Zaman: 21. Ağu 2017, 17:01

»

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
 MAHİR ÇAYAN ŞİİRLERİ 
YazarMesaj
Mesaj MAHİR ÇAYAN ŞİİRLERİ
Cevahirimi kalbime gömüp dönerim hain hücreme.

Maltepe'de etrafı karanlığın cüceleriyle çevrilmiş
marş söyleyen iki adalı.
İki adalının marş söyleyişinde silahlar susar.
Maltepe'nin göbeğini derin bir sessizlik kaplar.
Dalga dalga yayılır, adalıların erkek sesi, etrafa.
O anda iki adalının gözünde herşey silinir,
Karanlığın militanları küçülür, küçülür...
Sanki biraz önce atılanlar tomson kurşunları değil,
parmak cücelerin minicik okları.
O an ne binlerce güvenlik kuvveti, ne polis, ne zırhlı tugay,
ne tomson, ne mitralyöz.
Herşey önemsiz, küçük ve etkisizdir, iki adalı için.
Adalıların korosu karanlık cücelerinde bir panik yaratır.
Yüzlerinde, ezikliğin, şaşkınlığın biraz da utancın izleri okunur.
Sanki ilahi bir kuvvet onların ellerini, kollarını bağlamıştır
Ta ki, iki adalının marşı bitene kadar.
Adalılar sol yumrukları havada, pencerenin önünde
boy hedefi oldukları halde ateş edemezler
Garip bir andır bu an.
Bu an karanlık cücelerinin, insanlığa dönüş anıdır.
Cüceler konuşmazlar bile bu an.
Büyülenmişlerdir iki adalının havaya kalkmış sol yumrukları ile.
Ve kaybolup gitmişlerdir ikili koronun nameleri arasında.
Koro susar, büyü bozulur, görevlerini hatırlar cüceler.
Eller tetikte tarrrr...
Ve Cevahirimi kalbime gömüp dönerim hain hücreme.


4. Kas 2013, 17:27
Mesaj Adalı'nın Türküsü
Ada'lının Türküsü




Taş duvar, demir karyola ve yerlerde sayısız izmaritler / İnsanı serseme çeviren kurşun gibi ağır bir hava / ... Ranzanın karşısında kafesli demir kapı,
... Günde beş kere büyük başlar bakar içeriye;
Yüzlerinde tecessüs.
'Çılgın adam, 3-5 kişi ile koskoca karanlıklar İmparatorluğuna kafa tutan adalılar.'

Ama yine de 'çılgın adamın' karşısında Bir eziklik, bir burukluk duyuyorlar o başka.
Gündüz gece diye bir ayrım yoktur hücrede,
Zaman ve mekan özümlenmiş artık.
Sadece koldaki saattir, geceyi gündüzü bildiren.
Işık yirmidört saat yanar.
Bir nefes, bir dumandır yoldaşım,
Cigaramı her çekişte duman olur,
Uçar giderim, ta uzaklara.
Çoğu kere Ada'ma giderim,
... Kahpe İstanbul'un, kahpe bir bölgesinde,
bir evdeyim, yoldaşlarımla beraber.
Bu ev, yoldaşlık-dostluk-kardaşlık-mertlik-kazanç ve sevgi evidir.
Bu evde, herşey o kadar güzel ve o kadar anlamlıdır ki...
Ev de değil, ada, ada!
Satılmışlığın, kahpeliğin, riyakarlığın, adiliğin
ve her çeşit
aşağılık ve
her çeşit yabancılaşmanın karışımı olan,
Karanlık Denizi'nin ortasında,
Güneşi batmayan bir ada.
Ben ne şuralıyım ne buralı,
Adalıyım adalı,
Adam ormanlıktır.
Dostluk yoldaşlık, mertlik ormanı,
bütün Ada'mı kaplar.
Erdemin güneşi yirmidört saat aydınlatır adamı
Biz ada sakinleri bilmeyiz karanlığı.
Ben adalıyım ey kahpe hücre, Ada'lı.
Doğru ya, sen nereden bileceksin Ada'mı.
asırlık, feodal, militarist hücre.
Ya, sen, öküze benzemek için kasılan,
şişen
haset kurbağa hilkat garibesi bilir misin
ada'mı?
Dünya karanlıktır, güneşi batmayan böyle bir ada
yeryüzünde yoktur.
Değil mi karanlıklar cücesi, zavallı acuze?
Ya sen yarasalar şairi, pişkin Cacomcho?
Değil şiirlerde, masallarda bile böyle bir ada
yoktur.
böyle bir ada eşyanın tabiatına aykırıdır.
... Ada'm kalabalıktır hain hücre:
Elde mitralyözüyle,
Sierra Maestra'da, Falcon'da, Vietnam'da
Mozambik'te, Angola'da, Sina çöllerinde...
Özgürlüğün türküsünü söyleyenler.
Zulme, kahpeliğe, sömürüye karşı...
Dişiyle, tırnağıyla üç kıtada karşı koyanlar
benim evlatlarımdır kahpe hücre.
Benim adamın ormanlığından aldıkları fideleri,
"birer birer dikiyor, kahpeler koalisyonunun dünyasına.
Kel dünya, Ada'mın ağaçlarıyla ayıbını örtüyor, güzelleşiyor artık.
İyi bak bana feodal duvar, iyi tanı beni.
Seni yerle bir edecek Ada'lıları iyi tanı.
Ada'm ve hemşerilerinin çoğu ne halde diye
dudak bükme, ******nun dölü utanç duvarı
Evet adamı karanlığın suları bastı.
Evet, benim gibi pek çok adalı
bu çirkef suların altında,
ama boşuna sevinme, Ada'm batmaz, yok olmaz
Ada'm, sadece karanlık denizinde yerini değiştirdi.
Hepsi o kadar.

MAHİR ÇAYAN


4. Kas 2013, 17:28
Mesaj Re: MAHİR ÇAYAN ŞİİRLERİ
Vedat, Taylan, Mehmet, Necmi...



Vedat, Taylan, Mehmet, Necmi...
Devrim için öldüler...
Yürüyoruz başkentin sokaklarında,
Önde gidiyor devrim şehidi.
Hep beraber söylüyoruz bu marşı, tek bir adam söylemiyor.
O marşta yaşıyor, marşı söyleyenlerden birisi.
Marştaki şehitler listesine, şeref listesine
Kendi adını sokuyor, sessiz ve mahcupça.
Ve sırası geldi, sırasını bekleyen o neferin.
Ama öyle mi gelecekti sırası?
Oysa neler kurmuştu neler...
Erkekçe vurulacaktı kalbinden
‘Yaşasın THKC’ olacaktı son sözü.
Bu fırsat geçti eline
ama kahpe kader o kadarını bile çok gördü.
Olmadı olmadı...
O diye yoldaşını delik deşik ettiler.
Kahpenin kursunu
Ceketini, pantolonunu delik deşik etti.
Ama kalbini delemedi.
Ve o kendisini vurdu.
Talih ne gezer bu adamda,
tetiğini kaldırmayı unuttu, unutmaz olasıca.
Tabancası saldırdı, kursun hedefinin altına girdi.
O cezasını çekiyordu, ezeli derdi unutkanlığının ve solaklığının.
Oligarşinin hastahanesi, mapushanesi...
Karanın siyahin her tonu...
Paspal kurbağa Gonzales
Ve ünlü kement atici şefkat Kakamço
Oportünizm atmıştı oklarını yakalanmadan önce,
‘Bölücü, kariyerist, pasifist’ diye.
Oligarşinin gazeteleri atmıştı oklarını yakalanmadan
önce.
‘Teslim oldu’ diye.
Vuruştu, yine teslim oldu denildi, konuşmadı.
İşkenceler altındaki arkadaşlarının bölük pörçük
ifadelerini topladılar, tek bir ifade yaptılar.
Ve konuştu diye ilan etti paspal kurbağa Gonzales.
Bu adamın kaderi bu.
Bu adam kurşunların değil kahredici okların hedefi.
Açık vermişti bir kere
Neden korktuğunu hissettirmişti düşmana,
Anlamıştı düşman, bu adam işkenceden, kursundan değil,
Zehirli oktan korkar
Üzülme aslanım, hatırla bak, ne diyor usta:
"Düşman bize ne kadar çok ok atarsa, biz o kadar doğru yoldayız."
Varsın bütün oklar üstüne yağsın.
Devrimcilerin gözleri kör, kulağı sağır değil.
Biliyorum seni bu oklar yaralıyor.
Yaralamasın kardeşim, yaralamasın.
Bak ne diyor usta:
‘Unutma ki devrim şehidi sadece kursunla olmaz,
Şefkat Kakamço’nun kementleri de şehit eder adamı."

I.
Hindistan’ın Kalküta şehrinde
Benerci kendini vurdu.
Türkiye’nin İstanbul’unda,
Hüseyin’i vurdular.
Perde değişiyor.
İzmir kordon boyu
Hasan Tahsin’i vurdular.

Bolivya’da Guevara kanlar içinde
Pera da paramparça
Cho to Vietnam’da kıvranıyor.
Of bacım off
Bitsin artık bu kıyım.

---
Orfe güneşi çağırıyor ve THKC
l971 ilkbaharında eyleme geçiyor
Burası SAU PAULO
Karanlığın, loşluğun, ezikliğin diyarı.
Orfe karanlıklar tepesine oturmuş,
Gitarı ile güneşi çağırıyor.
Yalnız Orfe, garip Orfe, yiğit Orfe.
SAU PAULO tepelerinde doğacak
güneşi Orfe görmeyecek.
Biliyor bunu Orfe, yine de güneşi çağırıyor.
Karanlığın yedi başlı ejderi,
Orfe'yi parçalıyor.
Orfe artık güneşte...
Güneş tutulması sona eriyor.
SAU PAULO halkı samba yapıyor günesin altında.
Orfe rahat, mutlu ve kıvançlı güneşten gitarı ile tempo tutuyor
Aydınlığı kutlayan Sau Paulo halkının sambasında...


5. Kas 2013, 17:33
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

»

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker