Zaman: 15. Ara 2018, 13:54

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 371

 DHKC, Açıklama 448 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 672
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKC, Açıklama 448
Biz de sizi seviyoruz Cephe’nin Adalet Savaşçıları

Biz de sizi… Cephe gözlü Şafak, Cephe gülüşlü Bahtiyar…

Biz de sizi seviyoruz… Cephe’nin Alev saçlı Elif’i…

Sevmek; halkını vatanını sevmektir.

Sevmek; halk için, vatan için, adalet için savaşmaktır!

Neden yaptı bu eylemleri Elif, Sultan, Bahtiyar?

Çocuklarımız öldürülmesin diye…

Öldürülen çocuklarımızın ahı yerde kalmasın diye…

ÜLKEMİZ KATLEDİLEN ÇOCUKLAR… KORUNAN KATİLLER ÜLKESİ OLMASIN DİYE…

KATİL DEVLETİ AKLAYAN YARGI TİYATROSUNA SON VERMEK İÇİN YAPTIK!

Emri verenler ellerini kollarını sallayarak gezemeyecek demek için yaptık!

Düşmanlarımız çocuklarımızın katillerini koruyor. Biz de halkımızın çocuklarını koruyacağız diyoruz. Biz de o katilleri cezalandıracağız diyoruz. İşte bunu diyor; Şafak, Elif, Bahtiyar eylemleri ile… Siz katilleri, biz çocuklarımızı koruyacağız.

ÇOCUKLARIMIZA VUR EMRİ VEREN SOMOZA BOZMASI KATİL ERDOĞAN’A SONUNU HATIRLATMAK İÇİN YAPTIK.

SONUNUZ SOMOZA’DAN BETER OLACAK.

Evet, sonunuz Nikaragua’nın eli kanlı diktatörü Somoza’dan beter olacak. O ilk saldırıdan kaçmayı başardı ama yolu yok; halkın adaleti kaçtığı delikte buldu ve vurdu. Bir aileden Üç diktatör Somaza’nın tarihi ibretliktir. Nikaragua’dan kovulma ve kaçtıkları yerde halkın adaleti ile vurulma…

Nikaragua’da Somoza diktatörlüğü % 90’ı 13-18 yaş arası çocuklar olan 50 bin Nikaragualı’yı öldürdü. Yani öldürdüğü elli bin kişiden kırk bini 13-18 yaş arası çocuklardı…

EVET EVET SAYI YANLIŞ DEĞİL, SAYIDA BİR YANLIŞLIK YOK.

Emperyalizmin beslemesi Somoza’nın Nikaragua’da 42 yıllık diktatörlüğünde öldürdüğü çocuk sayısı budur.

Somoza bozması Tayyip Erdoğan da çocuk katilidir.

Diktatörlerin faşizmin emperyalizmin vazgeçilmez yöntemidir ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEK. Neden, halkın en kıymetlisidir çocukları, halkın sahip olduğu tek zenginliktir çocukları, halkı çocukları ile teslim almak korkutmak vazgeçirmek bilenen yöntemleridir.

EL SALVADOR’DA CIA VE İŞBİRLİKÇİ OLİGARŞİ “El Salvador’a barışı yeniden getirme” programında ÜÇYÜZ BİN EL SALAVADORLU’YU KATLETTİ. YAKLAŞIK ELLİ BİNİ ÇOCUKTU.

ŞİLİ’NİN DİKTATÖRÜ LİSELİLERİ DİRİ DİRİ OKYANUSA ATTI.

İŞTE BUNUN İÇİN YAPTIK BU EYLEMİ, 700 GÜNDÜR KATİLLERİNİ İSTİYORUZ BERKİN’İN. KIRK BİN ÇOÇUĞUMUZ ÖLMESİN DİYE.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF ÇOCUKLARIMIZ ÖLDÜRÜLMESİN DİYE ÖLDÜ.

Yıldızlar karanlığın en zifiri anında çok parlak gözükürlermiş…

ELİF ŞAFAK BAHTİYAR… BÖYLE BİR KARANLIKTA parlıyorlar.

Emperyalizmin; ideolojik, politik öncülüğünü yaptığı uzlaşma, teslimiyet, tasfiye sürecine karşı tüm dünya halklarına yol gösteriyorlar.

Biz kutup yıldızı bir tane bilirdik… Bunu da değiştirdiler, artık üç tane kutup yıldızı var. Yan yana ele ele yürek yüreğe duruyorlar.

BERKİN’İN KATİLLERİNİ NEDEN KORUYOR DEVLET? BU SORUNUN CEVABI İÇİN YAPTIK EYLEMİ.

Katil polislerin ağababasının devlet olduğunu göstermek, polislere emir verenleri açığa çıkartmak için yaptık.

Gerçek katilin iktidar olduğunu, katil polis-savcı- başbakan arasındaki işbirliğini göstermek; devlet katlettiğinde, katillerin yargı tarafından korunduğunu teşhir etmek için bu eylemi yaptık.

Devletin, ucunun kendilerine dokunacağını bildiğini göstermek, bunun uğruna savcısını dahi harcayabileceğini göstermek için yaptık…

Devlet, katil polisleri “adalet”e teslim etseydi, ipin ucu kendilerine kadar gelecekti. Kahraman polislerine talimatı verdiğini itiraf eden dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, hesap vermek zorunda kalacaktı.

İktidar eğer katil polisleri açıklasaydı, bundan sonraki katliamlarda emir vereceği yeni katiller bulamayacaktı. Katillerini korumayan bir devletin sözü hiçbir yerde geçemez. Bundan sonra kimseyi yönetemez. Bu nedenle katilleri açıklamadılar.

Polisler yoksa 14 yaşındaki Berkin’i vurma cesaretini nereden bulacaklardı?

Ali İsmail Korkmaz’ı öldüren polis, “Talimatı Başbakan’dan aldım” itirafını neye güvenerek yapacaktı yoksa?

Kendilerini halkın adaletine teslim eden devletin yasadışı talimatlarını kimse yerine getirmez. Bu nedenle savcılarının ölümü pahasına, polislerine sahip çıktılar.

VE ARTIK HERKES BİLSİN Kİ ADALET YOKSA ADALET SAVAŞÇILARI VARDIR. VE HEP VAROLACAKLAR.

ZOR ZAMANLARDA ÖNCE EN İYİLERİMİZ DÜŞÜYOR TOPRAĞA.

ZOR ZAMANLARDA VATANA HALKA ÇOCUKLARIMIZA SİPER OLUYOR EN İYİLERİMİZ.

Cephe’nin üç adalet savaşçısı… Halkımızın üç yiğit, onurlu evladı… Halk ve vatan sevgisi yüzlerinden, gözlerinden okunuyor. Yüzleri gibi içleri de tertemiz.

Cüretliler, kararlılar, ağızlarından çıkan her kelimede; ne diyorlarsa onu yapacaklar… Çünkü onların doğum yeri Kızıldere.“31 Mart, 30 Mart 1972’in bir gün sonrası, Mahir Çayanlar bu yolu başlattı. Devrim yolunu çizdiler, biz de bu yolu takip ediyoruz, sürdürüyoruz ve ölene kadar da sürdürmeye devam edeceğiz” dediler. Boş tehdit yok, dediklerini yaptılar.

Faşist, hırsız, katil AKP iktidarı Berkin Elvan’ın katillerinin isimlerini açıklamak yerine kendi savcısını gözden çıkarttı…

Kızıldere’nin kalbi şimdi İstanbul Çağlayan’da atıyor… Hırsızları, katilleri koruyan adaletsizliğin sarayında Cephe savaşçıları ADALET oldu. Kızıldere’de Mahirler nasıl ki affetmemişlerse üç İngiliz ajanını, Adalet savaşçıları da affetmedi Berkin Elvan’ın katillerini koruyan savcıyı.

Bu cüret, bu kararlılık, bu sevgi halk ve vatan sevgisidir.

Adalet savaşçılarımız Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol basınla yaptıkları son konuşmalarında taleplerini son kez ilettikten sonra Dev-Gençliler’e, Haziran şehitlerinin ailelerine ve halkımıza “Sizi çok seviyoruz” dediler.

Halk ve vatan sevgisi olmayanlar, böyle sevemezler. Böyle kararlı, böyle cüretli olamazlar.

KATLEDİLEN ÇOCUKLAR… KORUNAN KATİLLER ÜLKESİ… Böyle bir ülkede yaşadıklarının ve savaştıklarının farkındaydılar.

Cayır cayır yanıyor… günler geceler…

Çocuklar öldürülüyor… tutsaklar yakılıyor bu ülkede. Şafak, Bahtiyar, Elif bu acılardan güç çıkardılar. Bu acılar gücümüz oldu.

Elif Fidan’ın kanından canından.

Elif Fidan’la tanıdı bu ülkeyi… faşizmi…

Bir gecede 20 hapishanede birden polisle, askerle operasyon yapıldı… ve tek bir suçlu hüküm giymedi… İşte bu yüzden Elif alev saçan saçlarını savura savura… O çok sevdiği ÇAPRAZ KOŞUSU… gerilla koşusu ile girdi düşmanın kalbine. Bu kadar mı estetik olur bir çapraz koşu. Çocuklarımızın hesabını gümbür gümbür soran Elif, uykusu bölünmesin diye çocuklarımızın sanki parmak uçlarında koşuyor belki de koşmuyor uçuyor.

Bu kadar mı yakışır yıldızlı bayrak bir kadının beline. Bu kadar alımlı, bu kadar nazlı, bu kadar kararlı ve güzel olur savaşçı kadınları cephenin.

Savaşa estetik, savaşa sanat katan kızımız.

Çok güzeldin.

İşte Cephe savaşçısı işte savaşçı bir kadın, Sabo’nun kızlarına en güzel takısı olur kleşi. Yıldızlı bayrak kuşak olur belinde.

BUNDAN SONRA TÜM KADINLARIMIZ ELİF GİBİ GÜZEL, ELİF GİBİ YILDIZ KUŞAKLI, ELİF GİBİ EYLEMİ SANAT YAPARAK SAVAŞACAK. EMİN OL BUNDAN.

Evet Elif Fidan’ın kanından canından.

Elif Fidan’la tanıdı bu ülkeyi faşizmi…

Ne yaptı Fidan. Ne yaşadı tutsaklar bu ülkede.

Amaç neydi “Hayata Dönüş”, “Tufan” vs. denen bu operasyonlarda?

Tecrit ile amaç, ML’de ısrar edenlerin fiziki ideolojik ve örgütsel olarak yok edilmesiydi. Aslında hedef devrimin silahlı mücadele cephesinin geriletilmesiydi. Çünkü diğer alanlardaki geçici başarılarını tersine çevirme dinamiğine sadece silahlı devrim cephesinin SAHİP olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle saldırının başarıya da başarısızlığını belirleyecek olan nokta burasıdır. İşte bu noktada saldırının nihai sonucunu belirleyecek HİÇ BİR BAŞARIDAN SÖZ EDİLEMEZ… dedik…YILLAR ÖNCE… İşte ispatı Elif Sultan Kalsen‘dir.

Yapamadınız.

8 bin 335 asker, binlerce çevik kuvvet ve binlerce gardiyan ile üç gün süren hapisaneler saldırısında kapalı alandaki tutsaklara karşı 20 bini aşkın gaz bombası kullanıldı. 20 hapishane 28 ölüm ve süren direnişte 122 şehit, 600’e yakın sakat… ve tek bir kişi ceza almadı.

Elif Sultan kesti sizin cezanızı.

Siz bu katlimları yaparken o sadece 12 yaşındaydı.

İyi tanıyın savaşçılarımızı. Katlettiğiniz tutsakların halası, amcası, kardeşi, yetmez torunları ile bile savaşacaksınız. İyi tanıyın.

Lime lime edildik ölmedik
İşte buradayız yine burada.
Diri diri yakıldık ölmedik
İşte buradayız yine burada dedik

Dirençle, inançla en öndeyiz yine

Fidan ve Elif… bunun en canlı kanıtı.

Tarihimize yeni gelenekler, yeni değerler katarak Kızıldere’nin yıldönümünde, şehitlerimizi andığımız şu günlerde adalet oldunuz… Şehitlerimizi şehitliklerinizle selamladınız. Halkımız sizi unutmayacak.



Cephe gözlü Şafak

Cephe gülüşlü Bahtiyar

Cephe’nin Alev saçlı savaşçısı Elif

Biz de sizi çok seviyoruz… Halkımız da sizi çok seviyor…

Halk dediğimiz milyonlardır… Televizyon ekranlarından kendi korkularını kusarak düzene yaranmak için devrimcilere küfreden küçük burjuva aydınları, eski dönekler, solcu artıkları değildir. Yüreğinde bir gram halk ve vatan sevgisi olanlar bile sizin fedanız, kararlılığınız, cüretiniz, inancınız, yarattığınız değerler karşısında saygı duyuyor.

Faşizmin yağma talan düzenini aklayan, katilleri, işkencecileri, halk düşmanlarını koruyan kollayan, adaletsizliğin, zulmün sarayında ADALET oldunuz. Halkımızın yüreğine su serptiniz.

Varsın tir tir titresin halk düşmanları, dönekler, kavga kaçkınları, akıllı solcular.

Faşizmin iktidar olduğu bir ülkede, her gün iş cinayetlerinde 3 işçi katledilirken, işsizlik, açlık, yoksulluk kol gezerken, yoksul halk çocukları devrimci mücadeleden uzak tutmak için uyuşturucu ile zehirlenirken, yeraltı-yerüstü tüm zenginliklerimiz emperyalistlere, işbirlikçi tekellere peşkeş çekilirken kimse “barış”, “demokrasi” gibi pembe rüyalar görmesin.

AKP kendi politikalarını desteklemeyen halkın tümüne savaş açmıştır. Bu bizim yaptığımız siyasal bir tespit değildir. Halkımızın yaşadığı gerçeklerdir.

Akıllı solcuların yüreklerini hoplatırken adalete susayan halkımız bayram yapıyor. Yoksul gecekondu mahallelerinde halkımız davulla, zurnayla eylemin bildirilerini dağıtıyor…

Tarihi yazan halktır. Halk elbet kazanacaktır. Tarihin en cüretli savaşçıları HALKIMIZIN EN YAKIŞIKLI OĞULLARI, EN GÜZEL KIZLARIDIR. BU CÜRETİ DOĞURAN DA DEVRİMCİLERİN TARİHSEL VE SİYASAL HAKLILIĞIDIR.

Tarih bize ait. Onu halk yaratır. Kimse alamaz bu tarihi bizim elimizden.

Ve emin olun Şafak, Bahtiyar, Elif, o tarih SİZİN yarattıklarınızda HALKIN zaferini yazacak.

Üç Dev-Genç’li, üç Halk Kurtuluş Savaşçısı…

Anadolu ihtilalinin yiğit savaşçıları!

Yaşamınızla, mücadelenizle, şehitliğinizle örnek oldunuz.

Tıpkı sizden öncekiler gibi sloganlarla, marşlarla karşıladınız ölümü.



SAVAŞÇILARIMIZIN ÖZGEÇMİŞLERİ:

CEPHE GÖZLÜ ŞAFAK YAYLA

8 Mayıs 1991 Zonguldak Merkez doğumludur. Aslen baba Giresun, anne Trabzonlu bir ailenin çocuğudur. Devrimcilerle lise yıllarında abisi aracılığıyla tanıştı.

2009 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi birinci sınıfta okurken Dev-Genç saflarında örgütlendi.

2009-2010 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde sorumluluk yaptı.

2010-2011 yıllarında Dev-Genç’in Anadolu Komitesi’nde yer aldı.

2011 yılı sonunda gençlik örgütlenmesinde yöneticilik yaptı. Anadolu’unun birçok ilinde görevler yaptı.

Komutan Hasan Selim Gönen’in şehitliği onun devrimciliğinin büyütülmesindeki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bunu şöyle anlatıyor Şafak: “Hasan Selim abinin şehitliği beni etkiledi, yani birçok konuda daha da netleşmemi sağladı, işlere daha çok sarılmamı sağladı. Keza ardından İbrahim Çuhadar Abi’nin eylemi ve şehitliği de beni bu yönde etkiledi ve artık şehitliği-savaşçı olmayı daha da çok düşündüğüm dönemdir.”

Hasan Selim artık Şafak Yayla’dır… Halk düşmanları bir kez daha görsün öldürerek bizi tüketemeyeceklerini…

2013 yılı 18 Ocak’ta bir çok demokratik kuruma yönelik operasyonda tutsak düştü. Tahliye olduktan sonra teredütsüz mücadeleye koştu. Şehit düştüğü güne kadar kendisine verilen her görevi tereddütsüz yerine getirdi. Cephe’nin adalet savaşçısı olarak şehit düştü.

CEPHE’NİN ADALET SAVAŞÇISI,

YÖNETİCİ YETİŞTİREN YÖNETİCİMİZ… SAVAŞIMIZIN KURMAYI

CEPHE GÖZLÜ ŞAFAK YAYLA

Artık seni tüm dünya böyle tanıyacak.

Zulmün sarayına girip elinde silah adalet ararken alnında yıldızlı bere, yüzünde Cephe yıldızlı fularınla sadece gözlerin görünüyordu. Herkes görür görmez gözlerinden, bakışlarından tanıdı seni. Bu gözler, bu bakışlar Cephe’ye aittir.

Bir odanın içinden bütün dünyayı gören gözler.

Bütün dünyaya, bütün insanlığa seslenen bakışlar.

Şafak Yayla 24 yaşında bir Dev-Gençli’ydi.

Adalet savaşçısı oldu.

Bir komutandı, savaşçılar yetiştiren, savaşı sevk ve idare eden savaşımızın kurmaylarından oldu.

“Mahir Çayanlar bu yolu başlattı. Devrim yolunu çizdiler, biz de bu yolu takip ediyoruz, sürdürüyoruz ve ölene kadar da sürdürmeye devam edeceğiz” diyor Şafak Yayla.

Mahir Çayan şehit düştüğünde 26 yaşındaydı. Türkiye devriminin yolunu çizdi. 26 yaşında tüm dünya halklarına yeni-sömürge ülkelerin devrim stratejisi armağan etti.

Şafak Yayla, kısacık ömrüne koskocaman bir tarih sığdırdı.

Cephe gözlü Cephe bakışlı yoldaşımız.

Boşuna değildir Cephe bakışlı, Cephe gözlü dememiz ona.

Her şeye Cephe’nin gözüyle bakan bir devrimciydi Şafak. DOĞRU DÜŞÜNÜYORSAM ÖRGÜTÜM ZENGİLEŞTİRİR, YANLIŞ DÜŞÜNÜŞORSAM ÖRGÜTÜM DÜZELTİR diyen güvenle baktı o gözler ve böyle CEPHE GÖZLÜMÜZ OLDU O BİZİM.

Yöneticilik yaptığı sürece onun eğitiminden geçmeyen nerdeyse tek bir Dev-Genç’li yoktur.

İstanbul’dan Anadolu’ya verilen hiçbir görevi yapamam demedi…

DEVRİMCİ EĞİTİMİ İLKESİ “BİLMEDİĞİNİ ÖĞREN, BİLDİĞİNİ ÖĞRET”…BU İLKEYE SON NEFESİNE KADAR SADIK KALDI.

Bilmediği her şeyi öğrendi… Öğrendiği her şeyi öğretti…

Bir yoldaşı hapishanede onu şöyle anlattı “Şafak abi adliye koridorlarında yürürken bana eğitim çalışmamı yaptırıyordu sanki”

Genç yaşında onun en büyük özelliği budur. Bir taraftan öğrenirken diğer taraftan öğretendir.

Savaşımızın yönetici yetiştiren yöneticilerindendi.

DEV-GENÇ, CEPHE’NİN GELECEĞİDİR!

Şafak, Dev-Genç yöneticiliği yaptığı sürede, gençlikte bu kişiliği, bu ruhu yaratmıştır. 8 metre karelik bir odadan, bir yıl boyunca çıkmadan, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan yoldaşlarının gelişimi için eğitim faaliyetlerini sürdürmüştür.

Şöyle diyor Şafak; “Benim için durağan ve coşkusuz bir ortam ve insanlar sorun teşkil eder; yani bu konuda adım attırmak için çalışırım ve sebeplerini bulmaya çalışırım.”

Durağanlık, coşkusuzluk, devrimciliğin ruhuna aykırıdır. Onun olduğu yerde coşku vardır, hareket vardır. Durağanlık, coşkusuzluk varsa bir yerde Şafak için çözülmesi gereken sorun var demektir. Çünkü devrimcilik en büyük coşkuyu yaşamaktır.

Şafak… Kim tanıdıysa senden bir parça kaldı onda. EĞİTİM UZMANIMIZ… Profesörümüz Şafak… EĞİTİM ÇALIŞMASI YAPMADIĞI DEV-GENÇ’Lİ KALMAMIŞTIR… “BENİM BU EĞİTİM ÇALIŞMASINDAN ÖĞRENDİĞİM… BİLGİYİ VERMEK YETMEZ, SAVAŞACAK RUHU DA VERMELİYİZ…” DİYEN EĞİTMENİMİZ ŞAFAK… İşte Adliye koridorlarında yürürken bu ruhu da verdi Şafak yoldaşlarına.

Şafak… Aldığı her nefesin karşılığını verdi.

Her gününe kavga ekti.

Her şafağa kavga ile umut ile sevgi ile uyandı.

Kendisi ile başlattığı kavgasını son anına kadar kesintisiz sürdürdü.

Devrimin teorisini yapmak istiyorsan pratiğine katılacaksın dedi.

ZAFER SAVAŞILARAK KAZANILIR DEDİ SON DERSİNDE.

TAHLİYE OLDUĞUNDA YAZDIĞI YAZISINDA; “Halkımıza adalet borcumuz var… Borcumu ömrümle ödemek istiyorum” dedi ve dediğini yaptı.

Şafak yoldaşımız son nefesine kadar eğitmenlik görevini ustalarına, önderlerine yaraşır şekilde yerine getirdi.

Son eylemiyle soldaki çürümeye, uzlaşmaya, tasfiyeciliğe, silahlı mücadelenin miadını ilan edenlere en büyük dersini verdi.

Çakmak gözlü Şafak yoldaşımız.

Halkımızda seni çok seviyor.

Halkımız seni gözlerinden öpüyor Şafak.

Biz de seni o çakmak gözlerinden öpüyoruz.

“Mahirler’in mirasını biz yaşatıyoruz” diyerek halkımızı düzene yedekleyen uzlaşmacılığın, tasfiyeciliğin önüne çok güçlü bir barikat ördünüz.

Kavga kaçkınlarının, ekran soytarılarının diline doladıkları “terörizm” safsatalarının sinek vızıltısı kadar hükmü yoktur.

Sosyalizmi savunmak silahlı mücadeleyi savunmaktır, savaşmaktır.

Demagojiler gerçeklerin üstünü asla örtemez… Devrim, sosyalizm kavramları yerli yerine oturacak… Emperyalizmle, faşizmle uzlaşarak kurtulunamayacağını halkımız görecek. Uzlaşmanın, tasfiye olduğunu görecek. Devrimden, sosyalizmden başka kurtuluşun olmadığını bütün dünya halkları görecek…

Devrim için uzlaşmak değil, savaşmak gerektiğini halkımız görecek…



CEPHE’NİN ADALET SAVAŞÇISI,

CEPHE GÜLÜŞLÜ BAHTİYAR DOĞRUYOL

27 Mart 1987 Ankara doğumlu. Baba Ardahan, anne Erzincanlı bir ailenin çocuğudur.

Devrimcilerle 2007 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde tanıştı. İlk tanıştığında reformist EMEP içinde yer alıyordu.

Halk Kurtuluş Savaşçısı Kevser Mırzak’ın Ankara’da polisle girdiği çatışmada şehit düşmesinden sonra EMEP Gençliği’nden ayrılarak Dev-Genç saflarında bir Dev-Genç’li olarak mücadelesini sürdürdü.

EMEP Gençliği’nden ayrılıp Dev-Genç saflarına katılmasını şöyle anlatıyor: “Madem yapıyorum tam yapayım diyerek ve reformizmin çürümüşlüğünü gördüğümden EMEP’ten ayrılmıştım. 19-22 Aralık’ta ne olduğunu öğrendim, bundan etkilendim. Ama daha çok Cephelilerin devrimcilikteki direngen, ciddi, sıcak-samimi olduklarını görmem ve Kevser Mırzak’ın şehitliği beni çok etkiledi”

Ankara’da demokratik mücadele içinde çok sayıda gözaltı ve 2008 yılında 4 aylık bir tutsaklık yaşadı.

2011-2012 yılları arasında İstanbul Gazi Mahallesi ve Okmeydanı’nda çeşitli sorumluluklar aldı.

2012 Aralık ayında tutuklandı ve Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde kaldı. 9 Aralık 2014’te tahliye olduktan sonar tereddütsüz hesap sorma bilinciyle mücadeleye koştu. Cephe’nin adalet savaşçısı olarak şehit düştü…

Gülüşü güzel yoldaşımız Bahtiyar’ın hesap sorma bilinciyle nasıl yanıp tutuştuğunu kendisinden dinleyelim: “Tutsaklığım 2 sene sonra, 9 Aralık günü son buldu. Dışarıdaki mücadeleye yeniden başlayacak olmanın coşkusu ve heyecanı var. 2 senelik hasretlikten sonra arkadaşları görüp kucaklaşmak çok ayrı bir duygu. Tabii içerideki arkadaşları da yüreğimin bir köşesine katıp geldim. Onların duvarlar arkasında hapsedilmesi de mücadele etme, düşmana kin duyma nedenlerimden olacak…

Bu iki senede çok şey yaşandı dışarıda. Şehitler verdik, hesap sorduk, halkımızın ayaklanmasına tanık olduk. Duygularımın yoğunlaştığı, sevinç, öfke, kin, gurur, hasret… birçok duyguyu aynı anda hissettiğim zamanlardı bunlar. Alişan’ımız, Hasan Ferit’imiz, Ayaklanma şehitleri… özellikle de Berkinimiz… hesap soran Muharremimiz… hepsi de düşmana olan kinimi kat be kat arttıran haberlerdi. Anaların gözyaşları, Şehitlerimizin bıraktığı değerler savaşma, hesap sorma bilincimiz olacak. Berkin’in hesabını sormaya, şehitlerimizin izinden yürüyeceğime yemin ettim. Onlara, hareketimize, halkımıza layık olmak için elimden geleni yapacağım.”

Devletin katliam operasyonları, tecrit saldırısı Bahtiyar nezdinde bir kez daha başarısız olmuştur. Özgür Tutsaklık geleneği halk kurtuluş savaşçılığıyla taçlanmıştır.

“Gülüşün günlerimizi aydınlatıncaya kadar

And olsun ki inancım sevdamızda yaşayacak”

Bahtiyar yoldaşımız; Şehitlerimizi andığımız ve Parti’nin kuruluşunu kutladığımız günler içinde şehit düştün. Şehitlerimizi şehitliğinle selamladın. Berkin Elvan’ın hesabını sormakla yanıp tutuşuyordun, Berkin’in hesabını sorarak şehit düştün. Sen zaten bizim BAHTİYARIMIZDIN…SEN şimdi dünya halklarının en bahtiyar SAVAŞCISI oldun.

Senin gülüşün dünyanın en mutlu insanlarının gülüşüdür. Seni tanıyan herkes gülüşünle tanır. O gülüş Cephe gülüşüdür. Cephe’nin iktidar bilinci, kararlılığı, iddiası var. O gülüşü yüzünde gören, devrimi görüyor. Devrimi görenlerin gülüşüdür o gülüş. Apolar’dan, Hasanlar’dan, Haydarlar’dan mirastır o gülüş bize. O gülüş Cepheliler’in gülüşüdür. Gülüşünde devrimi görecek halkımız. Gülüşün tüm dünya halklarına armağan olsun.

Sen güldükçe

Dağılır bu umarsızlık

Senin gülüşündedir

Yarınımızı aydınlatan nur

Hep gül ki sen

Gülmeyi de öğrensin bu toprak…

BAHTİYAR… anlatıyor… Bir zamanlar oportünistken“… Okulda Cephelilere göre her şeyin doğrusunu onlar biliyor her şeye onlar damga vurur onlarsız yapalım …derlerdi… merak ettim neden her yere Cepheli damgası vurulur. BULDUM.., Çünkü en çok Cepheliler örgütlüdür. En çok Cephelilere saldırmaktadır. Hak ve özgürlüklere saldıranları en çok Cepheliler göğüslerde ondan…”



KÜRT HALKININ MUZAFFER KIZI

CEPHE’NİN ALEV SAÇLI HALK KURTULUŞ SAVAŞÇISI

ELİF SULTAN KALSEN,

23 Haziran 1988 Dersim, Merkez Buğulu Köyü doğumlu… Dersimli, Kürt ve Alevi inancındandır. 19 Aralık Katliamı’nda, operasyonu durdurmak için feda eylemi yapan Fidan Kalşen amcasının kızıdır. Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyordu.

Elif Sultan devrimcilerin içinde büyüdü. Şehit akrabaları var. Devrimci olmasında Dersimli olmasından Alevi olmasına, daha çocukken devrimciler ile tanışmasına kadar birçok neden sayarken, bunların en önemlilerinden birisinin Fidan Kalsen olduğunu söylemektedir.

2007-2010 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi’nde okurken Kocaeli Gençlik Derneği’nde devrimcilik yapmaya başladı. Elif’in ilk öğretmeni Hasan Selim Gönen oldu. 2010 yılında İstanbul’da çeşitli alanlarda görev yaptı. 2010 yılında Kocaeli Gençlik Derneği’nden gözaltına alınıp tutuklandı. 2012 Haziran ayına kadar Bakırköy Hapishanesi’nde tutsak kaldı. Tahliye olduktan kısa bir süre sonra, 18 Ocak 2013’te demokratik kurumlara yönelik saldırılarda tekrar tutuklandı.

27 Mart 2014’te Bakırköy Hapishanesi’nden tahliye olduğunda “Hareket benim umudum, insanlığım, emeğim hayatın anlamı yaşamıma anlam katan, yaşam sebebimdir. Hareket benim namusumdur, böyle bakıyorum. Hareket benim için adalettir. Halkın yaşadığı tüm haksızlıkların, katliamların, dayatılan onursuzlukların, kimliğinden onurundan ayrı yaşamaya mecbur bırakılmanın, açlığın, sevgisizliğin hesabını soracak tek güçtür. Halkın gücüdür. Güvendir, insanlığın tüm erdemleridir.

“Hareket benim umudum” diyorsun. Hareket sensin Elif Kalsen. Sen halkın umudu oldun.

Her kadro bir komite, her komite bir örgüt gibi davranmalıdır… talimatı aldı ve tek başına bunun yapılabilirliğini gösterdi. Tek başına örgüt oldu. Yüzlerce evde onlarca şehirde baskınlar yaptı düşman bulamadı. Halkımız onu evinde sakladı o zaman… Şimdi halkımızın yüreğinde beyninde yaşıyorsun Kürt kızı… Dünyanın en güvenli, en mutlu dünyanın en güzel ülkesi, halkımızın yüreği, oradan bize bakıyorsun şimdi. Bakışların bizim talimatımızdır şimdi… Sen bizim savaşma nedenimizsin. Senin gibi savaşmayı öğreneceğiz örgütleyeceğiz. Gerilla koşusu şampiyonumuz.

Rahat uyu Elif Sultan, rahat uyu… O en güzel koşusunda ömrünün, bu kadar estetik, bu kadar hızlı, bu kadar kararlı nasıl koşulur gösterdin.

Anadolu ihtilalinin yiğit savaşçıları… Tarihimiz kanla yazılmaya devam ediyor.

Savaş bu. Sınıf savaşı…

Düşmanların en kalleşiyle savaşın en mertini veriyoruz.

Yarattığımız her değeri kanımızla canımızla yaratıyoruz.

Sabo’nun kızı, Savaşımızın yiğit kadını…

Düşmanlarımız senin için hep teyakkuz halindeydi. Halka karşı işledikleri suçlarda sen onların kâbusuydun. Resimlerin ülkenin dört bir yanında asıldı.

Sokaklara saldıkları halk düşmanı polislerin cep telefonlarına senin resmini koydular ama bulamadılar.

Katiller her yerde seni ararlarken sen onları hep karargahlarında vurdun.

Halkımıza yasakladıkları Taksim Meydanı’nda yerlere kapandılar. Seni bulmak için yüzlerce ev bastılar.

Korkuları hep büyük oldu. Kâbusları oldun halk düşmanlarının. Adın afişlerden hiç inmedi. Ancak bu kadarını da hiç beklemiyorlardı. Onları can evinden, beyninden vurdun.

Kürt kızı, Cephe’nin alev saçlı savaşçısı şimdi sen artık hesap sormanın, cesaretin, cüretin, adaletin adı oldun.

32 kurşun sıktık Elif’e diyorlar, işkence yaptıkları bir yoldaşına. 32 bin kez öper iyileştiririm o yaraları diyor yoldaşın. Bizde sana söz veriyoruz, alnının çatından öpeceğiz zaferi senin için.

SABIR dendiğinde Elif’i yazacak sabır taşları. Sabırlı, sessiz, sakin, kurallı, ilkeli beklemek dendiğinde ELİF SULTAN KALSEN ismini kaydetti Cephemizin tarihi.

Yerinde duramayacak kadar coşkulu…

Elif… yüreği savaş temposu çalan Elif… Sabırlı, akıllı, sessiz, ilkeli Elif…

Yürek savaş temposunu vursun diyen Elif,

Vursun savaş temposu yürek gergin bir davul gibi göğsü Elif’in…

Ama sabırlı, sakin, sessiz Elif. Yüreği davul çalıyor, düğün dernek Elif’in ama sessiz zılgıt çekiyor Elif.

O yürekte kıyamet kopuyor

O yürek, cennet cehennem o yürek

AMA O TEK BAŞINA SESSİZ SAKİN

O sinesine sığmayan yürekte tüm dünya halkları ile birlikte

Tüm Türkiye polisi onu ararken O MİLYONLARIN İÇİNDE, MİLYONLAR GİBİ YAŞADI.

İÇİN RAHAT OLSUN ELİF…

Biz yeniden kazanacağız. Dünyanın tüm kentlerini, tüm sokaklarını, tüm dağlarını…

İlkler yarattın Cephe saflarında.

Tabii sende bazı ilkleri yaşadın… Mesela ölmeden, sen öldükten sonra yazılacak seninle ilgili şiirleri okudun. Yanlış eylemi üstelendik ya ne çok gülmüşsün bize. Ama öyle çok söylemişsin ki ne yapacağını nasıl yapacağını, KESİN BİZİMKİDİR… KESİN KESİN O ELİF. YÜRÜYÜŞÜ ÇOK BENZİYOR DİYENLER bir yana, sorumlun bile senin yaptığına ikna idi. Affet bizi, affet böyle bir hata için.



BİZDE SİZİ ÇOK SEVİYORUZ

Sizi çok seviyoruz…

Halkımız sizi çok seviyor…

Biliyoruz ki;

Sevmek savaşmaktır…

Sevmek hesap sormaktır…

Dökülen her damla kanımızın, halkımızın çektiği her acının hesabını soracağız…



Şehir şehir… yıldız yıldız karanlıkta…

Evet

Sizi toprağa verdik

Umut ektik bu topraklara

kök salıp yeşillensin diye

yeni nesiller için UMUT kokasınız diye



ONLAR

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF

Cesaretten daha üstün bir ruh hali ile yaptılar eylemlerini…

Üç yeminli mermi

Üç yeminli yürektiniz siz.

ÜÇ SAVAŞÇI YÜREKTİNİZ SİZ. CÜRET KARARLILIK ZAFER… isimli üç yürektiniz.



Korkuyu alnından vurdunuz…

Umut, adalet, sevgi oldunuz.

Yağdınız halkımızın üstüne.



Şehitlerimiz kavgayı hayatlarıyla da sınırlamıyorlar.

Mezarları ile devrimi örgütlemeye devam ediyorlar. Bu nedenle cenazelerimizi kaçırıyorlar acizler.



ŞAFAK… BAHTİYAR… ELİF…

Faşizmden kaçamazsın korunamazsın savaşacaksın direneceksin… Bunu öğrettiler döneklere, akıllı solculara.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… akıllı, umutlu, sabırlı, delikanlı yürekli yoldaşlarımız…

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… çocuklarımızı öldüren bir devlet istemedikleri için şehit oldular.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… KATİLDEVLETİ AKLAYAN YARGI TİYATROSUNA SON VERMEK İÇİN ŞEHİT DÜŞTÜLER.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİ F çocuklar için adalet istedikleri için şehit oldular.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF…

CHE’NİN devrimden başka hayat yoktur… SÖZÜNÜN SAHİBİ ŞİMDİ ONLAR…

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… ŞEHİTLİĞİNİZLE EN ÇOK anladığımız şudur… Eksiklerimiz görevlerimizdir… GİDERECEĞİZ.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF…

Biz istediğimiz sürece her şey mümkündür. Bunu yeniden öğrettiniz bize.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… Biz canımızdan geçeriz. Siz tırnağınızdan vazgeçemezsiniz… Buna göre devam edin katliamlarınıza… DEDİNİZ… EN SAĞIR KULAKLAR DUYDU EMİN OLUN.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… Tüm dünya vazgeçin, silahlı mücadele bitti emperyalizmin demokrasisine teslim olun dediğinde ÇIĞLIK ÇIĞLIK, MERMİ MERMİ, SLOGAN SLOGAN, YÜREK YÜREK BAĞIRDILAR KURTULAŞA KADAR SAVAŞ diye… Tüm dünya halklarına duyuracağız bunu.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… ADLİYEDE OLMAK BİLE SUÇ… DAVAYA KATILANA DA DAVA AÇILDIĞI bir süreçte adalet oldular halkımıza.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… CEZASIZ KATİLLER ÜLKESİNDE ADALET OLDULAR.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… Siz ölmediniz, çoğalmanız için toprağa ektik sizi.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… EMİNİZ zafer bizimdir… Biz zaferi oligarşinin elinden SİZİNLE ölüm silahını onların elinden alarak kazandık bile.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… son mermilerine kadar çatıştılar. Çünkü biliyorlardı inancın cephanesi tükenmez. Mermi biter inanç savaşmaya devam eder.

Hangi tarafta esse ŞAFAK BAHTİYAR ELİF RÜZGARI… titretir ortalığı önce… sonra ortaya çıkartır; dağlara şehirlere kayalara yoksul mahallelere üniversitelere liselere evlere sıkıştırılmış

bir tarihi,

bir isyanı,

bir inancı,

ve zaferi….

Yasınızı tutmayacağız. Hesap soracağız.

SİZİN ŞEHİTLİĞİNİZ ATEŞ YUTMAK GİBİYDİ BİZİM İÇİN. ATEŞİ YUTTUK CAYIR CAYIR YANIYOR İÇİMİZ… CAYIR CAYIR YAKACAĞIZ ZALİMLERİ. CAYIR CAYIR YAKACAĞIZ KATİLLERİ VE ÇOCUKLARIMIZIN KATLİAM EMRİNİ VERENLERİ.



Unutursak

Toprak suya küssün

Ağaç yeşile

Yeryüzü güneşe

dağlar buluta

deniz suya insan soluğa küssün…

Ömrümüz bizi yok saysın

unutmayacağız

unutturmayacağız sizi.



Gerçek bir devrimci büyük bir sevgi tarafından yönlendirilir.

Halk sevgisi, adalet ve doğruluk sevgisi… En yücesine sahipsiniz şimdi.


Tarih: 30 Nisan 2015 / Açıklama: 448

Biz de sizi seviyoruz Cephe’nin Adalet Savaşçıları

Biz de sizi… Cephe gözlü Şafak, Cephe gülüşlü Bahtiyar…

Biz de sizi seviyoruz… Cephe’nin Alev saçlı Elif’i…

Sevmek; halkını vatanını sevmektir.

Sevmek; halk için, vatan için, adalet için savaşmaktır!

Neden yaptı bu eylemleri Elif, Sultan, Bahtiyar?

Çocuklarımız öldürülmesin diye…

Öldürülen çocuklarımızın ahı yerde kalmasın diye…

ÜLKEMİZ KATLEDİLEN ÇOCUKLAR… KORUNAN KATİLLER ÜLKESİ OLMASIN DİYE…

KATİL DEVLETİ AKLAYAN YARGI TİYATROSUNA SON VERMEK İÇİN YAPTIK!

Emri verenler ellerini kollarını sallayarak gezemeyecek demek için yaptık!

Düşmanlarımız çocuklarımızın katillerini koruyor. Biz de halkımızın çocuklarını koruyacağız diyoruz. Biz de o katilleri cezalandıracağız diyoruz. İşte bunu diyor; Şafak, Elif, Bahtiyar eylemleri ile… Siz katilleri, biz çocuklarımızı koruyacağız.

ÇOCUKLARIMIZA VUR EMRİ VEREN SOMOZA BOZMASI KATİL ERDOĞAN’A SONUNU HATIRLATMAK İÇİN YAPTIK.

SONUNUZ SOMOZA’DAN BETER OLACAK.

Evet, sonunuz Nikaragua’nın eli kanlı diktatörü Somoza’dan beter olacak. O ilk saldırıdan kaçmayı başardı ama yolu yok; halkın adaleti kaçtığı delikte buldu ve vurdu. Bir aileden Üç diktatör Somaza’nın tarihi ibretliktir. Nikaragua’dan kovulma ve kaçtıkları yerde halkın adaleti ile vurulma…

Nikaragua’da Somoza diktatörlüğü % 90’ı 13-18 yaş arası çocuklar olan 50 bin Nikaragualı’yı öldürdü. Yani öldürdüğü elli bin kişiden kırk bini 13-18 yaş arası çocuklardı…

EVET EVET SAYI YANLIŞ DEĞİL, SAYIDA BİR YANLIŞLIK YOK.

Emperyalizmin beslemesi Somoza’nın Nikaragua’da 42 yıllık diktatörlüğünde öldürdüğü çocuk sayısı budur.

Somoza bozması Tayyip Erdoğan da çocuk katilidir.

Diktatörlerin faşizmin emperyalizmin vazgeçilmez yöntemidir ÇOCUKLARI ÖLDÜRMEK. Neden, halkın en kıymetlisidir çocukları, halkın sahip olduğu tek zenginliktir çocukları, halkı çocukları ile teslim almak korkutmak vazgeçirmek bilenen yöntemleridir.

EL SALVADOR’DA CIA VE İŞBİRLİKÇİ OLİGARŞİ “El Salvador’a barışı yeniden getirme” programında ÜÇYÜZ BİN EL SALAVADORLU’YU KATLETTİ. YAKLAŞIK ELLİ BİNİ ÇOCUKTU.

ŞİLİ’NİN DİKTATÖRÜ LİSELİLERİ DİRİ DİRİ OKYANUSA ATTI.

İŞTE BUNUN İÇİN YAPTIK BU EYLEMİ, 700 GÜNDÜR KATİLLERİNİ İSTİYORUZ BERKİN’İN. KIRK BİN ÇOÇUĞUMUZ ÖLMESİN DİYE.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF ÇOCUKLARIMIZ ÖLDÜRÜLMESİN DİYE ÖLDÜ.

Yıldızlar karanlığın en zifiri anında çok parlak gözükürlermiş…

ELİF ŞAFAK BAHTİYAR… BÖYLE BİR KARANLIKTA parlıyorlar.

Emperyalizmin; ideolojik, politik öncülüğünü yaptığı uzlaşma, teslimiyet, tasfiye sürecine karşı tüm dünya halklarına yol gösteriyorlar.

Biz kutup yıldızı bir tane bilirdik… Bunu da değiştirdiler, artık üç tane kutup yıldızı var. Yan yana ele ele yürek yüreğe duruyorlar.

BERKİN’İN KATİLLERİNİ NEDEN KORUYOR DEVLET? BU SORUNUN CEVABI İÇİN YAPTIK EYLEMİ.

Katil polislerin ağababasının devlet olduğunu göstermek, polislere emir verenleri açığa çıkartmak için yaptık.

Gerçek katilin iktidar olduğunu, katil polis-savcı- başbakan arasındaki işbirliğini göstermek; devlet katlettiğinde, katillerin yargı tarafından korunduğunu teşhir etmek için bu eylemi yaptık.

Devletin, ucunun kendilerine dokunacağını bildiğini göstermek, bunun uğruna savcısını dahi harcayabileceğini göstermek için yaptık…

Devlet, katil polisleri “adalet”e teslim etseydi, ipin ucu kendilerine kadar gelecekti. Kahraman polislerine talimatı verdiğini itiraf eden dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, hesap vermek zorunda kalacaktı.

İktidar eğer katil polisleri açıklasaydı, bundan sonraki katliamlarda emir vereceği yeni katiller bulamayacaktı. Katillerini korumayan bir devletin sözü hiçbir yerde geçemez. Bundan sonra kimseyi yönetemez. Bu nedenle katilleri açıklamadılar.

Polisler yoksa 14 yaşındaki Berkin’i vurma cesaretini nereden bulacaklardı?

Ali İsmail Korkmaz’ı öldüren polis, “Talimatı Başbakan’dan aldım” itirafını neye güvenerek yapacaktı yoksa?

Kendilerini halkın adaletine teslim eden devletin yasadışı talimatlarını kimse yerine getirmez. Bu nedenle savcılarının ölümü pahasına, polislerine sahip çıktılar.

VE ARTIK HERKES BİLSİN Kİ ADALET YOKSA ADALET SAVAŞÇILARI VARDIR. VE HEP VAROLACAKLAR.

ZOR ZAMANLARDA ÖNCE EN İYİLERİMİZ DÜŞÜYOR TOPRAĞA.

ZOR ZAMANLARDA VATANA HALKA ÇOCUKLARIMIZA SİPER OLUYOR EN İYİLERİMİZ.

Cephe’nin üç adalet savaşçısı… Halkımızın üç yiğit, onurlu evladı… Halk ve vatan sevgisi yüzlerinden, gözlerinden okunuyor. Yüzleri gibi içleri de tertemiz.

Cüretliler, kararlılar, ağızlarından çıkan her kelimede; ne diyorlarsa onu yapacaklar… Çünkü onların doğum yeri Kızıldere.“31 Mart, 30 Mart 1972’in bir gün sonrası, Mahir Çayanlar bu yolu başlattı. Devrim yolunu çizdiler, biz de bu yolu takip ediyoruz, sürdürüyoruz ve ölene kadar da sürdürmeye devam edeceğiz” dediler. Boş tehdit yok, dediklerini yaptılar.

Faşist, hırsız, katil AKP iktidarı Berkin Elvan’ın katillerinin isimlerini açıklamak yerine kendi savcısını gözden çıkarttı…

Kızıldere’nin kalbi şimdi İstanbul Çağlayan’da atıyor… Hırsızları, katilleri koruyan adaletsizliğin sarayında Cephe savaşçıları ADALET oldu. Kızıldere’de Mahirler nasıl ki affetmemişlerse üç İngiliz ajanını, Adalet savaşçıları da affetmedi Berkin Elvan’ın katillerini koruyan savcıyı.

Bu cüret, bu kararlılık, bu sevgi halk ve vatan sevgisidir.

Adalet savaşçılarımız Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol basınla yaptıkları son konuşmalarında taleplerini son kez ilettikten sonra Dev-Gençliler’e, Haziran şehitlerinin ailelerine ve halkımıza “Sizi çok seviyoruz” dediler.

Halk ve vatan sevgisi olmayanlar, böyle sevemezler. Böyle kararlı, böyle cüretli olamazlar.

KATLEDİLEN ÇOCUKLAR… KORUNAN KATİLLER ÜLKESİ… Böyle bir ülkede yaşadıklarının ve savaştıklarının farkındaydılar.

Cayır cayır yanıyor… günler geceler…

Çocuklar öldürülüyor… tutsaklar yakılıyor bu ülkede. Şafak, Bahtiyar, Elif bu acılardan güç çıkardılar. Bu acılar gücümüz oldu.

Elif Fidan’ın kanından canından.

Elif Fidan’la tanıdı bu ülkeyi… faşizmi…

Bir gecede 20 hapishanede birden polisle, askerle operasyon yapıldı… ve tek bir suçlu hüküm giymedi… İşte bu yüzden Elif alev saçan saçlarını savura savura… O çok sevdiği ÇAPRAZ KOŞUSU… gerilla koşusu ile girdi düşmanın kalbine. Bu kadar mı estetik olur bir çapraz koşu. Çocuklarımızın hesabını gümbür gümbür soran Elif, uykusu bölünmesin diye çocuklarımızın sanki parmak uçlarında koşuyor belki de koşmuyor uçuyor.

Bu kadar mı yakışır yıldızlı bayrak bir kadının beline. Bu kadar alımlı, bu kadar nazlı, bu kadar kararlı ve güzel olur savaşçı kadınları cephenin.

Savaşa estetik, savaşa sanat katan kızımız.

Çok güzeldin.

İşte Cephe savaşçısı işte savaşçı bir kadın, Sabo’nun kızlarına en güzel takısı olur kleşi. Yıldızlı bayrak kuşak olur belinde.

BUNDAN SONRA TÜM KADINLARIMIZ ELİF GİBİ GÜZEL, ELİF GİBİ YILDIZ KUŞAKLI, ELİF GİBİ EYLEMİ SANAT YAPARAK SAVAŞACAK. EMİN OL BUNDAN.

Evet Elif Fidan’ın kanından canından.

Elif Fidan’la tanıdı bu ülkeyi faşizmi…

Ne yaptı Fidan. Ne yaşadı tutsaklar bu ülkede.

Amaç neydi “Hayata Dönüş”, “Tufan” vs. denen bu operasyonlarda?

Tecrit ile amaç, ML’de ısrar edenlerin fiziki ideolojik ve örgütsel olarak yok edilmesiydi. Aslında hedef devrimin silahlı mücadele cephesinin geriletilmesiydi. Çünkü diğer alanlardaki geçici başarılarını tersine çevirme dinamiğine sadece silahlı devrim cephesinin SAHİP olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu nedenle saldırının başarıya da başarısızlığını belirleyecek olan nokta burasıdır. İşte bu noktada saldırının nihai sonucunu belirleyecek HİÇ BİR BAŞARIDAN SÖZ EDİLEMEZ… dedik…YILLAR ÖNCE… İşte ispatı Elif Sultan Kalsen‘dir.

Yapamadınız.

8 bin 335 asker, binlerce çevik kuvvet ve binlerce gardiyan ile üç gün süren hapisaneler saldırısında kapalı alandaki tutsaklara karşı 20 bini aşkın gaz bombası kullanıldı. 20 hapishane 28 ölüm ve süren direnişte 122 şehit, 600’e yakın sakat… ve tek bir kişi ceza almadı.

Elif Sultan kesti sizin cezanızı.

Siz bu katlimları yaparken o sadece 12 yaşındaydı.

İyi tanıyın savaşçılarımızı. Katlettiğiniz tutsakların halası, amcası, kardeşi, yetmez torunları ile bile savaşacaksınız. İyi tanıyın.

Lime lime edildik ölmedik
İşte buradayız yine burada.
Diri diri yakıldık ölmedik
İşte buradayız yine burada dedik

Dirençle, inançla en öndeyiz yine

Fidan ve Elif… bunun en canlı kanıtı.

Tarihimize yeni gelenekler, yeni değerler katarak Kızıldere’nin yıldönümünde, şehitlerimizi andığımız şu günlerde adalet oldunuz… Şehitlerimizi şehitliklerinizle selamladınız. Halkımız sizi unutmayacak.



Cephe gözlü Şafak

Cephe gülüşlü Bahtiyar

Cephe’nin Alev saçlı savaşçısı Elif

Biz de sizi çok seviyoruz… Halkımız da sizi çok seviyor…

Halk dediğimiz milyonlardır… Televizyon ekranlarından kendi korkularını kusarak düzene yaranmak için devrimcilere küfreden küçük burjuva aydınları, eski dönekler, solcu artıkları değildir. Yüreğinde bir gram halk ve vatan sevgisi olanlar bile sizin fedanız, kararlılığınız, cüretiniz, inancınız, yarattığınız değerler karşısında saygı duyuyor.

Faşizmin yağma talan düzenini aklayan, katilleri, işkencecileri, halk düşmanlarını koruyan kollayan, adaletsizliğin, zulmün sarayında ADALET oldunuz. Halkımızın yüreğine su serptiniz.

Varsın tir tir titresin halk düşmanları, dönekler, kavga kaçkınları, akıllı solcular.

Faşizmin iktidar olduğu bir ülkede, her gün iş cinayetlerinde 3 işçi katledilirken, işsizlik, açlık, yoksulluk kol gezerken, yoksul halk çocukları devrimci mücadeleden uzak tutmak için uyuşturucu ile zehirlenirken, yeraltı-yerüstü tüm zenginliklerimiz emperyalistlere, işbirlikçi tekellere peşkeş çekilirken kimse “barış”, “demokrasi” gibi pembe rüyalar görmesin.

AKP kendi politikalarını desteklemeyen halkın tümüne savaş açmıştır. Bu bizim yaptığımız siyasal bir tespit değildir. Halkımızın yaşadığı gerçeklerdir.

Akıllı solcuların yüreklerini hoplatırken adalete susayan halkımız bayram yapıyor. Yoksul gecekondu mahallelerinde halkımız davulla, zurnayla eylemin bildirilerini dağıtıyor…

Tarihi yazan halktır. Halk elbet kazanacaktır. Tarihin en cüretli savaşçıları HALKIMIZIN EN YAKIŞIKLI OĞULLARI, EN GÜZEL KIZLARIDIR. BU CÜRETİ DOĞURAN DA DEVRİMCİLERİN TARİHSEL VE SİYASAL HAKLILIĞIDIR.

Tarih bize ait. Onu halk yaratır. Kimse alamaz bu tarihi bizim elimizden.

Ve emin olun Şafak, Bahtiyar, Elif, o tarih SİZİN yarattıklarınızda HALKIN zaferini yazacak.

Üç Dev-Genç’li, üç Halk Kurtuluş Savaşçısı…

Anadolu ihtilalinin yiğit savaşçıları!

Yaşamınızla, mücadelenizle, şehitliğinizle örnek oldunuz.

Tıpkı sizden öncekiler gibi sloganlarla, marşlarla karşıladınız ölümü.



SAVAŞÇILARIMIZIN ÖZGEÇMİŞLERİ:

CEPHE GÖZLÜ ŞAFAK YAYLA

8 Mayıs 1991 Zonguldak Merkez doğumludur. Aslen baba Giresun, anne Trabzonlu bir ailenin çocuğudur. Devrimcilerle lise yıllarında abisi aracılığıyla tanıştı.

2009 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi birinci sınıfta okurken Dev-Genç saflarında örgütlendi.

2009-2010 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde sorumluluk yaptı.

2010-2011 yıllarında Dev-Genç’in Anadolu Komitesi’nde yer aldı.

2011 yılı sonunda gençlik örgütlenmesinde yöneticilik yaptı. Anadolu’unun birçok ilinde görevler yaptı.

Komutan Hasan Selim Gönen’in şehitliği onun devrimciliğinin büyütülmesindeki en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Bunu şöyle anlatıyor Şafak: “Hasan Selim abinin şehitliği beni etkiledi, yani birçok konuda daha da netleşmemi sağladı, işlere daha çok sarılmamı sağladı. Keza ardından İbrahim Çuhadar Abi’nin eylemi ve şehitliği de beni bu yönde etkiledi ve artık şehitliği-savaşçı olmayı daha da çok düşündüğüm dönemdir.”

Hasan Selim artık Şafak Yayla’dır… Halk düşmanları bir kez daha görsün öldürerek bizi tüketemeyeceklerini…

2013 yılı 18 Ocak’ta bir çok demokratik kuruma yönelik operasyonda tutsak düştü. Tahliye olduktan sonra teredütsüz mücadeleye koştu. Şehit düştüğü güne kadar kendisine verilen her görevi tereddütsüz yerine getirdi. Cephe’nin adalet savaşçısı olarak şehit düştü.

CEPHE’NİN ADALET SAVAŞÇISI,

YÖNETİCİ YETİŞTİREN YÖNETİCİMİZ… SAVAŞIMIZIN KURMAYI

CEPHE GÖZLÜ ŞAFAK YAYLA

Artık seni tüm dünya böyle tanıyacak.

Zulmün sarayına girip elinde silah adalet ararken alnında yıldızlı bere, yüzünde Cephe yıldızlı fularınla sadece gözlerin görünüyordu. Herkes görür görmez gözlerinden, bakışlarından tanıdı seni. Bu gözler, bu bakışlar Cephe’ye aittir.

Bir odanın içinden bütün dünyayı gören gözler.

Bütün dünyaya, bütün insanlığa seslenen bakışlar.

Şafak Yayla 24 yaşında bir Dev-Gençli’ydi.

Adalet savaşçısı oldu.

Bir komutandı, savaşçılar yetiştiren, savaşı sevk ve idare eden savaşımızın kurmaylarından oldu.

“Mahir Çayanlar bu yolu başlattı. Devrim yolunu çizdiler, biz de bu yolu takip ediyoruz, sürdürüyoruz ve ölene kadar da sürdürmeye devam edeceğiz” diyor Şafak Yayla.

Mahir Çayan şehit düştüğünde 26 yaşındaydı. Türkiye devriminin yolunu çizdi. 26 yaşında tüm dünya halklarına yeni-sömürge ülkelerin devrim stratejisi armağan etti.

Şafak Yayla, kısacık ömrüne koskocaman bir tarih sığdırdı.

Cephe gözlü Cephe bakışlı yoldaşımız.

Boşuna değildir Cephe bakışlı, Cephe gözlü dememiz ona.

Her şeye Cephe’nin gözüyle bakan bir devrimciydi Şafak. DOĞRU DÜŞÜNÜYORSAM ÖRGÜTÜM ZENGİLEŞTİRİR, YANLIŞ DÜŞÜNÜŞORSAM ÖRGÜTÜM DÜZELTİR diyen güvenle baktı o gözler ve böyle CEPHE GÖZLÜMÜZ OLDU O BİZİM.

Yöneticilik yaptığı sürece onun eğitiminden geçmeyen nerdeyse tek bir Dev-Genç’li yoktur.

İstanbul’dan Anadolu’ya verilen hiçbir görevi yapamam demedi…

DEVRİMCİ EĞİTİMİ İLKESİ “BİLMEDİĞİNİ ÖĞREN, BİLDİĞİNİ ÖĞRET”…BU İLKEYE SON NEFESİNE KADAR SADIK KALDI.

Bilmediği her şeyi öğrendi… Öğrendiği her şeyi öğretti…

Bir yoldaşı hapishanede onu şöyle anlattı “Şafak abi adliye koridorlarında yürürken bana eğitim çalışmamı yaptırıyordu sanki”

Genç yaşında onun en büyük özelliği budur. Bir taraftan öğrenirken diğer taraftan öğretendir.

Savaşımızın yönetici yetiştiren yöneticilerindendi.

DEV-GENÇ, CEPHE’NİN GELECEĞİDİR!

Şafak, Dev-Genç yöneticiliği yaptığı sürede, gençlikte bu kişiliği, bu ruhu yaratmıştır. 8 metre karelik bir odadan, bir yıl boyunca çıkmadan, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan yoldaşlarının gelişimi için eğitim faaliyetlerini sürdürmüştür.

Şöyle diyor Şafak; “Benim için durağan ve coşkusuz bir ortam ve insanlar sorun teşkil eder; yani bu konuda adım attırmak için çalışırım ve sebeplerini bulmaya çalışırım.”

Durağanlık, coşkusuzluk, devrimciliğin ruhuna aykırıdır. Onun olduğu yerde coşku vardır, hareket vardır. Durağanlık, coşkusuzluk varsa bir yerde Şafak için çözülmesi gereken sorun var demektir. Çünkü devrimcilik en büyük coşkuyu yaşamaktır.

Şafak… Kim tanıdıysa senden bir parça kaldı onda. EĞİTİM UZMANIMIZ… Profesörümüz Şafak… EĞİTİM ÇALIŞMASI YAPMADIĞI DEV-GENÇ’Lİ KALMAMIŞTIR… “BENİM BU EĞİTİM ÇALIŞMASINDAN ÖĞRENDİĞİM… BİLGİYİ VERMEK YETMEZ, SAVAŞACAK RUHU DA VERMELİYİZ…” DİYEN EĞİTMENİMİZ ŞAFAK… İşte Adliye koridorlarında yürürken bu ruhu da verdi Şafak yoldaşlarına.

Şafak… Aldığı her nefesin karşılığını verdi.

Her gününe kavga ekti.

Her şafağa kavga ile umut ile sevgi ile uyandı.

Kendisi ile başlattığı kavgasını son anına kadar kesintisiz sürdürdü.

Devrimin teorisini yapmak istiyorsan pratiğine katılacaksın dedi.

ZAFER SAVAŞILARAK KAZANILIR DEDİ SON DERSİNDE.

TAHLİYE OLDUĞUNDA YAZDIĞI YAZISINDA; “Halkımıza adalet borcumuz var… Borcumu ömrümle ödemek istiyorum” dedi ve dediğini yaptı.

Şafak yoldaşımız son nefesine kadar eğitmenlik görevini ustalarına, önderlerine yaraşır şekilde yerine getirdi.

Son eylemiyle soldaki çürümeye, uzlaşmaya, tasfiyeciliğe, silahlı mücadelenin miadını ilan edenlere en büyük dersini verdi.

Çakmak gözlü Şafak yoldaşımız.

Halkımızda seni çok seviyor.

Halkımız seni gözlerinden öpüyor Şafak.

Biz de seni o çakmak gözlerinden öpüyoruz.

“Mahirler’in mirasını biz yaşatıyoruz” diyerek halkımızı düzene yedekleyen uzlaşmacılığın, tasfiyeciliğin önüne çok güçlü bir barikat ördünüz.

Kavga kaçkınlarının, ekran soytarılarının diline doladıkları “terörizm” safsatalarının sinek vızıltısı kadar hükmü yoktur.

Sosyalizmi savunmak silahlı mücadeleyi savunmaktır, savaşmaktır.

Demagojiler gerçeklerin üstünü asla örtemez… Devrim, sosyalizm kavramları yerli yerine oturacak… Emperyalizmle, faşizmle uzlaşarak kurtulunamayacağını halkımız görecek. Uzlaşmanın, tasfiye olduğunu görecek. Devrimden, sosyalizmden başka kurtuluşun olmadığını bütün dünya halkları görecek…

Devrim için uzlaşmak değil, savaşmak gerektiğini halkımız görecek…



CEPHE’NİN ADALET SAVAŞÇISI,

CEPHE GÜLÜŞLÜ BAHTİYAR DOĞRUYOL

27 Mart 1987 Ankara doğumlu. Baba Ardahan, anne Erzincanlı bir ailenin çocuğudur.

Devrimcilerle 2007 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde tanıştı. İlk tanıştığında reformist EMEP içinde yer alıyordu.

Halk Kurtuluş Savaşçısı Kevser Mırzak’ın Ankara’da polisle girdiği çatışmada şehit düşmesinden sonra EMEP Gençliği’nden ayrılarak Dev-Genç saflarında bir Dev-Genç’li olarak mücadelesini sürdürdü.

EMEP Gençliği’nden ayrılıp Dev-Genç saflarına katılmasını şöyle anlatıyor: “Madem yapıyorum tam yapayım diyerek ve reformizmin çürümüşlüğünü gördüğümden EMEP’ten ayrılmıştım. 19-22 Aralık’ta ne olduğunu öğrendim, bundan etkilendim. Ama daha çok Cephelilerin devrimcilikteki direngen, ciddi, sıcak-samimi olduklarını görmem ve Kevser Mırzak’ın şehitliği beni çok etkiledi”

Ankara’da demokratik mücadele içinde çok sayıda gözaltı ve 2008 yılında 4 aylık bir tutsaklık yaşadı.

2011-2012 yılları arasında İstanbul Gazi Mahallesi ve Okmeydanı’nda çeşitli sorumluluklar aldı.

2012 Aralık ayında tutuklandı ve Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde kaldı. 9 Aralık 2014’te tahliye olduktan sonar tereddütsüz hesap sorma bilinciyle mücadeleye koştu. Cephe’nin adalet savaşçısı olarak şehit düştü…

Gülüşü güzel yoldaşımız Bahtiyar’ın hesap sorma bilinciyle nasıl yanıp tutuştuğunu kendisinden dinleyelim: “Tutsaklığım 2 sene sonra, 9 Aralık günü son buldu. Dışarıdaki mücadeleye yeniden başlayacak olmanın coşkusu ve heyecanı var. 2 senelik hasretlikten sonra arkadaşları görüp kucaklaşmak çok ayrı bir duygu. Tabii içerideki arkadaşları da yüreğimin bir köşesine katıp geldim. Onların duvarlar arkasında hapsedilmesi de mücadele etme, düşmana kin duyma nedenlerimden olacak…

Bu iki senede çok şey yaşandı dışarıda. Şehitler verdik, hesap sorduk, halkımızın ayaklanmasına tanık olduk. Duygularımın yoğunlaştığı, sevinç, öfke, kin, gurur, hasret… birçok duyguyu aynı anda hissettiğim zamanlardı bunlar. Alişan’ımız, Hasan Ferit’imiz, Ayaklanma şehitleri… özellikle de Berkinimiz… hesap soran Muharremimiz… hepsi de düşmana olan kinimi kat be kat arttıran haberlerdi. Anaların gözyaşları, Şehitlerimizin bıraktığı değerler savaşma, hesap sorma bilincimiz olacak. Berkin’in hesabını sormaya, şehitlerimizin izinden yürüyeceğime yemin ettim. Onlara, hareketimize, halkımıza layık olmak için elimden geleni yapacağım.”

Devletin katliam operasyonları, tecrit saldırısı Bahtiyar nezdinde bir kez daha başarısız olmuştur. Özgür Tutsaklık geleneği halk kurtuluş savaşçılığıyla taçlanmıştır.

“Gülüşün günlerimizi aydınlatıncaya kadar

And olsun ki inancım sevdamızda yaşayacak”

Bahtiyar yoldaşımız; Şehitlerimizi andığımız ve Parti’nin kuruluşunu kutladığımız günler içinde şehit düştün. Şehitlerimizi şehitliğinle selamladın. Berkin Elvan’ın hesabını sormakla yanıp tutuşuyordun, Berkin’in hesabını sorarak şehit düştün. Sen zaten bizim BAHTİYARIMIZDIN…SEN şimdi dünya halklarının en bahtiyar SAVAŞCISI oldun.

Senin gülüşün dünyanın en mutlu insanlarının gülüşüdür. Seni tanıyan herkes gülüşünle tanır. O gülüş Cephe gülüşüdür. Cephe’nin iktidar bilinci, kararlılığı, iddiası var. O gülüşü yüzünde gören, devrimi görüyor. Devrimi görenlerin gülüşüdür o gülüş. Apolar’dan, Hasanlar’dan, Haydarlar’dan mirastır o gülüş bize. O gülüş Cepheliler’in gülüşüdür. Gülüşünde devrimi görecek halkımız. Gülüşün tüm dünya halklarına armağan olsun.

Sen güldükçe

Dağılır bu umarsızlık

Senin gülüşündedir

Yarınımızı aydınlatan nur

Hep gül ki sen

Gülmeyi de öğrensin bu toprak…

BAHTİYAR… anlatıyor… Bir zamanlar oportünistken“… Okulda Cephelilere göre her şeyin doğrusunu onlar biliyor her şeye onlar damga vurur onlarsız yapalım …derlerdi… merak ettim neden her yere Cepheli damgası vurulur. BULDUM.., Çünkü en çok Cepheliler örgütlüdür. En çok Cephelilere saldırmaktadır. Hak ve özgürlüklere saldıranları en çok Cepheliler göğüslerde ondan…”



KÜRT HALKININ MUZAFFER KIZI

CEPHE’NİN ALEV SAÇLI HALK KURTULUŞ SAVAŞÇISI

ELİF SULTAN KALSEN,

23 Haziran 1988 Dersim, Merkez Buğulu Köyü doğumlu… Dersimli, Kürt ve Alevi inancındandır. 19 Aralık Katliamı’nda, operasyonu durdurmak için feda eylemi yapan Fidan Kalşen amcasının kızıdır. Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde okuyordu.

Elif Sultan devrimcilerin içinde büyüdü. Şehit akrabaları var. Devrimci olmasında Dersimli olmasından Alevi olmasına, daha çocukken devrimciler ile tanışmasına kadar birçok neden sayarken, bunların en önemlilerinden birisinin Fidan Kalsen olduğunu söylemektedir.

2007-2010 yılları arasında Kocaeli Üniversitesi’nde okurken Kocaeli Gençlik Derneği’nde devrimcilik yapmaya başladı. Elif’in ilk öğretmeni Hasan Selim Gönen oldu. 2010 yılında İstanbul’da çeşitli alanlarda görev yaptı. 2010 yılında Kocaeli Gençlik Derneği’nden gözaltına alınıp tutuklandı. 2012 Haziran ayına kadar Bakırköy Hapishanesi’nde tutsak kaldı. Tahliye olduktan kısa bir süre sonra, 18 Ocak 2013’te demokratik kurumlara yönelik saldırılarda tekrar tutuklandı.

27 Mart 2014’te Bakırköy Hapishanesi’nden tahliye olduğunda “Hareket benim umudum, insanlığım, emeğim hayatın anlamı yaşamıma anlam katan, yaşam sebebimdir. Hareket benim namusumdur, böyle bakıyorum. Hareket benim için adalettir. Halkın yaşadığı tüm haksızlıkların, katliamların, dayatılan onursuzlukların, kimliğinden onurundan ayrı yaşamaya mecbur bırakılmanın, açlığın, sevgisizliğin hesabını soracak tek güçtür. Halkın gücüdür. Güvendir, insanlığın tüm erdemleridir.

“Hareket benim umudum” diyorsun. Hareket sensin Elif Kalsen. Sen halkın umudu oldun.

Her kadro bir komite, her komite bir örgüt gibi davranmalıdır… talimatı aldı ve tek başına bunun yapılabilirliğini gösterdi. Tek başına örgüt oldu. Yüzlerce evde onlarca şehirde baskınlar yaptı düşman bulamadı. Halkımız onu evinde sakladı o zaman… Şimdi halkımızın yüreğinde beyninde yaşıyorsun Kürt kızı… Dünyanın en güvenli, en mutlu dünyanın en güzel ülkesi, halkımızın yüreği, oradan bize bakıyorsun şimdi. Bakışların bizim talimatımızdır şimdi… Sen bizim savaşma nedenimizsin. Senin gibi savaşmayı öğreneceğiz örgütleyeceğiz. Gerilla koşusu şampiyonumuz.

Rahat uyu Elif Sultan, rahat uyu… O en güzel koşusunda ömrünün, bu kadar estetik, bu kadar hızlı, bu kadar kararlı nasıl koşulur gösterdin.

Anadolu ihtilalinin yiğit savaşçıları… Tarihimiz kanla yazılmaya devam ediyor.

Savaş bu. Sınıf savaşı…

Düşmanların en kalleşiyle savaşın en mertini veriyoruz.

Yarattığımız her değeri kanımızla canımızla yaratıyoruz.

Sabo’nun kızı, Savaşımızın yiğit kadını…

Düşmanlarımız senin için hep teyakkuz halindeydi. Halka karşı işledikleri suçlarda sen onların kâbusuydun. Resimlerin ülkenin dört bir yanında asıldı.

Sokaklara saldıkları halk düşmanı polislerin cep telefonlarına senin resmini koydular ama bulamadılar.

Katiller her yerde seni ararlarken sen onları hep karargahlarında vurdun.

Halkımıza yasakladıkları Taksim Meydanı’nda yerlere kapandılar. Seni bulmak için yüzlerce ev bastılar.

Korkuları hep büyük oldu. Kâbusları oldun halk düşmanlarının. Adın afişlerden hiç inmedi. Ancak bu kadarını da hiç beklemiyorlardı. Onları can evinden, beyninden vurdun.

Kürt kızı, Cephe’nin alev saçlı savaşçısı şimdi sen artık hesap sormanın, cesaretin, cüretin, adaletin adı oldun.

32 kurşun sıktık Elif’e diyorlar, işkence yaptıkları bir yoldaşına. 32 bin kez öper iyileştiririm o yaraları diyor yoldaşın. Bizde sana söz veriyoruz, alnının çatından öpeceğiz zaferi senin için.

SABIR dendiğinde Elif’i yazacak sabır taşları. Sabırlı, sessiz, sakin, kurallı, ilkeli beklemek dendiğinde ELİF SULTAN KALSEN ismini kaydetti Cephemizin tarihi.

Yerinde duramayacak kadar coşkulu…

Elif… yüreği savaş temposu çalan Elif… Sabırlı, akıllı, sessiz, ilkeli Elif…

Yürek savaş temposunu vursun diyen Elif,

Vursun savaş temposu yürek gergin bir davul gibi göğsü Elif’in…

Ama sabırlı, sakin, sessiz Elif. Yüreği davul çalıyor, düğün dernek Elif’in ama sessiz zılgıt çekiyor Elif.

O yürekte kıyamet kopuyor

O yürek, cennet cehennem o yürek

AMA O TEK BAŞINA SESSİZ SAKİN

O sinesine sığmayan yürekte tüm dünya halkları ile birlikte

Tüm Türkiye polisi onu ararken O MİLYONLARIN İÇİNDE, MİLYONLAR GİBİ YAŞADI.

İÇİN RAHAT OLSUN ELİF…

Biz yeniden kazanacağız. Dünyanın tüm kentlerini, tüm sokaklarını, tüm dağlarını…

İlkler yarattın Cephe saflarında.

Tabii sende bazı ilkleri yaşadın… Mesela ölmeden, sen öldükten sonra yazılacak seninle ilgili şiirleri okudun. Yanlış eylemi üstelendik ya ne çok gülmüşsün bize. Ama öyle çok söylemişsin ki ne yapacağını nasıl yapacağını, KESİN BİZİMKİDİR… KESİN KESİN O ELİF. YÜRÜYÜŞÜ ÇOK BENZİYOR DİYENLER bir yana, sorumlun bile senin yaptığına ikna idi. Affet bizi, affet böyle bir hata için.



BİZDE SİZİ ÇOK SEVİYORUZ

Sizi çok seviyoruz…

Halkımız sizi çok seviyor…

Biliyoruz ki;

Sevmek savaşmaktır…

Sevmek hesap sormaktır…

Dökülen her damla kanımızın, halkımızın çektiği her acının hesabını soracağız…



Şehir şehir… yıldız yıldız karanlıkta…

Evet

Sizi toprağa verdik

Umut ektik bu topraklara

kök salıp yeşillensin diye

yeni nesiller için UMUT kokasınız diye



ONLAR

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF

Cesaretten daha üstün bir ruh hali ile yaptılar eylemlerini…

Üç yeminli mermi

Üç yeminli yürektiniz siz.

ÜÇ SAVAŞÇI YÜREKTİNİZ SİZ. CÜRET KARARLILIK ZAFER… isimli üç yürektiniz.



Korkuyu alnından vurdunuz…

Umut, adalet, sevgi oldunuz.

Yağdınız halkımızın üstüne.



Şehitlerimiz kavgayı hayatlarıyla da sınırlamıyorlar.

Mezarları ile devrimi örgütlemeye devam ediyorlar. Bu nedenle cenazelerimizi kaçırıyorlar acizler.



ŞAFAK… BAHTİYAR… ELİF…

Faşizmden kaçamazsın korunamazsın savaşacaksın direneceksin… Bunu öğrettiler döneklere, akıllı solculara.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… akıllı, umutlu, sabırlı, delikanlı yürekli yoldaşlarımız…

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… çocuklarımızı öldüren bir devlet istemedikleri için şehit oldular.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… KATİLDEVLETİ AKLAYAN YARGI TİYATROSUNA SON VERMEK İÇİN ŞEHİT DÜŞTÜLER.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİ F çocuklar için adalet istedikleri için şehit oldular.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF…

CHE’NİN devrimden başka hayat yoktur… SÖZÜNÜN SAHİBİ ŞİMDİ ONLAR…

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… ŞEHİTLİĞİNİZLE EN ÇOK anladığımız şudur… Eksiklerimiz görevlerimizdir… GİDERECEĞİZ.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF…

Biz istediğimiz sürece her şey mümkündür. Bunu yeniden öğrettiniz bize.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… Biz canımızdan geçeriz. Siz tırnağınızdan vazgeçemezsiniz… Buna göre devam edin katliamlarınıza… DEDİNİZ… EN SAĞIR KULAKLAR DUYDU EMİN OLUN.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… Tüm dünya vazgeçin, silahlı mücadele bitti emperyalizmin demokrasisine teslim olun dediğinde ÇIĞLIK ÇIĞLIK, MERMİ MERMİ, SLOGAN SLOGAN, YÜREK YÜREK BAĞIRDILAR KURTULAŞA KADAR SAVAŞ diye… Tüm dünya halklarına duyuracağız bunu.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… ADLİYEDE OLMAK BİLE SUÇ… DAVAYA KATILANA DA DAVA AÇILDIĞI bir süreçte adalet oldular halkımıza.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… CEZASIZ KATİLLER ÜLKESİNDE ADALET OLDULAR.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… Siz ölmediniz, çoğalmanız için toprağa ektik sizi.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… EMİNİZ zafer bizimdir… Biz zaferi oligarşinin elinden SİZİNLE ölüm silahını onların elinden alarak kazandık bile.

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… son mermilerine kadar çatıştılar. Çünkü biliyorlardı inancın cephanesi tükenmez. Mermi biter inanç savaşmaya devam eder.

Hangi tarafta esse ŞAFAK BAHTİYAR ELİF RÜZGARI… titretir ortalığı önce… sonra ortaya çıkartır; dağlara şehirlere kayalara yoksul mahallelere üniversitelere liselere evlere sıkıştırılmış

bir tarihi,

bir isyanı,

bir inancı,

ve zaferi….

Yasınızı tutmayacağız. Hesap soracağız.

SİZİN ŞEHİTLİĞİNİZ ATEŞ YUTMAK GİBİYDİ BİZİM İÇİN. ATEŞİ YUTTUK CAYIR CAYIR YANIYOR İÇİMİZ… CAYIR CAYIR YAKACAĞIZ ZALİMLERİ. CAYIR CAYIR YAKACAĞIZ KATİLLERİ VE ÇOCUKLARIMIZIN KATLİAM EMRİNİ VERENLERİ.



Unutursak

Toprak suya küssün

Ağaç yeşile

Yeryüzü güneşe

dağlar buluta

deniz suya insan soluğa küssün…

Ömrümüz bizi yok saysın

unutmayacağız

unutturmayacağız sizi.



Gerçek bir devrimci büyük bir sevgi tarafından yönlendirilir.

Halk sevgisi, adalet ve doğruluk sevgisi… En yücesine sahipsiniz şimdi.

Adaletin bedelini şehitlerimiz ödüyor… BİZ DE SİZE BEDEL ÖDETECEĞİZ.

ADALETSİZLİK KARŞISINDA cesareti ve cüreti bayraklaştıranlar.

Biliyorlardı; kanunlar halk söz konusu olduğunda baskıyı zulmü kolaylaştırmak içindir.



ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… KORKUYU UMUDA DÖNÜŞTÜRENLERDİR

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF… kumdan kalelerinizi yıkacağız dediler ve yıktılar saray görünümlü kumdan kalelerini zalimlerin.

DÜNYADA ZULÜM VAR ÖLÜM VAR…

Toprağın tekelde, sanayinin tekelde TOPLANMASI… bu tekeller açlığın ve yoksulluğun zulmün nedenidir.

Aynı zamanda devrimin de nedenidir. ŞAFAK BAHTİYAR ELİF ZULMÜ DE, ZALİMİ DE, ÖLÜMÜ DE YENDİLER.



Çağrımızdır;

KURTULUŞ İÇİN KURTULUŞ MÜCADELESİNE OMUZ VERELİM!

GENÇLER,

İŞÇİLER,

MEMURLAR,

ESNAFLAR,

HALKIMIZ!

ATEŞİ KÖRÜKLEMEYEN DUMANINDA BOĞULUR… KÖRÜKLEYİN! SAVAŞI BÜYÜTELİM ZAFERİ KAZANALIM

“Mücadelenin dışında olmam için bir neden yoktur, sadece kaygılarım vardır” diyenler…

AMİLCAR CABRAL’IN SÖZLERİNİ HATIRLAYIN!

“Çağımızın dünyasında kurtuluşları için savaşan ve çile çekenleri desteklemek için yiğit olmak zorunlu değildir. Haysiyetli olmak yeterlidir.”

YORGUNLAR, YILGINLAR, HATIRLAYIN GEÇMİŞİNİZİ; YAŞAMINIZIN EN GÜZEL YLILLARINIGEÇİRDİĞİNİZ ANILARINIZA DÖNÜNÜN YÜZÜNÜZÜ. CEPHE’NİN SAVAŞINI DESTEKLEYİN.

Kurtuluş bayrağını dalgalandıran savaşçılarımız…

NASIL GİRDİLER… SİLAHI NASIL SOKTULAR… BOŞ SORULAR BUNLAR!

BU VATAN KİMİN? BİZİM…

HER SANTİMETREKARESİNE ELİMİZİ KOLUMUZU SALLAYA SALLAYA GİRERİZ VE ÇIKAKIRIZ.

Bu ülke bizi katledenlerin mi bizim mi? GÖSTERDİNİZ HERKESE…

ŞAFAK BAHTİYAR ELİF…”devrim sosyalizm öldü” diyenlere cevap verdi.

Bizi güçlü kılan uğruna savaşılacak doğrulara sahip olmamızdır. SİZİNLE DAHA GÜÇLÜ OLDUK.



Gönlümüzdesiniz

Kanımızda canımızda

nefes aldığımız havadasınız.

“Koşullar ne olursa olsun silahsız çözüm ve demokratik siyaseti savunacağız”… diyenlerin uzlaşmacılığına cevap oldunuz.

Bunun en bilenen örneği ŞİLİ’dir… ALLENDE’DİR…

Salvadore Allende Grossens, marksist bir doktor.

“Nobel Barış Ödülü” sahibi tescilli ve “kitaplı” kontrgerillacı Henry Kissinger’ın yönetiminde, uluslararası dev iletişim tekeli ITT ve CIA işbirliğiyle Şili ekonomisini çökertme ve Şili’yi istikrarsızlaştırma programı uygulamaya sokuldu. Kamyoncular, sendikacılar CIA tarafından Halk Cephesi Hükümetine karşı kışkırtıldı. Ve Allende seçimle geldiği yerde savaşarak, direnerek şehit oldu.

Allende hükümet binasını savunurken Elinde Fidel Castro Ruz tarafından hediye edilmiş makineli tüfeği, hükümet binasında bir avuç yoldaşıyla çarpışarak öldü. Elinde Fidel’in makinelisiyle poz verdiği bir fotoğraf arkasına torunu için şunları yazmıştı:

“Maya’ya!

Benim kendisini ne kadar sevdiğimi birgün anlayacak ve ben onu emperyalizme ve gericiliğe karşı inancın kurşunuyla, umudun silahıyla eğitecek ve aynı zamanda Kalaşnikov tüfekle ateşetmesini öğreteceğim.

Başkan Büyükbaban, Dr. Chicho.”

Chicho, Başkan Allende’nin yakınları tarafından kullanılan adıydı. Dr. Chicho, inancın kurşunun ve umudun silahının nasıl kullanılacağını ölümüyle yalnız torununa değil, gelecek tüm kuşaklara da öğreterek şehit oldu.

Yok… başka yolu yok silahla kuracak, silahla koruyacağız devrimimizi.

VE YILBAŞI MESAJIMIZDA SÖYLEDİĞİMİZİ TEKRAR EDİYORUZ Bir nesle malolsa bile

SAVAŞACAĞIZ

Ve

KAZANACAĞIZ!

BAŞARIRSAK TÜM KADINLARIMIZ ELİF GİBİ YILDIZLI MENDİLLERLE GÜZELLEŞECEK.

BAŞARIRSAK TÜM HALKIMIZ BAHTİYAR GİBİ KOCAMAN TERTEMİZ İÇTEN GÜLECEK.

BAŞARIRSAK ŞAFAK GİBİ ÖĞRETMENLERİMİZ DÜNYANIN EN YOKSUL MAHALLERİNDE EN YOKSUL ÇOCUKLARINI EĞİTECEK DEVRİMİN OKULLARINDA…

Başarırsak zafer bizim olacak… Kaybedersek halkımıza vatanımıza siper olacağız.

ŞAFAK YAYLA, BAHTİYAR DOĞRUYOL, ELİF SULTAN KALSEN ÖLÜMSÜZDÜR!

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!

YAŞASIN HALKIN ADALETİ!

KIZILDERE SON DEĞİL SAVAŞ SÜRÜYOR!

MAHİR HÜSEYİN ULAŞ KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!

YAŞASIN DEVRİM YAŞASIN SOSYALİZM!

YAŞASIN ÖNDERİMİZ DURSUN KARATAŞ!



***

Anastasio Somoza Garcia: 1930’lardan 1979’a kadar 44 yıl Nikaragua’nın yönetimini faşist diktatörlükle elinde tutmuş olan Somoza Ailesi’nin en önemli ismidir.

1937-1947 ile 1950’den suikastle öldürüldüğü 1956’ya kadar Nikaragua’nın devlet başkanı olarak kalmıştır. Amerikan emperyalizminin işbirlikçisi olan Somoza, aynı zamanda Sandino’nun katilidir.

20 yıl boyunca Somoza, kendisini, ailesini ve Ulusal Muhafızları, uygunsuz yollarla zenginleştirdi. Nikaragua’ya basitçe, “çiftliğim” diyordu. Diktatör, muhaliflerini satın alarak, hapsederek ve öldürerek sistemli biçimde yok etti. ABD’nin tartışmasız dostu olarak Washington’dan güçlü destek gördü..

Amerikan emperyalizminin sahip çıktığı, Nikaragua halkının katili Somoza, 21 Eylül 1956’da katıldığı bir resepsiyonda Nikaragualı ozan Rigoberto Lopez Perez tarafından göğsünden vurularak cezalandırıldı. Vurulduktan bir hafta sonra Panama Kanal Bölgesi Hastanesi’nde öldü

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


5. May 2015, 13:48
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker