Zaman: 22. Nis 2019, 14:58

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 338

 Türkiye Tarihi Kan Akıyor 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 673
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Türkiye Tarihi Kan Akıyor
"Oluk oluk akan bu kanı yazmaz resmi tarih.
Oysa bunlar, mezarlar dolusu ölüler kadar gerçektir... Bunlar, vücudumuza saplanan kurşunlar kadar gerçektir."
80 yıllık cumhuriyetin suç dosyası, Dersim gibi onlarca katliam sayfasıyla doludur.

Dersim'de bir katliam olduğunun ortaya konulması, ülkenin Başbakanı'nın da katliam kelimesini kullanması, kimi için yeni, şaşırtıcı bir olguydu. Çünkü bu ülkede "tarih" bilimi, hiçbir zaman gerçeğe sadık bir bilim olmadı. Halka, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi konusunda sürekli yalan söylendi. Çocuklarımıza ilköğretimde, liselerde ve üniversitelerde yanlışların gerçekleri boğduğu bir tarih öğretildi.

Bu yüzden, insanlarımızın önemli bir bölümü, bu topraklarda dökülen kandan habersiz. Dersim Katliamı'nı yazmıyor mesela okullardaki tarih kitapları. Burada okuyacağınız başka herhangi bir katliamı da yazmıyor. Yazmadılar.

İşte bu nedenle, o katliamların belli başlılarına hatırlatalım istedik.

Ülkemizi yönetenler, onyıllardır devrimcileri, yurtseverleri, "caniler, anarşistler, bebek katilleri, teröristler" gibi onlarca sıfatla karalamaya çalışmıştır. Oysa tarih, herkesin aynasıdır. Türkiye tarihine bakan tek bir terörist görür; tek bir katliamcı, tek bir bebek katili, tek bir cani... görür. O da "devlet"tir". Küçük-burjuva diktatörlüğün ve ardından oligarşik diktatörlüğün devleti!

İşte bu tarih, bu devletin kanlı tarihidir. Sıralayacağımız katliamların içinde bir tanesi yoktur ki, devletin sorumluluğu olmasın!

Bu devlet, bilindiği gibi, 1923'te emperyalizme karşı verilen bir ulusal kurtuluş savaşı içinde kuruldu. Fakat kurulan devlet hiçbir zaman "halkın çıkarları"nı esas alan bir devlet olmadı. Tersine, tüm emekçiler üzerinde, muhalif kesimler üzerinde bir zulüm devleti oldu. Farklı inançları, milliyetleri baskı altına alıp yoketmek isteyen bir devlet oldu.

Bu nedenle de, 86 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir aşamasında "demokrasi" olmamıştır ülkemizde. Bu katliam tarihi, 1950'lere kadar küçük burjuva diktatörlüğünün, sonrasında ise faşizmin damgasını taşır.

Belirtmeliyiz ki, 86 yıl boyunca kan gölüne dönüştürülmüş bir ülkeden söz ediyoruz. Bu anlamda, burada sıralayacaklarımızın bu kanlı tarihin ancak bir bölümünü ifade edebileceği de baştan bilinmelidir.

Yeni devletin "devlet" olarak döktüğü ilk kan, komünistlerin kanıdır. O kan, Mustafa Suphi'lerin kanıydı. Kemalist yönetim, 22 Ocak 1921'de en önemli muhaliflerinden Çerkes Ethem'i tasfiye ettikten 7 gün sonra 29 Ocak'ta Türkiye Komünist Partisi önderi Mustafa Suphi ve 14 yoldaşını, Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanmaya devam edilecek provokasyon yöntemleriyle katletti.

- "İstiklal Mahkemeleri" aracılığıyla gerçekleştirilen katliam: 1923'de, 1925'de çeşitli muhalif hareketler ve Kürt isyanları gerekçe gösterilerek İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Bu mahkemeler, ilk başta kurtuluş savaşı veren bir gücün işbirlikçilere karşı kendini savunması gibi bir meşruluğa dayandırılmak istense de, giderek tüm muhalif kesimleri susturmanın, sindirmenin aracı haline dönüştürüldü.

İstiklal Mahkemeleri'nin kaç kişiyi astığı resmi olarak bilinmiyor. "İstiklal mahkemelerinde idam edilenlerin kurtuluş savaşında ölenlerden daha fazla olduğu" söylenir bazı tarihçiler tarafından. Bu rakamın 32 bin kişi civarında olduğu belirtilmektedir.

Bolu'da kurulan İstiklal Mahkemesi Başkanı Osman Bey'in şu sözleri, bu mahkemelerin nasıl çalıştığını anlatmaya yeter: "39. ve 40. sehbalara asacak adam yoktu. İhtiyar bir köylü, yanında oğlu önünde odun yüklü merkebi geliyordu. Emrettim, ikisini de astılar." (Kemalistler ülkesinde Cumhuriyet ve Diktatörlük-2, syf. 27)

Bu ülke işte bu keyfiliği sürekli kılabilmek için onyıllardır DGM'lerle, OHAL'lerle, Sıkıyönetimlerle, Cuntalarla yönetiliyor.

- Kanlı tarihin kıyım sayfaları: Kürt halkına karşı katliamlar... Bunlardan biri, Şeyh Said Ayaklanması ve katliamıdır. 1925 yılı Şubat-Nisan ayları arasında Kürt halkı ulusal hakları için ayaklandı. Ayaklanma kanla bastırıldı. Şeyh Sait ve ona bağlı 46 direnişçi tutsak edilerek, Diyarbakır'daki Şark İstiklal Mahkemesi'nde 28 Haziran'da ölüm cezasına çarptırıldılar; cezaları ertesi gün infaz edildi.

Ama asıl katliam, direnişin önderliğinin yokedilmesinden sonra başladı. Şeyh Said'i asan İstiklal Mahkemesi savcısı "Ayaklanma bağımsız bir Kürdistan kurmak amacıyla çıkmıştır... Bu ruhun ölmesi ve öldürülmesi en kutsal görevdir." diyordu. Bunun için ayaklanma bastırılmış olmasına karşın büyük bir katliam gerçekleştirildi. Resmi rakamlar bilinmemektedir. Ama başka araştırmalara göre, katledilen insan sayısı 15 bin 382, yakılan-yıkılan köylerin sayısı 337'dir.

- Takrir-i Sükun Terörü: Şeyh Said İsyanı gerekçe gösterilerek 4 Mart 1925'te çıkarılan Takrir-i Sükun Yasası, katliamın resmileştirilmesini sağladı. Kürtlerin yaşadığı tüm bölgelerde idamlar, sürgünler, birbirini izledi. Takrir-i Sükun Terörümnün resmi bilançosu hakkında da bir bilgi yoktur.

- 'fiapka Devrimi' idamları; "fiapka Devrimi" yasasıyla, "batılılaşma" adına şapka giyme zorunlu kılındı. Uygulamaya karşı çıkanlar, başında sarık, fes görülenler, çarşaf giyenler dövüldü, elbiseleri yırtıldı ve hapis-para cezaları uygulandı. Erzurum'daki kitlesel bir tepki bahane edilerek sıkıyönetim ilan edildi. 33 kişi idam edildi. Yine aynı nedenle, Rize, Sivas, İskilip ve Menemen'de toplam 73 kişi idam edildi.

- Ağrı Katliamı: Ağrı'da 1926'da, 1927'de ve son olarak 1930'da halk baskıya, zulme karşı ulusal hakları için ayaklandı. Ayaklanmanın ilk döneminde katledilen Kürt sayısı resmi raporlara göre 15 bin'dir. Öyle bir katliamdır ki, yıllar sonra Munzur'un kan akması gibi, Zilan Deresi cesetlerle dolmuştur. Ağrı ayaklanmalarında katledilenlerin toplam sayısı 47 bin'dir.

47 bin!

"25 yılda 30 bin kişi öldü" diye sık sık son 25 yıldaki ulusal mücadele mahkum edilmeye çalışılıyor. İşte bakın; bu devlet, tek bir yerdeki isyanlara karşılık, 4 yıl içinde 47 bin kişiyi acımasızca katletmiştir. Ülkemizin "kan gölü"ne dönüştürülmüş olması, ne bir mübalağa, ne bir benzetmedir; maddi bir gerçektir... Devam edelim her karış toprağımızdan kanın aktığı tarihe.

- Katliamlar ve bitmeyen "Tedip" Operasyonları... Tedip, "terbiye etme, yola getirme" demekti. Tenkil ise "örnek olacak bir ceza verme" demektir. Ve devlet, ayaklanan Kürt halkına karşı düzenlediği askeri harekatların bir çoğuna bu adları veriyordu.

1925 Ağustos'unda Raskotan Ayaklanması yaşandı, Raman Tedip Hareketi gerçekleştirildi. 1927'de Bıcar Tenkil Hareketi, 1930'da Savuk Tenkil Hareketi ve 1938'de Tunceli Tedip Hareketi düzenlendi.

1926'da Koçuşağı Ayaklanması, 1927'de Mutki Ayaklanması, 1929'da Asi Resul Ayaklanması oldu, Tendürük Hareketi, III. Ağrı Hareketi, Pülümür Hareketi birbirini izledi... Ama bunlar sadece operasyon isimlerinden ibaret değildi. Her ayaklanmanın bastırılması, her tenkil ve her tedip harekatı, binlerce onbinlerce insanımızın katledilmesi demekti.

Kaç bin, kaç on bin kişi? Net bir cevap veremiyoruz bu soruya. Ama bildiğimiz rakamlardan, Ağrı'da, Dersim'de katledilenlerin sayılarından yukarıda sıralanan harekatların bilançosunun vadileri cesetle dolduracak, dereleri kan akıtacak kadar büyük olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz.

- 1938 Dersim Katliamı: Dili için, zulme dur demek için ayaklanmıştı Dersimli. Devlet, batırmak için 90 bin Dersimliyi katletti. Laç Vadisi, Kutu Deresi, Munzur, cesetlerle doldu. Sular kızıla kesti. Mağaralara sığınan kadın ve çocuklar, "teslim olun" çağrısı bile yapılmaksızın mağaranın içinde bombalarla, gazlarla, fare zehirleriyle katledildi.

- Struma katliamı; işte hemen hiç bilinmeyenlerden bir katliam daha. Tarih Şubat 1942: İçinde, Alman Nazilerinden kaçan Romen Yahudilerin olduğu Struma adlı balıkçı teknesi, Karadeniz'i geçip Türkiye'ye sığındı. Teknenin içinde 769 kişi vardı. Türkiye hükümeti, Nazilerin isteklerini uyarak teknedekilerin sığınma isteklerini kabul etmedi ve bunun üzerine Karadeniz'e açılan gemi Alman Nazi denizaltıları tarafından batırıldı, teknedekilerin hepsi katledildi.

- 6-7 Eylül katliamı: 1955'in 6-7 Eylül'ünde, şovenist bir kışkırtma ve provokasyon sonucunda başta İstanbul olmak üzere çeşitli şehirlerde azınlıklara yönelik yağma ve katliam gerçekleştirildi. İki gün süren saldırılarda öldürülenlerin sayısının yüzü aştığı söylendi, ama bu bilgi resmileşemedi. 73 kilise, 1 fabrika, 8 ayazma, 2 manastır, çoğu Rumlara ait 5538 bina yakılıp yıkıldı. 70.000 Rum Türkiye'yi terketmek zorunda kaldı.

- Kanlı Pazar; 19 Şubat 1969: 6. Filo'nun ülkemize gelişini protesto etmek için 30 bin kişi Taksim'e doğru yürüyor. Oligarşinin yönlendirdiği gericilik saldırıyor: İki vatansever öldürülüyor. Belki, yüzbinlerce ölüden sözettiğimiz tarih içinde, bu listeye girmeyebilecek ölçüde "küçük" bir katliam bu. Fakat anlamı büyük. Oligarşinin sivil faşistleri, islamcıları, yobazları kullanarak gerçekleştireceği ve binlerce insanımızın katledileceği bir politikanın ilk örneklerinden biri olarak önem taşıyor.

- 12 Mart faşist terörü; Kızıldereler, darağaçları, sokaklarda infazlar... 12 Mart 1971'de, halkın gelişen devrimci mücadelesini bastırmak için gerçekleştirilen askeri darbeyle birlikte, şehirlerde ve kırsal alanda "insan avı"na çıkıldı, infazlar birbirini izledi, onbinlerce insan hapishanelere dolduruldu. Oligarşinin ölüm mangaları, ilk olarak bu dönemde ortaya çıktılar. 1971-73 arasında onlarca devrimci infaz edildi. İşkence, Türkiye tarihinde ilk olarak bu dönemde son derece yaygın hale getirildi.

- 1 Mayıs 77 katliamı: 12 Mart cuntasına rağmen halkın mücadelesi kısa sürede gelişti. 1 Mayıs 1977'de İstanbul Taksim Meydanında 500 bin kişi toplanmıştı. Devrim ve sosyalizm sloganları haykırılıyordu alanda. Oligarşi, en büyük kitle katliamlarından birini gerçekleştirdi. 37 emekçi katledildi.

- 16 Mart katliamı: 1978'de Üniversite çıkışında öğrencilerin üzerine, kontrgerilla tarafından bombalar atıldı. 7 öğrenci katledildi. 10'u ağır 40 öğrenci yaralandı.

16 Mart katliamı da tipik bir katliamdı. Onlarca benzeri gerçekleştirilecekti ondan sonra.

- Sivil faşist hareket eliyle gerçekleştirilen katliamlar.. Kan akan Türkiye tarihinin bu döneminde (1975-80), oligarşi adına kan dökmek üzere sivil faşistler arenaya sürüldü. MHP'li, Ülkü Ocak'lı faşist çeteler, işyerlerini, sokakları, semtleri, şehirleri işgal edip, faşist terörü egemen kılabilmek için binlerce cinayet ve onlarca kitle katliamı gerçekleştirdi. 1977-80 arasında yaklaşık 5-7 bin kişi sivil faşist çeteler tarafından katledildi. Kanlı tarihe Bahçelievler, Balgat, Piyangotepe katliamları gibi onlarcası eklendi.

- Maraş katliamı: 20-24 Aralık 1978... Oligarşinin Alevi-Sünni ayrımını kışkırtıp gerçekleştirdiği kitle katliamlarının en büyüğüdür. Devletin ordusunun, polisinin himayesinde, kontrgerillanın organizasyonuyla gerçekleştirilmiştir. Resmi rakamlara göre 111 kişi katledildi.

- Çorum katliamı: 4 Temmuz 1980... Saldırı faşist hareket tarafından 30 Haziran'da başlatıldı. 4 Temmuz'da kitle katliamına dönüştü. 50 kişi polis himayesinde katledildi... Alevi-Sünni kışkırtması temelinde katliamlar ve katliam girişimleri, aynı dönemde Erzincan'da, Malatya'da, Sivas'ta da yaşandı. Onlarca insan katledildi.

- İnciraltı katliamı: 12 Haziran 1980... Üniversite sınavına girmek için İzmir İnciraltı öğrenci yurduna gelen ve sınav öncesi eğlence yapan öğrenciler, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir birlik tarafından alenen tarandı; 6 öğrenci katledildi.

- Tarsus katliamı: 23 Nisan 1980... Üst geçit yapılması için gösteri yapan halkın üzerine jandarma ve polis tarafından ateş açıldı; 10 kişi katledildi.

- Kanlı tarihin 12 Eylül sayfaları... 12 Eylül 1980'de işbaşına gelen faşist askeri cuntayla Türkiye tarihinin "en kanlı" dönemlerinden biri başladı. Amerikancı cunta dönemi boyunca 650 bin kişi gözaltına alındı, işkenceden geçirildi.

230 bin kişiye dava açıldı, 517 idam cezası verildi, 49 kişi asıldı, 600 kişi katledildi. Hapishaneler işkencehaneye dönüştürüldü. Onlarca tutsak katledildi.

- 1990'lar; kan akmaya devam ediyor, binlerce ölü sokaklara seriliyor.. Oligarşi kaybediyor, infaz ediyor; faili meçhul cinayetler işliyor.. 90'lı yıllar oligarşinin evlerde, sokaklarda, dağlarda infaz ve katliamları doruk noktasına tırmandığı yıllardır. 12 Temmuz 1991'de 17 Nisan 1992'de Devrimci Sol'un önder kadro ve savaşçıları kaldıkları üslerde katledildi. Bu katliamlardan sonra infazlar, devrimcileri, halkı sindirmek için bir politika olark sürdürüldü. Şehirlerde onlarca devrimci kaldıkları evde, sokak ortalarında, binlerce devrimci yurtsever gerilla dağlarda katledildi. Oligarşinin saldırıları katliamlarla da sınırlı olmadı. Gözaltında kayıplar, faili meçhul cinayetler bir politika olarak sürdürüldü. Yüzlerce devrimci yurtsever gözaltına alınıp kaybedildi. Kayıpların cesetleri, bina temellerine, su kuyularına gömüldü.

- Sivas Katliamı: 2 Temmuz 1993... '90'lı yıllarda infazların, kayıpların katliamların yanı sıra kitle katliamları da sürdü. Sivas'ta 35 devrimci, demokrat ilerici aydın bizzat devletin kontrolünde gericiler tarafından diri diri yakılarak katledildi.

- Gazi katliamı: 12 Mart 1995... Devrimcilerin örgütlü olduğu ve Alevilerin yoğunlukta yaşadığı İstanbul Gazi Mahallesi'nde kontrgerilla yine işbaşındaydı. Bir kahvehaneyi otomatik silahlarla tarayan katiller bir Alevi dedesini katletti. Bu saldırıya karşı devrimcilerin öncülüğünde halk ayaklandı. Üç gün süren ayaklanmada Gazi ve Ümraniye'de devlet toplam 18 kişiyi katletti.

- Hapishane katliamları: Oligarşinin en vahşi katliamlarının yapıldığı yerlerden birisi de hapishanelerdi.

Buca'da 25 Eylül 1995'de Buca Hapishanesinde üç devrimci tutsak, 4 Ocak 1996'da Ümraniye Hahishanesi'nde dört devrimci tutsak, 26 Eylül 1996'da Diyarbakır Hapishanesi'nde 10 yurtsever tutsak, 26 Eylül 1999'da Ulucanlar Hapishanesi'nde 10 devrimci tutsak, asker ve gardiyanlar tarafından vahşice katledildi. Hapishane maltaları kan gölüne çevrildi.

- 19-22 Aralık 2000; Hapishaneler Katliamı... F Tipi hücre hapishanelerini uygulamaya sokmak için devlet 19-22 Aralık 2000'de devrimci tutsakların bulunduğu 20 hapishaneye aynı anda saldırdı. 19 Aralık'ta başlayıp 22 Aralık'a kadar süren saldırıda Türkiye hapishaneler tarihinin en vahşi katliamı gerçekleştirildi. Kimyasal gazlarla Bayrampaşa Hapishanesi'nde 6 kadın tutsak diri diri yakıldı. 20 Hapishanede toplam 28 devrimci tutsak katledilerek F Tipi hapishaneler açıldı. F Tipi tecrit politikalarına karşı yapılan ve 7 yıl süren ölüm orucu direnişinde 122 kişi, devletin tecrit politikalarıyla katledildi.

***
İşte bu tarih, ülkemizin kanlı tarihidir. İşte bu tarih sokakların, derelerin, dağların, hapishanelerin kan gölüne çevrildiği tarihtir.

Bu tarihe bakıldığında, Dersim Katliamı'nın kan deryasında sadece bir göl olduğu görülür.

Son bir soru: Kim sorumlu akan bunca kandan? Kimlerin çıkarlaarı için bu ülke kan gölüne dönüştü?

İşte bu soruyu sorunca, gözönüzün önüne sadece, Orgeneral Mustafa Muğlalı gibi, Sabri Yirmibeşoğlu gibi, Mehmet Ağar gibi bu katliam operasyonlarının mimarları gelmesin. Onları unutmayın, ama onların yanısıra, aklınıza Koçlar Sabancılar da gelsin; generaller, burjuva politikacılar gelsin... Demirel'den Evren'e, Türkeş'ten Ecevit'e, Tansu Çiller'den Doğan Güreş'ten İlker Başbuğ'a Sami Türk'ten Sadettin Tantan'a, Erbakan'dan Tayyip Erdoğan'a... Hepsi suçludur.

***

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


6. Eyl 2014, 01:10
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker