Zaman: 21. Ağu 2018, 03:58

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 Mücadele kazanacak, Devrim kazanacak,Biz kazanacagiz 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Mücadele kazanacak, Devrim kazanacak,Biz kazanacagiz
Halklarının sömürüye ve zulme karşı isyancı ruhundan süzülerek gelen, ülkemizin tarihine kanlarıyla mührünü basan, Türkiye Devriminin ışıklı yolunu çizen, gerçek anlamıyla büyük bir cüretle başlaylıp, kahramanlıklarla süren, geleceğin umut kaynağı olan DHKP-C...

Türkiye Devrimi tarihi denilince ilk akla gelen " Kızıldere öncesi ve sonrası " dır. Bu tarih 30 Mart 1972' dir. Türkiye Halklarının kurtuluş mücadelesininin tarihine bir not düşer.Bu notun mürekkebi Mahir' lerin kanıdır. Mahir' ler, Kızıldere'de emperyalizmin işbirlikçi ordusu tarafından kuşatıldıktan sonra " yolunuzdan dönün" çağrılarına " biz buraya dönmeye ölmeye geldik" haykırışıyla cevap verip, çarpışıp, ölürken, emperyalizme ve onun uşağı oligarşiye siyasi, ideolojik ve ahlaki olarak büyük bir darbe indirirken, öte yandan da Türkkiye Devriminin yolunu da net olarak çiziyorlardı.
Kızıldere' nin yolundan yürümek kolay değildi. Devrim iddiasıyla yola çıkan bir çok örgüt ve parti " O yoldan " yürüyemeyerek tarih sahnesinden silinip gidecekti. Savaş bedelsiz yürütülemezdi.

Kızıldere' nin yolundan yürümek, kurtuluş ve sosyalizm idealini canları pahasına da olsa korumak ve sürdürmek demekti.
Kızıldere' nin yolundan yürümek, emperyalizme ve işbirlikçisi oligarşiye karşı savaşıp, onu yenerek devrimi başarmak demekti.

"İnsanlar... tanık olunuz ki, bugün olmazsa yarın, mutlaka sömürünün tüm çarkları kırılacak, nice direnirse dirensin, sömürgen yer yüzünden kalkacaktır.Tanık olunuz ki, bunu kaç kez söylediğimiz gibi yine belirtiyoruz. Yaşamı bugünden yarına kendi küçümencik ömrüyle bir tutanlar belki anlayamazlar. Ama tarihin geleceği insanlığı buna hazırlamaktadır. Tüm toprak işleyenin, tüm tezgahlar üretenin, tüm sular kullananın ve dahi tüm egemenlik salt emekçilerin olacak. Siz çocuklarınıza iletin, bugün olmazsa yine, çocuklarınız çocuklarına iletsinler.Hükümranlıklar, taçlar nice görkemli görünseler de, üstünde durdukları başlar için giderek taşınmaz olmaktadır. Birgün mutlaka, insanlar başlarından egemenleri atacaklardır. Sultanların, kralların, ruhbanların yerini, birbirine kenetlenmiş, dayanmış ve her işini dayanışma üzerine kurmayı alışkanlık haline getirmiş emekçilerin egemenliği olacaktır".
Şeyh Bedrettin, 1420' de, idam sehpasına çıkarıldığında halka ve egemenlere son kez böyle haykırır.

Tarih, Bedrettinin nasihat ettiği gibi hakikati, Anadolu Halkları isyan ve ayaklanmalarla çocuklarından çocuklarına devrederek, tarih sahnesinden süzerek 30 Mart 1972'nin Kızıldere'sine getirdiğinde, Mahir'lerin kuşatma altında, emperlalistlerin ve işbirlikçilerinin "yolunuzdan dönün" çağrılarına, "biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik" haykırışını en temiz sayfalarından birine nakşedecekti.

THKP-C' nin bayrağını devralan DEVRİMCİ SOL'un oluşmaya başladığı yıllar '74'lere dayanır. Bu yıllar parti-cephe' yi, mücadelenin kızgın pratiği içinde öğrenme, sahiplenme ve THKP-C?yi yeniden kurma sürecidir. Bu süreç '78 yılına kadar Dev-Yol ile birlikte yapılmaya çalışılsa da bu yoldaki yürütülen yoğun çabalar sonuçsuz kalır. Dev-Yol kliğinin THKP-C?nin yarattığı büyük potansiyeli örgütleyerek sinsice ve zamana yayarak THKP-C?nin düşüncelerini değiştirip sağa çekme planı teşhir edilir. Bu tasfiyecilerle bütün ilişkiler koparılarak, 1978'in son aylarında DEVRİMCİ SOL kurulur.

DEVRİMCİ SOL, 1980 Amerikancı Askeri Faşist Cuntaya kadar söylemi ve pratiğiyle, yaptığı yüzlerce silahlı ve silasız eylemleriyle halk kitlelerine güven, oligarşiye ise kabuslar gördürmüştür. Cunta geldiğinde ise, diğer bir çok siyasi hareket gibi, halkı cunta ile başbaşa bırakmamış, yurtdışına kaçıp mülteciliği seçmemiş, cuntaya telim olmamış, mücadelesini kesintisiz sürdürerek, oligarşiye darbeler vurmaya devam etmiştir. Mahirler yaşıyor, savaşıyordu.

DEVRİMCİ SOL' un çok kısa ve özlü olarak tarihini, DHKP-C genel sekreteri Dursun KARATAŞ, DHKP-C Kuruluş Kongresinde şöyle açıklar; "12 Eylül 1980, ihaneti, özveriyi, direnmeyi, düşüp de ayağa yeniden kalkmayı öğrendiğimiz, dostu ve düşmanı daha iyi tanıdığımız, iktidar bilincimizi geliştirdiğimiz yıllardır.
1985-'89, geri çekilmeyi, güç toplamayı öğrendiğimiz yıllardır.

1990, atılımı hayata geçirdiğimiz, devrim yürüyüşümüzü hızlandırdığımız yıllardır.

12 Temmuz 1991, savaşın çıplak yüzünün görülmesi ve bu savaşın kurallarıyla sürdürülmediğinde nelere mal olacağını bilince çıkardığımız yıllardır.

16-17 Nisan 1992, savaşta direnmenin onurunu yaşadığımız ölüm anında dahi güçlü bir sosyalizm inancını, ülke ve halk sevgisini taşıyanların koşullar ne olursa olsun yenilmeyeceğini öğrendiğimiz ve öğrettiğimiz, Devrimci Sol'un halk kitleleri nezdinde ölümsüzleştiği yıllardır.

13 Eylül 1992, iç düşmanın nasıl dış düşman haline gelip örgütümüzü yok etmek için saldırıya geçtiğini, emperyalistlerin, yerli işbirlikçilerinin, dost maskelilerin nasıl bir araya geldiğini, bizi yok etmek istediklerini somut olarak gördüğümüz yıllardır".

Aynı kongrede, THKP-C ile DEVRİMCİ SOL ilişkisi ise; "Devrimci Sol ve THKP-C ilişkisi sadece, teoride ve pratikte olduğu gibi, esas olarak da halkımıza ve dünya halklarına karşı duyulan sorumlulukta, M-L'yi anlama ve uygulamada, bu sorumlulukların yarattığı ruhsal şekillenmede, özveride, bağlılık ve kararlılıkta, iktidar bilincinde ve gerektiği anda yaşamını feda etmede çekinmemekte ifadesini bulur" diye açıklar.

DEVRİMCİ SOL, yarattığı tarihiyle ve değerleriyle halkın beyninde derin izler bırakırken hep dile getirdiği parti hedefine 30 Mart 1994?te ulaşarak verdiği sözü yerine getirir. 16 yıllık savaş tarihi boyunca söylediğini yapan, yaptığını savunan özelliğiyle, dağlarda, şehirlerde, okullarda, meydanlarda, kısacası hayatın tüm alanlarında yüzlerce şehit, yüzlerce yaralısıyla, binlerce tutsak vermiş, adeta bir buz kıran misali kıra-kırıla yolunda yürüyerek, temsil ettiği şehitlerine, ülke ve dünya halklarına yüklendiği misyonunu yerine getirip sözünü verdiği partiyi kurarak, tarihteki yerini almıştır.

DHKP-C, Marksist- Leninist dünya görüşünü benimsemiş ve bunun için savaşan bir partidir. Nihai hedefi, sınıfsız sömürüsüz bir düzen ve dünya yaratmaktır. Ancak bugünkü hedefi, emperyalizme ve oligarşiye karşı tüm halk güçlerinin iktidarı olan Devrimci Halk İktidarı' nı kurmaktır. Türkiye Devrimi, anti- emperyalist, anti-oligarşik karakterde bir devrim olacaktır.

Halkın savaşı, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi'nin öncülüğünde, şehirde ve kırda silahlı propagandanın, gerilla savaşının geliştirilmesi, yaygınlaşıp güçlenerek gerilla ordusuna varılmasıyla, artan halk hareketleri ve yöresel halk ayaklanmalarıyla birlikte, Halk Ordusunun oluşması ve en nihayetinde topyekün ayaklanmayla oligarşik devleti yıkarak Devrimci Halk İktidarını kuracaktır.

DHKP-C, halk savaşının ilk evresini, silahlı propaganda temelinde şekillenen Öncü Gerilla Savaşı olarak algılar. Halk savaşının temel biçimi silahlı mücadele olmasına rağmen, mücadelenin tek biçimi bu değildir. Halk savaşı ülkemiz koşullarında Politiklesmis Askeri Savas Stratejisi'ni esas alır. Bu strateji, şehirde ve kırda gerilla savaşını esas alır. Gerilla savaşı yanında halk kitlelerinin günlük, kısa vadeli hak ve özgürlüklerini, çıkarlarını düşünür. Bunlar için mücadele eder. Halkın günlük, ekonomik- demokratik mücadelesine öncülük ederken, salt bununla kurtuluşun sağlanamayacağının propagandasını yaparak, halk kitlelerini bilinçlendirir, iktidar hedefini gösterir. Ancak, silahlı mücadele dışındaki tüm mücadele biçimlerini halk savaşına tabi ve onu güçlendirici olarak ele alır.

DHKP-C, Enternesyonalizmin Türkiye topraklarındaki tek temsilcisidir. 32 yıldır tüm tarihi boyunca, dünyadaki tüm ulusal ve sınıfsal kurtuluş savaşlarıyla yakından ilgilenmiş ve gücü oranında pratiğinde bunu göstermiştir. Filistin'den Şili'ye, Afrika'dan uzak Asya'ya, Amerika kıtasından Avrupa'ya kadar tüm ezilen halkların yanında olmuştur. Olmaya da devam edecektir.

DHKP-C' Türkiye halklarinin temsilcisidir.DHKP-C' bu hedef ve stratejiyle; Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve tüm milliyetlerden, Alevi-Sunni, gayrimüslim tüm din ve mezheplerden halkların birbirinden ayrı kurtuluşu olamaz der. Tüm halkların kurtuluşu ve geleceğinin ortak olacağını savunur. DHKP-C halkların birliği ve tek kurtuluşudur.

Her nehirin denize akması misali, mücadelemizin akıp giden suyu, Anadolu İhtilalinin, devrimle tamamlanacak olan yatağına akmaya devam ediyor.

Mücadele kazanacak, Devrim kazanacak,Biz kazanacagiz;cünkü biz halkiz,hakliyiz,kazanacagiz !!!

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


30. Eki 2012, 06:31
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker