Zaman: 25. May 2019, 10:04

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 240

 Basına, Halkıma ve Alman Halkına Açıklama 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 674
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Basına, Halkıma ve Alman Halkına Açıklama
Merhaba,

Adım Erkan Dogan, Bu açıklamayı sizlere bir hukuksuzluğu duyurmak için yapıyorum. 5 Mart 2013 tarihinde başlayan ve 18 Haziran 2013 günü sonuçlanan duruşmalar sonucunda, Stuttgart Oberlandesgericht (Eyalet Yüksek Mahkemesi) tarafından hakkımda 14 ay hapis cezası verildi.

Ayrıntılara girmeden bu haksız hukuksuz cezayla sonuçlanan süreçle ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Ben yıllardır hem türkiye faşizmine hem Almanya'da ırkçılığa karşı duyarlı olmaya çalıştım.

Bu doğrultuda çalışmalar sürdürdüm.

Beni en çok etkileyen olaylardan ikisi, vahşice gerçekleştirilen ve insanim diyen herkesin yüreklerini sarsan 2 Temmuz 1993 Sivas katliamı ve 19-22 aralık 2000 Hapishaneler Katliamı idi. Her 2 katliamda da Türkiye faşizmi, insanları diri diri yaktı. Bu bağlamda F tipi hapishanelere, tecrit ve izolasyona karşI devrimciler tarafından sürdürülen ölüm orucu direnişi tam 7 yıl sürdü ve 122 devrimci şehit düştü ve yüzlercesi sakat bırakıldı. Ben Avrupa`da yaşayan Türkiyeli bir işçi ailesi olarak bu süreçte sessiz kalamazdım.

Anadolu tarihinde Osmanlı imparatorluğu ve şimdiki türkiye faşizmi tarafından aleviler katliamdan geçirilmiş, diri diri kuyulara gömülmüş veya yakılmışlardır. Bu sebeple de bu katliamlara sessiz kalamazdım.

Şu da bir gerçektir ki; sadece ülkemizde baskı görmüyor, sadece ülkemizde yakılmıyoruz.

Bundan 50 yıl önce ekonomik nedenlerle ülkemizden Almanya'ya gelen emekçiler, sadece zor işlerde çalıştırılıp sömürülmekle kalmadılar; aynı zamanda alman devletinin uyguladığı sistematik ırkçı aşağılamalarla, entegrasyon adı altında asimilasyon dayatmasıyla ve ırkçı katillerin diri diri yakmalarıyla da karşılaştılar.

Irkçı saldırılarda 1990'dan günümüze kadar tam 187 insanımız katledildi. Fakat ülkemizde olduğu gibi Almanya'da da ırkçı faşist suçlular her zaman korunmuştur. Irkçılık açıkça teşvik edilirken, deşifre oldukları durumlarda haklarında göstermelik davalar açılmıştır.

Düşünün, 187 kişi katlediliyor ve Alman devleti, ırkçılara karşı hemen hiçbir şey yapmıyor. Bilindiği gibi NSU çınayetlerinde de 9 insanımızı katlettiler ve Münih'te şu an Hitler'in çocuğuna karşı göstermelik bir dava görülmekte. Asıl suçlular yok ortada. Asıl suçlular
Alman devleti tarafından koruma altına alındı, bu suçlular Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı'ndan polisler ve 9 esnafın katledilmesinden bilgi sahibi olanlardır. Yıllardır bu çeteyi besleyen ve her tür yardımı yapan, ordu içinde askeri eğitim verenlerdir.

Köln'de 2004 yılındaki bombalı saldırı da bu çete tarafından gerçekleştirilmişti ve bu saldırı da yine polislerin bilgisi dahilindeydi. Böyle olduğu için, ırkçılığa karşı çıkmak, her insan için hem bir görev, hem de onurdur.

Ben de bunu yaptım.

Ben yıllardır Anadolu Federasyonu çatısı altında çalışmalara katıldım. "Emeğimizle varız hakkımızı istiyoruz" kampanyasının ve "ırkçı saldırılara son" kampanyasının da gösterdiği gibi, Anadolu Federasyonu'nun Almanya'da yaptığı çalışmalarda ırkçılık ve buradaki
insanlarımızın hakları, her zaman öncelikli gündemi olmuştur. Ben de bulunduğum şehirlerde, derneklerimizde, demokratik yasal haklarımız ve meşruluk temelinde bu çalışmalara katıldım; Temel hak ve özgürlüklerimiz için yaptığımız çalışmalarla kamuoyunun huzuruna çıktık. Yani herşey ama herşey Alman anayasasının içerdiği düşünce özgürlüğü ve örgütlenme hakkı gibi temel haklar çerçevesinde gerçekleşti.

Durum böyleyken; nasıl oldu da, bana 14 ay "ceza" verildi?

Asıl meseleye gelmiş olduk şimdi:

Hakkımda 14 ay hapis cezasını gerektirecek "suçlar" olarak iddianamede geçen suçlamaları sizinle paylaşmak istiyorum.

İŞTE AFFEDİLMEZ BÜYÜK SUÇLARIM!

- yürüyüş izinleri

- stand izinleri

- miting izinleri almak.

- basın açıklamaları yapmak

- Anadolu Federasyonu'nun aile ve geçlik kampına katılmak

- ırkçılığa karşı çalışmalar

- yasal bir derneğin yöneticisi olmak, (Stuttgart Anadolu Kültür ve Sanat evi)

- Grup Yorum konserlerinin düzenlenmesine (bilet satışı, afiş vb.) yardımcı olmak

- tecrite ve izolasyona karşı ölüm orucu direnişini desteklemek, (Bununla 2006'da Stuttgartta gerçekleştirdiğim 30 günlük açlık grevi kastediliyor.)

- Türkiye'den siyasi nedenlerden dolayı iltica eden politik mültecilerle selamlaşmam

- uluslararası ilişkiler çalışması....

Federal savcı, bu iddiaları hakkımdaki büyük suçlar orarak mahkemeye sundu. Bu etkinliklerin basın yayın organlarında yayınlanan haberleri de "BÜYÜK KANITLAR" olarak mahkemeye sunuldu.

Aynı zamanda bu bilgileri polisler de aynı heyecanla, çok büyük bir başarı elde etmiş gibi, işte resimler, işte afişteki telefon numarası, işte aldığı izinler vs.vs... diyerek kullandılar.

Evet, alman polisinin davaya getirdiği deliller işte bunlardı: yapılan etkinliklere ilişkin basın ve medya ile paylaştığımız yazılı açıklamalar ve resimler; çeşitli yayın organlarında ve sitelerde çıkan haberler, kendi devlet dairelerinden alınan izinler.

Federal Savcı, yaptığım bu çalışmaların "yasadışı terör örgütü DHKP-C" adına yapılan eylemler ve çalışmalar olduğunu iddia ediyor, Yine aynı savcı kendi ceza taleplerini açıkladıktan (17 ay; bunun 5 ayını yatmak üzere) sonra" kalkmış şöyle diyor: SEN SEMPATİK BİR ADAMSIN NE İŞİN VAR TERÖR ÖRGÜTÜYLE"!

Sonuca gelirsem: NSU çınayetlerini görmezlikten gelen ve herkesin gözünün içine bakarak "hala şiddete eğilimli 9500 nazi var" diyen ve o ırkçı çetelere yine de dokunmayan bir polis ve yargı sistemi, beni anti-faşist, anti-ırkçı olduğum için cezalandırmaya çalışıyor.

NSU'yu takip için ellerinde yeterince polis yokmuş; ama benim hakkımda mahkeme sürecinde onlarca polis tanık olarak geldi, uzun yıllar takip ettiklerini söyleyip bi sonucunda yukarıdaki bilgileri "kanıt" olarak bırakıp gittiler.

Sizlerin huzurunuzda soruyorum, neden alman polisi bu cinayatleri görmezlikten geldi?

Neden 9500 şiddete eğilimli neo-nazi ortadayken onlara müdahele edilmiyor? Neden onların kurumları değil de, devrimcilerin demokratların vatanseverlerin kurumları basılıyor. NSU soruşturması için personel yok; ama beni ve başka devrimci demokrat insanları, derneklerimizi takip edebiliyorlar.

Irkçılığa karşı eylemlerde yer almak, görevi ve onurumdu. Bu göreve ve onura şimdi de sahip çıkıyorum.

Yasal haklarımızı kullandığım için dünyanın hiçbir mahkemesi beni suçlayamaz. Ülkemde AKP faşizmine karşı süren mücadeleyi desteklemek de, aynı şekilde herkesin görevi ve onurudur.

İstanbul'da Taksim Gezi parkında ve ülkemin her yanında gaz bombalarına, tazyikli sulara, eli sopalı faşistlere karşı direnen tüm halkımıza, genç arkadaşlarımıza buradan selam yolluyorum; baskılara, cezalara rağmen yanlarında olacağım.

Kısacası: Ortada "ceza"yı gerektirecek bir "suç" yoktur.

Halklarımızın bilgisine sunarım.

Erkan Dogan

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


19. Tem 2013, 02:21
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker