Zaman: 22. Tem 2018, 11:42

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 DHKC Açıklama 430, 28 Mayis 2014 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC Açıklama 430, 28 Mayis 2014
KIRMIZI MASKELERİMİZLE

ADALET ARIYORUZ! BULACAĞIZ!

Bize kırmızı maske takmayın diyenler; bulun Uğur'un Berkin'in Haziran şehitlerinin ve tüm halk çocuklarının katillerini biz de kırmızı maske takmak zorunda kalmayalım. Bulun, tutuklatın yargılayın ceza verin haydi... Elinizi tutan mı var?

Ama bulamazsanız siz de kırmızı maske takacaksınız ya da bırakacaksınız herkes kendi işini kendi meşruluğu ve haklılığı çerçevesinde yapacak.

Liseli Dev-Gençliler, 22 Mayıs’ta, Berkin Elvan’a, Haziran Şehitlerine ve Soma’da katledilen 307 madenciye adalet istemek için, Okmeydanı’nda, İstanbul Ticaret Odası Lisesi’nde dersleri boykot ettiler.

AKP’nin faşist polisleri, adalet isteyen 14-15 yaşındaki liselilere gaz bombalarıyla ve gerçek kurşunlarla saldırdılar. İşkence yaparak gözaltına aldılar. Halka gözdağı vermek, halkın direnişi ve devrimcileri sahiplenmesini engellemek için, mahalle içine yayılan yüzlerce polis terör estirdi. Bu saldırıda, belediye işçisi Uğur Kurt, Okmeydanı Cemevi'nin bahçesinde polisler tarafından başından vurularak katledildi. Ancak AKP'nin polisleri kana doymadı. Bir gün sonra, 23 Mayıs günü, Okmeydanı’nda ikinci canı, Ayhan Yılmaz'ı katletti.

Uğur ve Ayhan'ın katili de AKP’dir. Bizzat “Yatıyorlar kalkıyorlar Berkin Elvan diyorlar” diyen Başbakan Erdoğan'dır. Faşist terörüne karşı boyun eğmeyen, BERKİN'İN KATİLLERİNİ TUTUKLAYIN diyen, direnen halka karşı açık savaş ilan eden AKP iktidarı, hakkını arayanların, adalet isteyenlerin üstüne kurşun yağdırıyor.

Uğur Kurt ve Ayhan Yılmaz'ın katliamının ardından Başbakan, bir yandan Okmeydanı’nı “DHKP-C’nin kuluçka yuvası” ilan ederek, diğer yandan da ‘Polisimiz nasıl bu kadar sabırlı olabiliyor şaşırıyorum’ diyerek yeni saldırıların, yeni katliamların işaretini verdi. Yandaş medyasında “Okmeydanı’nı karıştıran dörtlü” diye attığı manşetlerle devrimcileri hedef gösterdi. 26 Mayıs günü sabaha karşı, devrimci kurumlar yine helikopterler eşliğinde basıldı. Başta Okmeydanı, Armutlu, Gazi mahallesi olmak üzere onlarca eve baskınlar düzenlendi. Onlarca devrimci, halktan insan ve liseli gözaltına alındı.

Başbakanından bakanlarına kadar yandaş medya ile işbirliği içinde; AKP'nin suçlarının, terörünün, hukuksuzluğunun üzerini örtmek için Uğur ve Ayhan'ın öldürülmesini “Alevi-Sünni çatışması” veya “rant” meselesi olarak gösterilmeye çalıştılar. “Dış güçler”, “Provokasyon” dediler.

Gerçek, “Alevi-Sünni” ya da “rant” meselesi değil halk düşmanı AKP'nin katliamıdır. Halkın birbiriyle sorunları yoktur. Sorunu yaratan AKP'dir. Bu nedenle mesele provokasyon değil; AKP faşizminin, halk düşmanlığını gizlemek, Uğur'un infazının üzerini örtmek için devrimcileri hedef tahtasına almasıdır. Soma'da öldürdükleri 307 işçimiz de mi aleviydi? Değil tabi... Tayyip Erdoğan suçunu gizlemek için telaşla devrimcilere saldırıyor. Telaşı korkusundandır.

Burjuva anlamda bile bir terbiye ve görgüden uzak, hırsız, düzenbaz Tayyip ağzına geleni söylüyor. “Hık deyicileri” sesini bile çıkarmıyorlar. Ama biz fırça attığı, işten attırmakla tehdit edip hizaya getirdiği köşe yazarlarına benzemeyiz. Biz devrimciyiz. Cephe'nin adaletinin tecellisinden korkan, ödlek Tayyip bizi tehditlerle korkutamaz. Sahte kabadayılığı bize sökmez. Bağırtı-çağırtıyla, yalan ve demagojiyle, Berkin'in, Uğur'un, Ayhan'ın katili olduğu gerçeğini değiştirmez. Katildir; çünkü polislere emri veren Erdoğan'dır.

AKP faşizmi, kentsel dönüşüm adı altında gasp etmeye çalıştığı, gençliği fuhuş, kumar, uyuşturucu batağına sürükleyerek yozlaştırmak istediği bu mahallelerde karşısına Cephe çıktığı için, AKP'nin planlarını bozduğu için, rantını engellediği için Erdoğan, Okmeydanı'nı “DHKP-C’nin kuluçka yuvası” ilan etmiştir. Devrimci bir örgütün, bir halk hareketinin yoksul, emekçi mahallelerinde örgütlü olması, halkın desteğini alması, şaşılacak bir durum değildir. Emperyalizm ve AKP'nin halkları yozlaştırmasının karşısına Hasan Ferit Gedikler’i çıkaran Cephe'yi umut olarak gören bu mahallelerde yaşayan halktır. Katliamları, operasyonları, provokasyonları, yalanları, kışkırtmaları bundandır.

İşte kırmızı maskeliler, AKP faşizminin yozlaştırmaya çalıştığı, evlerine göz diktiği bu mahallelerin gençleridir.

Kırmızı maskeliler, bu ülkenin evlatlarıdır. Ezilen, sömürülen, katledilen, evlerine, aşlarına göz dikilen, sürülen bu halkın çocuklarıdır. Elbette ki; bu halkın ekmek, adalet, özgürlük mücadelesinde onlar da olacak. Hem de en ön saflarda…

Elbette ki; 19-22 Aralık katliamının sorumlularının cezalandırılmasını isteyecekler, bedenleri kömüre dönmüş devrimcilerin katillerinin bulunmasını isteyecekler. Berkin'in, Haziran direnişinin, Hasan Ferit'in, Soma'nın katillerinin yargılanmasını isteyecekler. Elbette ki devletin yakasına yapışacaklar ve hesap soracaklar.

“Yüzleri kırmızı maskeliler”, “eli silahlılar” demagojileri, devrimcileri hedef göstermeleri korkularındandır.

Bu ülkede devletin halka kurşun sıkma, çocukları katletme, hapishanelerde ateşli ve kimyasal silahla tutsakları katletme, yakma özgürlüğü var.

Çalma özgürlüğü var.

Memleketi satma özgürlüğü var; devrimcilerin maske takma özgürlüğü yok!

Öyle mi?...

O kadar basit değil...

Faşizm; şiddeti karşısında devrimci şiddeti, adaletsizliği karşısında devrimci adaleti bulacak. Faşizm parlamenter yoldan yıkılmaz. Savaşmak zorundayız. Bundan kaçış yok. Ekmek almaya giden 14 yaşındaki çocuklarımıza gaz bombası atıyorsa, Uğur Kurt gibi gittiği cenaze töreninde kendisi ölüyorsa, bu iktidara karşı savaşmak anamızın ak sütü gibi helaldir…

Faşizmin demokrasisi yoktur. Faşizmin hukukunun hüküm sürdüğü bir ülkede ne yapacak devrimciler, faşizmin cellatları tanısın diye kimliklerini mi verecekler? Ellerinde hiç bir somut delil yokken, adı var kendi olmayan gizli tanıkların sahte, düzmece ifadeleriyle devrimcilere onlarca yıl ceza verdiren polislere yüzlerini mi gösterecekler?

Polis kask numaralarını silerken, kamera kayıtlarından katliam görüntülerini silerken iyi... Gazın olmadığı yerde bile yüzüne maske takarak vahşice saldırırken, kendini gizlerken iyi...

Bunlara kimsenin sesi çıkmıyor. Ama biz katil, hırsız, halk düşmanı iktidara karşı yüzümüzü kapatırken kıyamet kopuyor.

Ethem Sarısülük'ün katili yüzünü saklamak için mahkemeye saç ve sakal peruğu takarak gelirken sorun yok. Kimden ve neden saklanıyordu? Ona neden itiraz etmediniz?

Elbette ki; 14 yaşındaki Berkinimiz de, sapanlı teyzemiz de kırmızı maske takacak.

Elbette ki; yüzümüzü kapatacağız. Eldiven de takacağız.

Hatta araştıracağız, daha iyi nasıl kamufle olabiliyorsak yeni biçimlerini de yöntemlerini de öğreneceğiz.

Kamuflaj, savaşlarda kullanılan bir yöntemdir. Düşmana yerini belli etmemek için ortama uyarsın ve hemen fark edilmeyecek şekilde kendini saklarsın... İşte biz de bir savaş yürütüyoruz. Bu savaşı devlet başlattı, ilk ateşi devlet açtı, ilk silahsızı devlet vurdu, kendi karakollarında dergi satan gençleri öldürdü, yasal dergi satanı sırtından vurdu bu devlet... Elbette savaşacağız... Elbette ki; biz de kendi kamuflajlarımızı yapacağız. Elbette ki yüzümüzü göstermeyeceğiz. Bu bizim, zalimlere karşı savaşan tüm dünya halklarının HAKKIDIR...VE HATTA BİR ZORUNLULUKTUR.

Asıl sorun “kırmızı maskeliler” ve “eli silahlılar” sorunu değildir. Kırmızı maskeliler nezdinde süren bir adalet isteği vardır. Haklar ve özgürlüklerin gasp edilmesine karşı süren direniş vardır. Konunun özü budur.

UĞUR’UN KATİLİ NEREDE BULUN

BERKİNİN KATİLİNİ BULUN

301 MADENCİNİN KATİLİ NEREDE BULUN

HASAN SELİMİN KATİLİNİ BULUN TUTUKLAYIN YARGILAYIN VE CEZALANDIRIN... O ZAMAN BİZ DE KIRMIZI MASKE TAKMAYALIM

İLKOKUL ÖNLELİRENE KADAR UYUŞTURUCU SATILIYOR

ENGELLEYİN BÜYÜK DEVLETİNİZ ENGELLESEYA UYUŞTURUCU SATIŞINI. NE DİYOR HASAN FERİT’İ VURANLAR “DEVRİMCİ ÖLDÜRÜN SORUN YOK AMA POLİSE DOKUNMAYIN. Neden... çünkü ortaklar... ortaksızın. 250 bin posillisiniz gözünün içine baka baka satıyorlar uyuşturucuyu. Çünkü kolluyor ve koruyorsunuz onları.

Biz de kırmızı fularlarımızla maskelerimizle torbacıdan çete başına kadar mahallerimizden sokaklarımızdan söküp atıyoruz onları. Atmaya da devam edeceğiz.

Grup Yorum konseri düzenlemenin, konser bileti satmanın, yasal dergileri okumanın-dağıtmanın, cep telefonu kullanmamanın, “Parasız Eğitim” pankartı açmanın, YÖK'ü protesto etmenin, üniversite yönetimini eleştirmenin, basın açıklaması yapmanın, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ve 1 Mayıs'a katılmanın ve daha sayabileceğimiz onlarca temel hakkın kullanılmasını bile suç sayıyor bu düzen. Demokratik bir eylem nedeniyle 15 yılı bulan hapis cezalarıyla davaların açıldığı, sokak infazlarının yapıldığı bu ülkede TOMA'larıyla, gaz bombalarıyla, otomatik silahlarıyla saldıran polislerin karşısında, devrimcilerin yüzlerini gizlemelerinden daha doğal ne olabilir?

Ferhat'ı yasal Yürüyüş dergisini satarken kurşunlayıp felç ettiler. Engin Çeber'i; AKP iktidarını, Ferhat'ı sakat bıraktı diye protesto ettiği için hapishanede döverek, işkence ile katlettiler. İŞTE BİZ BU TABLODA ADALETİ ARIYORUZ, BULACAĞIZ! EMİN OLUN BULACAĞIZ...


BOYKOT YAPMAK YASAL, DEMOKRATİK, MEŞRU BİR HAKTIR!

Aylardır Türkiye’nin dört bir yanında Berkin Elvan için, Hasan Ferit için, Haziran ayaklanması şehitleri için adalet istiyoruz. AKP iktidarı, kör, sağır, dilsiz. Bırakalım şehitlerin katillerini arayıp bulmayı, tam tersine saklıyor. Tehditler savuruyor. Yeni katliam talimatları veriyor. Ve her geçen gün yeni şehit haberleri geliyor. İşte AKP'nin bu umursamaz tutumuna ve artan saldırılarına karşı; İstanbul Gazi Mahallesi'nde Liseli Dev-Genç’liler, Ankara ODTÜ'de ve İzmir’de Dev-Genç’liler Berkin Elvan’a, Haziran şehitlerine ve Soma’da katledilen 307 madenciye adalet için okul boykotları yaptılar.

Boykot yasal, demokratik ve meşru bir haktır. Pasif bir direniş biçimidir boykot. Ancak AKP faşizmi buna bile tahammül edemedi. Gençliğin bu hakkını Okmeydanı'nda kana buladı. Bu gerçek bir kez daha boykot gibi pasif bir direniş hakkını kullanabilmek için bile ölümü göze almayı gerektirdiğini gösterdi.

Boykot; bir işi, bir davranışı yapmama kararı almaktır. Bir hizmetten yararlanmama hakkını kullanmaktır. Bir kimse, bir topluluk ya da bir ülkeyle, amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesmektir.

Liseli Dev-Gençliler de boykot hakkını kullanmıştır. AKP'nin buna bile tahammülü yoktur. Kendi suçlarının, terörünün, hukuksuzluğunun üzerini örtmek için daha çok saldırıyor. Elinde taş varsa öldürebilirsin... Teslim olmayı reddettiyse öldürebilirsin... Şüphelendiysen öldürebilirsin... 'Katli Vaciptir' diyor AKP hukuku.


ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ!

AKP, halk düşmanlığında artık sınır tanımıyor.

İşçi, memur, öğrenci bütün kesimlerden halkımızın her türlü hak arayışına, adalet talebine, protesto eylemlerine gaz bombalarıyla, kurşunlarla saldırıyor.

Soma'da olağanüstü hal ilan ediyor ve her türden eylemi, basın açıklamasını yasaklıyor, avukatları işkencelerle gözaltına alıyor.

Başbakan, kendisini protesto eden Somalılar'a küfür ediyor. Adalet isteyen bir kişiyi tokatlıyor. Yetmiyor, Erdoğan’ın müsteşarı iki özel timin yere yatırdığı halktan birini tekmeliyor. 10 yaşındaki çocuğu bile gözaltına alıyor.

AKP faşizminin bu saldırganlığı karşısında ne yapacağız? Susacak mıyız?

Halkımızı katletmesine, işsiz bırakıp açlığa, yoksulluğa mahkum etmesine, haklarımızı gasp etmesine göz mü yumacağız?

Hakaretlerine, aşağılamalarına, küfürlerine kulak mı tıkayacağız?

Adalet isteyenlere, hakkını arayanlara; akreplerle, TOMA'larla, gaz bombalarıyla, kurşunlarla saldırmasına, işkencelere, gözaltılara, hapisliklere ses çıkarmayacak mıyız?

Ölümüze bile sahip çıkmamızı engellemesine boyun mu eğeceğiz?

Vatanımızın satılmasına, yağmalanmasına, halkımızın emeğini çalmalarına, emperyalist uşaklığa karşı çıkmayacak mıyız?

AKP faşizmi katledecek, sakat bırakacak hesap sormayacak mıyız? Saldıracak, şiddetin en pervasızını uygulayacak kendimizi savunmayacak mıyız? Adalet istemeyecek miyiz?

Bu doğanın yasasına aykırıdır. Bu mümkün değildir. Adaletsiz yaşanmaz! Adalet, ekmek kadar, su kadar temel bir ihtiyaçtır. Tarihler boyunca halkın elinden adalet arama silahını hiçbir güç alamamıştır. AKP iktidarı, bizi katlederek, tutsak ederek, işkenceyle adalet mücadelemizi engellemeye çalışıyor.

Buna izin vermeyeceğiz!

Adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz! Adaletsiz bırakılan halkın adaleti olmak devrimcilerin boynunun borcudur. Cephe'nin görevidir. Adaletsiz bırakılan halkın adaletini biz sağlayacağız.

Bıkmadan usanmadan, yorulmadan, yılmadan adalet isteyecek ve hesap soracağız... Faşizmin terörüne karşı direnmek bir haktır.

“Şiddete karşıyız” diyenler önce AKP faşizminin zulüm ve şiddetine karşı olmak zorundadır.

Devlet halka saldırıyorsa elbette halkta da bunun bir karşılığı olacak.

Çünkü haklı olan biziz. Meşru olan biziz... Emeği çalınan, iş cinayetlerinde ölen biziz... Emperyalizmin çıkarları için yağmalanan bizim ülkemiz. Dağları delik deşik edilen emperyalist şirketlere maden aratılan bu ülke bizim… Amerikan üsleri ile dünya halklarının katliam planlarının yapıldığı bu dağlar bizim.

Adalet istemek; AKP faşizminden, zulmün, zorbalığını, katliamların, soygun ve talanın, hesabını sormaktır! Berkin Elvan'ın, Haziran şehitlerimizin, Soma’da katledilen 307 madencinin katillerinin bulunmasını, yargılanmasını istemektir.

Zulmün karşısına dikilip adalet istemediğimiz sürece, AKP faşizmi iktidarını sürdürmek için daha fazla saldıracak, daha fazla katledecektir.

Bu düzenin mahkemelerinde adalet olmadığını biliyoruz. Polise halka saldırı emrini verenlerin katilleri koruyup kolladıklarını biliyoruz. AKP'nin katilleri nasıl sakladığını, nasıl açıktan koruduğunu görüyoruz. Yine çok net bildiğimiz bir konu da adaleti ancak mücadelemizle sağlayacağımız ve katilleri; ancak onların yakasına yapışarak yargılayacağımızdır.

Egemen sınıflar tarihin her döneminde devrimcilerin üzerine imha politikalarıyla gelmiştir. Devrime kadar da, bu imha politikasından vazgeçmeyecektir. Bunu sınıflar mücadelesinin bir yasası olarak biliyoruz. Bu nedenle AKP sınıf kiniyle saldırıyor devrimcilere. Ülke gerçeklerine yabancılaşmış, hak ve özgürlük mücadelesinden uzaklaşmış, halka ve devrimcilere değil Avrupa Birliği'ne yüzünü dönen, iktidarın hışmından korkan küçük burjuva aydın, yazar, gazeteciler de halkların tüm direniş tarihini yok eden bir aymazlık içinde aynı dili kullanarak devrimcilere saldırıyorlar.

Liseli Dev-Gençlilerin Berkin ve Soma katliamı için boykot yaptıklarından söz eden yok. Komplo teorileri üretiyorlar. Onlar da AKP gibi katliam gerçeğinin üstünü örtüyorlar “Maskeliler”, “eli silahlılar” diyerek.

Daha yakın bir zaman önce Tayyip'in Berkin hakkında söylediklerini hatırlamaları bile gerçeği görmelerine, hangi tarafta olacaklarını belirlemeye yeter.


AYDINLAR, YAZARLAR, YÜZÜNÜZÜ BURJUVAZİYE DEĞİL,

HALKA VE DEVRİMCİLERE DÖNÜN!

GERÇEK ORADA, GELECEK ORADA, KURTULUŞ ORADA!

Demokrat olduğunu, AKP politikalarına karşı olduğunu iddia eden aydınlar, yazarlar, gazeteciler örgütlülük, duyarlılık ve sorumluluk üstlenme bakımından kendini sorgulamalıdırlar. Örgütsüz basın emekçileri patronların kölesidir... Başka bir şansları yoktur. Bu nedenle örgüte, örgütlülüğe, faşizme karşı mücadeleye düşmanlığı bırakmalıdırlar. Kuru bir AKP karşıtlığı, içi boş ve anlamsızdır.

Aydın, yazar ve gazetecilere sesleniyoruz; Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan barışacak diye AKP'nin hoşuna gidecek söylem ve yazılar sizi, siz öyle görmeseniz de satılık kalem yapar. Onursuz yapar. AKP halka ve devrimcilere saldırırken onun suç ortağı olursunuz.

Yüzünüzü burjuvaziye değil halka dönün. Gerçek orada. Gelecek orada. Halktan koptukça burjuvazinin her türlü etkisine ve yönlendirmesine açık hale gelirsiniz. Bu gün görünen tablo böyledir. Halktan koptukça halkın en örgütlü gücü olan devrimcilere daha çok saldırmaya başlarsınız.

Siz, polisin neden numarasız kask taktığını, yaka numarası söktüğünü, Haziran ayaklanmasında hayatını kaybedenlerin katillerinin neden bulunamadığını, sözde sanıkların neden mahkemelere gelmediğini sorgularsanız devrimcilerin neden maske taktığını da anlayacaksınız. 7 yıl süren 122 insanımızın hayatını verdiği büyük ölüm orucu direnişinde pek çok aydın, yazar, gazeteci iktidarın dilini kullandı. Onlar gibi sahte oruç, kanlı iftar manşetleri attı. Ve iktidarların gözüne girdiler belki; ama 122 insanın ölümünde de pay sahibi oldular…

Aydın olma sorumluluğu da halkın, gerçeğin, bilimin, tarihin önündeki engellerle savaşmayı gerektirir. İdeolojik mücadele, sınıflar mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Emperyalizmle, burjuvaziyle ideolojik mücadeleyi kıran kırana sürdürmeyenler, asla zafer kazanamazlar.

Kırmızı maskeliler tartışmasında bir boykotu, dünyanın en pasif eylemlerinden birisi olan boykotu destekleyip desteklememe ve bir hak ve özgürlük mücadelesini destekleyip desteklememe sorunu olarak neden görmüyorsunuz? Liselilerin boykotunu engellemek için yüzlerce polisi neden yığdın lise bahçesine neden ablukaya aldın mahalleyi diye sormuyorsunuz... bundan da geçtik, Uğur’un katili nerede neden hala bulunmadı diye soramıyorsunuz. Neden?

Bu ülkede katledenler, katilleri koruyup kollayanlar hiç bir zaman yargılanmadı. Ve yine ülkemizde hiç bir dönem bu kadar açıktan katiller korunup, mahkemelerde aklanmadı.

19 Aralık katliamının, Ulucanlar katliamının üstü örtüldü.

19 Aralık 2000 tarihinde katliamla geldiler 20 hapishaneye birden. Silahlarının sınırı yoktu, sayılarının da. Bir avuç devrimci tutsağın üzerine binlerle, on binlerle yürüdüler... On binlerce bombayla, makinalı tüfeklerle, alev saçan silahlarla, sadece vücudu yakan gazlarla saldırdılar. 28 devrimciyi katlettiler.

Tam yedi sene, 25 mevsim ölüm oruçlarında direndik…

Bu gün gerçeği görmüş olmalısınız. O günkü yanılgıya tekrar düşmeyin!

Ayaklanmanın birinci yılına giriyoruz Haziran şehitlerimizin bir tekinin bile katili cezalandırılmadı. Bu gerçekliği, yalanı, demagojiyi en yakından görenler sizlersiniz. Sosyalist olmayabilirsiniz. Devrimci olmayabilirsiniz. Hatta kendinize solcu bile demiyor olabilirsiniz. Aydın olma namusu ve sorumluluğu adalet ve özgürlük kavgasında halkın yanında olmanızı, devrimcilerin yanında olmanızı gerektiriyor.

AKP faşizmi “kırmızı maskeliler”, “eli silahlılar” diyerek devrimcileri katletmeyi, dernekleri, evleri, büroları basmayı meşrulaştırıyor. “Bunların katli vaciptir” diyor. AKP ile aynı ağzı kullanarak devrimcilere saldırıp bu suça ortak olmayın. Bu suçun ne akıllarda ne de vicdanlarda özeleştirisi yoktur.

Bizim yalanımız, dolanımız yoktur. Her yaptığımız, söylediğimiz açık ve nettir. Su gibi durudur… Gerçeği silah yapıp mücadele ediyoruz. Adalet talebimiz aynı zamanda yalanla gerçeğin savaşıdır.

Berkin'in katillerini neden bulmuyorsunuz?

Berkin'in katillerini neden tutuklamıyorsunuz?

Eğer bulmazsanız tutuklamazsanız her gün yeni Berkinler olabilir bu ülkede.

Tamam; bize kırmızı maskeli teröristler diyenler,

Eli silahlı diyenler, bulun Berkin'in katilini... Ama bilin bulmak yetmez mahkemeye getirmek bile en az beş senenizi alır.

Yargılayın Berkin'in katilini... Ama bilin yargılamak yetmez sanki yargılanan katiller değil halktır; binlerce kilometre ötelere sürülür mahkemeler, halk ailesi gelemesin sahip çıkamasın diye.

Ceza verin Berkin'in katiline ama bilin ceza vermek yetmez; çünkü zamanaşımı ile kurtulur bu ülkede katiller.

Evet Mehmet Tezkan, Ahmet Hakan ve onun gibi hizaya getirilenler... Terbiyeye çekilenler... buldurun, yargılatın, tutuklatın, cezaevine koyun Berkin'in katillerini, bir daha asla kırmızı maske takmayacağız... Haydi elinizi tutan yok…

Ha bu bizim işimiz değil derseniz o zaman bırakacaksınız herkes kendi işini kendi meşruluğu ve haklılığı çerçevesinde yapacak.

Gerçek, AKP faşizminin adaletsizliğini ve haksızlığını ortaya koyuyor. Herkes AKP'nin zulmü karşısında tavrını koymak, safını belirlemek zorundadır. Ortası, arası yoktur bu tercihin. Orta ve arada kalmak isteyenler AKP faşizminin değirmenine su taşırlar.

Bu nedenle kırmızı fularlar ve maskeleri tartışmak ve tartıştırmak yerine haksızlıkları, adaletsizlikleri, katliamları tartışmalı ve bunların sorumlularının yargılanması için mücadele etmelisiniz.


ADALET TALEBİMİZE KULAKLARINI TIKAYANLAR,

İŞKENCECİLERLE, KATİLLERLE AYNI SAFTA YER ALMIŞ OLURLAR.

Sorumuzu tekrarlıyoruz; Adalet talebimizde odaklanan bu kavgada kimden yana olacaksınız?

Polis kask numarasını silerken, katlettiği devrimcilerin kanlı gömleklerini çalarken, biz neden kırmızı fularlar, maskeler takıyoruz, bunu artık anlamamanız mümkün değil. İktidarın hışmına uğramamak, iyi geçinmek, patronlarınızın dediklerini yapmak için beyninizi ve kaleminizi satmayın. Siz örgütlenmediğiniz, adalet için, demokrasi için mücadele etmediğiniz için maskelerimizle, silahlarımızla biz arıyoruz adaleti.


ADALET TALEBİMİZİ DAHA YÜKSEK SESLE HAYKIRACAĞIZ!

Savaşı büyüteceğiz... AKP, mahallelerimize giremeyecek, sokmayacağız. Onları inlerine kovalayacak, çıktıkları pislik çukuruna gömeceğiz...

Adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz! Adaletsiz bırakılan halkın adaleti olmak boynumuzun borcudur. Öle öldüre, yana yakıla adaletsiz bırakılan halkımızın adaleti biz olacağız.

Faşizmin terörüne karşı direnmek bir haktır. Komplolarınızı boşa çıkaracak, oyunlarınızı bozacağız. Bıkmadan usanmadan, yorulmadan, yılmadan adalet isteyecek ve hesap soracağız...

Maske takan devrimciler değil en büyük terörist katil devlettir. AKP iktidarıdır.

En büyük terörist çocuklarımızın kanıyla beslenen Tayyip Erdoğan'ı, döktüğü kanda boğacağız!


DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


29. May 2014, 02:36
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker