Zaman: 21. Ağu 2018, 03:59

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
 D H K P / C PARTİ PROGRAMI 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj D H K P / C PARTİ PROGRAMI
D H K P / C PARTİ PROGRAMI:


Kürt, Türk Ulusu, Tüm Milliyetlerden Halkımızın Kurtuluşu için;
Kürt, Türk Ulusu, Tüm Milliyetlerden Halkımızın Kurtuluşu için;

Adalet, Eşitlik, Onurlu Bir Yaşam İçin



SAVAŞALIM VE İKTİDARIMIZI KURALIM




PARTİMİZİN NİHAİ HEDEFİ



Partimiz, Marksist-Leninist dünya görüşünü benimsemiş ve bunun için savaşan bir partidir. Nihai hedefi, sınıfsız, sömürüsüz bir düzen ve bir dünya yaratmaktır. Ancak bugünkü hedefi bu olmayıp, Emperyalizme ve Oligarşiye karşı tüm halk güçlerinin iktidarı olan Devrimci Halk İktidarı?dır.



NASIL BİR DEVRİM İSTİYORUZ?

Devrimimiz, anti-emperyalist, anti-oligarşik karakterde bir devrim olacaktır. Bu tespite, ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasal analizi sonucu varıyoruz. Ülkemizde belirleyici olan süreç feodal süreç değil, ?kapitalist? süreçtir. Ancak ülkemizdeki kapitalizm, ABD-Japonya ve Avrupa?daki gibi kendi iç dinamiği ile gelişmemiş, emperyalizme bağımlı ve bunun uzantısı olarak ortaya çıkmış ve şekillenmiştir. Bu nedenle de, emperyalizmin bunalımı diğer yeni-sömürge ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de had safhada hissedilmektedir.

Ülkemizde emperyalizmin esas müttefiki yerli egemen sınıf, baştan beri emperyalizmle bütünleşmiş olan işbirlikçi tekelci burjuvazidir. Tekelci burjuvazi siyasi, ekonomik ve ideolojik olarak sömürü düzenini sürdürebilmek ve yönetebilmek için kapitalizm öncesi unsurlarla (toprak ağası, tefeci-tüccarlar) işbirliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu azgın sömürü düzeninin sömürülen, ezilen sınıfları, başta işçi sınıfı olmak üzere, yoksul ve topraksız köylü, kır ve şehir küçük burjuvazisidir.

Üretici güçlerin gelişmesini engelleyen sosyal ve siyasal güçler, emperyalizm ve oligarşidir.

Çok kısa olarak özetlediğimiz bu tablo devrimimizin karakterini ortaya koyuyor.



KURTULUŞUN YOLU

Ülkemiz, emperyalizmin ekonomik, politik hegemonyasındaki çarpık kapitalizmin egemen olduğu faşist devlet biçimiyle yönetilmektedir. Bu yönetim altındaki halk kitlelerinin hak, adalet, eşitlik için mücadeleleri her zaman kanla bastırılmıştır. Bunun yanında varolan ve düzen adına faaliyet gösteren ekonomik, demokratik örgütler, siyası partiler genellikle düzeni güçlendirmek, halkın mücadelesinin politize olup iktidara yönelmesini engellemek için oluşturulan düzen örgütleridir.

Emperyalizmin ve oligarşinin azgın sömürüsü karşısında halk kitlelerinin her türlü hak arayışı, gerektiğinde büyük katliamlarla engellenmeye çalışılmıştır.

Emperyalizm, ekonomik-politik olarak her alanda ülkeye hakim olup, işbirlikçi iktidarı yönetip denetlemektedir.

Emperyalizme bağımlı, faşizmle yönetilen ülkemizde seçimle iktidarın niteliğini değiştirmek mümkün değildir.

Bu nedenle partimiz, emperyalizm ve oligarşinin denetim ve yönetimindeki faşist iktidarın ancak halkın silahlı savaşıyla yıkılacağına inanır.

Halkın silahlı savaşı, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi?nin öncülüğünde şehirde ve kırda silahlı propagandanın, gerilla savaşının geliştirilmesi, yaygınlaşıp güçlenerek gerilla ordusuna varılmasıyla artan halk hareketleri ve yöresel ayaklanmalarla birlikte Halk Ordusu?nun oluşması ve en nihayet topyekün ayaklanmayla Oligarşik Devleti yıkarak Devrimci Halk İktidarını kurar. Partimiz, Halk Savaşı?nın ilk evresini, silahlı propaganda temelinde şekillenen Öncü Gerilla Savaşı olarak kavrar.

Halk Savaşının temel biçimi silahlı mücadele olmasına rağmen mücadelenin tek biçimi değildir. Halk savaşı ülkemiz koşullarında POLİTİKLEŞMİŞ ASKERİ SAVAŞ STRATEJİSİ?ni esas alır. Bu strateji, şehirde ve kırda gerilla savaşını temel alır. Gerilla savaşı yanında halk kitlelerin günlük, kısa vadeli halk ve özgürlüklerini, çıkarlarını savunur. Bunlar için mücadele eder. Devrimi yozlaştırıp yolundan saptırmak isteyen her türlü sapma düşüncelere karşı ideolojik mücadele verir. Halkın günlük, ekonomik-demokratik mücadelesine öncülük ederken bu mücadele ile nihai kurtuluşun sağlanamayacağının propagandasını yapıp iktidar hedefini gösterir. Ancak, silahlı mücadele dışındaki tüm mücadele şekillerini silahlı halk savaşını güçlendirici ve ona bağlı olarak ele alır.

Halk savaşının hedefi, emperyalizm ve oligarşinin ekonomik, siyasal yönetimini ve faşist devleti yıkıp, yerine Devrimci Halk İktidarı?nı kurmaktır.

Devrimci Halk İktidarı, emperyalizm ve oligarşi dışında kalan tüm halk sınıf ve tabakalarının devrimci iktidarıdır.



HALK SINIF VE TABAKALARI ŞUNLARDIR:

Türk, Kürt ulusundan ve tüm milliyetlerden başta işçi sınıfı olmak üzere, yoksul ve orta köylülük, tüm çalışanlar, şehir ve kır küçük üreticileri, esnaflar, sanatkarlar, memurlar, öğrenciler, aydınlar, ulusal değerlerini kaybetmemiş, ülkesininin bağımsızlığını ve halkın özgürlüğünü isteyen sömürü ve zulme karşı olan herkestir.

Partimiz, Devrimci Halk İktidarı?nı kurma savaşında esas olarak bu güçlere dayanır.



DEVRİMİN DIŞ DESTEK GÜÇLERİ

Devrimimiz aynı zamanda bir Ortadoğu, Yakın Asya ve Balkanlar devrimi olduğundan bu coğrafyada yeralan ülkelerin proleteryası ve tüm halkları başta olmak üzere tüm dünya ülkeleri proletaryası, devrimci-demokratik kamuoyu, ulusal ve sosyal kurtuluş savaşları yürüten güçler ve revizyonizmin yıkılmasıyla ortaya çıkan yeni sosyalist dinamikler, devrimimizin dost ve müttefik güçleridir.



BU SAVAŞTA HALKIN DÜŞMANLARI ŞUNLARDIR:

Başta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalist güçler, bunların askeri, ekonomik ve politik üsleri, temsilcilikleri, yardım paravanası altındaki ajan üsleri,

İşbirlikçi tekelci sermayedarlar, işbirlikçi tüccarlar, tefeciler, büyük toprak sahipleri, toprak ağaları ve bunların özel silahlı güçleri,

İktidarda bulunan tüm devlet yetkilileri, düzeni savunan milletvekilleri, üst bürokratlar.

Devletin resmi ordusu, polisi, MİT, Kontrgerilla, korucular ve bunların kurumları,

Oligarşik yapının içerisinde yer alan, düzeni savunan, faşist ve Devrimci Halk İktidarı savaşını engellemeye çalışan tüm siyasi partiler,

Emperyalizm ve Oligarşiye hizmet eden, devrimci savaşı engellemekte kullanılan tüm devlet kuruluşları ve özel kuruluşlar,

Devrimci savaşı engellemeye çalışan, oligarşiye yardım eden muhbirler, hainler, ajan ve provokatörler ve bunların örgütlenmeleridir.

Devrimci Halk Kurtuluş Partisi (DHKP), halkın bu düşmanlarına karşı savaşırken, düşman tarafından aldatılmış, yanıltılmış, geçici çıkarlara kurban edilmiş çeşitli kesimleri kazanmak, en azından tarafsızlaştırmak için özel çaba sarfeder. Düşman Cephesini daraltmaya, Halk Cephesini genişletmeye çalışır.



DEVRİMCİ HALK İKTİDARININ GÖREVLERİ

Dünyanın ezilen ve sömürülen halkları gibi Türk ve Kürt ulusları ve tüm milliyetlerden halklarımız, emperyalizm ve o?nun uzantısı işbirlikçi egemen sınıflar tarafından sömürülüyor ve baskı altında tutuluyor.

Emperyalizme bağımlılık yeni bir olgu değildir.

Osmanlı döneminde, klasik sömürgecilikle başlayan bu süreç, yüzyılımızın başlarında emperyalist sömürgecilikle sürdü. Osmanlı devleti çatısı altında yaşayan uluslar, emperyalizm tarafından iliklerine kadar sömürülüyor ve siyasi, askeri, kültürel bakımdan da baskı altında tutuluyordu. Birinci Dünya Savaşı?nı takip eden yıllarda, Anadolu çeşitli emperyalist devletler tarafından işgal edilerek emperyalist sömürü ve zulüm doğrudan bir hal aldı. Bunlar yetmezmiş gibi emperyalizm Anadolu toprakları üzerinde yaşayan ulusları, halkları ?böl-yönet? politikası sonucu birbirine düşürerek, halkın deyimiyle ?birbirine kırdırdı?.

Bu süreç, Anadolu?da yaşayan ulus ve halkların kardeşçe dayanışmasıyla yürütülen Kurtuluş Savaşıyla bir anlamda son bulduysa da, gerek Kurtuluş Savaşına önderlik eden sınıfın niteliği ve izlediği kapitalist çizgi gerekse de emperyalizmin -o dönem Sovyetler Birliği toprakları hariç- dünyanın bütün topraklarını bir ahtapot gibi sarması ve siyasal kurtuluşu gerçekleştiren ülkeleri, tekrar boyunduruğu altına alma gücüne sahip olması nedeniyle, sömürgeleşme süreci İkinci Paylaşım Savaşı yıllarında yeniden başladı ve sonrasında hızlandı.

Ve sonuçta ülkemiz NATO?nun ve özellikle ABD?nin düşük ücretli bir jandarması haline geldi. Ülke topraklarında, onlarca NATO ve ABD üssü kuruldu. Ordu, ABD ve NATO generallerine bağlandı. Hükümetler ABD?nin onayı ile ayakta durmaya başladı, emperyalizmin siyasal ve ekonomik politikalarını uygulayan bir alet durumuna geldiler. Siyasal alandaki boyunduruk, ekonomik boyundurukla tamamlandı. IMF, Dünya Bankası, OECD gibi emperyalist ekonomik kuruluşlar yeni-sömürge ülkemizin ekonomisinde yönetici kurumlar oldular. Emperyalizm, ülkemizi kültürel bakımdan da boyunduruk altına aldı. Müzikten sinemaya, basından TV?ye, düşünce biçiminden yaşam tarzına kadar, bütün sosyal alanlarda emperyalist yoz kültür ülkemiz insanının her hücresine nüfuz etti.

Emperyalizm bu gizli işgalleriyle birlikte açık sömürüsünü, ülkemiz içinde oligarşiye ve onun faşist devletine dayanarak gerçekleştiriyordu. Emperyalizmin bir uzantısı durumunda olan işbirlikçi sömürücü azınlık kanla yoğrulmuş sömürü pastasından kendine bir parça alabilmek için, emperyalizmle hayasız, aşağılık bir işbirliği içine girmiş, ülkemiz insanının kanını, canını, toprağını kültürel değerlerini, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini, bağımsızlığını ve ulusal onurunu emperyalizme satmaya başlamıştır.

Ordusu, polisi, bürokrasisi, ideolojik kurumlarıyla ülkemizde devlet, oligarşinin ve emperyalizmin baskı aygıtıdır. Faşist devlet, emperyalizmin ve oligarşinin çıkarlarının bekçiliğini yapan ve çalışan halkı terör, gözdağı ve demagoji ile rehin alan bir silahtır. Ve bu silah, başta silahlı Marksist-Leninist hareket olmak üzere, ilerici-yurtsever, demokrat her harekete, her kıpırdanışa ölüm kusmaktır.

Ülkemiz, bu faşist devlet aracılığıyla, emperyalizm tarafından işgal edilmiştir.

İşte, anti-emperyalist, anti-oligarşik devrimle bu kanlı sömürü düzenine son verilecek, devrimci demokratik dönüşümleri gerçekleştirecek bir halk iktidarı kurulacaktır.



A-SİYASAL ALANDA



a- DEVRİMCİ HALK İKTİDARI VE HALK DEMOKRASİSİ

1- Devrimci Halk İktidarı, emperyalizm ve oligarşinin baskı aygıtı olan faşist devleti, ordusu, polisi, bürokrasisi, ideolojik ve kültürel bütün kurumlarıyla yıkacaktır.

2- Devrimci Halk İktidarı, eski düzenin yıkıntıları üzerinde yeni tipte bir devlet kuracaktır.

3- Bu devlet burjuva tipte değil, proletarya hegemonyasında bir devlet olacaktır. Yani halk güçleri için demokrasi, oligarşi ve emperyalist güçler üzerinde diktatörlüktür. Bu devlet giderek toplum üzerinden kurumlaşan bir devlet değil, iç ve dış şartlar olgunlaştığı oranda dönüşüme uğrayacak tipte bir devlet olacaktır.

4- Devrimci Halk İktidarı ağırlıkla proletaryanın hegemonyasında olmasına karşın yalnızca proletaryanın deği, diğer halk sınıf ve tabakalarının da iktidarı olacaktır. Bu yüzden iktidar içinde devrimi sosyalizme götürmekten yana olan proleterya ve diğer emekçi sınıf ve tabakalar ile devrimi olduğu yerde tutmak isteyen tutucu güçler arasında bir sınıf mücadelesi kaçınılmazdır. Bu mücadele esas olarak iç, tali olarak da dış güçlerin durumuna göre farklı biçimlerde gelişebilir.

5- Halk demokrasisi, toplumun en küçük biriminden, siyasal birimlere kadar, bütün sosyal ve siyasal örgütlenmelerde, halkın kendi yönetim birimlerini seçmesi, denetlemesi ve görevden alması esası üzerinde yükselir. Bu esasın, burjuva partilerinden birini hükümete getirme sistemine dayalı burjuva demokrasisi ile hiçbir ilgisi yoktur. Halk demokrasisi, halkın kendi kendini yönetmesidir. Anti-emperyalist, anti-oligarşik devrime önderlik eden proletaryanın partisi bu yönetim içinde yönetici rol oynayacaktır. Ancak, Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi?nde yer almış başka halk güçlerini temsil eden partiler ve örgütler varsa bunlarda güçleri oranında halk demokrasisi içerisinde yer alır.

6- Halkın en yüksek temsil ve kara organı olan Halk Meclisi?dir. Halk Meclisi üyeleri özgür seçimlerle seçilirler. Halk kendi bölgesindeki Meclis üyelerini istediği zaman seçimle görevden alır.

7- Devrimci Halk İktidarı, basın, radyo, TV gibi iletişim araçlarını halkın ve onun örgütlü güçlerinin denetimi ve yönetimine verir. Ve bu araçlar vasıtasıyla devrimin ve halkın çıkarları için eğitim ve kültür faaliyetleri sürdürülür. Ayrıca halkın kendi sosyal örgütlenmeleri vasıtasıyla ideolojik faaliyetlerini destekler.

8- Devrimci Halk İktidarı, halk güçlerinin örgütlenmesinin önündeki her türlü kısıtlamaya son verir. Başta işçi sınıfı olmak üzere, köylüler, memurlar, küçük esnaf, kadınlar, gençlik vb. tüm halk sınıf ve tabakalarının mesleki kültürel, sosyal, siyasal vb. her alanda örgütlenme özgürlüğünü tanır, geliştirir ve güvence altına alır.

9- Devrime yönelik her türlü karşı-devrimci örgütlenme ve faaliyet acımasızca cezalandıracak, oligarşi ve emperyalist güçlere hiçbir özgürlük tanınmayacaktır.

10- Devrime karşı suç işlemiş olan devlet yöneticileri, halka zulmedenler, işkenceciler, sivil faşistler, emperyalist ajanlar cezalandırılacaktır.

11- İnsanlık düşmanı faşistler, işkenceciler, devrime ve halka karşı suç işlemiş olanlar dışında, tüm siyasal tutsaklar hemen özgürlüklerine kavuşturulacaklardır. Ayrıca, kapitalist düzenin sefaleti, ideolojik- kültürel yoz değerleri nedeniyle suç işlemiş olan adli mahkumlar affedilecek, bunlar topluma yeniden kazandırılmaya çalışılacaktır.



b- HALKIN SAVUNMASI VE DEVRİMCİ HALK ORDUSU

1- Devrimci Halk İktidarı, köleci bir disiplin üzerine kurulu ve emperyalizm ve oligarişinin çıkarları için şartlandırılmış, gerici ideolojilerle donatılmış, eski faşist orduyu ve özel iç güvenlik örgütlerini (MİT, Polis, Kontrgerilla vb.) dağıtalacak, içte ve dışta devrimin, halkın çıkarlarını savunmak için gücünü silahlanmış halktan alacaktır.

2- Halkın savunması esas olarak, silahlanmış halkın bir parçası olan ve devrimci savaş boyunca çelikleşip güçlenen Devrimci Halk Ordusu tarafından sağlanacaktır. Devrimci Halk Ordusu, gücünü ve kaynağını halktan alan, Halk İktidarı?nı her türlü karşı-devrimci sabotajlara, emperyalist saldırılara karşı koruyan savunma ordusudur.

3- Devrimci Halk Ordusu, devrimin çıkarlarını koruma ve enternasyonalist görev bilinciyle devrimci bir displine sahip olacaktır. Bu devrimci disiplin faşist düzende olduğu gibi kölece ilişkilerle değil, yoldaşlık ilişkileriyle sağlanacaktır.

4- Devrimci Halk Ordusu, tüketici değil üretici olacak, ülkedeki üretim faaliyetlerine, asli görevi olan askerlik hizmetlerini engellemeyecek şekilde katılacak ve her zaman halklar içiçe olacaktır.

5- Emperyalizm dünya üzerinde varoldukça, modern silah ve araçlarla donanmış, sürekli gelişim içinde olan askerlik sanatının ve tekniğinin gereklerini karşılayan bir eğitim ve donanıma sahip Halk Ordusu varlığını koruyacaktır.

6- Devrimci Halk Ordusu,silahlanmış halkın özel bir örgütleniş şeklidir.

Devrimci Halk Ordusu dışında, yine silahlanmış halkın özel bir örgütleniş şekli olan Halk Milisleri ve İstihbarat Örgütü gibi iç güvenlik örgütleri de devrimin çıkarları için oluşturacak ve bu örgütler halk demokrasinin siyası organlarının denetimi altında olacaktır.



c- ULUSLARASI İLİŞKİLER VE DIŞ POLİTİKA

Emperyalizmle her türlü siyasi, ekonomik, askeri, kültürel bağımlılık ilişkisine son verilecek, ülkenin bağımsızlığı heşeyin üstünde tutulacak, uluslarası planda bağımsız bir politika izlenecektir.

1- Yeni-sömürgeciliğin ekonomik kurumları olan IMF, Dünya Bankası, OECD vb. emperyalist saldırgan paktlardan çıkılacak, emperyalistlerle yapılan saldırgan amaçlı ikili antlaşmalar deşifre ve iptal edilecek, ABD ve NATO üslerine halk adına el konulacak, bağımlılık ilişkilerini güçlendiren askeri teçhizat ve kredi alımına son verilecektir.

3- Devrimci Halk İktidarı, devletlerarası ilkesiz, faydacı ilişkileri değil, halkların kardeşliği, dayanışması ve dostluğunu geliştiren bir politikanın savunucu ve uygulayıcısı olacaktır.

4-Devrimci Halk İktidarı, ?ulusların kendi kaderini tayin hakkı?nın koşulsuz savunucusu olacaktır.

5- Devrimci Halk İktidarı, başta komşuları ile olmak üzere, tüm ülkelerle karşılıklı olarak halkların çıkarlarına saygı ve dostluğu esas alarak, eşitlik temelinde ilişki kuracaktır.

6- Devrimci Halk İktidarı, emperyalizmin halkları böl ve yönet politikasına karşı çıkacak, Türk ve Yunan halklarının Ege Denizi?ndeki karşılıklı haklarının savunucusu olacak ve iki halkın kardeşçe ve barış içinde yaşaması için sorunlara ön yargısız, dostluk ve dayanışma temelinde yaklaşacaktır. Ege Denizi?ni her iki halkın özgürce kullandığı bir barış gölü haline getirmek için çaba gösterecektir.

7- Devrimci Halk İktidarı, Kıbrıs?ın emperyalist bir üs haline getirilmesine şiddetle karşı çıkacak, işgalci Türk ordusunun görevine son verecek ve derhal adadan çekecek, Rum ve Türk halklarının kardeşçe birarada yaşadığı ?Bağımsız Demokratik Kıbrıs?ın yaratılması için her türlü desteği verecek, ada halkının kendi kaderini tayin hakkını koşulsuz olarak savunacaktır.

8- Devrimci Halk İktidarı, sosyalist ve anti-emperyalist yönetimlere sahip ülkelerle, ulusal kurtuluş hareketleriyle ve kapitalist ülkelerin ilerici-proleter haraketleriyle geniş bir dayanışma içerisinde hareket edecek, halkların kardeşliği ilkesinin tavizsiz savunucusu olacaktır.

9- Devrimci Halk İktidarı, emperyalizmin dünya halklarına yönelik saldırılarına karşı çıkacak, uluslarası planda emperyalizmi ve dünya gericiliğini teşhir politikası uygulayacaktır. Nihai barışın emperyalizmin yeryüzünden bir sistem olarak silinmesiyle gerçekleşeceğinin bilincinde olarak, emperyalizme karşı ezilen halkların bağımsızlık mücadelesine aktif bir şekilde destekleyecektir.

10- Devrimci Halk İktidarı, emperyalizme karşı savaşımın militan bir üssü, enternasyonalizmin ateşli bir savunucusu ve uygulayıcısı olacaktır.



d- KÜRT HALKININ ÖZGÜRLÜĞÜ

Egemen sınıflar yıllardır Kürt ulusunun varlığını inkar etmiş, onu yok etmek için her türlü yola başvurmuştur. Ulusal talepli Kürt ayaklanmaları terörle bastırılmış, Kürt ulusunu bütünüyle yok etmeye yönelik bir asimilasyon politikası izlenmiştir. Terörle, mecburi iskan yasalarıyla, kültürel asimilasyonla Kürt ulusu yok edilmek istenmiş, ulusal baskının her biçimine maruz kalmıştır.

Bu şartlar altında Marksist-Leninistlerin görevi, uluslar arasındaki güvensizliği mücadele içinde yok etmeye çalışmak, ulusal baskıya karşı mücadele vermek ve başta proletarya olmak üzere Kürt-Türk ulusundan ve çeşitli milliyetlerden emekçileri emperyalizm ve olgarşiye karşı birleştirmektir. Bu görevin başarılması, emperyalizm ve oligarşiye karşı verilecek devrimci mücadeleye bağlı olduğu kadar, ezen ulus şovenizmiyle, ezilen ulus milliyetçiliğine karşı mücadele ederek her iki ulus arasında güven oluşturmaya bağlıdır.

Bu görevi başarabilecek güç, Kürt ve Türk proletaryasıdır.

Anti-emperyalist anti-oligarşik devrim, proletaryanın hegemonyası altında gerçekleşeceğinden, Kürt ulusal sorununu da çözecek, şovenizmin ve milliyetçiliğin uluslar arasında tekrar düşmanlık tohumları ekmesine izin vermeyecektir.

Anti-emperyalist, anti-oligarşik halk devrimi emperyalizmin ve oligarşinin egemenliğne son vererek ulusal baskının sosyal temelinin ortadan kaldıracak ve ezilen ulusun kendi kaderini tayin hakkının nesnel temelini yaratacaktır. Merkezi otorite yıkılıp ele geçirilmeden hiçbir ulus özgürlüğüne kavuşamaz.



1-Devrimci Halk iktidarı, ulusların kaderini özgürce belirleme halkkı ilkesine göre, ulusal sorunu devrimci bir çözüme ulaştıracaktır.

Kürt ulusunun kendin kaderini serbestçe tayin hakkını (ayrılma hakkı da dahil) güvence altına alacaktır.

2- Devrimci Halk İktidarı, ulusların tek tek bağımsız devletlerini kurmalarından ziyade, ulusların ayrılma hakkı saklı kalmak üzere tek bir devlet çatısı altında birleşmelerinden yana olacaktır. Çünkü ulusların ayrı ayrı küçük devletlere bölünmesi, ulusların emekçi sınıflarını burjuva öngyargılarının tutsağı yapacak, halklar arasında güveni sarsacak, onları emperyalizm karşısında zayıf düşürecektir. Ayrıca, ezilen ulusun iktisadi ve kültürel geriliğine son vermek ve gerçek eşitliğin fiili olarak sağlanması için de merkezi tek devlet çatısı altında birleşmek devrimci bir çözümdür. Emperyalizmin karşısında birleşmiş bir güç olmak, her iki ulusun da çıkarınadır.

3- Ancak Kürt ulusu devrimci çözüme rağmen milliyetçilik temelinde bağımsız bir devlet kurma hakkını kullanacak olursa, Devrimci Halk İktidarı, bunu, Kürt ve Türk proletaryarısının ve her iki ulusun çıkarlarına aykırı değilse, emperyalizmi güçlendirmiyorsa destekleyecektir.

4- Devrimci Halk İktidarı, Kürt ulusunun ekonomik, sosyal, tültürel vb. gelişmesi için bütün önlemleri alacaktır. Eski düzenden kalan eşitsizliği telafi etmek için Kürdistan?ın ekonomik, sosyal, kültürel vb. gelişimine öncelik verecek ve bu konuda özel bir çaba sarfedecektir.

5- Devrimci Halk İktidarı, çeşitli ülkelere dağılmış Kürt ulusunun birleşme talebini, proletarya ve halkların çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye ve çözmeye çalışır. Ve bu mücadeleyi, Ortadoğu devriminin önemli bir adımı olarak değerlendirir. Bunun için siyasi, askeri, uluslararası her düzeyde mücadele eder.

6- Devrimci Halk İktidarı, ulusal azınlıkların (Araplar, Çerkezler, Gürcüler, Lazlar, Ermeniler, Rumlar vb.) bütün sosyal ve kültürel haklarını garanti altına alacak ve kendi dil ve kültürlerini koruma ve geliştirmenin önünü açacak tedbirleri alacaktır.

7- Devrimci Halk İktidarı, ulusal sorunun devrimci çözümünü engelleyecek karşı devrimci faaliyetlere karşı da mücadele edecektir. Proletaryanın devrimdeki hegemonyasına ve gücüne dayanarak, küçük burjuvaziyi ulusal sorunun devrimci çözümü için ikna etmeye çalışacak ve milliyetçi önyargılarına karşı savaşacaktır.

Milliyetçilik ulusları kurtuluşa götürmez.



e- YARGI

Devrimci Halk İktidarı, köhnemiş, çürümüş, emperyalizmin ve oligarşinin çıkarlarını savunan eski yargı sisteminin yıkıntıları üzerinde, devrimin çıkarlarını savunan, halk için işleyen yeni bir yargı sistemine dayanacaktır.

1- Halk yargıya ortak edilecek, halkın katıldığı bir yargı sistemi oluşturulacaktır.

2- Yeni yargı mekanizması, halkı oluşturan bireyler arasında ortaya çıkacak sorunları, suçları devrimci değerler, toplumsal haklar temelinde yargılayacak ve çözecektir.

3- Yeni yargı mekanizması karşı-devrimciler üzerinde diktatörlük uygulayacak ve her türlü karşı-devrimci faaliyeti ortaya çıkarıp cezalandıracaktır.

4- Yargı parasız olacak, bireylerin savunma haklarını güvence altına alacaktır.

5- Yargı mekanizması suç işleyen bireyleri eğitecek, onları üreten, düşünen insanlar olarak topluma kazandıracak eğitim kurumları olacaktır. Cezaevlerinin birer kişiliksizleştirme kurumları olmasına son verilecek, insan onuruyla bağdaşmayacak her türlü uygulamayı engelleyecek önlemler alınacaktır. Eğitilen suçlular, ceza süresine bakılmaksızın derhal serbest bırakılacak ve insanca bir yaşam sürmeleri için her türlü önlem alınacaktır. İnsan onuruna aykırı ceza verilmeyecektir. Cezaevlerinde eski, oligarşik düzenin işkenceye, insan onurunun aşağılanmasına dayanan sisteminin bütün izleri silinecek, işkence insanlık suçu kabul edilerek, yapanlar şiddetle cezalandırılacaktır.





B- EKONOMİK ALANDA

Anti-emperyalist, anti-oligarşik halk devrimi, üretici güçlerin gelişimesinin ve ülke kalkınmasının önünde engel olan emperyalizmin ve oligarşinin ekonomik egemenliğine son verir. Ülkenin tüm kaynaklarının halkın refahı için kullanılmasını sağlar, üretici güçlerin özgürce gelişmenin önünü açar.

Devrimci Halk İktidarı, çarpık kapitalizmin getirdiği olumsuzlukları tasfiye etmek ve ülke ekonomisini kenid kendisine yetecek bir iç bütünlüğe kavuşturmak için ağır sanayi temelinde sanayii gelişirir, tarımı modernleştirerek sanayiye girdi olacak şekilde örgütler. Gelir düzeylerini gözeten tam adaletli bir vergi sistemi oluşturarak elde edilen ulusal değeri halkın mutluluğu ve refahı için kullanır. Sömürüyü yok edecek, nihai kurtuluşu gerçekleştirecek sosyalist ekonominin temelini atar, koşulların uygun olduğu alanlarda sosyalist girişimleri başlatır.

Devrimci Halk İktidarı, proletaryanın hegemonyasında olmasına karşın, tek başına proletaryanın iktidarı olmadığından, aldığı ekonomik tedbirler bunun damgasını taşıyacaktır.

Devrimci Halk İktidarı, genelde kapitalizmden sosyalizme geçişin iktidarıdır. Proletarya bu süreç içinde, sosyalizmin örgütlenmesini de gerçekleştirmeye başlayacaktır. Sosyalizme geçiş, bir anda gerçekleşecek bir olgu olmayıp süreç içinde gerçekleşecektir. Bu nedenle sosyalizme geçiş sürecini mekanik bir şekilde kompartmanlara bölmek imkansızdır. Başlangıçta, sosyalist karekteri ağır basmayan ekonomik düzen, proletaryanın devrimdeki hegemonyasının artmasıyla orantılı olarak giderek sosyalist bir karakter kazanacaktır. Ekonomik düzenin esas olarak sosyalist bir karakter taşıması aşamasında dahi küçük üretim uzun süre varlığını koruyacaktır.



a- SANAYİ VE TİCARET

1- Emperyalizmin ve oligarşinin fabrikalarına, şirketlerine, bankalarına, topraklarına, santral, baraj vb. taşınır ve taşınmaz tüm mallarına, banka hesaplarına el konulacak ve ulusallaştırılacaktır.

2- İMF, Dünya Bankası, OECD gibi emperyalist sömürü örgütleriyle tüm iliştkiler kesilecek, Avrupa Topluluğu ile olan tüm bağlar kopartılacak, emperyalist devletler, şirketlere ve bankalara olan tüm borçlar tek taraflı olarak iptal edilecektir.

3- Devrimci Halk İktidarının el koyduğu tüm üretim unitelerinde,üretim faaliyetinin denetimi proletaryanın eline verilecektr. Üretim sosyalist bir bilinç ve heyacanla tüm halk için yapılacaktır. Karşı-devrimci bozguncu faaliyetler, spekülasyona, sömürüye asla izin verilmeyecektir. Varlığını uzun süre devam ettirecek olan küçük üretim de, planlı ekonominin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde düzenlenecek ve desteklenecektir.

4- Üretim, Devrimci Halk İktidarının hazırlayacağı planlara göre yapılacak, ağır sanayi üretimine, bu alanda yeni fabrikalar açılmasına öncelik verilecek, ancak tüketim sanayii, halkın ihtiyaçları gözönüne alınarak ihmal edilmeyecektir. Yıllarca kapitalist kar yasasına göre yapılan yatırımlara göre yeniden düzenlenecektir.

5- Ülkenin planlı bir şekilde kalkınması için, sosyalist ülkelerle kardeşçe dayanışma içine giriecektir. Ülkenin bağımsızlığına zarar verilmesinin yolları kapatılacaktır. Devrimci Halk İktidarının denetimi altında ileri kapitalist ülkelerle bağımlılığı getirmeyen ekonomik ilişkilere de girilecektir.

6- Bütün özel ve eski devlet bankaları tek bir ulusal banka haline getirilecektir. Ulusal banka planlı ekonominin, halk yararına üretim yapan küçük işletmeciliğin ve büyük tarımsal üretimin ihtiyaçlarına cevap verecek tarzda çalışacaktır.

7- Dış ticaret halk iktidarının denetimine açılacak, iç ticaret planlı, halkın ihtiyaçlarına göre düzenlenecek, tefecilik, karaborsa ve her türden spekülatif kazanç yasaklanacak, yapanlar şiddetle cezalandırılacaktır.

8- Planlı ekonomiye ve halkın ihtiyaçlarına göre üretim yapan, işçilerin azami çıkarlarını gözeten ve karşı-devrimcilere yardım etmeyen küçük ve orta işletmelere dokunulmayacaktır.



b- TARIM VE HAYVANCILIK

1- Büyük toprak sahiplerinin mülkiyeti altında bulunan tüm topraklar ve diğer üretim araçlarına el konulacak (toprak büyüklüğü o günkü somut duruma göre belirnecektir), feodal kalıntılar tümden tasfiye edilecektir.

2- Topraksız ve az topraklı köylülere ihtiyaçlarına göre toprak mülkiyetinin ulusal niteliği kaldırılmadan toprak dağıtılacak, geniş bir toprak ve tarım reformu uygulanacaktır.

3- Kapitalist tarım işletme ve çiftliklerine el konulacak, bunlar denetim altında tutulacak büyük tarımsal üniteler olarak düzenlenecektir. Kır proletaryasının denetimi altında bulunan bu büyük tarımsal üniteler giderek sosyalist üretime yöneleceklerdir.

4- Toprak dağıtımı ve kollektif üretimin örgütlendirilmesi yanyana yürüyecektir. Köylülerin çeşitli kollektif üretim ünitelerinde yer almaları özendirilecektir.

5- Devrimci Halk İktidarı tarafından dağıtılan topraklar alınıp satılamayacak, başkasına devredilemeyecektir.

6- Yarıcılık, kiracılık kaldırılacak, bu topraklar işleyene verilecektir.

7- Köylülerin büyük toprak sahiplerine, bankacılara ve tefecilere olan ipotekleri kaldıracak, borçları silinecektir.

8- Tarımın modernleştirilmesi ve verimin arttırılması için, kollektif kullanıma sunulmuş tarım makine parklarının oluşturulması hedeflenecek, kredi ve tarımsal girdiler (gübre, tohum, ilaç vb.) ucuza sağlanacak, taban fiyat politikaları, halkın katılımı sağlanarak, ürünün gerçek değeri gözönüne alınarak saptanacak, altyapı hizmetleri devlet tarafından gerçekleştirilecektir.

9- Verimsiz kıraç topraklar ıslah edilerek ekilebilir alanlar haline getirilmesi için özel projeler geliştirilecek ve uygulanacaktır.

10- Büyük toprak sahiplerinin, kapitalistlerin hayvanlarına ve otlaklarına el konulacak ve bunlar büyük tarım ünitelerinde değerlendirilecektir.

11- Hayvancılık alanında yetiştiricilik ve üretim yapan küçük üreticiler yem, otlak ve damızlık konusunda desteklenecek, kollektif üniteler içinde örgütlenmeleri teşvik edilecektir.



c- YERALTI VE YERÜSTÜ ZENGİNLİKLERİ

1- Tüm maden ve diğer doğal kaynaklar ve işletmeler kamulaştıracak, emperyalist tekellere verilen arama ve işletme ruhsatları koşulsuz iptal edilecek, maden ve doğal kaynakların araştırılması, varolanların işletilmesi Devrimci Halk İktidarının denetiminde olacaktır.

2- "Ormanlar halkın olacaktır" anlayışından hareketle köylülerin orman ürünlerinden faydalanması sağlanacak, orman köylülerinin çıkarları korunacaktır.

3- Denizler, göller ve akarsulardaki doğal ürünlerin üretimi ve avlanması denetim altına alacak, bu alandaki kapitalist işletmelere el konulacak, kooperatif görünümü altında tefecilik yapılmasına son verilecek, su ürünleri avcılığı yapan küçük işletlemeler desteklenecek, bunların kollektif üniteler biçiminde birleşmeleri özendirilecektir.



d- SAHİLLER VE DOĞAL GÜZELLİKLER

1- Sahil yağmacılığına son verilecek, sahilleri işgal eden bir avuç azınlığın turizm, işletme ve tesislerine el konulacak, sahil güzelliklerini yok eden yapılaşma engellenecek, tüm sahiller yeniden imar edilerek halkın kullanımına sunulacaktır.

2- Doğal güzelliklerin (parklar, yeşil alanlar, av alanları vb.) tüm insanlığın serveti olduğundan hareketle, çarpık kapitalizmin hoyratça yok ettiği doğal güzelliklerimiz yeniden canlandırılacak, yeniden korumaya alınacak ve bu güzellikleri tüm ülke düzeyine yaymak için plan ve programlar geliştirilecektir.





C -SOSYAL ALAN VE SINIFLAR

Bugünkü oligarşik düzende, çalışan halkın, kendi çıkarlarını korumak ve geliştirmek için ihtiyaç duyduğu sendika, dernek, kooperatif vb. sosyal örgütlenmeleri ya yoktur ya da bu örgütlenmeler işlemez duruma getirilmiştir.

Halk yarınından endişelidir ve sefalet içindedir. İşsizlik, evsizlik, zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamama, yoksul insanları hırsızlığa, suça , toplumsal depresyona itmektedir. Çalışma şansı elde edenler aldıkları komik ücretlerle, barınacak yeri, karınlarını doyuracak yiyeceği zar zor temin edebilmektedir.

Bugünkü düzenin sürmesinde hiçbir çıkarı olmayan, devrimin öncü gücü işçi sınıfı, iş güvenliğinden yoksun, yarınından endişeli, işten atılma korkusuyla ya sendikasız ya da patron sendikalarına üye olmak zorunluluğuyla komik ücretlerle çalışmaktadır. Siyasi iktidar, proletaryayı tüketim mallarının fiyatlarının artırılması gibi pek çok yöntem uygulamaktadır. Herşey patronların kasalarının daha çok dolması, daha lüks bir içinde yaşamları içindir.

Şehirlerde milyonlarca insan iş bulamadığından dolayı, karnını doyurabilmek, ailesinin geçimini sağlayabilmek için kendine " iş yaratmıştır". Hamallık, garsonluk, seyyar satıcılık, ev hizmektçiliği vb... Şehirlerin milyonlarca yoksul insanı, açlıktan ölmemeyi böylece sağlayabilmektir. Ve bu milyonlarca yoksul insan, her türlü sosyal güvenceden yoksundur.

Şehir küçük burjuvazinin durumu, şehirli yoksul insanlardan biraz daha iyidir. Ancak şehir küçük burjuva yığınları da emperyalizm ve oligarşi tarafından acımasızca sömürülmekte, kapitalist sömürü mekanizması onları iflasa sürükleyerek proletarya ve yoksul insanların saflarına fırlatıp atmaktadır. Ancak, oligarşik düzen, iflas eden küçük burjuvaların saflarını yenileriyle dolduracak bir mekanizmaya da sahiptir.

Devlet dairelerinde ve şirketlerde çalışan memurlardan küçük dükkan sahiplerine, zanaatkarlardan küçük işletmecilere, mühendis, doktor, avukat, öğrenciler gibi aydınlardan küçük ticaret sahiplerine kadar çok çeşitli tabakalardan oluşan küçük burjuva sınıfının büyük çoğunluğu zayıf bir bir bağla bugünkü düzene bağlı ancak genel olarak hoşnutsuzdur. Küçük burjuvaların yoksul ve iflas etmeye yakın kesimleri proletaryadan, sosyalizmden yanadır; büyüme imkanı bulabilen küçük bir azınlığı ise, bugünkü oligarşik düzenin sürmesinden yanadır.

Orta burjuva ve tekelleşmemiş burjuva kesimlerinin durumları farklıdır. Orta burjuvazi elde ettiği artı-değerlerin önemli bir bölümünü tekelci burjuvaziyle emperyalist şirketlere kaptırdığndan, küçük fabrikalarında işçileri kötü iş koşulları içinde, sosyal güvenlikten yoksun olarak, durmadan işçi değiştirerek düşük ücretle vahşice sömürür. Orta burjuvazi tekellerin gücü karşısında küçük, bizim gibi yeni sömürge ülkelerde bağımsız kapitalizmi temsil etme misyonunu yitirmiş ve çoğunlukla işbirlikçi tekelci burjuvazinin bir uzantısı durumuna gelmiştir. Bu yüzden tekelci burjuvazi ve emperyalizmle olan çelişkisine karşın, mevcut düzenin devamından yanadır. Sadece küçük burjuva saflara düşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan küçük bir kesimi devrimden yan olabilir, bir kısmı da tarafsız kalabilir.

Tarımda kapitalizmin gelişmesiyle beraber büyük kapitalist çiftliklerde ve devlet çiftliklerinde emek gücü satan kır proletaryasının sayısı artmıştır. Ancak kır proletaryası her türlü sosyal örgütlenmeden, sosyal gücenceden yoksun, çoğu yerde kapitalist patrona, köylünün feodal ağaya bağlı olması gibi çalışmaktadır.

Yoksul köylülür ise kırsal kesimde çoğunluktadır. Yarı proleter özellik gösteren yoksul köylülür çok az bir toprağa, küçük üretim araçlarına sahiptirler, bu yüzden yılın belli aylarında tarım proleterleri olarak çalışmak zorundadırlar.

Yoksul köylülük içinde, Kürdistan'da yarı fedol ilişkiler içinde sömürülen ırgat, maraba, yarıcı durumunda olan köylüleri de sayabiliriz.

Kır küçük burjuvazisi, Türkiye'de oldukça yaygındır. Kendi geçimini sağlayacak kadar toprağa ve üretim araçlarına sahiptir ve çok yönlü bir sömürü altındadır. Bir yandan devlet düşük taban fiyatları politikasıyla, tüketim mallarına, üretim girdilerine yaptığı zamlarla, vergilerle kır küçük burjuva kölülerini sömürürken, diğer yandan büyük toprak sahipleri, byük tüccarlar, büyük tefeciler, bankalar küçük burjuva köylüyü tam bir kıskaç içine alarak sömürmektedir. Bu nedenle kır küçük burjuvazisi gibi yoksullaşma ve proleter saflara katılma süreci yaşamakta, ancak diğer taraftan da saflarını yeni yeni küçük burjuvalar doldurmaktadır. Kır küçük burjuvazisinin, büyümekte olan küçük bir azınlığı dışında çoğunluğu oligarşik düzenden memnun değildir ve proletaryanın önderliği altındaki devrimci mücadeleye katılabilir. Hatta kır küçk burjuvazisin küçük köylü kesimi sosyalizme kazandırılabilir.

Kır orta burjuvazisi ve zengin köylüler, kır proletaryasının emek gücünü sömürerek yaşarlar, ancak büyük toprak sahipleri ve tekelci burjuvaziyle çelişkileri vardır. Yine de yoksullaşan kesimleri dışında devrimden yana değillerdir.

Saydığımız bu sosyal sınıf ve tabakalar, oligarşi ve emperyalizm tarafından sömürülmekte ve her geçen gün halk ile oligarşi arasındaki sosyal uçurum büyümektedir. Bu sosyal uçurum kendisini işsizlik, evsizlik, sefalet "bir lokma ve bir hırka" ile yaşama zorunluluğu, ahlaki çöküntü, fuhuş, toplumsal suçlar vs. şeklinde göstermektedir.

Anti-emperyalist, anti-oligaşik devrim bu sosyal tabloyu tümden değiştirecektir. Devrimci Halk İktidarı, halkın her türlü sosyal, kültürel gelişmesini sağlamak, maddi ve kültürel düzeyini yükseltmek için çaba gösterecek,sosyal olanaklardan herkesin eşitçe yararlanabilmesi için gerekli devrimci dönüşümleri gerçekleştirecektir.



a-SINIFLAR

1- Devrimci Halk İktidarı, oligarşinin, aynı zamanda ekonomik ve siyasal örgütleri olan TÜSİAD( Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği), TİSK( Türkiye İşveren Sendikaları Konfedarasyonu), TOBB ( Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği), TZOB (Türkiye Ziraat Odalar Birliği) gibi örgütlenmelerini dağıtacak, varlığını sürdürecek olan kapitalist işletmelerde lokavtı yasaklayacaktır.

2- Devrimci Halk İktidarı, anti-emperyalist, anti-oligarşik devrimin öncü sınıf proleteryanın çalıştığı fabirikalarda, madenlerde, elekrik santrallerinde ve diğer büyük üretim alanlarnda, devlet çiftliklerinde üretimin, dağıtımın yönlendirilip denetlenmesi için gerekli tedbirleri alacak.

İşçilerin maddi ve kültürel gelişmesini sağlayacak bir ücret politikası saptayacak,

Kırda, şehirde proletaryanın sendika gibi, sosyal, ekonomik örgütlenmelerinin geliştirilmesini sağlayacak,

İşçilerin mesleki ve kültürel olarak bilgi düzeyinin yükseltilmesi olanakları yaratacak,

Grev hakkını güvenceye alacak,

İşçilerin iş güvenliğinin, sosyal güvenliğinin sağlanması için tedbirler yaşamların en iyi şekilde sürdürmelerini sağlayacak,

Yurtdışındaki işçilerin sorunlarının çözülmesi için çalışacak, yurt dışına göçün ekonomik ve sosyal temellerinin ortadan kaldırılması için yoğun önlemler alacaktır.

Çocukların ücretleri işçi olarak çalıştırılması yasaklanacaktır,

Yoksul köylülere toprak dağıtılacak, üretim araçları ve kredilerle desteklenecektdirler.

3- Şehirlerdeki yoksul milyonlar ve işsiz yığınların büyük ve küçük üretim içinde yer alabilmeleri için gerekli tedbirler alınacak, çalışmak isteyen ama herşeye karşın, işsizlik sigortasına bağlanarak sosyal güvenceye kavuşturulması sağlanacaktır.

4- Kır ve şehir küçük üreticilerinin devlete, bankalar ve büyük şirketlere olan borçları iptal edilecek, küçük üretim, kredi, üretim araçları ve taban fiyatı politikasıyla desteklenecek, örgütlenme hakları güvence altına alınacak, kooperatifler içinde toplanması özendirilecektir.

5- Halk yararına faaliyet gösteren aydınlar, öğretmenler, serbest meslek sahiplerine (doktor, mühendis, sanatçı, yazar vb.) destek verilecek, onların toplumsal dönüşüme katkıda bulunmaları, entellektüel birikimlerini halk yararına kullanmaları için gerekli olan kurumlar yaratılacaktır. Aydınlar, geleceğin toplumunu yaratma mücadelesinin bir parçası olarak, sosyalist insanını yaratılmasında çok önemli görevler üstleneceklerdir.



b-GENÇLİK

Devrimci Halk İktidarı, gençliğin gelecek demek olduğunun bilinciyle geleceğin toplumunun mimarı olacak gençler için tüm olanaklarını seferber ederek onların sağlıklı, üretken, devrimci insanlar olarak yetiştirilmesini hedefleyecektir. Bunun için:

1- Gençliğin kendi sorunlarıyla ilgili konularda ve ülke yönetiminde söz sahibi olması için tüm gençliği ülke çapında kucaklayacak gençlik örgütleri kurulacak, uluslararası devrimci gençlik örgütleriyle ilişki ve ortak faaliyetleri geliştirme olanakları sağlanacaktır.

2-18 Yaşına gelen her genç seçme,21 yaşına gelen her genç seçilme hakkına sahip olacaktır.

3- Gençliğin eğitimi, Devrimci Halk İktidarının en önemli konularından birini oluşturacak ve gençliğin eğitimine ilişkin kurum ve sistemler, gençliğin dinamizmini ve yaratıcılığını artıracak tarzda gençliğin katılmıyla örgütlenecektir.

4- Gençliğin zihinsel, bedensel ve kültürel yönden geliştirilmesi, sağlıklı, yaratıcı, dinamik, yurtsever, dünya halklarının kardeşliğine inanmış enternasyonalist devrimci insanlar olarak yetiştirilmeleri için her türlü olanak sağlanacaktır. Bunun için gerekli okullar, spor alanları, kültür merkezleri açılacak, kendilerini geliştirmeleri için türlü olanaklardan yararlanmaları sağlanacaktır.



c- KADINLAR

1- Kadınların üzerindeki ekonomik, siyasal, toplumsal ve geleneksel tüm baskılar kaldırılarak toplumsal ikinci sınıf insan rolüne son verilcektir.

2- Kadınların bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve etkinliklerinin artırılması, ülke yönetimine her alanda katılmalarının sağlanması için kesin ve etkin önlemler alınacaktır.

3- Cinsiyet ayrımından doğan sömürüye son verilecektir.

4- Toplumsal yaşamın her alanında kadınlara, erkeklerle eşit olanaklar sağlanacaktır. Kadını ev işlerinin ücretsiz kölesi olmaktan kurtaracak sosyal koşullar oluşturulacak ve kadın erkek arasındaki hak eşitliği sağlanacaktır.

5- Kadının cinsiyetinden dolayı bir reklam aracı ve meta olarak kullanılmasına için verilmeyecek, resmi ve gayrı resmi tüm fuhuş yuvaları kapatılarak, fuhuşun ekonomik ve sosyal temellerin yok etmek için tüm engeller ortadan kaldırılacaktır. Kadının onuru yükseltilecek, kadını aşağılayan, sadece cinsel bir meta olarak gören kapitalist ahlak anlayışı ortadan kaldırılarak yerine yeni toplumun sevgi ve saygısına dayanan ahlak anlayışı egemen kılınacaktır

6- Kadının gelişimini engelleyen geleneksel-feodal anlayışa karşı mücadele edilecek, ailenin demokratikleştirilmesi için savaşım verilecektir.

7- Toplumumuzun kültürel ve ahlaki birikimi üzerinde şekillenen aile kurumunun olumlu özellikleri korunarak, aile bireylerinin ekonomik olarak özgürleşmeleri sağlanıp, gerici, pederşahi ve ekonomik çıkara dayalı ilişkiler tasfiye edilecektir. Kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarından ayrı düşünmeyen, dürüstlük, karşılıklı sevgi ve saygı temelinde kurulan yeni toplumun en küçük birimi olarak ailenin yaşaması ve geliştirilmesi için gerekli tüm tedbirler alınacaktır.

8- Analığın ve çocuk bakımının toplumsal iş ve görev olduğunun bilinciyle çocuk bakımı için kreşler, çocuk bakım yuvaları vb. kurulacaktır. Ev işleri toplumsallaştırılarak kadının üzerinden bu yük kaldırılacak ve kadınlar üretici alanlara yöneltilecektir.



d- EĞİTiM

Tolumsal ve siyasal dönüşümlerin yerleşip oturtulabilmesinde, toplumun gelişmesinde eğitimin rolünü dikkate alacak olan Devrimci Halk İktidarı, üretici güçleri geliştirmeyi hedefleyen, sosyalist inasanı yaratmayı amaçlayan bir eğitim politikası izlecektir. Bunun için:

1- Bireyci, gerici, faşist nitelikteki eğitim sistemine son verilerek toplumcu, yurtsever, devrimci bir eğitim sistemi kurulacak, herkese kendi ana dilinde eğitim görme olanağı sağlanacaktır.

2- Tüm halkın okur yazar olması için kampanyalar açılacaktır. Bu kampanyalar sadece okuma yazma ile sınırlandırılmayacak, yeni toplumun inşası ile birlikte halkın çok yönlü eğitilmesi amaçlanacaktır.

3- Herkes için ilk ve orta öğrenim zorunlu hale getirilecektir.

4- Paralı okullar, dersaneler vb, kapatılarak ayrıcalıklı eğitime son verilecek, eğitim her düzeyde parasız hale getirilecektir.

5- Eğitim kırda ve kentte bilimsel temellere oturtularak, gerek orta öğrenim, gerekse üniversitelerde her koşulda üretime dayalı ve tüm halkın yeni topluma göre eğitilmesini sağlayacak biçimde düzenlenecek ve bu konuda hızlandırılmış programlar uygulanacaktır.

6- Eğitim; zihinsel, bedensel, ruhsal, ve teknik yanlarıyla bir bütün olarak ele alınacaktır.

7- Her gence yüksek öğrenim yapabilme hakkı ve koşulları yaratılacaktır. Üniversiteler sömürücü sınıflara hizmet eder durumdan çıkarılarak halkın hizmetinde halk yararına olacak şekilde demokratik olarak örgütlenecektir.

İşçi ve yoksul köylü kökenli gençlerin üniversitelerde eğitilmesine öncelik tanınacak, halk üniversiteleri oluşturulacaktır.



e-SAĞLIK VE SOSYAL GÜVENLİK

Devrimci Halk İktidarı, sağlıklı ve güvenlikli bir yaşamın doğuştan başlayarak insanların en temel ve en doğal hakları olduğuna inanarak emekçi halkın sağlık ve sosyal güvenlik sorunlarının köklü çözümünü sağlayacaktır. Bu amaçla:

1- Kapitalist toplumda ticari bir meta durumuna getirilmiş insan sağlığını, her şeyin üzerinde tutarak, her türden sağlık hizmetlerinin ücretsiz verilmesini sağlayacak ve bunu Devrimci Halk İktidarı'nın vazgeçilmez görevleri arasında görecektir.

2- Ülke genelinde sağlık bilincini geliştirmek için özel eğitim programları geliştirilecektir. Bölgeler arasındaki hastane vb. olanaklar ve eşitsizlikleri gözönüne alarak ülkede tam teşekküllü uzman hastaneler kurulacaktır. Başlangıçta bu hastaneleri belirli bölgelerde kurarak hızlandırılmış tıp eğitimini gerçekleştirecek, bu hastanelerde eğitilenlerle her yerleşim birimine sağlık ekipleri yerleştirmek için programlar geliştirilecektir. Koruyucu sağlık hizmetleri yaygınlaştırılacaktır.

3- Tüm ilaç sanayii kamulaştırılarak, hastaların ilaç ihtiyacı ücretsiz karşılanacaktır.

4- Tüm çalışanlar sosyal güvenlik kapsamına alınacak, yaşlı, sakat ve çalışamaz durumda olanlara devlet her türlü yaşamsal olanakları sağlayacaktır. Devrimci Halk İktidarı devrim mücadelesinde sakat kalanlara en iyi yaşam koşullarını sağlamakla görevli olacaktır.

5- Çocuk emeğinin kullanımı yasaklanarak, öğrenim gören çocuklar eğitim programları dışında çalıştırılamayacaktır. Devrimici Halk İktidarı okul öncesi ve çocukluk yaşındaki öğrencilere özel beslenme ve sağlık hizmetleri götürecektir.

6- Devrimci Halk İktidarı, tüm halkın sağlıklı bir konut sahibi olması için tüm gücünü haracayacaktır. Bu konuda halkın her çeşit katılımı (arsa, işgücü, araç parasal vb.) sağlanıp kaynaklar seferber edilerek konut yapımı gerçekleştirilecektir. Ülkemiz gerçeği, gecekondular, yeni imar planı içinde ıslah edilerek hak sahiplerine verilecek ya da yeni konutlar sağlanarak tasfiye edilecektir.

7- Oligarşinin elindeki lüks konutlara el konulacak, büyük inşaat şirketleri kamulaştırılarak halkın konut sorununu çözmeye yönelik olarak yeniden düzenlenecetir.

8- Kitle iletişim araçları ve toplu taşıma şirketleri ( Kara, Deniz, Hava) kamulaştırılacak, ulaşım halkın yararına yeniden organize edilecektir.

9- Dinlenmenin halkın doğal hakkı olduğu anlayışıyla dinlenme, tatil vb. gereksinmelerini karşılayacak dinlenme tesisleri kurulacak, varolanlar tüm halkın yararına kullanılır hale getirilecektir.

10-Doğal çevreyi kirletecek, halkın sağlığını tehdit eden hiçbir sanayi yatırımına izin verilmeyecek, varolan bu tür yatırımlar için de her türlü tedbir öncelikle alınacaktır. Doğal çevrenin korunması için halkın eğitimine özel önem verilecek, kirlenmeyi önlemek için özel örgütlenmeler oluşturulacaktır.

11- Karşı devrimcilerin saldırısında ve istemeyerek de olsa devrimci savaşım sonucu olarak zarar gören aileler ve bölgeler yeniden inşa programının ilk sırasında yer alacak, zararları ödenecektir.



f-SPOR

1- Sağlıklı dinamik insanlar yetiştirmek için kitle sporu yaygınlaştırılacaktır. Spor meta olmaktan çıkarılacak, beden ve ruh sağlığına, insanların kardeşlik ve kollektif dayanışma ruhuyla yetirştirilmesine hizmet etmesi sağlanacaktır.

2- Spor halka indirilecek, yaygın spor üniteleri kurulacak, profesyonel ligler ve takımlar kaldrılacak, amatör spor desteklenecektir.

3- Her üretim ünitesinde herkese spor yapma olanakları sağlanacaktır.

4- Sporun, kitleleri uyutmanın bir aracı olmaması için yeni bir bilinç yaratılarak gerekli önlemler alınacaktır.



D-KÜLTÜREL ALANDA

Emperyalizm ve oligarşi ulusal ve emekçi halk kültürünün ortadan kalkması ya da dejenere edilip yozlaştırlması için sistemli bir kozmopolit "kültür" politikası uygulayagelmiştir.

Diğer uluslarla özellikle Yunan ulusuyla Türk ulusu, Kürt ve Türk uluslar azınlıklar arasında düşmanlığın gelişmesi için her türlü propoganda yıllardır sürdüregelmiştir. Oligarşinin "Milliyetçilik" dediği bu politika gerçekte Milliyetçilik değil uluslar arasında düşmanlık tohumları eken burjuva şovenist bir politikadır. Oligarşinin Emperyalizme yaklaşımı ise "Milliyetçilik" değil, uşaklıktır. Halkımızın gözünde emperyalizmi şirin göstermek için her türlü propagandaya başvurmaktadır. Oligarşi uluslararası ilişkilerde, ulusal onuru ayaklar altına almakta kişiliksiz, aşağlık bir politika yürütmektedir.

Oligarşi, emperyalizmin yoz, kozmopolit kültürüne bütün kapıları açmıştır. Emperyalist kültür, basın, yayın, TV programları, radyo yayınları vb. pek çok yolla Türkiye halklarının kültürel yapısını kendisine göre biçimlendirmeye çalışmaktadır.

Oligarşi halka empoze etmeye çalıştığı emperyalist yoz kültür yanında dinsel ve mezhepsel kültürleri de kapitalizme göre biçimlendirererek kullanmayı ihmal etmemektedir. Her türlü gerici kültür ve emperyalist kültür halkın biçimlenmesi için kolkola girmiştir. Oligarşi halkın dini inaçlarını hayasızca sömürmek için kuran kursları, din okulları açmakta, tarikatları desteklemekte ve bunları devrimci mücadeleye karşı kullanmaktadır. Oysa parababalarının kendileri için hiçbir din kuralı geçerli değildir.

Oligarşi, geleneksel değer yargılarını, pederşahi aile ilişkilerini, bireylerin devlete karşı bağımlılık ilişkilerini, onyılların mirası olan kadercilik, boyuneğmişlik vb. eğilimlerini kendi sömürü düzenini ayakta tukmak için istismar eder ve kullanır. Bu düzenin değişmeyeceğini, herkesin kaderine razı olmasını, beş parmağın beşinin de bir olmadığı gibi toplumda da herkesin eşit olmaşacağını halka empoze etmeye çalışır.

Oligarşi, tarihi tahrif ederek onu da sınıflar propagandanın bir aracı haline getirir, toplumların tarihlerinin sınıflar mücadelesi olarak değil, milletler mücadelesi olarak açıklamaya, feodal ve köleci Türk hükümdarlarının barbarlıklarını "kahramanlık" olarak, halk isyanlarını ise "barbarlık " olarak göstermeye ve böylece halkı tarihin karanlıklarında kalan "zaferlerle" kahramanlıklarla, Türk milletinin büyüklüğüyle avutmaya, günlük sorunlardan, geleceğin sorunlarından uzaklaştırmaya çalışır.

Oligarşi, emperyalist yoz kültür, gerici din kültürü, gerici geleneksel kültür, şovenizm, tarihin tarif edilmesi üzerine kurulu bir ideoloji ve kültür ile halkı aldatmak için bütün propaganda yöntemlerini kullanır.

Oligarşinin bütün kurumları da bu çarpık kültür temelinde işlev görmektedir; ilkokullardan üniversitelere kadar bilimsellikten, araştırmacılıktan, üretimden uzak, ezber bilgiye ve kozmopolit kültüre dayalı bir eğitim sistemiyle milyonlarca çocuk ve genç öğrenciyi zehirlemektedir.

Kültürel gelişim ve faaliyetlerin yaratıcı, üretici, devrimci bir insan ve toplum yaratmanın olmazsa olmaz koşulu olduğunun bilincinde olan Devrimci Halk İktidarı, çalışan, üreten, yaratan, kollektif bilinçle donanmış, bilimsel düşünce ve yöntemleri benimsemiş sosyalist insanı yaratmada kültüre özel bir önem verecektir.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


14. Eyl 2012, 03:00
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: D H K P / C PARTİ PROGRAMI
Sizce profesyonel spor amator sporun destekleyicisi ozendiricisi degil midir?


27. Eki 2014, 23:49
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Re: D H K P / C PARTİ PROGRAMI
Gerek boyalı basın'da gerekse görsel basın'da özellikle futbolcuların şatavatlı hayatları,lüks arabaları,yatları,katları,villaları hatta kız arkadaşları sergilenerek profesyonel spor'un özendirdigî kesin (!) Amatör spor'un desteklenmesine gelince profesyonel spor klüpleri gençler ve çocuklara daha doğrusu belli özellikleri taşıyan çocuk ve gençlere spor imkanı sağladığı doğrudur ancak klübe adımlarını attıkları andan itibaren bonservislerine el koyan bu klüplerin amacı spor'a teşvik ve destekden öte daha ticari kafayla olaya yaklaşıp sermayelerine "uzun vadeli yatırım"yapmalarındandır.Onlar için spor klübündekiler o şirketin sermayesidirler.

Devlet ve egemenler tarafından kitleleri uyutmak,gündemden uzaklaştırmak için bir araç olarak kullanılan spor dallarından futbol sadece çok ufak bir kesim için çok özel imkanlar sunarken,yazılı ve görsel basın'da bol bol sergilenen bu şatavatın büyüsüne kapılan anne-babalar eskiden sokakta top oynayan çocuklarını kulaklarından tutup derslerini yapmaya yönlendirken günümüzde "çok para kazanacaklar"hayaliyle top oynamaya teşvik eder olmuşlardır.

Bir yanda sokakta,spor merkezlerinde spor yapmak yerine evlerînde ,kahvehanelerde televizyon başına toplanmış gündemden uzaklaştırılıp-uyutulmuş hatırı sayılır bir topluluk diğer tarafta spor klübü adı verilmiş şirketlerin "malları"

Peki ya diğer spor dalları?

Sermayedarlar karşılığını alamayacakları şeylere yatırım yapmıyorlar tabi bu halkın bedensel eğitimînden sorumlu olan devlet içinde geçerli.Futbol'un ve "mallarının" sırtından servetlerine servet ,hazinelerine hazine katanlar ve spor'a destek sunduklarını iddia edenlerin getirisi olmayan spor dallarında spor aşkı yok oluyor ki birçok spor dalında çok yetenekli gençlerin imkansızlıklarla boğuşarak birşeyler yapabilme mücadelesi verdiklerini çevremizde görmüş ve ya duymuş,okumuşuzdur.

Bütün bunları da parti progamında ki "sporda yeni bîr blincîn gekiştirilmesi" ve "Sağlıklı dinamik insanlar yetiştirmek için kitle sporu yaygınlaştırılacaktır. Spor meta olmaktan çıkarılacak, beden ve ruh sağlığına, insanların kardeşlik ve kollektif dayanışma ruhuyla yetirştirilmesine hizmet etmesi sağlanacaktır. " cümleleri en güzel şekilde özetlemiş zaten.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de
En son KURTULUS tarafından 8. Ara 2017, 14:15 tarihinde darbelendi.

8. Ara 2017, 14:15
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker