Zaman: 27. May 2019, 16:59

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 555

 Kurtuluş Yolundaki Kadının Adı,Cepheli Kadındır 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 674
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Kurtuluş Yolundaki Kadının Adı,Cepheli Kadındır
Kadının özgürleşmesi üzerine çok yazılıp çizilmiş, bu konuda farklı tanımlar yapılmış, farklı yollar çizilmiştir. Fakat defalarca kanıtlanmış olan şudur ki, burjuvazinin, küçük-burjuvazinin kadının özgürleşmesi diye sunduğu şeyler, kadını başka biçimlerde ve başka açılardan yeniden ve daha kuvvetli biçimde düzene bağlamaktadır.


Önce kısa kısa da olsa bu özgürlük tanımlarına bir bakalım.

Başına buyruk, dünyaya boşvermişcesine yaşamak, onların özgürlük tanımlarından biridir. Bu anlayışa göre "başına buyruk" olmak, boşverebilmek, kadının, erkek egemen anlayışa, aileye, çevreye, feodal kültüre karşı bir isyanı, özgürleşmesi gibi sunulur. Oysa gerçekte bir isyan ya da özgürleşme yoktur. Kastedilen özgürlük; kimseye karşı sorumlu olmamaktan, kimseye hesap vermemekten, kendinden başkasını düşünmemekten, Türkçesi bireycilikten, sorumsuzluktan başka bir şey değildir. Peki bu özgürlük müdür? Bugün özellikle büyük şehirlere baktığımızda bu anlayışı yaşam tarzı haline getirmiş kadınlar az değildir. Ama onların "özgürleşmiş" olduğundan bahsedilebilinir mi? Burjuva, küçük-burjuva ideoloji ve kültür tarafından empoze edilen bu anlayış, kadının hangi sorununa çözüm getirmektedir? Bu anlayışın ortaya çıkardığı kadın kişiliği, özgürleşmiş değil, tam tersine bireycileşmiş, buna paralel topluma, çevresindeki gelişmelere duyarsızlaştırılmış bir kadın kişiliğidir.

Bir diğeri, kocasından "tamamen bağımsız" olmak diye tanımlar özgürlüğü. Fakat burada kastedilen bağımsızlık; kadının erkeğe ekonomik, maddi bağımlılığına son vermek de değildir; bunu içermekle beraber esas olarak eşlerin birbirine karşı sorumsuzluğudur. Eşlerin istedikleri gibi hareket etme "özgürlüğüne" sahip olmalarıdır. Kimileri bunu "aldatma özgürlüğü" gibi pespaye noktalara götürebilmektedir. Oysa evlilik, kastedildiği anlamda "bağımsız" olmayı değil, sevgi üzerine kurulmuş bir birlikteliği ve bağımlılığı içerir. Kaldı ki burjuvazinin evlilik ilişkilerinde ekonomik anlamda da bir bağımsızlıktan söz edilemez.

Bir başkası için kadın özgürlüğü, cinsel özgürlükle özdeşleştirilmiştir. Kadın, sınıfların ortaya çıkmasıyla birlikte tarih boyunca cinsel olarak sömürülmüş, erkeklerin zevk aracı olarak alınıp satılmıştır. Erkeğin malı olarak görülmüştür. Kadının kendi varlığı üzerinde özgürce ve tam denetim hakkına sahip olması elbette onun en temel haklarından biridir. Ancak kapitalist toplumda, "cinsel özgürlük" diye sunulan, kadın vücüdunun pazarda metalaştırılmasından ve diğer yandan yozlaşmış ilişkilerin özgürlük adına kutsanmasından başka bir şey değildir.

Kimse, bu noktada burjuvazinin, kapitalizmin kadınları özgürleştirdiğini savunamaz; cinselliğin kapitalist pazar içindeki büyüklüğüne bakarsak kadına özgürlüğünü verdiğini değil, onu metalaştırdığını görürüz. Ayrıca açık ki; kapitalizm, tüm kadınlara kendi vücudunu meta olarak gören, onu pazarlayan, kullanan bir kültürü empoze etmektedir. Bu anlayışın hiç de küçümsenmeyecek ölçüde yaygınlaşabildiğini de belirtmek gerekir. Kısacası, bu çarpık cinsel özgürlük anlayışı, kadını özgürleştirmiyor, tersine bedeninin metalaşmasına hizmet ediyor.

Bir başka anlayışa göre, kadının özgürleşmesi, mesela "geceleri rahatça dışarı çıkabilmek"tir. Veya "bir iş sahibi olup, kendi ayakları üzerinde durabilmek, erkeğe muhtaç olmamaktır" özgürlük! Kadının üretimin içinde olması, ekonomik bağımsızlığının olması, erkeğe muhtaç olmaması önemlidir. Ancak, bunlar tek başına kadının özgürleşmesi anlamına gelmez. Çünkü bütün olarak ne ekonomik yapıda, ne siyasal yapıda, özgür olabilmenin nesnel zemini, koşulları yoktur. Bu ekonomik yapıya tabi ve bu siyasal yapı içindeyseniz, orada bütünden ayrı olarak bir özgürlük var olamaz.


Kadının Özgürleşmesi Düzenden Bağlarını Koparmakla Başlar

Bütün bu özgürlük tanımlarında yanlış, çarpık olan yanların ötesinde, eksik olan temel bir şey vardır; o da kadının özgürlüğünü, düzenle bağı içinde tanımlamıyor olmasıdır. Kadını köleleştiren, özgürlüğünü kısıtlayan, onu ikinci sınıf yapan nedenler olarak; binlerce yıldır süren erkek egemen anlayışı, feodal kültürün, ailenin, çevrenin etkileri, kadının kendi bilinç eksikliği gibi daha bir çok neden sayabiliriz. Fakat bütün bu nedenlerin üzerinde sistemin kendisi vardır. Bu saydığımız nedenlerin hiç birisi, bugün kapitalist sistemden bağımsız değildir. Dahası, kadının konumunun değişmesi, sömürü sisteminin işine gelmemektedir. Bu nedenle, kadının ikinci sınıf konumunun sürdürülmesi, sistemin sahiplenip uyguladığı bir politikadır ve çok çeşitli statükolarıyla da bunu sağlamaktadır.

Bu koşullar altında, düzene bağlılığı devam eden kadın, düzenin şu veya bu statükolarına kendini hapsetmiş kadın, başka ne olursa olsun, özgürleşmiş olamaz. Kadının toplumsal yaşamın hemen her alanında erkeğin çok gerisinde olduğu tartışmasızdır. Hala toplumsal yaşamın bir çok alanında yoktur kadın. Fakat var olduğu alanlara baktığımızda da kadının özgürleştiğini değil farklı biçimlerde sisteme angaje edilip, "erkekleştirilip", özgürlüklerinin yok edildiğini görürüz.

Burjuvazinin ve küçük-burjuvazinin kadının kurtuluşundan kastettiğiyle bizim kastettiğimiz aynı şeyler değildir. Dolayısıyla kadının özgürlüşmesi için önerdiklerimiz de aynı değildir. Kadını daha çok düzene bağlayan hiçbir şey, biçimi, sunuluşu nasıl olursa olsun, özgürleşme değildir, o yolda atılan bir adım da olamaz. Öz olarak burjuvazinin kadının kurtuluşundan kastettiği; kadının her yönüyle kapitalist sistemin kullanımına sunulmasıdır. Kadının özgürleşmesinden ve kurtuluşundan bizim kastettiğimiz ise; kadını ezen, sömüren, köleleştiren, ikinci sınıf konuma düşüren düzenden kurtulmasıdır.

Kapitalist sistemin bugün kadını sayısız bağlarla düzene nasıl bağladığını görmeden, kadının özgürleşmesi konusunda doğru politikalar, öneriler geliştirilemez. Burjuvazinin bu konudaki doğrudan ve dolaylı sinsi politikalarını, kadınları sardığı düzen bağlarını görmek de yetmez. Gördüğümüz bu bağları koparıp atmadan, onlara karşı savaşmadan değişimin ve özgürleşmenin olmayacağını bilmeliyiz. Bizim kadının özgürleşmesine ilişkin tanımımız da bu çerçevededir. Kadının özgürleşmesi düzeni eleştirmekle başlar, kavgaya girmekle bu süreç ilerler. Kısa ve net olarak şöyle diyebiliriz: Kadın kavgada özgürleşir.

Şu bir gerçektir ki, kadınlar, bugün hangi haklara sahiplerse, hiçbiri kendilerine bahşedilmemiştir. Kadınlar bunları uzun süren mücadeleleri ve ödedikleri büyük bedeller sonucu elde etmişlerdir.

Özgürleşmek, zorlu ve çok yönlü bir kavgayı gerektiriyor. Aile içindeki ikincil konumdan okula, fabrikaya, hayatın tüm diğer alanlarına kadar, her yerde ikincil konuma itilmemize karşı bayrak açmak durumundayız. Bütün bu cephelerde kıyasıya bir savaş göze alınmaksızın hiçbir şeyin değişmeyeceği açıktır. Savaştığımızda; bizi kuşatan çemberleri kırdığımızı, özgürlük alanlarımızı genişlettiğimizi, kendi irademizi hakim kıldığımızı, özgürleştiğimizi görürüz.

Kadını köleleştiren esas olarak düzen olduğuna göre, düzene karşı girdiğimiz savaşta aileden diğer ekonomik, sosyal statülere kadar, bizi düzene bağlayan tüm bağlara karşı savaş açmış oluruz. Kavgaya girip özgürleşen kadınlar arttıkça, kadının kurtuluşu yolundaki yürüyüş hızlanır, büyür.

İşte bu savaş, asıl olarak özgürleşen, örgütlenen devrimci kadının savaşıdır. Kadının düzene karşı girdiği bu kavga da farklı biçimlere ve muhtevalara sahip olsa da, temelde sınıf kavgasıdır. Düzen, bir avuç burjuvazi dışında bütün toplumu sömürmek ve köleleştirmek üzerine kurulmuştur. İki kez sömürülen, iki kez ezilen kadın, "bir kez" sömürülen ve ezilen erkeklerle bu anlamda ittifak içinde olmak durumundadır. Kadının kurtuluşu mücadelesi bütün olarak halkın kurtuluşu mücadelesinden bağımsız değildir. Bu mücadele devrim mücadelesidir. Ve devrim mücadelesi aynı zamanda kadının özgürleşme ve kurtuluşu mücadelesidir.

Devrim mücadelesine giren kadın, erkekten farklı olarak daha ilk adımında kendisini kuşatan ailenin, çevrenin, toplumun ve sistemin baskısına karşı büyük bir savaşa girmiş demektir. Bu savaşta ileriye doğru attığı her adım kadının özgürlüğüne atılan adımdır. Bu mücadelede atılan adımlar, zayıf, edilgen, güçsüz, çaresiz bir statükoya hapsedilen kadını güçlendirir. Koparttığı her düzen bağı, kadını düzen karşısında direngenleştirir. Bunun sayısız örneklerine tanıktır tarihimiz. Bu uğurda mücadeleleriyle, yarattıkları kahramanlıklarıyla, baskı, zulüm, işkence altında başeğmezlikleriyle, tarihin en onurlu sayfalarında yer alan kadınlardır onlar.

Bu yüzden, özgürleşen kadının, kurtuluş yolundaki kadının temsilcisi cepheli kadındır. Cepheli kadının öncüleri, Haticeler'den başlar, faşizmin yüzlerce namlusunun ateş kustuğu anda "Cesaretiniz Varsa Gelin" diyebilen Sabolarla devam eder... Sibeller, Özlemler yeni gelenekler yaratır. Bu geleneğe; "yaşamış sayılmaz yurdu için ölmesini bilmeyenler" diyerek canını feda eden İdiller, Fidanlar, Şenaylar, Cananlar, Sevgiler, Fatmalar... eklenir. Halkımız aç, açık, çıplakken, insanların kurtuluşunun bireysel çabalarda olmayıp düzene karşı mücadelede olduğunu bilen Doktor Kevserler, yaşatır bu geleneği. Kadının özgürleşmesinde çok güçlü, çok cüretli destanlar kaydedilir tarihe... Statükoları parçalayıp, yöneten olurlar, savaşan olurlar, ölüme yatan olurlar. Biz varız derler yaşamda. Biz varız derler kavgada. Devrimde biz varız. Kadınların kurtuluşunun yolu bu yoldur. Bu yol Cepheli kadının yoludur.

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de
En son KURTULUS tarafından 8. Mar 2017, 14:49 tarihinde darbelendi.

8. Mar 2017, 14:49
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Bing [Bot] ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker