

Atesler yine parliyor daglarda
Dolular yine kiriyor çiçekleri
Gecenin karnina inerken safagin tekmeleri
Bulutlari delen isiklar
Ezik ve kinli
Aydinlik iri
Sanki kocalari iskencede kadin gözleri

Nasil kapanir bu kanayan yara
Nasil anlatilir ki sana bu hal
Terimde tuz gözyasimda bal
Bagdas kurar misin soframa
Gözlerimde umut yüregimde ask
Ölümleri boslayip düser misin sevdama

Ince kabuklari zorlaniyor zamanin
Gelecek damliyor yorgun havuzlara
Damlalarla yillarin gelin yüzü
Sularin üstünde koskoca bir çag
Umutlar sigmaz oluyor alanlara

Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yasamayi bilmez miyim
Çocuklarim okul yollarinda
Okullarim sabah kollarinda
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazliginda ölüm sarisi
Karanfil kivrimlarinda kan
Bu çiçekler ugruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim

Bahar degil aci yükleniyor dallarima
Yapraklarimda ayrilik
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarima
Ellerimde kis saçlarimda kar
Cemre olup düser misin topragima

Mendilimde öfke çikinimda bilinç
Uykusuz kalir misin kitaplarima
Dudaklarimda hüzün
Avuçlarimda sevinç
Kulak verir misin çigliklarima
Daglari asarak gelmisim sana
Demir kapilari kirarak
Isik olur musun karanliklarima

Isterim ki senden
Yilginlikta inanç olasin
Zulme karsi direnç olasin
Gömülesin askimin sularina
Göresin beni göresin

Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalin nagmelerinde
Alip basini gidesin
Bagri yanik yeller üstünde
Günesin rengiyle düsesin ufuklarima

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


16. Eyl 2012, 05:08
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Seni yalnızlığından tanıdım
Kirpikleri kırık çocuk
Çiğneyip durduğun dudaklarından
Gözlerin küllenmiş yangın yeri
Bir eylül göğünün bulut kümeleri
Donuk bakışlarında;
Hüznün nasıl da benziyordu
Benim ilk gençliğime

Ellerinden tanıdım seni
Yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden
Bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu
Anılardan anılara ince çizikler…
Yüzün bir türkü sonrasının
Kederli dalgınlığında.
Güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum
Ağıt gibi bir alay dudak uçlarında
Gücenik duruşundan tanıdım seni.

Seni kendimden tanıdım çocuk;
Yüreği sürekli çiğnenen bir yol
Gövdesi acılardan acılara köprü…
Biraz öfke, biraz umut, çokça onur
Eğildim öptüm yıkık alnından
Uzaktın, kıyamadım sessizliğine
Biraz daha dedim içimden, biraz daha;
Gün olur, onuru güzel çocuk
Acı da yakışır insanın yüreğine.[html][/html]

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


19. Eyl 2012, 01:51
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben
Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım
Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını

Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık,
yüzün her bulutlandığında
Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep
Sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde
Sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine
Gökkuşağının altından geçen çocukların şımarıklığıydı,
kaküllerini her araladığımda gövdemdeki ürperti

Ağzımdaki meneviş sendin insanlara şiirler okurken
Bütün öksüzlerin kederiyle baktım yüzüne,
ne zaman geleceği düşündüysem
Bir haksızlığı haykıran herkese senin soluğunu verdim
Bütün hapislerin penceresi yaptım seni
Sonra tuttum kenar mahallelerin yalnızlığını gösterdim,
bir özür, bir bağışlanma umuduyla

Kirpiklerinin ömrüme açtığı yolda yaptım bütün kavgalarımı
Söze inandım, gövdene ondan çok
Dönüp dönüp sana geldikçe anladım özgürlüğün aşk olduğunu
Alışkanlıklara yenilmedim ben, seni bir alışkanlığa dönüştürmek istemedim yalnızca

Çocuklar dünya karşısında yenik büyüyordu
Babalarından başka doğru bilmeden yaşlanıyordu erkekler
Çarşılar evleri çoktan teslim almıştı
Kızlar şarkısını kimseye söyleyemiyordu
Sokaklardan esen güneş değil, geri çekilme duygusuydu
Annelerin sütünde ışık yoktu

Kaba adamların kalın sesi örtmüştü ülkeyi
Güzellik, insanların gelecek düşlerinden çoktan çıkmıştı
Kimsenin ortak türküsü yoktu ve kimse türküsünü bir başına söyleyemiyordu
Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes

Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır olmuştu insanlar
İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti
Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu

Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi
Seni korumak için karşı durdum tüm bunlara...
Dünyayı senden geçirerek sevdim
Geri çekilmem yakışmazdı seni sevmeme

Günlerdir yoksun
Öfkeni bile özledim
Nasıl bir uzaklıktan geleceksin bilemiyorum
Ayrılıktan medet umar oldum
Kaşlarının işaret ettiği yerde duracağım
Kararan gümüşler gibi duracağım

Işıklı bir korunak arayacağım sesinin kıvrımlarında’Gelmen iyiliktir’ diyeceğim
Yüreğimden başka yanıtım olmayacak
Bir sorudan bir soruya vuracağım seni yine
Dünyanın bütün yağmurları yağacak iki söz arasında
Ellerimi geçmişe mi geleceğe mi koyacağımı şaşıracağım

Küller altındaki köz için bir yudum soluk isteyeceğim
’Aşk iki kişiliktir’ sözünü düşüneceğim uzun uzun
Kalkıp pencereden hayata bakacağım
Alnından öptüğüm yerde ülkemsin,
ağzından öptüğüm yerde kadınım
Bir gülüşünle çıkıp caddeleri dolduracağım

Ömrümden öteye taşıdığım çocuk
Ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi bilseydim...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


22. Eyl 2012, 02:04
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
...
Ve seni sevmek
Bir ülkeyi sevmek gibiydi
Ne vazgeçmek mümkündü
Ne de çaresizce bağlanmak sana
Kuraklığına küfretmeden
Hasret kalmak yağmurlarına

Seni sevmek,
Barikatlarla sarılmış bir caddeyi
Yürümek gibiydi baştan başa
Sıcak bir yara gibi kanamak sürekli
Seni sevmek,
Ölümün bile
Adam gibi bir sebep bulmasıydı kendine
Ve tek nedeniydi hala nefes alışımın...

Dahası anlatabilmek seni
Şair olmak gibi bir şeydi
Hece hece kazımak beynime
Ne vazgeçmek mümkün şimdi
Ne delice bağlanmak o güzelliğe

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


24. Eki 2012, 02:04
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Yalanın kirlettiği bir yüreği
yağmur sularıyla yıkamak ,
sonrada içtenliğin rüzgarıyla durulanıp
iğde kokularına sarmaktır sevmek.
Sevmek,
insanın en büyük acısıdır...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


28. Eki 2012, 01:29
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Konuştuğum Zaman Mahkum,
Sustuğum Zaman Zanlı Muamelesi Görüyorum.
Bir Bilseler Susan Birinin Gözlerinde
Çuvallar Dolusu Kelime Olduğunu
ve Yine Bilseler Söz Tükenmişse
En Güzel Cevabın Susmak Olduğunu.

Ve ben yine susuyorum...
Tarif Edemedeğim Acıları ve Hayal Kırıklıklarımı
Susmalarımla Örtüyorum...!!!

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


29. Eki 2012, 02:10
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Yüreğindeydi yarası.
Ellerinde umut,
Gözlerinde ışık gördüm.
Yüreğinden öptüm,
Tüm bedeni onura kesti.
Adını sormayı unuttum çocuk,
Adın onurmuydu , neydi ?..

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


30. Eki 2012, 04:12
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Asma köprülerin
halatlarıyla bağlı ellerini çözerek
gökdelenlerin arasından
seni kurtarmak isteyen çocuklar
örgüt kurmasın diye
arka bahçeli
bütün evlerini yıktılar İstanbul.

Sokaklarında artık anarşisttir onlar,
sigara reklamı bahanesiyle
sarmaşıkların vatanı olan duvarlarda
at koşturan kovboyları
kovmak için savaşırlar
ki vurulduklarında
karışır kanlarına
ceplerinde taşıdıkları tohumlar.

Şiirler okuyacağız kulelerinden İstanbul
ve yalnızca
körler olacak sokaklarında
eli sopalı gezen.

Bırakacağız rüzgara şiirlerimizi,
bildiri atılıyor diye
ihbarlar yağacak telefonlardan,
bir kez daha kırılacak
IV. Murat'ın elindeki kafes
ve koltuklarınıza
bağlandığınız ipleri koparın
duyurusunu yapacak
Hezarfen Ahmet Çelebi'nin torunlarından bir hostes.

Ölmesin diye Deniz,
bir anlık
ayaklarını tutan
idam masasının tahtalarıyla
sana iskeleler yapacağız İstanbul
denize doğru uzanan.

Meydanlar ki gamzelerindir İstanbul,
bak, göreceksin;
bir mayıs gününde tutuşacağız elele
ve sen bizlere yeniden gülümseyeceksin!..

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


8. Kas 2012, 04:18
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
Aşk ile sevmek bir güzelliği
Ve dövüşebilmek o güzellik uğruna...”(1)

İnsan, bunca çirkinliği gördükçe, senin güzelliğine bir kez daha inanıyor. Ve hemen koşmak istiyor sana.

Ellerini avuçlarının içine alıp koşmak istiyor ta uzaklara, ulaşılması zor denilen zirveye. Yılmadan, yorulmadan.

Seninle, senin yanında, senin soluğunu hissederek hem de... Seninle el ele yürümek... Hayal kurmak... Büyük, erişilmesi zor ama imkansız olmayan hayalleri kurmak...

Çünkü seninle yaşanılacak bir hayata “hayat” denir ancak. Ve senin uğruna ölünür. Defalarca kez doğulur ve ölünür senin uğruna.

Sana kavuşacağım günlerin hayalini kuruyorum. Her gün hayallerimde, düşlerimdesin.

Ki hayalin müthiş ve gerçeğin, bir mucizenin yere inmesidir...

Zaman hemen geçsin de sana bir an önce ulaşayım, derdim önceleri.

Sonra anladım ki, sana ulaşmak zamana bağlı değil. Çünkü zaman her halükarda geçiyor.

Ki sana ulaşmanın sırrı, zamanı tarih yapabilmekmiş. Anladım ve bildim ve daha ve daha bir sevdim seni...

Elbette, zaman kendiliğinden tarih olmuyor.

“Onun da bir ilmi var.” diyor, bu aşkın ustaları. Ve mayasına umut katılan zamana, tarih deniyor bu macerada.

İşte bunu anladığımdan bu yana, hayatın içinden geçen zamana umut katıyorum...

Ve her ne yapıyorsam, hep senin için yapıyorum. Hepsi, hep sana ulaşmak için.
Ve fakat sana ulaşmanın seni var etmek olduğunu da biliyorum. Hem hayat hem hakikat olduğun gibi, hem hasret hem vuslatsın.

Hayalini kurmadan hakikatine ermek nasıl mümkün değilse, hasretini çekmeden vuslatın da olmaz.

Bundandır, hayalini kuranın hakikatin için can vermesi. Ki bunu, bu aşkın ustalarından öğrendik:

“... Gülünç olma riskini göze alarak gerçek devrime güçlü aşk duygularının yol gösterdiğini belirteceğim. Gerçek bir devrimciyi bu nitelik olmaksızın düşünmek imkânsızdır. Bu bir devrimcinin belki de en büyük dramlarından biridir: O, coşku dolu bir ruhu soğukkanlı bir mantıkla birleştirmeli ve acı verici kararlar almalıdır. Öncü devrimcilerimiz en kutsal davalar için halk sevgisini idealleştirmeli, onu tek ve bölünmez hale getirmelidirler. Onlar sıradan insanların kendi aşklarını hayata aktardıkları yerlere, küçük günlük duygularla gelemezler...”(2)

Gelmezler... Sevmek sadece bir duygu seli olamaz.

Sevgi akıp giden anlamsız bir şey değildir. Akıp giden ve sonra tükenen bir duygu hiç değildir. Bizim sevgimiz büyük. Büyük bir aşkın kucağındayız biliyorsun...

Sorsalar: “Sizin sevginiz nehir mi, yoksa deniz mi?” Ne cevap verirdin? Ben “deniz” derim. Birikmeli sevgim, birikip, mayalanıp, sonra aşka ve tutkuya dönüşmeli.

Aşkın gözünün kör olduğundan bahsederler. Sadece gözlerinde aşk olanın körleşmesi olağandır. Ama inan ben sana gözlerimle değil, bilincim ve yüreğimle aşık oldum.

Aşkın ustaları da böyle demişler. Aşkın duvarını örerken, harcına bilinç ve duyguyu kattık ve öyle ördük bu yapıyı, demişler.
Ondandır caddelerinde al al dalgalanınca saçların, benim gözlerim dalar senin yürüyüşüne ve tutamam kendimi. Bakakalırım sana.

Sen yürüdükçe yüzündeki gülücüğe ortak olurum, ellerim patlar seni alkışlamaktan. Dayanamam, tutamam kendimi. Al al saçlarınla sar, kokla beni...

Kınalanan ellerinle dokun yarının tarihine...

Dalgın bakışlarım yanıltmasın seni. Gözlerimin renginde umutlarımı sakladım.

Hep uzun uzun bakmak geliyor içimden taa uzaklara. Baktıkça umuda olan açlığım artıyor.

Hani yüzünde ak pak bir gülümsemenin hep asılı kaldığı umutlar var ya, onlar gelip oturur içime.

Midelerinin ta diplerine kadar her gün birer basamak inen açlığa inat, gülümsemeler eksilmez yüzümüzden.

Gülümserken ben, sevdamın diliyle haykırırım her zaman.

Yeni bir dünya, yeni bir hayat yaratacağını biliyorum. Bu büyük tutkum için sana geldim...

Ve şimdi al beni ey Devrim. Al ve yeni bir hayatın harcına kat. Bir katreden öte değilim senin deryanda. Al beni dalgalarına ve çarp şu yalan dünyasının suratına...

Sana geldim ey Devrim. Al beni açlık ordusunun elinde, muzaffer bir bayrak gibi salınayım. O bıçkın delikanlıların ve yiğit kızların rap rap seslerinde bir yankı olayım.

“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek...”(3)



(1) Adnan Yücel
(2) Ernesto Che Guevara
(3) Adnan Yücel

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


8. Kas 2012, 06:23
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Ben en çok kalbi kırık çocukları sevdim,
Bu yüzden onlar da en çok beni...
Biz aynı aşka durduk hep!
BU YÜZDEN AYNI YERDEN VURUR ŞARKILAR BİZİ...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


14. Kas 2012, 03:47
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Yüreğin örsüyle çekici arasında
dövülmeyen cümleler,
suyunu aşktanda alsa
yüreğe saplanan
gül sapli hancer gibidir.
Hancer yarasi agir olur sair adama
sapi gülden de olsa...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


5. Ara 2012, 04:19
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Yusuf olmak zor
Yusuf’san önce sevmekle başlayacaksın çileye…
Öyle bir seveceksin ki; şüphe olmayacak içinde…
Öyle saf, öyle temiz olacak işte…
En yakınların kesecek başını…
En yakınların itecek seni karanlıklara…
En yakınların yakacak her zerreni…
Ve sen güzel görecek, güzel bakacaksın her şeye…
Dedim ya;
Yusuf olmak zor çok zor…

Bu dünya perdesinde Yusuf olmayı seçtiysen, önce dar kapılardan geçeceksin…
Dört duvara dokunacaksın, her köşe başında bir kuyu olacak sen girecek sen çıkacaksın…
Her çıkış bir başlangıç, her düşüş bir devrin bitişi olacak…
Zindanların yakın edecek bütün yaratılmışı…
Dağlar yoldaşın, taşlar arkadaşın, kuyular sırdaşın olacak. Önce sıla yakacak içini…
Sonra adı hasret olan tüm özlemler gelecek peşinden… Sabırla başlayacak dünya sürgünün…
Yusuf olmak zor çok zor…

“Nurunda hoş, narında” diyeceksin…
Tüm ateşleri gül diye tutacaksın…
Kor önce avucunu, sonra yüreğini yakacak, susacak susacaksın“ Ah” demeyi bile çok göreceksin diline…
Şikâyet kapılara gelip gelip gidecek eski yerine…
Sevmenin ne zor olduğunu elbet anlayacaksın…
Yusuf olmak zor çok zor…

Kimse inanmazken sana, yitirmeyeceksin hiç ümidini…
Hamken yanacak, yandıkça pişeceksin,
Çileden geçmeden gidilmez hiçbir yere…
Çekecek çekecek hep pişeceksin…
İmtihanı öyle kolay olmayacak aşk yolunun…
Her adımda bir kez daha bileneceksin.
Yusuf olmak zor çok zor…

Her yanışında anlayacak; Yusuf olmak zor diyeceksin…
Sonra aşkın ne zehir olduğunu tadacaksın,Kılıçtan keskinliğini, nankörlüğünü, acizliğini…
Yolun zindanlara düşecek, edep perdesinin ardında bekleyeceksin…
Beyaza değen siyah temizlenene kadar sürecek bekleyişin…
Öyle kolay olmayacak siyahtan arınmak,Yani seneler sürecek bekleyişin…
Kapılara asılacak Yusuf gömleğin, Bakıp bakıp, eğeceksin başını…
Ama mahcubiyetten değil, yine edepten olacak sakınışın…
Sultanlığın yolu zindandan geçecek,bileceksin…
Dedim ya;
Yusuf olmak zor çok zor…

Yusufken sultan olmakta zor…
Hele Yusuf’un Yakup’u olmak, işte o hepsinden zor…

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


7. Ara 2012, 03:44
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Sen benim hüzün yanımsın
Güneşin vurmadığı gölgede kalan yanım
Kimselerin bilmediği kendime sakladığım
En çok ayazda kalmış olup da rüzgara savuramadığım
Alıp alıp defalarca sineme sardığım yanımsın
En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın
Sardıkça kanayan, kanadıkça sardığımsın…

Sen benim hüzün yanımsın
Her doğan günle bir kez daha ümidimi yıkan tarafımsın
“Olmadı olmayacak” dedirten hain düşmanımsın
“Ah çıksa gelse şimdi…” diyecek kadar kendimi kaptırdığım saflığımsın
“Çıksa ve gelse, alsa ve götürse…” diye çırpan kanadımsın
Ve her defasında kendime kırk kez söyleyip kırk kez yanıldığımsın

Sen benim hüzün yanımsın
Söküp atamadığım umut çiçeklerini gömdüğüm toprağımsın
Bahar gelir yeşerir diye yağmur, çamur, kar kış demeden suladığımsın
Olur da bir gün açarsın diye beklediğim sevdamsın
Sevda çiçekleri açar mı bilinmez ama umuduna umudumu bağladığımsın

Sen benim hüzün yanımsın
Dar vakitte bulup tez zamandaki kaybımsın
“Ne olur kal benimle” dedirtecek kadar yalvardığımsın
“Sensiz hayatı istemiyorum” diyecek kadar uçurumdan kendimi attığımsın
Geceyle gündüzümü, yanlışla doğrumu karıştıran arafımsın

Sen benim hüzün yanımsın
Sensizken anlamını yitirdiğim hayatımsın
Bütün kelimelerime yüklediğim anlamsın
“Sen” diye başlayıp da bitiremediğim üç noktamsın
“Sen, sen ille de sen” diye durup durup nefes aldığımsın
“Sen varsan ben varım” dedirtecek kadar kendimi hiçe saydığımsın
Kaderi kaderime yazılsın diye her gün Yaratıcıya yalvardığımsın
Aklımda, yüreğimde olansın

Sen benim hüzün yanımsın
Bakışına hasret kaldığım, sesine özlemle bağlandığımsın
Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın
Bahtıma doğanımsın
Olmazsa olmazsımsın
Öfkem,sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim...
Ama en çok ağlatan, en çok da kanatansın…

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


20. Ara 2012, 06:50
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Hadi gir içeri. Ama gözlerindeki o kanayan suçluluk bırak kapıda kalsın. Ona ihtiyacımız yok artık. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu kapıda bırak. Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini bırak kapıda. Yoksa ne kadar istesem de konuşamam seninle. Konuşamam, yalnızca ağlarım.

Ne olur gir içeri. Ama girerken tut elinden sevdanın. Yıllar sonra seni yeniden uzağıma düşüren, seni o geri dönüşü olmayan yollara düşüren, yüreğinden aşkımı, dudaklarından adımı, evinden gölgemi silip götüren, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin, o, hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin sevdanı al yanına ve gir içeri. İlk aşkının yüzünü yanına al. Utanma benden n'olur. Kalbindeki o sızının halinden en çok aşkınla kavrulmuş yüreğim anlar benim...
Kapat kapıyı. Kapat, içeri hayat girmesin. İçeri yalanlar girmesin. İhanetler, ihtiraslar, oyunlar, maskeler girmesin içeri. Çünkü burada yalnızca sevdan oturuyor. Hayatın içinde soluk alamayan, kendine kalbinde bir yer bulamayan sevdan oturuyor bu evde. Bak, bu ev benim yüreğim. Ne zaman kalbinden kovulsam, ne zaman hayatın ortasında öyle hazırlıksız, öyle savunmasız, öyle yapayalnız kalakalsam gelip sığındığım bu dört duvar benim yüreğim. Burası aşkımın mabedi. Burası sensizliğimin kalesi. Burası deliliğim... Burası baştan ayağa sensin, sevgilim.

Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan... Gözlerine baktığımda kendimin değil, bir başka aşkın aksini görmeden önce ölmek isterdim. Ama yapamadım. Nice kaybedişlerden, nice savruluşlardan sonra, artık bu aşkı hayatın pençesinden kurtardık, o dünyevi ihtiraslardan, oyunlardan sıyrıldık ve şimdi artık Tanrı'ya yaklaştık dediğim anda, hayatı, dünyayı ve kaderi yendik dediğim anda, kalbin kalbimin yanında atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken, içinde o annemin rahmi kadar huzurlu kokunu soluyarak nefes aldığım yüreğini bırakıp gidemedim. Çünkü zaten hayattan kopmuştum ve cennetteydim. Aşkınla öylesine sarhoştum ki birgün cennetimden kovulacağıma hiç inanmak istemedim.

Evimin, şu talan olmuş yüreğimin dağınıklığını bağışla. Sensizliğe benimle beraber ağladı bu duvarlar. Rutubetleri ondan, aldırma. Otur şöyle, bir sigara yak. Konuşalım. Sözcüklerle değil, sevdamızla konuşalım. Anlatalım herşeyi. Sonra söz bitsin. Ölüme kadar yalnızca susalım. Anlatalım ki bu sevda kanatlarından kırgınlıklarla bağlı kalmasın bu çirkef hayata. Kurtulsun yüklerinden, bağışlasın hayatı ve sonsuzluğa uçabilsin huzurla.

Biliyorum. Seni böylesi sonsuz bir aşkla severek çok büyük bir günah işledim ben. Hayatın girdaplarında savrulup duran ruhuna o yarım ruhumun ağırlığını yükleyerek çok büyük günah işledim. Ne yaptıysan sevdim seni, ne yaşadıysan sevdim. Aşkın o bulup bulup kaybetme oyunlarından yaptığın zırhın içine sakladığın kalbini ne yaparsan yap yıkılmayarak, vazgeçmeyerek ve hep affederek savunmasız bıraktım. Hiç solmayan bir sevda çiçeği olup bozdum ezberini. Direncini kırdım, kalbine girdim. Seni bir kalbi fethetmenin, ona her an kaybedebilme ihtimaliyle bağlanmanın, bir aşk için çırpınmanın o karanlık hazzından mahrum bıraktım. Affet beni, seni aşkın o dünyevi oyunlarından mahrum bıraktım. Belki de bunun için gözyaşlarıyla kazandığın ve yitirmekten çok korktuğun bir sevgiliyi sever gibi değil, sesini birtürlü susturamadığın vicdanını ya da o kusursuz ve daimi sevgisinden bunaldığın ve bu yüzden incitmekten asla çekinmediğin anneni sever gibi sevdin beni. Ama hiç aşık olmadın. Bu yüzden suçlama kendini. Asıl suçlu, bu hayatta kendine yer bulamayan, nereye gitse ya eksik ya fazla kalan, hayatı bir oyun gibi görmeyi ve kurallarına göre oynamayı hep reddeden benim o isyankar, o yaralı ve yabancı ruhum... Sen değilsin sevgilim.

Hayatında önce bir sığıntı gibi yaşamaya, sonra seni kaybetmeye, ardından seni paylaşmaya, sonunda tam da sana kavuştum sanırken aşkın değil vicdanın olmaya, senin için aklına ne gelirse ona dönüşmeye razı oldum hep, katlandım. Hiç pişman olmadım seni sevmekten. Sana hiç kırılmadım. Hep anladım seni. Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanını, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunun, hayatla uzlaşamamış aşk kırgını, yitik ilk gençliğinin ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle derinleşen yüzündeki çizgilerin aşkına bağışladım.

Sevdim seni sevgili, sevdim... Seni o birtürlü kucaklayamadığım, ama başımı kaldırıp bakmasam bile hep orada, yukarda olduğunu bildiğim gökyüzüne duyduğum hasret gibi... Seni o suyundan hiç içmediğim, toprağına hiç basmadığım, insanlarını hiç tanımadığım, ama herşeyden kaçıp sığınmak istediğim o uzak ülkelerin hayali gibi... Seni aşkın için gözümü hiç kırpmadan arkamda bıraktığım, gözyaşlarını ve o yaralı ömrünü vicdanım gibi hep içimde sakladığım annemin karşılığı bu hayatta mümkün olmayan duaları gibi... Seni o rahmimden kanaya kanaya söküp atmak zorunda kaldığım, ama kalbimde aşkınla besleyerek büyüttüğüm sevdamızın o masum çekirdeğini tarifsiz bir hasretle özler gibi... Seni öylece, seni çırılçıplak, seni kadere isyan eder gibi, seni Tanrı'ya eş koşar gibi... Sevdim seni sevgili, sevdim...

Beni bir kez öldürüp sensizliğe gömdüğün o yıllarda, o yabancısı olduğum hayatın ıssızlığında soluk almadan ömrümü yalnızca Tanrı'dan gözyaşlarıyla dilediğim o mucize için bekletirken... Sonra Tanrı sesimi duyup o mucizeyi, yani seni, yani o hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yeniden bana verdiğinde... Kalbim kalbinde atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken... Mutluluğa dokunarak, mutluluğumun farkında olarak, mutluluktan ağlayarak... Ama bir yanım seni her an yeniden kaybedecek gibi hep tetikte... Sensizliğin o dipsiz uçurumunun kıyılarında korkusuzca dans ederek, seni benden çalan hayatın o acımasız pençesini her an arkamda hissederek... Her gece yüzümü masumiyetinin o benzersiz yurdu olan boynuna gömüp uykuya dalmadan önce bu huzuru bana bağışlayan Tanrı'ya minnetle gülümseyerek... Ve işte tam da o anda ölmeye, sonsuzluğa karışmaya hazır olduğumu ona sessizce fısıldayarak... Sevdim seni sevgili, hep sevdim...

Otur karşıma hadi, bir sigara yak. Konuşalım. Anlat bana sevdanı... İlk aşkının yüzünü anlat... O, hiçkimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin sevdanı anlat bana. Kalbindeki o sızının dilinden en çok aşkınla kavrulmuş bu yüreğim, sevdanın uğruna solup giden şu çocuk ömrüm anlar. Anlat hadi ne olur. Ama sakın bana hayattan söz etme. Sakın bana, hayat böyle bir yer, herşey bitip tükeniyor, her aşk hayata yenik düşüyor, deme... Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanınla değil, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunla, hayatla birtürlü uzlaşamayan o aşk kırgını, yitik ilkgençliğinle ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle gün geçtikçe daha da derinleşen yüzündeki çizgilerle konuş benimle. Hayat dışarda kaldı, bak. Burada yalnızca sevdan oturuyor.

Sevdanın dilinden konuş benimle. Ben hayatın dilinden anlayamam. Biz bu sevdayı hayatın içinde yaşamadık. Biz bu sevdayı hayatın diliyle yaşamadık. Biliyorum bu şizofren aşkım hep korkuttu seni. Bu uyumsuz varlığım, gerçekliğin içinde yaşayan ve en az hayat kadar acımasız olan o yanını çok korkuttu. Benimle hayata yabancılaşmaktan korktun. Bu yüzden yalnızca öykülerinde ağladın o uyumsuz varlığıma. Yalnızca öykülerinde eğildin bu sevdanın önünde. Sen beni yalnızca öykülerinde sevdin...

Şimdi ilk aşkımın yüzü diye sarıldığın ve uğruna adımı dudaklarından, kalbimi kalbinden, gölgemi evinin duvarlarından söküp attığın o sevdanın, yaralı yüreğine rağmen hayatın ortasında dimdik ayakta duruyor olması bir tesadüf mü sence? Hayatla yaralanmış iki kırgın yürekten, onun içinde varolmayı reddederek yalnızca aşkı kendine vatan bileni ve bu yüzden çırılçıplak, savunmasız ve güçsüz kalarak yıkılmış olanı değil, hayatın tam da ortasında ona meydan okuyarak yaşayanı, sevgiye duyduğu güvensizliği yaralı yüreğine kalkan yaparak ayakta kalmayı başarmış olanı seçmen bir tesadüf mü? Hayattan kopmuş bir roman kahramanından sıkılıp, hayatın içinde mücadele eden bir gerçeklik kahramanını tercih etmen bir tesadüf mü?

Anlat bana ne olur... Kaybedecek birşeyimiz yok artık. Birazdan şu kapıdan çıkıp gideceksin. Aramıza hayat girecek... Aramıza başka bir sevdayla anlamlanan sayısız anlar, sayısız mekanlar, geri dönüşü olmayan anılar, sözler ve koca bir yaşam girecek. Gittiğin o sonsuzluk yolculuğundan seni bir daha geri çağırmayacağım. Duvarları gözyaşlarımla rutubetlenen bu dört duvar yüreğimde geçireceğim karanlık gecelerde bana o mucizeyi yeniden göndermesi için Tanrı'ya yeniden yalvarmayacağım. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerinin, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunun, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarının ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunun özlemiyle çıldırsam bile, merhametin için yalvarıp sana bir kez daha aynı acımasızlığı yapmayacağım. Kimi geceler başka bir sevdaya sarılıp uyuduğun yatağından ansızın uyanıp doğrulduğunda, o koyu sevdasıyla boşlukta kanayan gözlerimin hayali 'nereye gidiyorsun sevgilim' demeyecek sana... Korkma benden artık. Aşkına rakip değilim. Ömrüne rakip değilim. Seni kadere emanet ettim. Seni ilk aşkının yüzüne emanet ettim. Kırgın değilim ne sana, ne de seni elimden alan bu acımasız hayata... Beni onca kaybedişten ve gözyaşından sonra bu dünyadaki cennetine çağıran, sonra annemin rahmi gibi huzur kokan uykularımızı sonsuza kadar yeniden elimden alan Tanrı'ya bile kırgın değilim ben...

Şimdi git artık sevgilim. Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan... Gözlerindeki o çocuksu suçluluğu giderken denize at. Ona ihtiyacın yok artık. Affet kendini... Beni affet... Affet bu yaralı sevdamı... O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yanına al giderken... Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini alıp git... Şizofren aşkının son mektubu bu sana... Şimdi söz bitti artık.
Konuşamam artık seninle... Konuşamam, yalnızca ağlarım...

Uçurumun dibinde nasıl göründüğümü merak ederdim hep.

Yüzümün aynadaki boşluğuna hep bakmak isterdim.

İnançlarımın kırılıp döküldüğü yeri anlamak için kalabalıklar içindeki yalnızlığıma dokunmak isterdim... Aşktı adın uçurumda, yanı başımda aynadaki suretimdi yüzüm, aykırı kanardı bana. İnançlarımın çoğu yalanmış alay ederdi benimle. Çok geç anladım, kalabalıklar arasındaki senmişsin dokunamadığım... Yalnızlığım diye küçümsediğim senin sevginmiş, Geceleri ansızın uyanıp İncitip durduğum senin yokluğunmuş...

Onca sevişmeden sonra değişmemişsem, sihirli bir aydınlıkta, içimde bir yer sana sonsuz hasret kaldığı içinmiş... İşte onca yalan geçen hayatımda buymuş tek gerçekliğim...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


3. Oca 2013, 05:46
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Sus dilim kanatma dudağı,
daha fazla yaralanma...
Kayıplar töreninden geçiyoruz
alkışsız yürüyüşler ayağımızda
Şiir uzun yola çıktı
sevilen kırgın ve sessiz
bir şarkı sözleri daha yanaştı gözyaşına
Bir ayrılık daha kapıda

Ah dilim!
Ben sana seviyorum deme demiştim
Gidelim ne olur
kalmayı beceremiyoruz işte
Nedendir bu ısrar ve inat.
Kalk gidelim !
Yürü gidelim
kalınca dağlanıyoruz
üstümüze yapışıyor bize ait olmayan suskunluklar
Duyuyor musun dilim davran gidelim
Kalmayı istesek de tek taraflı istekler doyurmuyor yüreği

Hüznüm uyandırdı bu sabah
alnımdan öptü
Demli bir yalnızlıkla karşıladım günü
Geceyi benimle geçiren bir şarkı sözlerinin dudaklarına asıldım kanattım.
İçimde incinmiş bir çocuk boş gözlerle bakıyor etrafına
şehir suskun ve mavi
Sokakların telaşı insanların yüzüne vurmuş
Ne çok insan var
ne çok yalnızlık
ne çok yetişmeme korkusu
ne çok acı
Hiçbir şeye inanmıyoruz artık
İnançları zedelenen ne çok insan var
En ufak bir hatada silip atıyoruz değer verdiklerimizi
Paylaşılan onca zaman ve sevgi bile görünmez oluyor
Sevgi artık tek başına birleştiremiyor ayrılan elleri
Şehir suskun ve mavi
Her şeye rağmen sevgiden korkma diyor
Şehirler acımızı hisseder gibi kollamaya çalışıyor

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


16. Oca 2013, 04:22
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
En çok kalabalık içinde yalnız kalırız.
En tok, sofrada kürdan koyacak yer bulamadığımız zamandır.
En büyüğümüz en küçüğümüzü ayağı ile ezdiği an varolur.
Ve en küçüğümüz sağ kolunu vermeye hazır olduğunda büyür.

En güvenlisi onun kollarıdır.
Aşk, en güvensiz ve en karşı konulmaz yerin yine onun kolları olduğu zamana verilen addır.
En sabırlımız dişlerini dökerken, en sabırsız olan masaya parmaklarını vurur.

En inançlımız aynaya bakmazken, "aslında yokuz" diye bağıranımız düşeni havada yakalar koltuk altından.

Körlerimiz görür, görlerimiz körmez bile.

Sahiplerimiz ipimizi bırakırken, özgürlük için öldürenler, özgürlük için ölenlerin mezarına tükürür.
En cesaretlimiz zırhlar giyerken, en cesaretsiz olanımız incecik bir ağacın arkasına saklanır.

Görlerimiz körken, körlerimiz
gülerken...

En çok bağıranın yanına koşarız,
en sessiz duranımızın daha çok canı yanar, bilmeyiz.
En çok sessizlikte duyarız, en sağırımız en çok konuşanımızdır.

Azı karar diyenin hep yastığının altı doludur da, avucundakini başkasının avucuna koyanın elleri kanar.

Enler, boylara geçerken,
görlerimiz kör, körlerimiz gülerken
ben
çok sıkılıyorum...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


11. Mar 2013, 04:56
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
DOST..
Bir gece habersiz bize gel
Merdivenler gıcırdamasın
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın
Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın
Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
Dokunarak uçalım.

insanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

Cahit Külebi


2. Nis 2013, 01:54
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Bir Seni sevdim, sınırlara sığmayacak büyüklükte olan seni; bir de Dersim`i

Bir seni bir de Dersim`i o kadar cok sevdim ki, ne kelimeler anlatabilecek yoğunlugu taşiyabildi ne de satırlar değerini....

Bir Seni özledim, özlemlerimi kendime hapsetmeyi öğrenerek bir de Dersim `i.

Bir Seni bir de Dersim`i o kadar çok özledim ki, ne bir başka sen ne de bir başka toprak bulma gereğini duydum elimi uzattığımda ulaşabileceğim.....

Sende öğrendim ben seni sevmeyi, sevmenin adinin bir de isyan olduğunu ve her isyanda seni yaşayabileceğimi ve isminin hiçbir zaman değişmeyeceğini. Bir sen vardın benim için birde uğruna dünyayı tek bir hamlede silebileceğim Dersim`im...

Sözlerin bittiği bir iklimin yeşerttiği bir ağacın yaprağıyım simdi, ya da sürgün olmuş sevdaların dili, ya da hiç bitmek tükenmek bilmeyen acıların sahibi ....

Kendini doğurmaya çalışan bir sevdayım simdi, yitirmeye yüz tutmuş her ne varsa yeniden çoğaltmaya çalışan yürekli bir sevda !!!

Sende hissettim inadına yaşamaya zorunlu olduğumu ve her inadına yaşamalı derken gülmenin tadını.

Bir Sende bir de Dersim de hissettim suların serinliğini, her tepede açan çiçeğin kokusunu, dağlardaki ceylanların güzelliğini , sevdanın sonsuzluğunu, pepuk kuşlarının acısını, şahinlerin asi duruşlarını!

Tarihin yazmadığı bir zamanda sürgünlerde yaşayanım ben, savaşanım Sensin, barışanı ben, zulüm eden sensin, affedeni ben. Tutsak eden sensin, onlarca kez isyan eden ben. Toprak sensin, o topraklar altında boğulan ben. Baharım sensin,,o baharda yapraklarda yeşeren ben...

Bir seni düşledim, özgürlüğün anlamını bilerek yasamak isterken, bir de Dersim`i.

Bir seni bir de Dersim`i o kadar çok düşledim ki, ne geceler ne gündüzler yetti düşlerimin tamamlanmasına ne de duvardaki asili olan saatimin yelkovan ve akrebi.

Bir seni yaşadım, ruhumla savaşırken yalnızlığa yenilmemek adına bir de Dersim`i.

Bir seni bir de Dersim`i o kadar çok yaşadım ki, ne kitaplar, şarkılar, anılar yetebilirdi sizleri kolaycasına yasamadan öğrenmeye!

Sende anladım, gün geçtikçe değer verdiğim her seyi ya da herkesi birer birer yitirmek zorunda olduğumu... ilk yitirdiğim gözlerimdeki umuttu bir sabah uyandığımda aynaya bakarken, ikincisi ise senin sesindi hafızamdan silinmeye yüz tutulan, üçüncüsü yüreğimdeki SEN...

Bir Sende bir de Dersim`de anladım, ayrılık vaktinin geldiğini. Ne ben Dersimde var olabilirdim ne de Sende. Sen benle Sen olamıyordun, ben Sende Biz olamıyorduk, ne de Dersim beni kabul edebiliyordu toprağına ! kısacası iki kere ikinin her zaman dört etmediğini ve bunun sürekli karşıma çıkacağını yasamda anlamıştım....

Simdi vakti gelmiş olan ayrılığın ardından biraz buruk biraz mağrur ve de isyanını kimseye gösteremeyen bir isyanın sahibiyim...kilitlenmiş olan yüreğimin anahtarını ayrılığın rüzgarına vermiş olan, tatlı su balığının asi de olabileceğini anlatamayanım ben, ne dur diyebilecek gücüm kaldı ne de sitem etmeye çabalayacak bir sesim!

Bu yorgun benliğe, bu hapsedilmiş yüreğe, bu umutsuz yarınlara, bu vakitsiz gelen ayrılığın sahibine, bu güzel topraklarda yaşamış ve yaşatılmış olan hasretlere, bu aynalardan kaçan bakışlara, bu sahipsiz kalan ellere, varlıkta yokluğu yaşattırana, yerini bile soramaya çekindiğim topraklara, hasretiyle yatamadığım özlemlere, bu tükenen sevdaya inat asırların hasretiyle geleceğim Sana ve Dersim`e

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


10. Nis 2013, 01:12
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Birimiz doğar
Birimiz batardı doğudan,
Ama yörüngelerimiz
Şaşmadı hiçbir zaman...
Uzaktan da olsa
Dönerdik işte
Aynı dünyanın etrafında
Birimiz Dünyanın uydusu
Diğerimizinin uydusuydu Dünya
Aşk Ay dı,Sen Güneş...

Gece ve Gün ...
Birbirinin ucuna ekliydik biz
Sen sevişmedeydin Ay`la
Bense geceden olma
Güneşden doğma...
Soğukluğuydun sen aşkın
Ben yakan nar`ı sevdanın
Dönüp dururyorduk
Bir yelkovan etrafında...
Zaman günahlarını örterdi senin
Ben çırılçıplak duruyorken ortada...
Aşk Geceydi
Sen Gün...

Rumî ve Şems...
Dönüp duruyoruz
Bir ateş çemberinin üryanında
Yıllarca aranmış bir diyara varmış gibi,
Farklı doğuruyor bugün güneşi
Toprak ana...
Eteklerine takılıyorum sonra
Döndükçe ilahileşiyor
Bildiğim bu muamma,
Saatlerce kapalı gözlerle seyrediyorum
Aşk`ın en büyük ritüelini
Sana olan körlüğümse
İşte bu Sema`dan kalma
Kalk şimdi
Bir çember çizdim
Ayaklarının ucuna
Bastığında merkezine
Dünya yanacak çapında...
Ve anladın sonunda !
Aşk Sendi
Sen ...
Özüdür sözlerimin bugüne değin ettiğin her kelâm
Şems benim ama
sen Rumî misin onu bilemedim vesselâm...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


4. May 2013, 02:45
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Sen yine sükutu giyin!
Dilersen hiç konuşma..
Ben kelamlarımı çürüttüm yolunda.
çarpsada bir tokat gibi yüzüme,
her harfi yoluna heceledim.
Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim,
söz verdim ben bu yüreğe ;
hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


10. May 2013, 01:54
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Hiçbir şey eskisi gibi olmadı zaten,
evlere, sokaklara düşen yangınlar küllendi zamanla,
vakitsiz ölmüş kuşların hayaletleri ile doldu gökyüzü,
köşesinde acıyla yaşayıp ölen insanlar kaldı.
Kavgadan artakalanları yüklenip
artık görünmeyen sokaklarda koşan
çocuk adamlar ve kadınlar kaldı.
Onlar büyümedi...
Bir de fazla acıdan ruhunu yitirip
bütün doğrularını düzene peşkeş çeken
ama hiç mutlu olamayacak insanlar kaldı.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


13. Eyl 2013, 02:34
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Kırılgan bir çocuğum ben
yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher, saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı,bir yanım buz sarayı...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


7. Eki 2013, 04:57
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili.
Orada esmer çocuklar vardır
ve zamansız vedalar gibi bakarlar insanın yüzüne.
Her yere kar yağar, oraya kan...
Elleri koynunda kerpiç evlerin göğsünde mermi izleridir göreceğin.
Kırgın hayatlar vardır bir de yollarda...
Uykusuz ve yorgun el çantalarında kocaman uçurumlar taşırlar.
Giderler ve gelirler…
Giderler ve gelemezler bazen…
Sadece tütünleri kaçak değildir,
kaçaktır umutları, düşleri, özlemleri…
Her evin sancılı duvarında, olmayan bir abinin soluk fotoğrafı durur.
Ağabeyler varlardır ama yokturlar…
O ağabeyler buza kesmiş gecelerde dinlenilen masallara benzerler…
’Bir varmıs bir yokmuş’lardır…

Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili.
Mezarlıkların sessizliğe benzer gelinlerin dudaklari
Söylenilmemiş o kadar ölü cümle vardır ki dillerinin ucunda…
Avuçlarındaki kına sana bir hayatın falını söyler,
bir cümledir ve sen bir roman sanırsın
‘ dilimin bi kuli xemme‘…

Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili.
Terk edilmiş, talan edilmiş, yalan edillmiş köyler vardır haritalarda…
Dokunsan parmağını, eline kan bulaşır.
Bir elinde ölü jandarma künyesi
diğer elinde gerilla puşisiyle çocuklarının ardından ağlayan anneler görürsün…
Yağmur niye yağmaz sanırsın buralara…

Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili.
Kanser gibidir bekleyişler…
Baba yolu beklerler,
abi yolu beklerler,
su beklerler,
hastane, ilaç,battaniye, şeker, tuz beklerler…
Kanser gibidir bekleyişler…
Oyuncak beklerler, öğretmen, okul,kitap,
bir çift ayakkabı, sıcak tutacak palto beklerler.
Omuzlarına dokunacak bir el, onları saracak bir çift kol,
lanet olsun ya…lanet olsun…nasıl yazılır, nasıl söylenilir ki başka..
Aslında insanca bir yaşam beklerler…
Hani şarapnel parçaları almasın kolları, bacakları, hayatları…
Hani mayına basmasın çocuklar…
Koltuk değneklerine bulaşmasın gözyaşları…
Babalar çocuklarına mezartaşları yaptırmasınlar…
Analar çocuklarının gömleklerine, pijamalarına sarılarak uyumasınlar…
Kanser gibidir bekleyişler…

Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili.
Eğer hırıltılı bir ses duyarsan çevir başını
Ciğerleri çürümüş bir kahvedir gördüğün.
Yarını çalınmış,emeği çalınmış,
umudu çalınmış erkekler görürsün masa başlarında…
Bakışlarındaki bir yaralı isyandır
ve uzanmış yatmaktadır bir bilinmez zamanın yollarında…
Sararmış bıyıkları,
kocaman nasırlı elleri,
iç ceplerinde tarakları,
çoraplarına sıkıştırılmış sigaraları,
kasketleri,kasvetleri vardır…
Onların cüzdan köşelerinde hasret kaldıkları oğulların resimleri vardır…
Eğer hırıltılı bir ses duyarsan çevir başını.
Orada katran karası bir savaş vardır…

Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili.
işte ben sana bu ülke gibi geldim…
Bak ne kadar kalabalığım ve ne kadar da yalnızım…
Her yanım yara bere içinde
Gülmeyi unutmuşum…
Sobaların ve sevgilerin uzağında büyüdüğümdendir üşümem…
işte ben sana bu ülke gibi geldim.
Terk edilmişim, talan edilmişim, yalan edilmişim…
Bir gelinin suskunluğu var bende.
Babanin ölü oğluna duyduğu hasrete benzer sana sevdam…
Öyle çaresiz…
Öyle elleri koynunda…
işte ben sana bu ülke gibi geldim.
Esmer çocuklar gibi kapındayım…
’neden ben?’ diye sormuştun ya bana…
war ew ware lê bıhar ne ew bıhare!
Başka nasıl anlatılır bu aşk bilmiyorum…

Sana bir ülkenin gözyaşlarını getirdim ey sevgili, beraber silelim mi?..

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


27. Eki 2013, 03:40
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Sonra;
sonra her şey geçmedi
sonra her şey geçmez kolayca
herkes kalanıyla yaşar
kendinden geriye ne bıraktıysa
ne bıraktılarsa ondan geriye
bir pul ne bıraktıysa mektuptan
bir mektup ne bıraktıysa zarftan
bir ada ne bıraktıysa ıssızlıktan
hepsini eklersin kendine
hepsini eklersin kendine
hepsini kırgınlığına saya saya
çıkarsın karaya...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


7. Nis 2015, 04:50
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Senden başkası yük olur göğsümün sol yanına ...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


8. Nis 2015, 02:42
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Boşver yüreğim,
gidelim...
Değmez sevdiğine de,
sövdüğüne de…

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


2. Mar 2016, 23:24
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
gadasını belasını aldığım çocuk
namluya sürülmüş bir çift göz
bakışlarında dağılmış kuş yuvaları
eski zaman hanlarına yolcuyum şimdi
kaygılananim yok
duydum ki sen de benim gibiymişsin
vurulmuşsun gülüşünden
dermanim yok

gadasını belasını aldığım çocuk
saçlarının örgüsünde dut kokusu
büyümüyormuş uslanmaz hallerimiz
öldükçe anlıyoruz bunu
yangın sonrası kül suskunluğuyum şimdi
dinleyenim yok
duydum ki sen de benim gibiymişsin
savrulmuşsun yokluğa
dermanım yok...

T.Dursun

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


2. Eyl 2016, 00:42
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
Şimdi azad et yüreğini,
bağır bağırabildiğin kadar
ne hevesin varsa hayata yaşa doya doya.
Bu ilmek boğazımı ne zaman keser bilemem,
sen şimdi üstünü ört gözleri açık giden sevdanın
ve ardından ağla.
O daldaki beyaz güvercin değil,
o sevdanın içinden çıkan can
ve seni izliyor hayretle ...

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


7. Oca 2017, 19:27
Profil Web sitesini ziyaret et
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 657
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: Bu Hasret Benim...
İnsanlar geçmişlerine en büyük ihaneti unutarak yapar. Benim geçmeyen geçmişim hep şimdimde duruyor. Anılar unutmayı zorlaştırmak için verilmiş cezalardır sevgilim. Ben bu cezaya gülümsüyorum. Senin bıraktığın hiçbir şey ardımda kalmadı benim. İnsana en uzak düşen şey, bilerek geride bıraktıklarıdır çünkü… Kalbimdeki yerine hiç ihanet etmedim. Gidişin hiç bitmedi bende. Kaybedecek de olsam bir yolum vardı sende. Ve hayat o kadar kuralsızdır ki bazen, oyunu kuralına göre oynamak bile kazandırmaz insana. Seni kaybedeceğimi bile bile oynadım bu oyunu. Utanmaktan utanmadan…

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

Beni mutlu edecek yalanlar söylemeyi öğrendim sensizlikte. Küçük mutluluklara büyüteçle bakmayı bildim. Sustum öylece. Konuşamadım sensizlikle. Gidişini haklı gösterecek uyduruk bahaneler buldum kendime. Sustum öylece… Kimse benim kadar sessiz susamazdı. Zaten o eski tadı da kalmadı susmaların; kime sorsam konuşuyor şimdi. O kadar sustum ki sensizliğe, sessizliğimde boğuldum her gece. Çok düşündüm seni düşünmemeyi. Keşke bana beni nasıl unuttuğunu öğretseydin. Anlamadığım tek şey; bende duran zaman sende nasıl geçiyor?

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

Ben senden mutlu bir son değil, mutlu bir sonsuzluk istemiştim. Anlamadın! Belki de seni güzelleştiren, hayatın çirkinliğiydi… Bunu da ben anlamadım! Aşk ne senin bende gördüğündür ne de benim sende gördüğüm. Aşk; birlikte gördüğümüzdür sevgili.Yoksa sen aska asiktin da ben mi üstüme alindim. Seninle aynı değilmiş aşka bakışımız. Sen benden kusursuz bir aşk istedin, ben senden yaşanabilir bir aşk. Belki bu yüzyılın insanı değilsin diyeceksin bana ama bence aşk karşındaki insan çırılçıplakken bile gözlerini onun gözlerinden ayırmamaktır sevgili. Bu kadar temiz severken seni, koca bir hayatı kirletip gittin. Bu hayat seni unutabileceğim kadar uzun değil sevgili.

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

Sen bir katilsin ama suç işlemedin. Suç işlemeden katil olanlar sadece kalp kıranlardır. Bensiz de yaşayabilecekken, beni tercih edendin o zamanlar. Nasıl da inanmıştım konuştuklarına. “Sevdim” demiştin, hatırla. Oysa sevilmekten önce güvenilmek isterdim ben. Aşkı meslek edinmiş yüreğin meğer ne kadar da hazırmış her yeni başlangıca hazin bir son bulmaya… İçindeki eksikliği boşluk zanneden sevgilim; şimdi gözlerimizin her çarpışmasında kırılan kalbimin parçaları hayatıma batıyor biliyor musun?

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

Aramıza kaç dünya girdi kim bilir, Kac ask kaldi beni unutmana? Senden sonra öyle büyük bedeller ödedim ki… Senin yalan ve ihanete ödediğin bedelin çok daha ağırını ben dürüstlüğüme ödedim. Ömrüne kattığın mutluluğu, benim hayatımdan çalman doğru muydu sence?
Gözlerin beni ararken benden önce kaç gözde kirlendi kim bilir? insan değişir ama bizi asıl üzen hiç değişmeyenlerdir. Yaralar acıyı saklar, izleri hayatı gösterir. Gözlerini biraz aralayabilseydin, sana aydınlığı öğretecektim. Şimdi geceyi yak ki ışısın. Gidişini affetmeyişimdendir bu gaddar halim. Senden çok daha alaları beklese de kapımda, ben şairim; kıyamam turnayı gözünden vurmaya…

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

İnsanı yaşatan ve ayakta tutan umutların, bir gün insanı öldüren umutlara dönüşmesi ne acı. Hâlbuki bütün bunlara ne gerek vardı? Hayat beni sensizken de uzun uzun öldürüyordu zaten. Ah bir de ölmeyip böyle benim gibi yaralı kaldın mı vay haline. Zamanla biter diye diye zamanı bitiriyor omzunda ağladığın dostların. Hâlbuki zaman acıyı bitirmez, dönüştürür sevgilim. Doğru tecrübeleri körelten, yanlış sıralamalardır. Başlamak bitirmenin yarısıysa, yanlış başlamak hatanın tamamıdır. Yanlış aşkta kazanmaksa, aslında kaybeden olduğunu bilmemekmiş… Bütün bunları bana sen öğrettin. Bilmeden… Her “yeniden”, gerçekten yeniydi eskiden.
Şimdi her başlangıç, bitişini ezbere bildiğimize merhaba demek yeniden ve yeniden. İşte hayat böyle susturuyor insanı bazen. Başlıyorsun ama sonunu getiremiyorsun. Her şey o bildik ayrılığa çıkıyor çünkü… Böyle zamanlarda basiretin bağlanır, dilin kurur, kalbin donar. Başladığın cümleni kendin bitiremezsen, noktayı başkası koyar.

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

Şimdi içimde varmaktan çok bir gitme isteği. Zaman o kadar cimri ki; hiçbir saniyesini vermiyor geri. Zamanın değerini daha iyi anlıyorum bu yalnızlık yolunda şimdi. Ki beni zaten bu kalabalıklar yalnızlaştırdı sevgili. Yalnızlık tek başına taşınır. Sakın yanlış anlama, kendimi yitirmiş değilim, sadece sende kayboldum o kadar. Hayat sunduğu her engelin arkasına bir mutluluk saklıyor. Elbet yolumu bulurum yine. Elbet yine mutlu olurum. Kış geldi geciyor bak, ayrılığımızın beyaz çölü. Yine bahar gelecek, yine mevsimler dönecek ama gelecek de bir gün geçecek. Bu kadar konuştuğuma bakma. Aslında ben sana hep susacaktım ama sen kelimeleri ağzımdan çaldın. Sadece şunu merak ediyorum; hiç ağlamıyor musun özlerken? Bu kadar mı yoruldun benden?

Şimdi son sözüm sana şu sevgili: bazı erkekler adam doğar, bazıları sonradan adam olur. Ben aşkı nimet gibi başımın üstünde taşıdım; bundandır boyun eğmeyişim. Riski bazen kazanmak, bazen de elindekini kaybetmemek için alırsın. Hayat böyle işte korkun kadar kaçar, cesaretin kadar savaşırsın!

Acım mı?
Geçmedi… Alıştım sadece.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


2. Mar 2017, 00:42
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 29 mesaj ] 

»

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker