Zaman: 17. Tem 2018, 22:16

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
 Halk Cephesi: GERÇEKLERİ SİZE YİNE YENİDEN ANLATACAĞIZ! 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Halk Cephesi: GERÇEKLERİ SİZE YİNE YENİDEN ANLATACAĞIZ!
KÜRT MİLLİYETÇİLERİ, “KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜRSE TÜRKİYE’YE DEMOKRASİ GELİR” DİYOR
YALAN!!!
DEMOKRASİ BAĞIMSIZLIKLA OLUR,
BAĞIMSIZLIK EMPERYALİZME KARŞI SAVAŞARAK KAZANILIR!
BAŞKA HİÇBİR YOLU YOKTUR!


İŞTE BUNU SÖYLEDİĞİMİZ İÇİN SALDIRIYOR KÜRT MİLLİYETÇİLERİ HALK CEPHESİ’NE


GERÇEKLERİ SİZE YİNE YENİDEN ANLATACAĞIZ!

Kürt Milliyetçileri günlerdir Halk Cephesi’ne saldırıyor…

Emperyalizme saldırmadığı kadar saldırıyor üstelik!

Derneklerimizi molotoflayacak, şehitlerimizin adını verdiğimiz parklarımızı yakacak kadar pervasız, kan dökecek kadar devrimcilere düşmanlar.

Bu düşmanlık neden?

Bize neden düşman olduklarını biliyoruz: Kendilerinin “Barış” diyerek süsleyerek sundukları emperyalistlerle ve uşaklarıyla uzlaşma politikalarının önünde engel olarak görüyorlar bizi. Silahları bırakıp düzene dönmelerini eleştirdiğimiz için bize tahammül edemiyorlar.

Bu eleştirimiz karşısında söyleyecekleri bir şey olmadığı için, YALAN gerekçelerle bizi suçlu duruma düşürmek istiyorlar. Saldırı gerekçesi yaratmak için bizi “siyaset yasağı” koymakla suçluyorlar.

Hangi siyaset yasağından bahsediyorsunuz?

Selahattin Demirtaş’ı “MAKUL” olmakla eleştirdiğimiz için derneklerimizin kapısına dayandınız…

PKK’nın emperyalizmle uzlaştığını bıkmadan usanmadan yazdığımız, emperyalizme teslim olmak yerine savaşma çağrısında bulunduğumuz için molotoflar attınız, ses bombaları patlattınız, insanlarımızın kafasını gözünü yardınız…

Siyaset yasağı koyan biz miyiz, siz mi?

BİZ SİYASET YASAĞI KOYMADIK! BU KOCA BİR YALAN!

Çayan Mahallesi’nde açtığınız standa konuşmak için gittiğimizde, sakladığınız sopaları çıkartıp siz saldırdınız.

Eleştiri – özeleştiri gibi bir mekanizma varken, siyasi olarak savunma yapıp, tartışabilecekken neden saldırmayı tercih ettiniz?

Siyasetler arası hukuk komisyonuna başvurabilecekken neden saldırdınız?

Dergilerinizde, gazetelerinizde, televizyonlarınızda eleştirebilecekken neden saldırdınız?

Siyaset yasağını koyan biz değil, sizsiniz, kimseyi kandıramazsınız.

Biz biliyoruz sizin saldırma nedeninizi.

Ve anlatacağız. Tüm halkımıza anlatacağız. Gece gündüz, dur durak bilmeden anlatacağız.

Yeni, gizli saklı, sır bir şey yoktur… Bize daha önce de defalarca saldırdınız. Ve her saldırınızda söylediğiniz gerekçeler hep aynı oldu. Yeni bir şey bile üretemediniz. Söyledikleriniz neydi?

- Abdullah Öcalan’ı eleştirdiniz.

- Bizi, bayrağımızdan orak çekici çıkardık diye eleştirdiniz.

- "Kesinlikle şimdiye kadar direk bir ABD kurumuna ve kişilerine yönelik eylemlerimiz olmamıştır ve hedef seçilmemişlerdir" (A. Öcalan,15 Ağustos 1995, Özgür Halk) itirafını ibret-i alem için döne döne yazmamıza tahammül edemediniz.

- Yeni Dünya Düzeni “Hakimdir, güçlüdür, boyun eğmek gerek”! diyerek, “Kosova’ya, Yugoslavya’ya müdahale eden NATO, Türkiye’deki Kürt sorununa da müdahale etmelidir.” “Batı eğer isteseydi sorunu çözerdi. Nasıl ki, Kosova’da çözüyorsa, Kürdistan’da da çözer. ... Batı, çözümü istemediği için bugünkü sorunlar ortaya çıkmıştır.” (Cemil Bayık, 20 Haziran ‘99) sözleriyle NATO’yu göreve davet ettiğinizi eleştirdiğimiz için tahammülünüz yok.

- Ateşkes, barış, diyalog diyerek Kürt halkının direnişini kendi çıkarlarınıza kurban ettiğinizi söylediğimiz için tahammülsüzsünüz.

- Saldırılarınızın arkasında yatan gerçek Abdullah Öcalan’ın İmralı Savunması’ndaki şu itirafı mıdır: “Türkiye burada büyük tehlikelerden korunma kadar, tersine yani güç kaynağına dönüştürme şansına sahip olacaktır. İçte ve dışta PKK’nin askeri savaş olanakları çözümle birlikte Türkiye’nin hizmetine girecektir.”


- İşte çarpıcı bir alıntı daha: “Onları (Dev-Sol kastediliyor) Türkiye nasıl ıslah edecek şaşıyorum. Biz belki anlaşırız da. Fakat çok çatapatlar yani. Bir tanesini hizaya getirmek çok zor.” (Abdullah Öcalan, 7 Aralık 1991 tarihli Sabah gazetesi)

İşte bakış açısı budur, kendilerini ispatlamak için devrimciler konusunda akıl veriyorlar devlete. Yani bu eski bir alışkanlıklarıdır.


Emperyalizme ve ülkemizdeki yerli işbirlikçilerine karşı, uzlaşma konusundaki rüştünüzü ispat etmek için mi bize saldırıyorsunuz?


Biz kimseye siyaset yasağı koymadık… Bunun kompetanı sizsiniz. Siyaset yasağı, eleştiriye dahi engel olmaktır.

Hadi, Çayan’da stant açmıştınız, oraya saldırmıştık diyelim. Gazi’de, Okmeydanı’nda, Sancaktepe’de de mi stant açtınız? Hayır. Oralarda neden derneklerimizin kapısına dayandınız, derneklerimizi molotofladınız, yaktınız söyler misiniz?

Yalan söylüyorsunuz, asıl siyaset yasakçısı sizsiniz.

Siyaset yasağı, Kürdistan’da Türkiye sol örgütlerine “misafir statüsü” dayatarak, örgütlenme faaliyeti yürütenlere saldırmaktır.

Milliyetçi çizgisinden dolayı Türkiye Kürdistanı'nda kendini ev sahibi, devrimci örgütleri ise misafir statüsünde değerlendirip, solu tasfiye etmeye yönelen PKK, devrimci kanı akıtmıştır. 1993'te 4 TDKP'li, PKK tarafından öldürülmüştür.

PKK devrimcilerin gelişmesinden hep rahatsızlık duymuş, karşısında olmuştur. Sola karşı küçümseme tavrıyla yaklaşmışlardır. Kendi dışında gelişen hiçbir güce tahammülleri yoktur.

Çünkü PKK, milliyetçidir. Milliyetçilik benmerkezcidir, “Benden sonrası tufan” demektedir.

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ ÖNCESİNDEKİ BU SALDIRILARINIZIN SEBEBİ NEDİR?

“AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk” demişti Abdullah Öcalan, şimdi de Tayyip Erdoğan’a cumhurbaşkanlığını mı altın tepside sunmak istiyorsunuz?

AKP ile başkanlık ittifakı kurmanın hayallerini mi kuruyorsunuz?

Devrimcileri, kendi çıkarlarınız için malzeme yapmanıza izin vermeyeceğiz. İstediğiniz provokasyonu yaratamayacaksınız.

İşte mahallelerimizde halkımızın devrimcileri sahiplenmesiyle bir kez daha gördünüz bunu yapamayacağınızı. Tüm halkımızla birlikte çıkacağınız karşınıza ve yalanlarınızı teşhir edeceğiz.

Yalanlarınızla, karalamalarınızla bizi yok edemezsiniz, bitiremezsiniz.

Biz sizin gibi emperyalizme bizi kurtarması için asla el açmayacağız.

Asla ağzımızdan halk düşmanlarını öven tek söz çıkmayacak.

Milliyetçiliğin gericiliğine değil, sosyalizmin ilericiliğine sarılacağız.

ÖNCE SALDIRININ HESABINI VERİN!

Herşey tartışılabilir… Mahallelerimizde neden düzenin seçim aldatmacasına ortak olmadığımızı tartışabiliriz.

Siyaset yasağı yoktur, biz ilke ve değerlerimizi koruyoruz.

Kürt milliyetçileri düzeniçi çözümlerin, teslimiyetin propagandasını yaparken; biz emperyalizme ve faşizme karşı savaşmanın onurunu taşıyoruz.

Düzenin karşısında devrimci değerlere sahip çıkıyoruz.

Emperyalizme tek taş dahi atmayan Kürt milliyetçilerine ait oldukları sınıfı hatırlatıyoruz.

Aramızdaki temel fark da budur, biz iktidarı yıkmayı, siz ise o iktidarı yaşatmayı, güçlendirmeyi esas alıyorsunuz. AKP iktidarına koltuk değnekliği yapıyorsunuz.

Hangi iktidar bu?

Roboski’deki 34 insanımızın, Ceylan Önkol’un, Uğur Kaymaz’ın katillerini koruyan iktidarın mı?

Selahattin Demirtaş, hangi devletin cumhurbaşkanı olacak? Eli kanlı bir devleti nasıl yönetecek?

Biz “BAĞIMSIZ TÜRKİYE” diyerek milyonları birleştiriyoruz, siz emperyalizmi göreve çağırıyorsunuz. İşte sizin gerçeğiniz budur.

Ama biz bıkmayacağız, yine yeniden, tekrar tekrar gerçekleri yazmaya devam edeceğiz. Yine yeniden sizi eleştireceğiz.

Şehitler vererek kurduğumuz, örgütlü olan mahallelerimizde insanlarımızı düzen sınırlarına hapsolmasına izin vermeyeceğiz.

ÖNCE SALDIRILARI DURDURUN!

“Heyet kuralım, konuşalım, tartışalım” önerileri artık hükmünü yitirmiştir.

Onlarca insanımızı yaraladınız, derneklerimizi yaktınız… Saldırılarınız hala devam ediyor. Önce saldırıları durduracaksınız. Heyetleri çok gördük biz… Bir heyet gider öteki gelir ama Kürt milliyetçileri kendisinden başkasını görmez, duymaz…

Önce devrimcilere kurşun sıkmaktan vazgeçin, devrimcilerin evlerine, bürolarına, derneklerine saldırıyı derhal durdurun, sonra yaşananları konuşabiliriz.

Sözlerinizi çok dinledik, heyetlerinizi çok gördük.

SOL’UN TELAŞININ NEDENİ NEDİR?

Bir olay yaşandığında önce olay nedir o öğrenilir. Soru sorulur, cevap alınır ve ona göre değerlendirilir. Usulen de olsa İki taraf da dinlenir, soru sorulur… Başta Atılım ve Evrensel olmak üzere ülkemiz Solu ise, bize tek bir soru dahi sormadan manşetlerinden provokasyon ve özür dilememiz çağrısında bulundular? Özellikle “Provokasyonda son nokta” manşetini atan Evrensel’e sesleniyoruz: Provokatörlükte sizin üstünüze yoktur, ’77 1 Mayıs’ındaki sorumluluğunuz ve provokatörlüğünüz unutulmadı daha. Tarih kaydetmiştir bunu, silemezsiniz.

Neden bu kadar telaş?

Bize tek bir soru bile soramayacak kadar sizi panikleten nedir?

Ermiş misiniz? Nasıl biliyorsunuz? Dünyanın ermişleri yoktur.

Nasıl biliyorsunuz tüm soruların cevaplarını? Kendiniz sorup kendiniz cevaplıyorsunuz, Kürt milliyetçileri ne diyorsa satır satır dergilerinize yazıyorsunuz.

İşte bu yüzden kuyrukçusunuz… Kürt milliyetçilerinin kuyruğuna takılmış, tek bir politika bile üretemeyen, meydanın size kalması için fırsat kollayan fırsatçılara dönüştünüz.

Kürt milliyetçilerinin devrimcilere saldırısında attığınız manşetlerle, devrimci düşmanlığıyla Türkiye devrim tarihine kara puntolarla yazıldınız. Bu kara lekeyi tarihinizden asla silemeyeceksiniz. En büyük utancınız olarak taşıyacaksınız.

BİR YANDA BAĞIMSIZLIK DİYEN DEVRİMCİLER, DİĞER YANDA EMPERYALİZME ÖVGÜLER DÜZEN KÜRT MİLLİYETÇİLERİ VAR!

BİR YANDA BAŞINA ÖDÜL KONULAN DEVRİMCİLER, DİĞER YANDA EMPERYALİZME BOYUN EĞEN KÜRT MİLLİYETÇİLERİ VAR!

HALKIMIZ GERÇEKLERİ GÖRÜYOR, YAŞIYOR.

DEVRİMCİLERE SALDIRMAKLA KAZANACAK HİÇBİR ŞEY YOKTUR.

SAFINIZ EMPERYALİZMİN YANI DEĞİL, DEVRİMCİLERİN YANIDIR!

UNUTMAYIN, İKİ KOLTUK ARASINA OTURULMAZ!

SAFINIZI UNUTMAYIN, DERHAL SALDIRILARINIZA SON VERİN!

HALK CEPHESİ

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


3. Ağu 2014, 21:32
Profil Web sitesini ziyaret et
Mesaj Re: Halk Cephesi: GERÇEKLERİ SİZE YİNE YENİDEN ANLATACAĞIZ!
Solun Unuttugu Degerler
( Kurtarilmis bolgeler) Iste Cayan ve diger mahalleler kurtarilmis bolgelerdir.Buralarda Bedel odeyenlere ve Cephe ye karsi saygili olacaksiniz.Demogojilerinizle bir yere varamazsiniz ESP ve HDP Sol maskeli sag siyaset yapmayi birakin durust olun acik olun . Hala biz sol devrimciyiz diyorsaniz Istanbul buyuk sizde kurtarilmis bolgelerinizi olusturun ozaman sizede saygi duyulur.


7. Ağu 2014, 01:51
Moderatör
Moderatör
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 10.2012
Mesajlar: 19
Gender: None specified
Mesaj Re: Halk Cephesi: GERÇEKLERİ SİZE YİNE YENİDEN ANLATACAĞIZ!
“SİYASET YASAĞI” UCUZ TESPİTİ KÜRT MİLLİYETÇİLERİNİN HALK CEPHESİ’NE SALDIRISINI MEŞRULAŞTIRAMAZ


SALDIRAN KÜRT MİLLİYETÇİLERİ VE ONLARIN HİMAYE ETTİKLERİ ÇETELERDİR;


HALK CEPHESİ’Nİ SOL İÇİ ŞİDDET BATAĞINA ÇEKEMEYECEKLER!


SİYASET YASAĞI YOKTUR; EMEKLE, ŞEHİTLERLE, DİRENİŞLE YARATILAN DEĞERLERİMİZİ AYAKLAR ALTINA ALDIRMAMAK VARDIR.


Çayan Mahallesi, devrimcilerin kurduğu örgütlü bir mahalledir. Her taşında, planlamasında, yıkımlara karşı direnişte, otuz yıldır her anında Cepheliler'in yer aldığı bir mahalledir.



Yıllar boyunca yıkımlara karşı mücadele etmiştir bu mahalle. Mafyaya karşı direnmiştir. Şehitler, tutsaklar vermiştir. Yozlaşmaya, uyuşturucuya, fuhuşa, çetelere karşı mücadele etmiştir. Bütün bu yıllarda, bu mücadelelerde, Cepheliler ve mahalle halkı hep birliktedir. Kürt milliyetçileri bunların hiç birinde yoktur.

- Çayan Mahallesi’ni aralarında devrim önderlerinden Dursun Karataş’ın da olduğu Dev-Genç’liler, büyük emeklerle kurdular.

- 12 Eylül öncesi, oligarşinin devrimcilere karşı sürdürdüğü “anarşist, terörist” demagojilerinin olduğu bir zamanda, devrimcilerin halkın konut talebine nasıl sahip çıktıklarının bir örneği olmuştur.

- Önceleri mısır tarlası olan, bir yanı hazine arazisi diğer yanı askeri bölge olan, sadece 3 gecekondunun bulunduğu alan, Dev-Genç’liler öncülüğünde kurulan komite ile halkın yaşadığı bir mahalleye dönüştürüldü.

- Komite, halkla toplantılar yaparak, ortalama 3 çocuk üzerinden 120 metrekare olarak planladı evleri.

- Arsalar halka 1978 yılında Dev-Genç’liler tarafından dağıtıldı. Evler, ihtiyaçları olanlara eşitçe dağıtıldı

- Mahallenin yolları, yangın çıkma ihtimaline karşı, en hızlı şekilde müdahale etmek üzerine planlanmıştı... Evler bahçeli olarak planlandı. Yani mahalle bir plana, bir planlamaya göre kuruldu. Evler tek katlı olmalıydı. Bahçelere sebzeler ekilebilmeli, ağaçlar dikilmeliydi. Evlerin tek katlı ve bahçeli olması devrimcilerin tercih ve planlamasıyla oldu.

- İnşaatlarda kullanmak için su kuyuları açıldı. Kuyuların güvenliği sağlandı.

- Kuruluş aşamasında, yapılan evler 2 kez yerle bir edildi. Halk ve devrimciler elele vererek mahalleyi yeniden kurdular.

- Cepheliler, kendi derneklerini de kendileri inşa ettiler.

- Mahallenin ihtiyaçlarını ucuz, sağlıklı ve hızlı bir şekilde karşılamak için kooperatif kuruldu. Tüm halkın olan kooperatifte parasız-ucuz gıda maddeleri sağlandı.

- Temiz su ihtiyacı için çeşmeler yapıldı, suyun nasıl temizleneceği halka öğretildi.

- Elektrik sorunu, Cepheliler tarafından kamulaştırılan elektrik direklerinin dikilmesiyle çözüldü.

- 1979’da mahalleye kanalizasyon inşa edildi. Mahalle, şehir kanalizasyonuna T borularla bağlandı.

- Mahalle sık sık jandarma ablukasına, saldırısına maruz bırakıldı... Mafya girdi devreye... Yetmedi, halk sık sık tehdit edildi. Jandarma saldırısı olduğunda halk geri adım atmadı. Kazma-kürekle jandarmaya karşı koydular.

- Mahallede halkın yaşam kuralları, bir adalet anlayışı, bir hukuk oluşturuldu.

- 1988-‘89’lu yıllarda halkın Çayan’da yaptığı bir parka, buranın ilk şehidi olan Hüseyin Aksoy’un ismi verildi. Hüseyin Aksoy polisin katlettiği bir Cephelidir.

Sonuç olarak; Çayan en başından beri devrimcilerin, Cephelilerin kurduğu bir mahalledir. Kendi hukukunu, kendi adalet sistemini işleten bir mahalle olmuştur. 36 yıldır, Cephelilerin mahallesidir Çayan…



15 MİLYONLUK, 39 İLÇE VE 876 MAHALLENİN OLDUĞU İSTANBUL’DA, KÜRT MİLLİYETÇİLERİ NEDEN 4 TARLADAN OLUŞAN ÇAYAN’DA ÖRGÜTLENME ÇALIŞMASI YAPMAK İSTİYOR?

Çayan, örgütlü bir mahalledir. Yukarıda bunun kökenini anlatmaya çalıştık. 39 ilçe, 876 mahalle varken, neden Çayan?.. İstanbul’un 39 ilçesini örgütlediniz de, Çayan mı kaldı?

Örgütlü olan Çayan halkına gelip ne anlatacaklar? “Cephe, devrim iddiasına sahip çıkamamıştır, devrimi biz mi yapacağız” diyecekler? Emperyalizmle barışırken bunu nasıl söyleyecekler? Cephe’nin politikalarının karşısına çıkartacakları tek bir devrimci politikaları yoktur.

Böyle mahalleleri çoğaltmak devrimcilerin görevidir. Ama başta Kürt milliyetçileri olmak üzere dönem dönem bazı sol örgütler, Çayan’da “Cepheyi yok etmek“ denemelerinde bulunuyor.

Emek vermek, bedel ödemek zor geliyor, bu yüzden hazır bir emeğin üzerine konmak istiyorlar.

Bu işin bir yanı, saldırının asıl nedeni ise, Selahattin Demirtaş’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanlığı için aday olması ve Kürt halkının geleceğini pazarlık konusu yapmasını eleştirmemizdir. “MAKUL” bir cumhurbaşkanı adayı olan Demirtaş’la birlikte Kürt milliyetçileri, Kürt halkını ve düzen dışı sol kesimleri düzen içi muhalefete yedeklemek istiyor. Biz ise düzen içi olmanın ölüm anlamına geldiğini anlatıyoruz halkımıza. Katil, hırsız, obur, ahlaksız, yozlaşmış, sömürüye dayalı bu sistem içerisinde bir çözüm yoktur diye haykırıyoruz.

Kürt milliyetçileri o kadar hazımsız ki, tam da Demirtaş’ı eleştirmemizin hemen arkasından saldırdılar. Tam da bu nedenle, saldırı bir provokasyondur. Zamansız, anlamsız, kendiliğindenci bir saldırı değildir. Eleştiriye tahammülsüzlüklerinin merkezi bir cevabıdır. Hep böyle olmuştur. Ne zaman eleştirdiysek, hep saldırmışlardır.

Evet biz Kürt milliyetçi hareketinin uzlaşmacı, teslimiyetçi politikalarını eleştiriyoruz. Eleştirmeye devam edeceğiz. Devrime doğru atılan her adımı destekler, emperyalizmle, oligarşiyle uzlaşmaya doğru atılan her adımı mahkum ederiz. Bu bizim Marksist-Leninist çizgimizin gereğidir. Eğer bu saldırılarıyla devrimci eleştirinin teşhirinden kurtulmayı, devrimcileri sindirmeyi umuyorlarsa, kendilerine şunu belirtmek isteriz: Yanılıyorsunuz, bunu başaramazsınız.

Eleştiriye bile tahammülleri yoktur. O kadar alışmışlardır ki, onların dediğinin yapılmasına. Karşılarında kendi politikalarını belirleyen bir Cephe’yi görünce öfkeye kapılmışlardır. Milliyetçilik çıkmazdır diyoruz. Milliyetçilik gözleri kör, kulakları sağır eder; her şeyin merkezine kendisini koyar.

Kendi teslimiyetlerinin önünde engel olarak gördükleri Cephelileri yok etmek istiyorlar. Cephelilerden öylesine korkuyorlar ki, emperyalizme karşı veremedikleri “mücadeleyi” bize karşı veriyorlar. Çünkü biz onların teslim olma politikalarının önündeki en büyük engeliz... Bütün mesele, devrimcilerin düşüncelerini değiştirmek, kendilerine tabi kılmaktır.

Bu nedenle merkezi bir kararla Çayan’da, Gazi’de, Okmeydanı’nda, Sancaktepe’de silahlarla, havai fişeklerle, ses bombalarıyla saldırmışlardır. Ve asıl önemlisi, Cephelilerin, örgütlü oldukları tüm mahallelerde yozlaşmaya karşı yürütülen kampanyada cezalandırılan çeteleri himaye etmişlerdir. Halka saldıran, gençlerimize uyuşturucu satan, fuhuş yaptıran çetelere Kürt milliyetçileri sahip çıkmıştır, BDP ilçe binalarına almışlardır.



SİYASET YASAĞI DEĞİL, ÇAYAN’IN ÖZGÜNLÜKLERİ VARDIR

BİZE SİYASET YASAKÇISI DEMEK EN HAFİF DEYİMLE UCUZ BİR TESPİTTİR

Siyasi faaliyet özgürlüğü, provokasyon özgürlüğü değildir. Hiçbir grup provokasyon yaratan eylem ve faaliyetlerini siyasi faaliyet özgürlüğü adı altında savunamaz.

Çayan ve Küçük Armutlu, Cephelilerindir. Biz kurduk bu mahalleleri, her tuğlasında emeğimiz olan bu mahallelerimizde şimdi de halk bahçeleri kurarak, rüzgar enerjisiyle elektrik üreterek, halk bakkalları açarak, spor salonları, dikiş atölyeleri kurarak, umudun çocukları orkestrası kurarak, halk komitelerini - meclislerini örgütleyerek devrimi şimdiden örgütlüyoruz.

Siyaset yasağı denilip geçilemez.

Bize siyaset yasakçısı demek en hafif deyimle ucuz bir tespittir.

Çayan ve Armutlu hep buna örnek gösterilmiştir.

Başka bir örnekleri de yoktur.

Evet bu mahalleler özgündür.

Başından itibaren bizim kurduğumuz, her şeyiyle bizim oluşturduğumuz yerlerdir.

BURALARDA ÇALIŞMA YAPMAK BAŞKA BİRİLERİNİN TAYAD’DA ÇALIŞMA YAPMASI GİBİDİR.

BİZİM İÇİN AYNIDIR.

YAPILAN SALDIRI, ÖRGÜTLÜ BİR KURUMA GİDİP, “BEN SENİ TANIMIYORUM, BU KURUM BENİMDİR” DEMEKLE AYNI ANLAMA GELİR.

Başka mahallelerde böyle bir tavrımız yoktur, bu neden görülmüyor?

Çayan 4 tarladır sadece… Nurtepe sadece Çayan’dan oluşmuyor. Neden gidip Nurtepe’de örgütlenmiyorlar da, illa Çayan’a geliyorlar? Bu açıkça bir PROVOKASYONDUR.

Halk Cephesi’yle sorun yaşayacaklarını bile bile Çayan’a gelmeleri masum değildir. İlla Çayan’da yapacağım demek kavga çıkarmak demektir. Bu bir yanı… Bir diğer yanı ise ısrarla belirttiğimiz konudur. Devrimciler değerlerini koruyor, Kürt milliyetçileri ise fırsatları kolluyor. Selahettin Demirtaş’ın eleştirisi sonrası kollanan fırsattır bu. Bizi eleştiremezsiniz... Hem de tüm burjuva medyanın gözdesi olduğu zamanda bunu yapamazsanız... Bu saldırı , bu yazının, Demirtaş’ı eleştirdiğimiz yazının intikamıdır.

Bir örgüt başka bir örgütle sorun çıkacağını bile bile bir iş yapmaz. Yapıyorsa bizim de bozguncu, provokatör deme hakkımız doğar.

Halk Cephesi Çayan’a ilişkin hukukunu açıklamıştır. Bir örgüt bunu bilerek kendini dayatıyorsa, bu bilinçli bir faaliyettir. Bu yüzden saldırı merkezi bir karardır…

Biz kimseye siyaset yasağı getirmiyoruz.

Bizim Çayan’daki ya da başka yerlerdeki çalışma tarzımızı beğenmeyebilirler, eleştirebilirler. Hatta Çayan’da sorunlar da yaşanabilir. Herkes çözme bakış açısıyla hareket eder. Sorun kalmaz.

Burada sorun Halk Cephesi’yle sorun yaşayacaklarını bile bile oraya gelmeleridir.



VE SONRA BUNU UCUZ SİVİL TOPLUMCU ÖRGÜT DÜŞMANI DÜŞÜNCELERLE TEORİZE ETMELERİDİR SORUN.

Tehlikeli bulduğumuz bir konudur.

“Kiminle belirlediniz bu hukuku? Tanımayız biz bu hukuku... Demokrasi yok burada...” gibi bir çok söylemle karşılaştık şimdiye kadar. Biz devrimciyiz, sivil toplumcu değil... Tekrar bunu belirtelim.

Tekrar tekrar burjuva ideolojisine ait sivil toplumcu düşünceleri tartışalım.

Bunların üstünü örtmelerine izin vermeyelim.

Eğer düşünceleri buysa açıktan savunsunlar o zaman dedik biz de.

Mahallerde sizin aleyhinize çalışma yapacağız desinler... Örgüt düşmanlığı çalışması yapacağız desinler.

Ayrıca bizi kurtarılmış bölge kurmakla da itham ettiler önceden… Oligarşinin ağzıyla konuşmaktır bunlar.

Ve tekrar belirtiyoruz, SORUN, çalışma yapıldığında çıkmıyor. Sorun, çalışmanın biçiminde çıkıyor. Mahallerin özgünlüklerini, güvenliğini, oradaki örgütlülüğü dikkate almayan yaklaşımlar sonucunda ortaya çıkıyor.

Ben istediğim zaman, istediğim yerde, istediğim eylemi yaparım ve kimseye de haber vermem, sormam tavrı dayatılıyor… Herkes onlara tabi olacak diye bekliyorlar. Başka bir eylem, başka bir program var mı... Sorulmaz.. İşte provokatörlük buradadır. Belki başka bir program var, başka bir eylem var. Bu bırakın siyaset yasağını, usulen de olsa sorulması gereken bir sorudur.

Yasak yok. Ama orası herhangi bir yer de değil. Orası Çayan, orası Armutlu...



NE YAPACAKLAR? ÇAYAN’I DEVRİMCİLERDEN KURTARIP, ÖZGÜRLEŞTİRECEKLER Mİ?

Çayan halkı, Cephelilere kapısını açmıştır. Cephelilerin politikalarına sahip çıkmıştır. Bu son saldırılarda gösterdikleri sahiplenmeyle de sabittir. Devrimcilik gönüllülük işidir. Kimse kimseye zorla devrimcilik yaptıramaz, devrimcilere kapısını açtıramaz. Kürt milliyetçileri sanki Çayan’ı özgürleştirme hareketine soyunuyorlar.

Siz özgürleştirici misiniz?

Örgütlü Çayan halkını siz mi kurtaracaksınız?

KÜRT MİLLİYETÇİLERİ ÇAYAN MAHALLESİ’Nİ ÖZGÜRGÜRLEŞTİRMEYE HARCADIĞI ENERJİYİ NEDEN OLİGARŞİYE KARŞI MÜCADELEYE HARCAMAZ?

Evet Çayan’ın bir hukuku vardır... Beğenmeyebilirsiniz ama böyledir.

O hukuk başından itibaren halkla devrimci hareket arasında oluşturulmuştur.

O hukuk oluşturulurken BDP ya da başka bir örgüt ÇAYAN'da yoktur.

Örneğin, o mahallede hırsızlar polise teslim edilmez, Cephelilere teslim edilir…

Komşular arasındaki ihtilaflar, küskünlükler Halk Cephesi’ne sorularak çözülür.

Polis, her girişinde barikatla karşılaşır.

Burjuva demokrasisi sizi öylesine teslim almış ki, devrimcilere de onu dayatıyorsunuz. Biz bunu tartışmıyoruz. Ucuz sivil toplumcu düşüncelerden vazgeçin.

Biz mahalleyi kurduğumuzda orada yoktunuz…

Ve altını çizerek tekrar ediyoruz:

SİYASET SERBESTLİĞİ PROVOKASYON SERBESTLİĞİ DEĞİLDİR!..

Siyaset, stant açıp, başında demir çubuklarla beklemek midir? O çubuklarla, seninle tartışmaya gelen devrimcilerin kolunu, burnunu kırmak mıdır? Kadınlarımızın dudaklarını patlatıp, dişlerini kırmak mıdır? Kürdistan’da Türkiye sol örgütlerini “misafir” statüsünde değerlendiren ve bu nedenle 4 TDKP’linin katili olan Kürt milliyetçileri bize siyaset özgürlüğünü öğretemez.

TDKP, 4 gerillaya sahip çıktığı halde, Dr. Baran ısrarla “Sahip çıkıyorlarsa burada bir yanlışlık vardır. O zaman bu birlikler kesinlikle onların denetiminden çıkan birliklerdir.” demiştir. Yani TDKP’ye demiştir ki, sen kendi gerillanı tanımıyorsun, onlar senin gerillan değil onlar provokatör , onlar kontra... O senin olamaz… Siyaset yasakçılığı, başka bir örgüte talimat vermek, gerillalarını katletmekle göstermiştir kendisini. Başta EMEP olmak üzere sol, bundan ders çıkartmamış olacak ki, can hıraş bir şekilde Kürt milliyetçilerini bize karşı savunuyorlar. Tarihinize, şehitlerinize hiç mi saygınız, bağlılığınız yok? İnkarın sonu yok oluştur.

PKK, tarihindeki sol içi şiddetin özeleştirisini gerçekten verip arınmadığından, Halk Cephesi'ni de sol içi şiddet zeminine çekmek istiyor. Bizi asla bu zemine çekemeyecekler…



DEVRİMCİLERE SALDIR, SONRA DA MAĞDUR ROLÜ OYNA

“Saldırdık ama sebebi var”; bu mantık sol içi şiddetin büyüyeceği zemindir.

Silahlarla saldırmanın bir açıklaması yapılabilir mi?

Bizim elimizde fotoğraflar, görüntüler, kayıtlar, tanıklar var… Kitlemize yaptığımız açık bir çağrımız vardır… Asla sola yönelik bir saldırı olmayacaktır. Kendimizi savunacağız dedik… Böyle de yaptık…

200 kişinin yaralandığı 5 günlük saldırının bilançosu şöyle:


* Esnaf Kadir Gülüstün’ün kahvesinin camları kırıldı, içeri girildi. İçerisi talan edildi. Orada bulunan bir çantadan 300 TL, kasadan 160 TL çalındı. İçerideki içecekler çalındı. Eşyalar kırıldı.


* Erol isimli bir kişinin kahvesinin camları kırıldı.


* Galip isimli bir kişinin cadde üzerinde süs eşyası sattığı kulübe yakıldı, kül oldu.


* Ekrem Defterli’nin kahvaltı tezgahı parçalanıp yakıldı.


* İbrahim Polat’a ait olan kulübe yakıldı. Süs eşyası, takı satıyordu. Kendisine de satırla saldırıldı.


* Devrim Korkmaz’a ait çay bahçesinin camları kırıldı, çay bahçesi tahrip edildi.


* 20’ye yakın aile, tehdit edildiklerini, evlerinin kapılarının zorlandığını söylemişlerdir.


* 4-5 evin camı kırıldı.


* 10- 15 tane arabanın camları kırıldı. (Çatışma sırasında)


* Okmeydanı Sibel Yalçın Parkı çay ocağı silahlarla taranıp, molotofla yakıldı.


* Sarıgazi Haklar Derneği molotoflarla yakıldı, kullanılamaz hale getirildi.


* Gazi Mahallesi, Hasan Ferit Gedik Bağımlılıkla Mücadele Merkezi silahlarla taranıp, molotoflandı.


* Gazi Mahallesi Muharrem Tepesi çay ocağı molotoflandı.


* Yürüyüş Dergisi’ne sloganlarla saldırıldı.


* Hasan Acar: Karnından kurşunla vuruldu bağırsağının bir kısmını aldılar. (Haseki Devlet Hastanesi’nde)


* Engin Ateş: Pompalı tüfekle yapılan saldırıda gözüne isabet eden fişek saçmalarıyla; bir gözünü tamamen kaybetti, bir gözünde ise yüzde elli görme kaybı var.


* Bir kişi kafasından yaralandı, kurşun kafasını sıyırdı.


* Ceyhun Bay: Kolu çatladı ve burnu kırıldı.


* Gökçe Uluada: BDP’lilerin attığı taşlarla dişleri kırıldı.


* Deniz Kabak: Burnu SYKP’liler tarafından kırıldı


* 1 kişi bıçaklandı.


* Ekrem Defterli: Sol kolu taşla yaralandı.


* Dursun Göktaş: Bacağından taşla yaralandı.


* Özcan Ateş: Kafasından taşla yaralandı. 10 tane dikiş atıldı.


* Halit Güdenoğlu: Kafasından yaralandı.


* Özkan Yılmaz: Kafasından yaralandı.


* Çağla Toprak: Kafasından yaralandı.


* Ulaş İpek: Bacağından taşla yaralandı.


* Ali Acar: Kolu kırıldı.


* Gökhan Yıldırım: Yaralandı


* Sarıgazi’de 6 kişi pompalı tüfeklerle yaralandı.


* Gazi Mahallesi’nde 14 yaşındaki İbrahim Öksüz, Biji Serok Apo sloganları eşliğinde silahla vurularak öldürüldü. Öldürenler BDP binasına sığındı. İbrahim Öksüz’le birlikte 5 kişi daha pompalı tüfekle vuruldu.


*Sarıgazi’de Ebru Karakuş HDP ve YDG-H’liler tarafından linç edildi.


Bunlar dışında;


Çayanlılar, saldırılarda kullanılan tüm satır ve sopaların bulunduğu bir köfte arabasını yaktılar, köfte arabasının sahipleri silahla karşılık verince, yan tarafta bulunan dükkanlarının camları halk tarafından kırıldı.



BU TABLODA MAĞDUR OLAN KİM?

ÇAYAN MAHALLESİ’NİN TAMAMI 3 CADDE, 15 SOKAK, 1615 EVDİR.

KÜRT MİLLİYEÇİLERİNİN DÖRT TARLAYA KURULU ÇAYAN’DA ÇALIŞMA YAPMAK İÇİN YAPTIKLARI SALDIRIYA BAKIN!

Tabii gerçek sebep Çayan’da örgütlenmek de değildir. Tüm mahalle hukukumuzu bir kenara bıraksak bile onlar Çayan’da tek bir aileyi bile örgütleyemezler. Hele son saldırılarıyla birlikte bu İMKANSIZDIR.

Düşmanlarıyla uzlaşanların içine girdiği psikolojidir onların ki. Kürt halkının geleceğini, onurunu, umudunu “barış” masalarında pazarlarken, tüm taleplerinden vazgeçmiş, değerlerini çiğnemiş bir örgütün tahammülsüzlüğüdür. Yoksa 3 cadde, 15 sokak, 1615 ev için 200 insan yaralanır mı?

Siyaset yasağı olduğunu düşünüyorsanız yapacağınız, eleştirmek, teşhir etmektir. Ancak siz doğrudan kavga için geldiniz, bu nedenle porovakasyondur.

BİZE SİYASET YASAKÇISI DİYENLERE... YILLARDIR DERGİLERİMİZDE ŞUNU YAZARIZ… ŞUNU SAVUNURUZ:
Bir sol grup, diğer bir grubun siyasi faaliyetlerini engelleyemez, yasaklayamaz. Siyasi faaliyet bir örgütün varlık şartıdır. Hiçbir siyasi hareket bundan vazgeçemez. Böyle bir dayatma karşısında doğabilecek sorunların sorumluluğu siyaset yasağı uygulayandadır... Siyaset yasakçılığını mahkum etmek, sol içi şiddetin kaynaklarından birini kurutmak demektir. Sol içi sorunların bir diğer kaynağını ise, siyaset özgürlüğünün rekabetçi, benmerkezci tarzda ele alınması sonucu ortaya çıkan sorunlar oluşturmaktadır. Siyasi faaliyet özgürlüğü, provokasyon özgürlüğü değildir. Hiçbir grup provokasyon yaratan eylem ve faaliyetlerini siyasi faaliyet özgürlüğü adı altında savunamaz. Belli bir alandaki halkı, devrimcileri tehlikeye atan, düşmana provokasyon alanı yaratan faaliyetler bu kapsamda değerlendirilmeli...

KÜRT HALKIMIZ,

Sizin adınıza Cephelilere saldıranlar, sizin geleceğinizi burjuvazinin seçim aldatmacasına hapseden Kürt milliyetçileridir. Yaratılmak istenen provokasyona gelmeyin. Bizim ortak çıkarımız, ortak düşmanımıza karşı mücadele etmektir.

SOL HAM HAYALLER KURMAKTAN VAZGEÇMELİDİR

Biz olmayınca meydan onlara kalmayacaktır. Çeteleri himaye ederek, devrimci kanı dökmeyin. Daha önce de bize pek çok kez çamur atmak istediniz ama başaramadınız, yine başaramayacaksınız. Halkımız Cephelilere yine sahip çıkıyor, çıkacak…

Sonuç olarak, BİZ SİYASET YASAĞI KOYMUYORUZ.

KÜRT MİLLİYETÇİLERİ amacına ulaşamayacaktır. Hiçbir güç bizi sol içi şiddete çekemeyecektir. Solla çıkan sorunlarımızda teşhir ve tecrit etmekten başka yöntem kullanmayacağız. Bize saldırı olursa sadece kendimizi savunacağız. Halk safında duran hiçbir güce kesinlikle misilleme yapmayacağız. Devrimcilik bunu gerektiriyor. Sol içi şiddetin halka, devrimcilere kaybettirdiğini biliyoruz. Halkımıza, devrimciliğe karşı her şart altında sorumlu davranacağız. Sol içi şiddet uygulayanları, provokasyon yapanları, emeğe saygı duymayanları halkımızın sahiplenmeyeceğini, tecrit edeceğini biliyoruz. Halkımıza, devrimci tarihimize inanıyor ve güveniyoruz.

Biz kendi yolumuzda devrime doğru kararlı, ısrarlı, sabırlı ve dikkatli bir şekilde yürümeğe devam edeceğiz.

KÜRT MİLLİYETÇİLERİ SALDIRILARI DURDURMALI, ÖZELEŞTİRİ YAPMALI, HALKA HESAP VERMELİDİR!



HALK CEPHESİ


9. Ağu 2014, 01:59
Profil
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker