Zaman: 15. Eki 2018, 16:19

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 1003

 19 Aralık katliamı-19 Aralik 2000 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 668
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj 19 Aralık katliamı-19 Aralik 2000
Düşman haşin, zalim ve kurnaz
ölüyor çarpışarak insanlarımız
halbuki nasılda hak etmişlerdi yaşamayı
ölüyor insanlarımız
ne çok sanki şarkılar ve türkülerle
bir bayram günü nümayişe çıktılar
öyle genç öyle fütursuz


2000 yılının 19 Aralık sabahı, onlarca şehirdeki askeri kışlaların nizamiyelerinden binlerce kişilik birlikler çıktı. Hedeflerinde hapishaneler vardı.

Sabaha karşı dört civarında asker ve polis birlikleri, 20 hapishaneyi kuşattılar. Çok geçmeden saldırı başlatıldı. Hapishanelerin bulunduğu bölgeleri kurşun, bomba sesleri kapladı. Kurşun seslerine hapishanelerin duvarlarını yıkan dozerlerin sesleri karışıyordu. Çok geçmeden yangınlar kapladı tüm hapishanelerin üzerini, bölge gaza boğuldu.

19-22 Aralık Operasyonu'na 8 jandarma komando taburu, 37 bölük olmak üzere 8 bin 335 asker, binlerce gardiyan ve binlerce çevik kuvvet ve ölüm mangaları katıldı. 20 bini aşkın gaz bombası atıldı operasyon sırasında. Sıkılan kurşunların sayısı bilinmiyor.

Manzara, o günlerde burjuva basının kullandığı kelimelerle söylersek "savaş gibi"ydi. Gibisi fazlaydı üstelik. Çünkü bu bir savaştı. Savaşların en temel olanı ve hiç bitmeyeniydi.

Tarihin akışına hükmeden sınıf savaşının bir muharebesiydi 19-22 Aralık. Hapishaneleri yakıp yıkan bu savaşın tekelci burjuvazi cephesiydi. Dört duvar arasında direnenler ise burjuvazinin ilan ettiği savaşı çoktan kabul etmiş ve bedenleriyle, yürekleriyle, çıplak elleriyle savaşıyorlardı.

Savaşan iki sınıfın iradesiydi. Savaşan oligarşi ile halktı. F tipleri, emperyalizmin dünya çapındaki saldırıp teslip alma planının bir parçasıydı.

Halkı sindirme ve teslim almaya yönelik her saldırı planının baş hedeflerinden birinin hapishaneler olması adeta bir kuraldı artık. Kural 2000'de de bozulmadı.

Eğer devrimci tutsakları teslim alarak halkı maddi ve moral olarak çökertmek hedefleniyorsa, tutsaklar cephesinden halkın direnişini maddi ve moral olarak güçlendirecek bir direniş gösterilmeliydi. Tutsaklar, F tiplerini kabul etmeyeceklerini açıkladılar. İçeride, dışarıda birçok uyarı, protesto eylemi gerçekleştirildi. Ancak oligarşi, ne tutsakların, ne demokratik kitle örgütlerinin, ne da halkın çeşitli kesimlerinin tepki ve taleplerine kulak asmıyor, tutsakları hücrelere kapatma planını adım adım sürdürüyordu. Tutsaklar cephesinden sürece iradi bir müdahalede bulunmak, kararlılığı en üst düzeyde ifade etmek anı gelmişti. Bekleyecek, görecek bir şey yoktu ancak bazı gruplar, teoride yukarıdaki şeyleri söyleseler de gerçekte hala bu saldırının büyük bedeller ödenmeden püskürtülebilecek bir saldırı olduğunu düşünüyor, saldırıyı tutsakların sık sık karşılaştıkları önceki saldırılarla bir tutuyorlardı. Uzun tartışmaların ardından üç siyasi hareketten tutsaklar, direnişe başlama kararı aldılar. 20 Ekim 2000'de DHKP-C, TKP(ML) ve TİKB davalarından tutsaklar süresiz açlık grevine başladılar.
İktidarın saldırganlığını sürdürmesi karşısında 19 Kasım 2000'de süresiz açlık grevi ölüm orucuna çevrildi. Bundan sonraki süreçte, direnişi kırmaya yönelik tehditler, görüşme manevraları, vaatler, dışarıdaki demokratik güçlere saldırılar hızla birbirini izledi. Tutsaklar bu manevralara yeni ölüm orucu ekipleriyle cevap verdiler. İlk üç ekipte ikiyüzü aşkın direnişçi ölüme yattı. Bu daha önceki ölüm oruçlarında görülmeyen bir kitlesellikti. Oligarşi, direnişi bu yollardan hiçbiriyle kıramayacağını gördüğü noktada, zaten uzun süredir hazırlığı yapılan katliam operasyonu başlatıldı.

Saldırı kapsamlıydı, emperyalizm ve işbirlikçi oligarşi kararlıydı, o halde bu muharebe çetin geçecekti. Ölüm orucu ekiplerinde yüzlerce direnişçinin yeralması işte bu gerçeğin bilincinde olunmasının sonucuydu. 2000'in Ekim ayında girilen, 19 Aralık'ta bir başka boyuta sıçratılan bu çarpışma, hiç kuşku yok ki, 1960'ların sonundan bu yana sürüp gelmekte olan devrim mücadelesi açısından önemli bir dönüm noktası olacaktı.

Bu dönüm noktasında, devrimci tutsaklar, kahramanlıklarıyla, zulmün üstüne yürüyen feda ruhlarıyla, büyük saldırının karşısında aşılmaz bir barikat oldular.

19-22 Aralık'ın, tarihe yalnız bir katliam olarak geçmesini engelleyen feda Savaş gibi"ydi; ancak bu savaşta, taraflardan biri, kurşunlardan bombalara kadar her türlü silaha sahip olmasına rağmen, diğer taraf silahsızdı. Bu yanıyla "garip", örneği fazla görülmeyen bir savaştı. Bir taraf zaten devletin elindeki tutsaklardı. Ve devlet, onları bir kez daha "tutsak" almaya gelmişti.

"Ya teslim olacaksınız, ya öleceksiniz" denmesine rağmen reddettiler. Teslim olmaktansa yani bu aşağılık sömürücü düzene boyun eğip inançlarını terketmektense, ölmeyi tercih ettiler.

Cepheli tutsakların bulunduğu hapishanelerde, ölümü göze alanların "ölümle" korkutulamayacağını göstermek için, saldırının durdurulması talebiyle birer direnişçi öne çıktı ve kendilerini tutuşturdular.

Zulüm, bedenini tutuşturmuş yanan tutsakları kurşun yağmuruna tuttu. Artık açıktı; saldırı durmayacaktı, öyleyse direniş de bitmeyecekti. Kendi vücutlarından ördükleri barikatlarda direndi tutsaklar. Direniş, bazı hapishanelerde iki-üç saat sürerken, Bayrampaşa'da birgün, Çanakkale ve Ümraniye'de üç gün sürdü.

Saldırıda 28 tutsak şehit düştü. Kendini feda edenler dışında, hepsi, hedef gözetilerek atılan bomba ve kurşunlarla katledildi. Bayrampaşa Hapishanesi'nde 6 kadın tutsak kimyasal gazlar ve alev makineleriyle diri diri yakıldı.

Binlerce askerle saldırıp, yakıp yıkan ve kurşunlarla, bombalarla katledenler, geride 28 ölü, yüzlerce yaralı bırakarak ancak 83 saat sonra "ele geçirebildiler" tüm hapishaneleri. Yaralılara ilişkin bugüne kadar hiç kimse bir rakam veremedi. Çünkü yaralanmayan tutsak kalmamıştı neredeyse. Kurşunlar, bombalar, gazdan bayılmalar, her tutsak bu vahşetten nasibini aldı. Eskaza direnişin içinde vücudunu bir kurşun sıyırmamış olanlar, hapishaneler "ele geçirildikten" sonra işkenceden geçirildiler. Bulundukları koğuşlardan çıkarılan tutsaklar, çamurlar, buz gibi sular içinde yarı çıplak saatlerce dövüldüler, yatırılıp, sürüklendiler.

Kısacası, oligarşi F tipi hapishaneleri bir "savaş"ın içinde, tam bir vahşet sergileyerek, Naziler'in kullandığı tüm yöntemleri Türkiye hapishanelerine taşıyarak açtı.

"Hayata dönüş"
Hiç kuşkusuz bu katliamdan herkesin aklında kalan iki kelime "hayata dönüş" oldu. Böyle bir katliamın "hayata dönüş" olarak adlandırılması tarihi bir kara mizahtı. Ölüm orucundakileri kurtarmaktı güya resmen açıklanan amaç. Fakat ölüm orucunun sürüyor olması da değildi operasyonun nedeni.

Peki neydi bu neden? Ölüm orucu iktidarın "mutabakat" vadiyle bırakılsaydı şöyle olurdu, böyle olmazdı diyenlerin de bir türlü görmek istemediği neden, aslında bizzat oligarşinin sözcüleri tarafından da açıklanmıştı.
"Artık geleceğe daha güvenli bakabileceğiz... Artık kimse devletle başedilemeyeceğini anlamış olmalıdır." diyen Ecevit anlatıyordu bu nedeni. Hatta aynı Ecevit, hala anlamayan kalmıştır diye, ertesi gün 19 Aralık Operasyonu'na ilişkin bazı "eleştirileri" hatırlatan gazetecilere "siz sonuca bakın" diyor ve ekliyordu: "Terör yuvaları temizlenmiştir."
19-22 Aralık'ın nedenini anlamayanlar için İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın da bir açıklaması vardı: "Tabii asıl amaç Ölüm Oruçlarını bitirmek değil, onun yanında devletin otoritesini sağlamaktı." (Sadettin Tantan, 19 Aralık 2000)
İktidar ortağı 'nin sözcüsü Oktay Vural da şöyle demişti: "Bu operasyon sadece insani bir operasyon değil, örgüte karşı bir operasyondur."

Jandarma Komutanlığı'nın katliamdan birgün sonra verdiği basın brifinginde Kurmay Albay Ali Aydın da şöyle demişti. "F tipi uygulamasıyla terör ülke gündeminden çıkarılacaktır."

Ama NATO, MGK, AB karargahlarındaki plan, hapishanelere uymadı. "Terör" dedikleri devrim mücadelesini ülke gündeminden çıkaramadılar. Hala bununla yatıp kalkıyorlar.

Çünkü bombalarına rağmen 19-22 Aralık'ta ve hücrelerine rağmen F tiplerinde, boyun eğdiremediler.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki, eğer 19-22 Aralık'taki bu vahşet püskürtülebildiyse, devrim ve sosyalizm umudu yaşatılabildiyse, bunu herkesten önce onlara, 19 Aralık'ta zulmün karşısında kahramanca duran 28 şehidimize borçluyuz.


19 Aralık Bayrampaşa Şehitleri

Yazgülü G. ÖZTÜRK
Şefinur TEZGEL
Nilüfer ALCAN
Özlem ERCAN
Gülser TUZCU
Seyhan DOĞAN
Fırat TAVUK
Ali ATEŞ
Aşur KORKMAZ
Murat ÖRDEKÇİ
Cengiz ÇALIKOPARAN
Mustafa YILMAZ


Yazgülü G. Öztürk, Dersimli ve 28 yaşındaydı. 1. Ölüm Orucu Ekibi direnişçisiydi. 1983'te ağabeyi, 1994'te eşi katledilmişti. 1988'den beri örgütlü olarak Adana'da, Antep'te, İstanbul'da kavganın içindeydi.

Şefinur Tezgel Malatya-Kürecikli'ydi. Çocukluğundan devrimciydi. '92'den beri de Cepheli. Uzun süre mahalli alanda çalıştı.

Nilüfer Alcan, Bolu Göynüklü'ydü. 1964 doğumluydu. Hapishanelerin önünde tanıdı devrimcileri. Bir tutsak yakını, bir TAYAD'lı olarak mücadele etti yıllarca. Sonra başka alanlarda çeşitli görevler üstlendi.

Özlem Ercan, Dersimli'ydi, İstanbul'da üniversite öğrencisiyken TÖDEF içinde mücadeleye katıldı. Katliam günü, bir direnişçiyi kurtarmak için kendini alevlerin önüne siper ettiği sırada yakılarak katledildi.

Gülser Tuzcu, Kastamonulu. 34 yaşındaydı. 1992'den beri örgütlü bir devrimciydi. Mahalli alanda sorumluluklar aldı. 1995 yılında tutsak düştü.

Seyhan Doğan, Samsun-Havzalı'ydı. 1973 doğumlu. DEV-GENÇ'liydi, görev verilen her yerdeydi, tutsakken ölüm orucuna gönüllüydü.

Fırat Tavuk, Ölüm Orucu 1. Ekip direnişçisiydi. Bayrampaşa'da bedenini ilk ateşleyen oldu. 1971 Manisa doğumluydu. '94'ten beri kavgadaydı.

Ali Ateş, 1. Ölüm Orucu Ekibi'ndeydi. 1970'te Adana'da doğdu, Ankara'da Hacettepe Üniversitesi'nde öğrenciyken katıldı kavgaya.
Aşur Korkmaz, Ölüm orucu direnişçisiydi. '90'dan beri mücadele içindeydi. Tutsak düşmeden önce liseli gençlik'te, gecekondularda örgütlenme içinde yeraldı.

Mustafa Yılmaz, Fatsalı'ydı. İstanbul'da gecekondu direnişleri içinde devrimci oldu. Gelişti, çeşitli sorumluluklar üstlendi.

Cengiz Çalıkoparan, İstanbul'da doğdu. İşportacıydı devrimci hareketle tanıştığında. Emekçilerin örgütlenmesinde yer aldı. 1996'da 4 tutsağın şehit düştüğü Ümraniye katliamından ağır yaralı kurtulmuştu.

Murat Ördekçi Adıyaman-Besni doğumlu. İstanbul'da bir elektirik atölyesinde çalışırken, devrimci oldu. 1994'te tutsak düştü.


19 Aralık Çanakkale Şehitleri

Fidan KALŞEN
İlker BABACAN
Fahri SARI
Sultan SARI

Fidan Kalşen, Ölüm Orucu 1. Ekibi'ndeydi. Dersimli'ydi, 36 yaşındaydı, hemşireydi. 1989'dan beri mücadelenin içindeydi. Çanakkale'de bedenini tutuşturarak zulmün önüne ilk dikilen oldu.

İlker Babacan, İstanbul'da doğdu. Devrimcilerle tanıştıktan sonra, '96'da tutsak düşene kadar devrimin emekçisi oldu, sorumluluklar üstlendi. 22 yaşındaydı. Ölüm Orucu 3. Ekibi'nin en genç direnişçilerindendi.

Fahri Sarı, 1990'ların başlarından beri mücadelenin içinde bir yurtseverdi. 1993'te tutsak düştü.

Sultan Sarı genç yaşında Adana'da yurtsever hareketin saflarına katıldı. Çukurova bölgesinde faaliyet yürüttü. 1993'te tutsak düştü.


19 Aralık Ümraniye Şehitleri

Ahmet İBİLİ
Alp Ata AKÇAYÖZ
Umut GEDİK
Ercan POLAT
Rıza POYRAZ

Ahmet İbili, Mersinli ve 32 yaşındaydı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ndeyken devrimci mücadeleye katıldı. Tutsak düşmeden önce, İstanbul gecekondularında illegal örgütlenme içinde yeralıyordu. Ümraniye Hapishanesi'ndeki ölüm orucu direnişçilerinin komutanı olarak, saldırıyı durdurmak için bedenini tutuşturarak zalimin karşısına ilk o çıktı.

Alp Ata Akçayöz, Cephe'nin bir taraftarıydı. Karslı'ydı, İstanbul'da esnaflık yapıyordu. Ümraniye'deki direnişin bittiği gün koğuştan çıkarlarken katledildi.

Umut Gedik 23 yaşında ve Trabzonlu'ydu. Lise yıllarından beri mücadele içindeydi. Tutsak düşmeden önce SPB üyesiydi.

Ercan Polat 26 yaşında ve Dersimli'ydi. Konfeksiyon işçisi Ercan 1995'te katılmıştı harekete. Son olarak SPB üyesiydi.

Rıza Poyraz, Sivaslı'ydı, İstanbul'un Gazi semtinde büyüdü. Konfeksiyon, avizecilik gibi çeşitli işlerde çalıştı. Oligarşinin ordusunda askerlik yaptıktan sonra, tercihi netleşti, Cephe saflarında yeraldı.


19 Aralık Bursa, Çankırı, Uşak, Ceyhan Şehitleri

Murat ÖZDEMİR
Ali İhsan ÖZKAN
İrfan ORTAKÇI
Hasan GÜNGÖRMEZ
Yasemin CANCI
Berrin BIÇKILAR
Halil ÖNDER

Murat Özdemir, 1. Ölüm Orucu Ekibi'ndeydi. 39 yaşındaydı. Burjuva basında yıllarca çalışan bir gazeteciydi. O, tercihini devrimden yana yaptı. Bir süre Mücadele Gazetesi'nde çalıştı, Ege'de sorumluluklar üstlendi.

Ali İhsan Özkan, Çorum-Alacalı'ydı. 26 yaşındaydı. Cepheli tutsaklar dışında, 19 Aralık öncesi yapılan "saldırı olursa kendimizi yakarız" kararını uygulayan ender direnişçilerden biri oldu.

İrfan Ortakçı 1. Ekip direnişçisiydi. Çorum, Alacalı'ydı. 1971 doğumluydu. İmam Hatip Lisesi'ni bitirmişti. '91'de devrimcilerle tanıştı ve sosyalizm mücadelesine katıldı. 19 Aralık'ta ağır yaralandı; kaldırıldığı hastanede şehit düştü.

Hasan Güngörmez, 36 yaşındaydı, Konya Cihanbeylili'ydi. 1980'lerin sonunda devrim mücadelesine katıldı. 19 Aralık'ta bedenini tutuşturarak zulme karşı barikat oldu.

Yasemin Cancı, Uşak Hapishanesi'ndeki Cepheli kadın tutsakların sorumlusuydu. 1967, İstanbul doğumluydu. 1989'dan beri kavganın içindeydi. Eylül 1992'de tutsak düştü. Operasyonu durdurmak için bedenini tutuşturarak şehit düştü.

Berrin Bıçkılar, Ölüm Orucu 1. Ekibi direnişçisiydi. İzmir doğumluydu ve henüz 22 yaşındaydı. 6 yıldır bu kavganın içindeydi. Açlığının 60'lı günlerinde, saldırıya barikat olmak için alevlerin ortasına daldı.

Halil Önder, Ölüm Orucu 1. Ekibi direnişçisiydi. 30 yaşındaydı Halil, Osmaniye-Düziçili'ydi. Ankara ve İstanbul DEV-GENÇ saflarında mücadele etmişti. Bedenini tutuşturarak zulmün önüne dikildi.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de
En son KURTULUS tarafından 15. Ara 2017, 02:11 tarihinde darbelendi.

15. Ara 2017, 02:11
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker