Zaman: 13. Ara 2018, 17:14

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 431

 Değişmeyen Tek Sey "Değişim" 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 672
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Değişmeyen Tek Sey "Değişim"
Değişmeyen Tek Sey "Değişim"


İnsanın doğaya ve kendine yabancılaştığı, ağır kültürel yozlaşmanın altında insan davranışlarının ne kadarını tolere edebileceğiz? Yapılan yanlışların ne kadarını değiştirip dönüştürmek adına hoş karşılayacağız? Değiştirip dönüştürmenin kıstasları neler? Bundan birşey olmaz diyebileceğimiz nokta nedir?

Bu kadar karmaşık bir soruya doğru yanıtlar bulmak ve bugünden uygulamaya başlamak zorundayız. Soruların bazılarına net cevaplar verebiliriz, ama bazıları var ki gerçekten bıçak sırtı gibi, yine de cesur olmak, yanıtlarını bulmak ve bulduklarımızı yeniden hatırlamak zorundayız.

Hem devrimci sosyalist olmak, hem de ahlâksal gerçeğe uzak olmak normal karşılanabilecek bir durum değildir. Savaşsız, sömürüsüz, baskısız bir toplum düzeni olan sosyalizmi kurma amacından daha ahlâki, daha hümanist bir amaç olabilir mi? Tarihte başarılı başarısız tüm devrim ve ayaklanmalarda halk yığınları sömürüye, zulme, adaletsizliğe karşı çıkarken, salt politik eylem gerçekleştirmiyor, aynı zamanda iyi, haklı, adaletli, onurlu bir yaşam için mücadele ediyorlardı. Tersinden düşünürsek, rüşvetçilik, dolandırıcılık, fuhuş, uyuşturucu kullanımı, uyuşturucu ticareti, yalan, sömürü, güçsüze şiddet kullanımı; toplumdan topluma dozajı değişse de tüm dünya halklarının ve çağdaş insanın reddettiği, ahlâksızlık olarak tanımladığı olgulardır.

İnsanı araç değil, amaç edinmiş sosyalizmde çağdaş insanın geldiği ahlâki değerlerin daha etkin kılınması, ya da sosyalizm gibi hümanist bir toplum düzeni kurmayı amaçlayan devrimciler, komünistler arasında bu değerlerin daha büyük önem taşıması ise son derece önemli ve doğal bir durumdur.

Proletaryanın sömürücülere, baskıya, devlet terörüne, adaletsizliğe, cinsiyet ayrımına ve ırkçılığa karşı yürüttüğü savaşım; tüm ezilenlerin önderi ve halkların koruyucusu olma rolü, komünistlerin devrim için göze aldıkları fedakârlıklar, yaptıkları özveri, burjuvaziye karşı işkencede, hapiste yarattıkları direnme, düşmana sır vermeme destanları, en zor durumda bile sosyalizme duyulan güven, enternasyonalist duygular ve benzerleri komünist değer yargılarıdır. Poliste en küçük bir baskıda arkadaşlarını, yoldaşlarını satanlar, "Parti Sırrı"nı satanlar, bireysel kurtuluşları için faşizmin savcıları ile anlaşanlar, her ne aşamada olursa olsun itirafçılar hep insani olmayan, komünist olmayan kişilik yapısının ürünüdür.

Ahlâkın ilginç bir özelliği de, varlığının çoğu kez fark edilmemesi, ama yokluğunun hemen hissedilmesidir. Çevremizi şöyle bir düşünelim, insanlarımızın, çalışkan, özverili, onurlu, dürüst paylaşımcı, hoşgörülü olanlarını/olduklarını hangimiz ne kadar fark edebiliyoruz? Onların bu çaba- larını ne kadar teşvik edip ilerletebiliyoruz? Ama bencillik, yalancılık, dedikoduculuk, yıkıcılık, düzenbazlık vb. açtığı yarayla hemen fark ediliyor. Ve sansasyonel konular olmalarıyla bu kişileri, olayları gündemde tutuyor.

Komünist ahlâk insanlığın geldiği üst evredir, ve özüne uygun olmayan hiçbir davranışı kabul edemez, onaylayamaz. Sömürüyü, baskıyı, yalanı, iftirayı, haksızlığı, ihaneti, bozgunculuğu, hizipçiliği özünde, doğasında barındırmaz.

Kültürel yozlaşmadan kendini kurtaramayan sol etiketli kişilik yapısının komünist, ilerici parti, grup ve çevrelerde yarattıkları olumsuz etki gündelik çıkarlar uğruna görmezden gelinmemelidir. Sınıf değerlerinden uzak, hasta insanlar bu hastalıklarını bulundukları parti veya gruplara da taşımaya, orayı da kendilerine benzetmeye çalışıyorlar, hatta örgütü bu amaçları doğrultusunda kullanmaya kalkıyorlar.

Değişmeyen tek şey değişim, tabii ki her şeyi sorgulayacağız. Fakat bu sorgulamayı bilimsel diyalektik yöntemle yapacağız. Burjuva tarzda dedikodu biçiminde yıkıcı gevezece yapılan her sorgulama sonuçta yanlış bir zemine oturur. Düzeltilemediği sürece de likidasyon sürecinde olduğu gibi nerede duracağı belli olmaz. Ve bu durum yapılarda hoşgörüsüzlüğün, güvensizliğin tohumlarını eker. Yoldaşlık ilişkilerini sıradan arkadaşlıkların bile gerisine düşürür.

Çözüm konusunda Leninist tarz izlenmek zorundayiz. Ne kadar zor ve acı olursa olsun, somut durumu kavramak ve buna göre çözüm bulmak gereklidir. Sorunları oluruna bırakmak, geleceğimizi oluruna bırakmak anlamına gelir ki, buna hiç kimsenin hakkı yoktur.

"Sınıf savaşımı sürüyor ve tüm çıkarları ona bağlı duruma getirmek de bizim görevimiz. Kendi komünist ahlâkımızı da ona bağlıyoruz. Ahlâk, eski sömürücüler toplumunun ortadan kalkmasına ve tüm emekçilerin yeni komünist toplumu kurmakta olan proletaryanın çevresinde toplanmasına yardım eden şeydir." (Lenin)

Kendi iç devrimlerini gerçekleştirememiş insanlar, toplumsal devrimleri gerçekleştiremezler.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


25. Ağu 2012, 02:13
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker