Zaman: 14. Ara 2018, 08:58

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 1200

 Friedrich Nietzsche 
YazarMesaj
Mesaj Friedrich Nietzsche
Kurtuluş Hakkında



Zerdüşt birgün büyük köprünün üstünden geçerken etrafını sakatlar ve dilenciler aldı.

Bir kambur ona şöyle dedi:

"Bak Zerdüşt, halk da senden birşeyler öğreniyor ve senin mezhebine inanıyor. Ama
halkın sana tamamen inanması için birşey daha gerekir: Biz sakatları da ikna etmelisin.
Bak içimizde her çeşidi var. Körleri gördürebilirsin, kötürümleri yürütebilirsin,
kamburları biraz düzeltebilirsin. Zannederim ki sakatların Zerdüşt'e inanması için en
iyi çare budur."

Zerdüşt konuşana şu cevabı verdi: "kamburun kamburluğunu alsak canı da alınmış
olur. Halk buna inanır. Ve eğer körün gözünü geri versek, dünyada kötü şeyleri çok
görür ve bu yüzden kendisine şifa verene lanet eder. Kötürümü yürüten, ona en büyük
zararı verir, çünkü yürümeye başlayınca günahlar da onunla beraber harekete geçer.

Halk kötürümler için böyle der. Ve eğer halk, Zerdüşt'ten birşey öğreniyorsa Zerdüş
halktan niye birşey öğrenmesin?
Fakat ben, insanlar arasında bulunalı beri görüyorum ki, birinin tek gözlü, öbürünün
sağır, bir üçüncüsünün de topal oluşu ve başka birinin dilini, burnunu veya kafasını
kaybetmiş olması önemsiz şeydir.

Ben daha kötü şeyler gördüm ve görüyorum. Öyle ki, hepsini anlatamam. Bazıları
hakkında da susmam. İnsanlar vardır ki, herşeyleri eksiktir, fakat yine de birşeyleri
fazladır. İnsanlar vardır ki; büyük bir gözden, büyük bir ağızdan, büyük bir karından
veya herhangi bir organdan başka birşey değildirler. Bunlara ters kötürümler derim.
Yalnızlığımdan dönüp de ilk defa bu köprü üzerinden geçerken gözüme inanamadım.
Bir baktım, bir daha baktım. Sonunda şöyle dedim: " Bu bir kulaktır, bir insan kadar
büyük bir kulak."

Daha dikkatli baktım; kulağın altında bir şey kımıldıyor ki, acınacak kadar küçük ve
çelimsizdi. Gerçekten o muazzam kulak küçük ince bir sapın üstünde oturuyordu. Sap
bir insandı. Gözünün önüne bir mercek koyan onda; küçük, kıskanç bir surat ve
bulanık bir ruhçuk ta görebilirdi. Fakat halk bu büyük kulağın yalnız bir insan değil,
büyük bir insan, bir dahi olduğunu söylüyordu.

Fakat ben halka, büyük insandan söz ettiği zaman hiçbir şekilde inanmadım. Ve büyük
insan dedikleri şeyin bir kötürüm olduğuna ve bir çok şeyinin eksik, yalnız bir şeyinin
fazla olduğuna hükmettim."

Zerdüşt, kambura ve onun temsil ettiklerine bu sözleri söyledikten sonra derin bir
kederle çömezlerine döndü ve şöyle dedi :
Gerçekten dostlarım ben insanlar arasında, insan kırıntıları ve oranları arasındaymışım
gibi dolaşıyorum.

Gözüm için en korkunç şey, insanı paramparça olmuş; bir savaş sahasında veya kasap
dükkanındaymış gibi görmektir.

Gözüm bugünden geçmişe kaydığında da aynı şeyi görür. Parçalar, organlar ve korkunç
rastlantılar. Fakat hiçbir insan göremiyor.

Dünyanın şimdiki ve geçmişteki hali; ah dostlarım, benim en tahammül edemediğim
şey budur. Eğer ben gelecek şeyleri de gören bir veli olmasaydım nasıl yaşardım?
Bir görücü, bir isteyici, bir yaratıcı, bizzat bir gelecek ve geleceğe bir köprü. Ve
üzgünüm bu köprünün üstünde bir kötürüm. Zerdüşt işte budur.
Siz de çok defa soruyorsunuz. Zerdüşt kim? Bu bizim neyimiz. Bana olduğu gibi
kendinize de soruyorsunuz.

O, bir adayıcı mıdır, bir gerçekleştirici midir, bir fatih midir, yoksa bir varis midir, bir
güz müdür, yoksa bir sapan demiri midir, bir hekim midir yoksa bir şifa bulan mıdır?
Bir şair midir yoksa bir gerçek midir? Bir kurtarıcı mıdır yoksa bir bağlayıcı mıdır? Bir
hayır mıdır yoksa bir şer midir?

Ben insanlar arasında geleceğin parçaları arasındaymışım gibi dolaşıyorum, gördüğüm
geleceğin.
Benim bütün şiirim ve düşüncem : Parçaları, bilmeceleri ve korkunç rastlantıları tek
parça haline getirmektir.

Ve eğer insan; şair, bilmece çözen ve rastlantıdan kurtaran olmasaydı , insan olmaya
nasıl dayanabilirdim?

Geçmişleri kurtarmak ve bütün "Böyleydi "leri " Böyle istiyordum" haline getirmek.

Bence kurtuluş budur.

İrade kurtarıcı ve sevinç getiricinin adı budur. Dostlarım size bunu öğrettim. Fakat
şunu da öğrenin; bizzat irade henüz hapistir.
İrade kurtarır. Fakat kurtarıcıyı da zincire vuran şeyin adı nedir? "Böyleydi" iradenin
diş gıcırtısı ve en çileli derdi budur. Olmuş şeylere karşı iktidarsız olan için, bütün
geçmişlere karşı kötü bir seyircidir.
İrade geriye gitmesini istemez. Zamanı ve zamanın tutkularını kıramaması, iradenin en
çekilmez derdi budur.
İrade kurtarır. Kederinden kurtulmak ve zindanın alayından kurtulmak için irade ne
bulur?
Ah, her tutsak bir çılgın olur ve tutsak irade de kendisini çılgınca kurtarır.
Zamanın geri gitmemesine kızar. Geçmiş, onun yuvarlayamadığı taştır. O böylece gam
ve hiddet taşları yuvarlar ve kendisi gibi gam ve öfke duymayandan intikamını alır.
İrade, böylece bir kurtarıcı ve bir acı verici oldu. Ve acı çekebilen herşeyden de geriye
gidemediği için ,intikam alıyordu.
İntikam : iradenin zamana ve geçmişe karşı tiksintisinden ibarettir.
Gerçekten, irademizde de büyük bir delilik var. Ve bu iradenin espri öğrenmesi her
insani şeye bir lanet oldu.
Kin ruhu: Dostlarım, insanları şimdiye kadar en çok düşündüren buydu. Ve acı olan
her yerde ceza bulunmalıydı.
Bu ceza, intikamın kendi kendisine verdiği addır. o, bu yalan söze sığınarak iyi
vicdanlı görünmek ister.
İrade, geçmişi kapsamadığı için ıstıraplıdır. Onun için bizzat irade ve hayat birer ceza
olmalıdır.
Sonunda ruhun üzerine bulutlar yığılır ve şu çılgınlık hükmü meydana gelir: "Herşey
sona eriyor, onun için herşey bitmeye layıktı. Zamanın çocuklarını yemesi yasası bizzat
adalettir." Delilik bunu telkin eder.

"Herşey hukuk ve cezaya göre ve ahlaki bir sıraya uydurulmuştur. Öyleyse olayların
akışından ve varlık cezasından kurtuluş nerede?" delilik bunu söyler.

" Sonsuz bir hukuk varsa kurtuluş olabilir mi? Ah 'böyleydi' taşı, kımıldatılmaz. (Yani
geçmişe etki edilemez) O halde, bütün cezalar sonsuz olmalı", delilik bunu söyler.
"Hiçbir eylem yok edilemez, ceza ile nasıl olmamış hale gelir. Varlık denen ceza şundan
dolayı sonsuz: O daima eylem ve suç olmaya mecburdur. Meğer ki irade kendini
kurtarsın ve istemek, istememek haline gelsin". Fakat kardeşlerim, bu bir çılgınlık
masalıdır.

Ben, irade yaratıcır, dediğim zaman sizi bütün bu masallardan uzaklaştırmış oldum.
Yaratıcı irade "Böyle istiyordum, böyle isteyeceğim" deyinceye kadar "Böyleydi"
hükümleri bir kırıntı, bir bilmece ve bir korkunç rastlantıdan ibarettir.
Fakat böyle konuşuyor muydu, bu ne zaman olacak? İrade kendi deliliğinden
korunabilir mi?

İrade bizzat kendisinin kurtarıcısı ve sevinç getiricisi oldu mu? Kini ve diş bilemeyi
unuttu mu? Ona zamanla barışmayı ve bütün barışmaların daha üstünde olan şeyi kim
öğretti?

Kudret isteyen irade, barışmaktan daha üstün bir şey istemelidir. Bu nasıl oluyor?
Geçmişi istemeyi ona kim öğretti?"

Zerdüşt sözünün burasında birdenbire durdu. Pek fazla korkmuş gibi bir hal aldı.
Korkmuş gözlerle şükredenlere baktı. Bakışı, onların fikirlerini ve içlerinde saklananı
bir ok gibi deldi, fakat az sonra yine gülümsedi ve tatlılıkla şöyle dedi:


" İnsanlarla beraber yaşamak güç; çünkü susmak güç, hele bir geveze için."

Zerdüşt böyle dedi. Fakat kambur, konuşmayı dinlemiş ve bu sırada yüzünü örtmüştü.
Fakat Zerdüşt'ün güldüğünü duyunca soran bakışlarla gözünü açtı ve yavaşça şöyle
dedi:

- " Fakat Zerdüşt şükredenlerine neden bizimle konuştuğu gibi konuşmuyor? "

Zerdüşt cevap verdi: "Bunda şaşacak ne var? Kamburlarla kamburca konuşulabilir.

– "Pekala " dedi kambur, "öğrencilerle de okul dedikodusu yapılır. Fakat
Zerdüşt neden öğrencileriyle kendisiyle konuştuğu gibi konuşmuyor?"



(Böyle Buyurdu Zerdüşt - Friedrich Nietzsche)


24. Ağu 2012, 03:15
Mesaj Friedrich Nietzsche
Yalnızlığa çekilmek ister misin ?

Kendine giden yolu aramak ister misin ?
Biraz dur ve beni dinle.

''Arayan kolaylıkla kaybolur.
Her türlü yalnızlaşma suçtur.'' -böyle konuşur sürü.
Sürünün sesi senin içinde de çınlayacak hala.
Ve, ''Artık sizinle aynı vicdanı paylaşmıyorum.'' desen bile, bir yakınma ve bir sancı olacak bu.

Özgür mü diyorsun kendine ?
Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil.
Bir boyunduruktan kaçıp kurtulmaya layık mısın sen ?
Uşaklığını fırlatıp atarken, son değerini de fırlatıp atanlar vardır.

Neden özgürsün ?
Kendi iyini ve kötünü, sen verebilir misin kendine ?
Ve kendi istemini bir yasa gibi asabilr misin üstüne ?
Kendi yasanın yargıcı ve infazcısı olabilir misin ?
Kendi yasasının yargıcı ve infazcısıyla başbaşa kalmak korkunçtur!

Bugün hala eziyet çekiyorsun çoğunluktan, sen tek olan; cesaretini ve umudunu yitirmedin henüz.
Oysa günün birinde yalnızlık yoracak seni,günün birinde gururun iki büklüm olacak ve cesaretin kırılacak.
''Yalnızım'' diye haykıracaksın günün birinde.

Kendi ululuğun bile bir hayalet gibi korkutacak seni.
''Her şey sahte !'' diye bağıracaksın günün birinde.

Yalnız kişiyi öldürmeye çalışan duygular vardır;
öldürmeyi başaramazlarsa eğer, onların ölmesi gerekir.
Pekii gücün yetiyor mu buna ?
Senin hakkındaki düşüncelerini değiştirmeye zorluyorsun birçoğunu; bunun hesabını kötü ödetecekler sana.
Onların üstüne çıkıyorsun; ama ne denli yükseğe çıkarsan, o denli küçük görünüyorsun kıskançlığın gözüne.

En çok da uçandan nefret edilir.
Adaletsiz davranır ve çamur atarlar onlar yalnız kişiye; ama bu yüzden daha az aydınlatmamalısın onları kardeşim, bir yıldız olmak istiyorsan eğer!

Sevgi nöbetlerinden koru kendini!
Yalnız kişi, çabucak uzatır elini karşısına çıkana.
Kimi insanlara elini değil, pençeni uzatmalısın sadece!
Ama karşına çıkabilecek en kötü düşman, her zaman sen kendin olacaksın; sen kendin pusuda bekleyeceksin kendini.
Yalnız kişi, kendin gidiyorsun, kendine giden yolda!
Kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde;
nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki, önce kül olmadan ?

Yalnız kişi, sevenin yolundan gidiyorsun; kendini seviyorsun sen ve bu yüzden aşağılayorsun kendini, ancak sevenlerin aşağılayabileceği gibi.
Aşağıladığı için yaratmak ister seven kişi!
Sevdiğini aşağılamak zorunda olmayan, ne anlar ki aşktan ?
Aşkınla git yalnızlığına ve yaratışınla git, kardeşim;
adalet, ancak çok sonra aksayarak gelecektir arkandan.
Benim gözyaşlarımla git yalnızlığına, kardeşim.
Severim kendinin ötesinde yaratmak isteyeni
ve böylece yok olanı.

Böyle Buyurdu Zerdüşt / Yaratanın Yolları Üzerine


24. Ağu 2012, 03:30
Mesaj Friedrich Nietzsche
Terk edilmişlik başkadır, yalnızlık başka...

Ey yalnızlık!
Ey yurdum yalnızlık!

O kadar uzun süre yabanıl yaşadım ki yaban ellerde,
göz yaşları içinde sana dönmemek mümkün değil
Hadi tehdit et beni parmağınla,
annelerin tehdit edişi gibi...
hadi gülümse bana, annelerin gülümseyişi gibi...
Hadi de ki ; '' Kimdi o, bir zamanlar fırtına gibi esip uzaklaşan benden?
Kimdi ayrılırken şöyle seslenen : 'Uzun süre oturdum yalnızlıkta, unuttum susmayı !'
Bunu iyice öğrendin mi şimdi ?

''Ey Zerdüşt, herşeyi biliyorum;
çoğunluğun içinde bir başına, benim yanımda olduğundan daha terk edilmiş olduğunu da !

Terk edilmişlik başkadır, yalnızlık başka: Bunu öğrendin şimdi sen!
Ve insanların arasında her zaman yabanıl ve yabancı olacağını da
Yabanıl ve yabancı olcaksın, seni sevseler bile;
çünkü her şeyden önce esirgenmek isterler!

Ama burada, yurdunda ve evindesin;
burada her şeyi söyleyebilir ve bütün sebepleri döküp sayabilirsin,
hiç bir şey gizli, inatçı duygulardan utanmaz burada.
Burada her şey sevgiyle yaklaşır konuşmana ve şımartır seni;
çünkü senin sırtında at koşturmak isterler.
Her türlü benzetmenin sırtında koşturursun burada, her türlü hakikate.
Dosdoğru ve dobra dobra konuşabilirsin burada her şeyle;
ve sahiden, nasıl da övgü gibi gelir kulaklarına birinin her yönüyle doğru konuşması!
Oysa terk edilmiş olmak başka bir şeydir.

Hatırlıyor musun ey Zerdüşt ?
'Hayvanlarım yol göstersin bana'
insanların arasında, daha tehlikede olduğumu gördüm, hayvanların arasında olduğumdan,' dediğinde.
-İşte buydu terkedilmişlik!
..en sessiz saatin bekleyişini ve suskunluğunu bir ıstıraba dönüştürdüğünde ve alçak gönüllü cesaretini kırdığında: İşte buydu terk edilmişlik!''
Ey yalnızlık !
Ey yurdum yalnızlık!

Nasılda mutlu ve narin konuşuyor sesin benimle !
Birbirimizi sorgulamayız, birbirimize yakınmayız,
birbirimize açığız ve birlikte geçeriz açık kapılardan.

Burada varlığın tüm sözleri ve sözcük kutuları açılıyor bana;
varlığın tümü sözcüğe dönüşmek ister burada,
tüm oluş burada benden konuşmayı öğrenmek ister.
Ama aşağıda -orada her türlü konuşma boşuna
Orada unutmak ve önünden geçip gitmektir en iyi bilgelik: Bunu öğrendim şimdi!
İnsandaki her şeyi kavramak isteyen, her şeye dokunmak zorundadır.
Ama bunun için fazlasıyla temiz ellerim.
Esirgemek ve acımaktı her zaman en büyük tehlike bana; ve her türlü insani varlık da esirgenmek ve acınmak ister.



Böyle Buyurdu Zerdüşt / Yurda Dönüş


24. Ağu 2012, 03:38
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker