Zaman: 20. Tem 2019, 12:16

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 744

 DHKP Bülten No:47 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 675
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKP Bülten No:47
Resim



KIZILDERE İHTİLALİN YOLUDUR!

KIZILDERE ZAFERİN YOLUDUR!

Kızıldere’den Büyük Direniş'e, Büyük Direnişten

Haziran Ayaklanması'na

Alişanlar’la, Muharremler’le, Berkinler’le Feda Ruhuyla Kızıldere’nin Yolunda Yürüyoruz!

İhtilalin Yolunu Yapıyoruz



30 MART-17 NİSAN, Devrim Şehitlerimizi Anma ve Parti'nin Kuruluşunu Kutlama Günleri’mizde 44 yıllık onurlu tarihimizin yaratıcısı şehitlerimizi saygıyla anıyor, kuruluşumuzun 44. yılını milyonların coşkusuyla selamlıyoruz.

Kızıldere’nin yolundan bir milim bile sapmadan yürüyerek geldik buralara. 84 Ölüm Oruçlarından 12 Temmuzlar'a, 17 Nisanlar’dan Büyük Direniş'e, sayısız ilklerin, kahramanlıkların yaratıcısıyız.

Her sayfası, her satırı şehitlerimizin kanıyla yazılmış, sahiplenemeyeceğimiz tek bir satırı olmayan onurlu bir tarihin mirasçılarıyız. Bu mirası geleceğe taşımak, kahraman şehitlerimize devrimi, zaferi armağan etmek ödeyeceğimiz sayısız bedellerle mümkün olacak. Devrime kadar tarihin sayfaları kanla yazılmaya devam edecek...

Erdallar, Hasan Selimler, İbrahimler, Alişanlar, Muharremler, Berkinler ve 600’ün üzerindeki şehidimiz devrimin dolambaçlı yollarının yol açıcılarıdır. Şehitlerimizle tarihi yazmaya devam ediyoruz.

Aralık 1970'de Mahir Çayan önderliğinde kurulan THKP-C'den Kızıldere'ye; Kızıldere'den bugüne Marksizm-Leninizmin evrensel değerlerine olan inancını kaybetmeden; her türlü uzlaşmacılık ve teslimiyetle aramıza kalın duvarlar örerek sürdürdüğümüz yarım yüzyıla yaklaşan bir tarihin sahibiyiz.

Sosyalizm yıkılırken, emperyalizm dünya halklarına ideolojik ve fiziki saldırılarını arttırırken; emperyalizmin "demokrasi", "uzlaşma", "silahlı mücadelenin devrinin kapandığı" demagojileri geniş kesimleri ikna ederken; üslerde, dağlarda, sokaklarda, hapishanelerde, okullarda... katledilirken; tecritte, kuşatmada bize "teslim olun" çağrıları yapılırken; emperyalizmin yalan ve demagojileri inançları, "bireycilik" ideolojileri beyinleri kemirirken biz hep AYNI YERDE OLDUK. AYNI İNANCI KORUYARAK, KIZILDERE’NİN YOLUNDAN SAPMADAN YOLUMUZA DEVAM ETTİK.

Saldırı altında KENDİ YOLUNDA YÜRÜMEK, SAVAŞMAYA DEVAM ETMEK öncelikle ideolojik sağlamlık gerektirir.

Parti-Cephe ideolojisi hayatın içinde kendisini doğrulayan, sonuç alan özellikleriyle ülkemizde devrimin yolunu çizmiştir. Bu ideolojinin doğruluğu kadar onu hayata geçiren örgütün savaşma kararlılığı da önemlidir.

Kızıldere'den Kurtuluş Grubu'na, Cephecilere; Dev-Genç'ten Devrimci Sol'a, Parti-Cephe'ye savaşma ısrarı ve kararlılığımız değişmemiştir. Savaşmaktan asla vazgeçmeme kararlılığı bugünkü Parti-Cephe gerçeğini yaratmıştır.

Ülkemizde devrimci bir örgütün önünde iki seçenek vardır.

Ya koşulların, ülkenin siyasal ve ekonomik şartlarının gereğini yerine getirirsiniz.

Ya da koşulları yerine getirmemek için her tür kaçkınlığı, soyut teoriyi ve demagojiyi yaparsınız. Bu da sizi önce siyaseten sonra da fiziken öldürür.

Biz her zaman savaştık, bedel ödemekten kaçmak için gerçeklere gözlerimizi kapatmadık.

Her koşulda ve her şeye rağmen direnmek ve savaşmak ısrarı Parti-Cephe'yi büyüten ve var eden nedenlerin başındadır.

Ancak Parti-Cephe gerçeği bununla sınırlı değildir. Savaşa savaşa yeni insanı, yeni ahlakı, yeni gelenekleri büyütüyoruz. Savaşta, hayatta, kavgada... her alanda, sevdadan fedaya kendi yolumuzu yapıyoruz.

Kendi yolumuz, kendi geleneklerimiz, kendi M-L bakış açımız ve Parti-Cephe ölçülerimizle kendi geleceğimizi yaratıyoruz...

Düşmanımızın "her teslim olun" çağrısına verilen direniş cevabı siyasal bir zaferin habercisi olmuştur. Aynı zamanda savaşın ve çelişkinin bu en çetin anları kendi değerlerimizi, geleneklerimizi ya da çözümlerimizi yarattığımız zeminlerdir.

Savaştığımız için hiç umutsuz ve çaresiz olmadık.

Savaştığımız için irademizi, o iradenin yarattığı geleceği kazandık...

Savaştığımız için bu düzene alternatifiz.

Kendi yolu olmayan, kendi ölçüleri olmayan yenilir.

Ya kendi savaşını verirsin ya da uzlaşırsın.

Ülkemiz ve dünya tablosu bunun sayısız örneği ile doludur.

Ya geleceği yaratırsınız, kopartarak, dişle tırnakla... ya da teslim olursunuz.

Kendi iradesini ortaya koyamayan sürüklenir, yok olur.

Geleceği yaratmak; bir yandan uzlaşmaz bir savaş vermek diğer yandan da bu savaş içinde düzenin alternatiflerini yaratmaktır.

Ya kendi savaşınızı verirsin ya da uzlaşırsınız.

Biz geleceği yaratıyoruz.

Geleceği yaratma iradesi BİZİMDİR.

Bu irade 44 yıllık mücadelenin sonucudur.

Bu irade ile savaşıyor ve üretiyoruz.

KIZILDERE İRADEMİZDİR.

İhtilalin yolu Kızıldere'dir.

Kızıldere bugünkü yerimizi ve yolumuzu çizdiğimiz yerdir.

Kızıldere emperyalizme karşı savaşmaktan vazgeçmemek; ona vurmaktır.

İhtilalin yolu Kızıldere'den günümüze Parti-Cephe'nin yoludur.

Kızıldere ruhunu bugün yaşatan tek güç Parti-Cephe'dir.

Savaşmak, savaşın içinde büyümek Parti-Cephe çizgisidir.

Geçtiğimiz 44 yıl "Kızıldere son değil, savaş sürüyor" sloganını defalarca ispatlamış, bu sloganı geliştirmiştir.

Savaş, Parti-Cephe çizgisinde yeni yollarla, yeni geleneklerle büyüyor.

Emperyalistler Kendi Sonlarını Hazırlıyorlar

Tarih Bir Kez Daha Kanıtlamıştır!

Dünya Halklarının Tek Kurtuluşu Sosyalizmdir

Tarihin tekerleği bazen çok yavaş döner. Öyle dönemler olur ki; çok büyük bedeller ödenir fakat çok az yol alınır. Bazen de çok kısa sürede onlarca yıla bedel olan gelişmeler yaşanır. İşte o çok kısa süreci hazırlayan onlarca yılda adım adım kat edilen mesafelerdir. Ödenen bedellerdir. 44 yıllık tarihimiz bunun en somut göstergesidir.

Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya, Ortadoğu’dan Kafkaslara, Uzak Doğu'ya... dünyanın dört bir yanında böylesi süreçler yaşanıyor.

90’larda yaşanan karşı-devrimlerden bugüne, emperyalistlerin yarattığı dünya tablosu ortada. Açlık, yoksulluk, sefalet... ve kan gölü...

Fakat bütün bunlara rağmen tarihin sonunu ilan eden emperyalistler kendi krizlerinden kurtulamıyor. Karşılarında çok ciddi bir sınıf mücadelesi olmamasına rağmen halkların direnişi emperyalistlerin tüm politikalarını alt-üst ediyor.

Bunca zulüm, bunca katliamlarına rağmen emperyalistler halkları teslim alamıyorlar.

2013 yılı “21. yüzyıl ayaklanmalar yüzyılı olacak” tespitini doğrulatırcasına Türkiye’den Brezilya’ya, Mısır’dan Ukrayna’ya, Bosna Hersek’ten Venezuella’ya kadar halkların ekmek adalet özgürlük için ayaklanmalarına tanık oldu.

Bu ayaklanmalar bir kez daha göstermiştir ki, halkların devrimden başka çözümü, sosyalizmden başka kurtuluş yolu yoktur.

Hepsinde de halkların talebi ekmek, adalet, özgürlük olmasına rağmen devrimci bir önderlikten yoksun olan bu ayaklanmalar Mısır’da, Ukrayna’da, Venezuella’da olduğu gibi emperyalistler ve işbirlikçileri tarafından yeniden düzeni güçlendirmek için kullanılabilmektedir.

Sonuç olarak bu gelişmelerin kanıtladığı gerçek;

Birincisi; emperyalistlerin halkların hiçbir sonunu çözemeyeceğidir. Tüm dünyada açlığın, yoksulluğun, sefaletin, halkların akan kanının tek sorumlusu emperyalistler ve işbirlikçileridir.

İkincisi; emperyalistler halkların demokrasi, özgürlük sorununu çözemez. Emperyalistlerden “barış, demokrasi özgürlük” bekleyenler, emperyalist politikaların aleti olmaktan kurtulamazlar...

Üçüncüsü; 1990’lardan beri dünyanın tek hâkimi emperyalistlerdir ve halkların hiç bir sorununu çözmemişlerdir. Dünya halklarının devrimden başka çözümü sosyalizmden başka kurtuluşu yoktur.

Dördüncüsü; Marksist-Leninist bir devrim anlayışı ve Marksist-Leninist bir devrimci örgüt olmadan dünyanın hiçbir yerinde devrim olamaz. Mısır’da Temmuz 2013’de Tahrir Meydanı’nda Muhammed Mursi iktidarına karşı 30 milyon kişi toplandı. Fakat devrimci bir önderlikten yoksun olan bu halk hareketi, Muhammed Mursi diktatörlüğünün yıkılıp Amerikancı cuntayla düzenin yeniden inşa edilmesine hizmet etmiştir.

Beşincisi; Dünya halklarıyla emperyalistler arasındaki çelişkiler her geçen gün daha da derinleşmektedir. Emperyalizmin yeni dünya düzeni, küreselleşme gibi söylemlerinin koca bir yalan ve demagojiden ibaret olduğu ortaya çıkmıştır.

Asya’dan Ortadoğu’ya, Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanında halklar emperyalizme karşı direnmektedir. Ancak Marksist Lenininist devrim iddiasından yoksun olan bu direnişler halklar için hiçbir kurtuluş vaat etmemektedir. Halkların Marksist-Leninist devrimden başka çözümü yoktur.

Bugün dünyada bizim dışımızda silahlı mücadeleyi savunan ML örgütler emperyalistler ve işbirlikçi iktidarlarla uzlaşma noktasına girmişlerdir. Ve tarih defalarca kez kanıtlamıştır ki; DEVRİMCİ SİLAHLA YAPILIR, SİLAHLA KORUNUR! Halk kurtuluş savaşlarına sadece M-L silahlı mücadele anlayışına sahip örgütler öncülük yapabilir.

Bu yanıyla Partimiz uzlaşmacılığın, teslimiyetin kol gezdiği bu süreçte dünya halklarına da ideolojik önderlik yapmaktadır.

Devrimin Yolu Kızıldere’nin Yoludur...

Silahlı Mücadelenin Miadının Dolduğunu İlan Edenler

Sadece Kendi Sonlarını İlan Etmişlerdir!

Halklar İçin Kurtuluşun Tek Yolu Silahlı Mücadeledir!

Halklar ile emperyalizm arasındaki çelişkiler devrimci gelişmeleri büyütürken, halklar için tek kurtuluşun devrim, devrim için tek yolun da silahlı mücadele olduğunu tarih defalarca kez kanıtlamıştır.

Başından itibaren Kürt sorununun düzen içinde çözümünün olmadığını söylüyoruz. Kürt milliyetçi hareketin uzlaşma politikaları iflas etmiştir. Tüm Türkiye çapında halkın AKP faşizmine karşı ayaklandığı Haziran ayaklanmasında bile Kürt Milliyetçi hareket AKP’nin arkasında durmuştur. Gelinen aşamada Kürt milliyetçi hareket de AKP iktidarının çöküşünü durduramamaktadır ve 15 Mart 2014 tarihinde yayınladığı bildirgede KCK, “AKP hükümeti demokratikleşme hamlesinin muhatabı olmaktan çıkmıştır” diyerek uzlaşma politikalarının iflasını ilan etmiştir.

Uzlaşma politikalarının iflas etmesi Kürt milliyetçi hareketin tekrar silahlı mücadeleyi başlatacağı anlamına gelmez. Tam tersine uzlaşmanın bir aracı olarak kullanılan silahlar uzlaşmanın önünde engel olduğu düşüncesiyle kendi kendine tasfiye sürecine girmiştir.

Oportünist ve Reformist Sol, Kürt Milliyetçi Harekete Yedeklenmekle Haziran Ayaklanması'nın Arasında Kalmıştır. Kendine Ait Hiçbir Politikası Yoktur!

Haziran Ayaklanması'yla birlikte halka tepeden bakan, halkı küçümseyen küçük burjuva sol aydın kesim, reformizm, oportünizm halk gerçeği karşısında şaşkına dönmüşlerdir.

AKP’nin faşist terörüne karşı tüm Türkiye çapında milyonlar korku duvarlarını yıkarak ayaklandı. Polisin TOMA’larına, basınçlı suyuna, gaz bombalarına, copuna karşı şehitler, gözaltılar, tutuklanmalar pahasına direndi. Barikat başlarında günlerce taşla, sopayla, sapanla, molotofla çatıştı.

Bütün bu gelişmeler oportünizm ve reformizm üzerinde politik olarak ciddi bir etki yaratmadı. Oportünizm ve reformizm ayaklanmanın ilk gününden itibaren ayaklanmayı tasfiye etmeye çalıştı. Kürt milliyetçileri “süreç bozulacak” diye AKP’ye koltuk değnekliğine devam etti.

Oportünizm ayaklanma içinde yer almaya devam etse de uzlaşmacı, teslimiyetçi politikalardan vazgeçmedi. Bağımsız hiçbir politikası yoktu. Kürt milliyetçi hareketin uzlaşmacı politikalarından kopamadı.

Oportünizm ve reformizm bir taraftan ayaklanma içinde olurken diğer taraftan politikasızlığı, iddiasızlığı ve Kürt milliyetçi harekete yedeklenmesiyle düzen içine ilerleyişi devam etti. Bugün de AKP faşizmine karşı gücü oranında halkla birlikte direnirken, ideolojik-politik olarak düzen içine yürüyüşü sürmektedir.

Büyük Direniş'ten Haziran Ayaklanması'na,

Haziran Ayaklanması'ndan Berkin'in Cenazesine

Kazanan Devrimci Politikalarımızdır!

Kürt Milliyetçileri, oportünizm, reformizm cephesinde uzlaşma, düzen içileşme devam ederken biz devrim iddiamızdan bir milim bile geri adım atmadık. Emperyalizme ve faşizme karşı feda ruhuyla direnmeye, savaşı büyütmeye devam ettik.

Alişanlar’la, Muharremler’le Amerika’yı ve işbirlikçi AKP’yi can evlerinden vurduk.

Faşizmin baskı ve teröründen yılmayacağımızı, geri adım atmayacağımızı, halka yapılan zulmün, faşist terörün hesabını soracağımızı gösterdik...

Ankara’da Amerikan Büyükelçiliği'ne yaptığımız feda eylemimizle, AKP Genel Merkezi ve Adalet Bakanlığı'na yönelik eylemlerimizle, Ankara’nın göbeğinde Emniyet Genel Müdürlüğünü roketle vurmamızla tüm dünyaya meydan okuyan Amerika ve Türkiye halklarına terör estiren AKP, adeta beyninden vurulmuşa döndüler.

Eylemlerimiz karşısında AKP de, ABD de adeta paranoyak oldu. Dünyanın her tarafında ABD’nin öncelikli hedefleri haline geldik. AKP faşizmi korkusundan alanları halka yasaklamaya başladı.

Onca gözaltı, onca tutuklama onca teröre rağmen AKP’nin yasakladığı alanlardan eksik olmadık.

Hapishanelerden Yoksul Gecekondulara Kurduğumuz Barikatlar

Meydanlarda Halkımızın Direniş Silahı Oldu!

1 Mayıs’tan Haziran Ayaklanması'na kadar sürekli alanlarda olduk ve faşizmin yasaklarını tanımadık. Direnişimizle gün gün halkın öfkesini büyüttük.

AKP faşizmine karşı direniş meşru bir hak ve zorunluluk haline geldi.

Haziran Ayaklanması böyle bir sürecin ürünüdür.

Cepheliler’in on yıllardır kuşatmalarda, hapishanelerde, sokaklarda yarattıkları direniş geleneği, kurdukları barikatlar Haziran ayaklanmasında halkın elinde direniş silahı oldu. On binler, yüz binler ülkenin dört bir yanında Cephe'nin yarattığı direniş çizgisinde polisle çatıştı.

Reformizm, Kürt milliyetçileri, oportünizm ilk gününden itibaren ayaklanmayı bitirmeye çalışırken biz ayaklanmayı büyütelim dedik. Reformist, uzlaşmacı, düzen içi politikalar halk gerçeğine çarparak iflas etti. Halk şehitler vererek 20 gün boyunca ayaklanmayı sürdürdü.

‘Bu Daha Başlangıç’ sloganı tüm Türkiye’de halkın faşizme karşı direniş kararlılığını yansıttı. Haziran Ayaklanmasıyla başlayan süreç devrimci temelde halkın öfkesini büyüterek sürmektedir.

Düzenin Krizine Seçimler Çare Olmuyor!

Düzen Kendi Alternatifini Yaratamıyor!

Tek Alternatif Halktır!

Halk İçin Devrimden Başka Çözüm Yoktur!

Haziran ayaklanması AKP iktidarının tüm dengelerini bozdu. Emperyalistlerden işbirlikçi tekellere kadar her kesim, halkın devrici potansiyeline göre adımlarını atmak zorunda kalıyor.

12 yıldır halkı birlikte sömüren AKP-Fethullahçılar koalisyonu arasındaki çelişkiler Haziran ayaklanmasıyla bugünkü halini almıştır. Haziran ayaklanmasına kadar devrimcilerin dışında kimse AKP’ye karşı sesini çıkartamazken bugün AKP ile çıkarları çelişen birçok kesim sesini yükseltmektedir. Bu yanıyla AKP iktidarı kitleler nezdinde yıkılmıştır.

AKP, emperyalizm ve işbirlikçi oligarşi için ömrünü tamamlamakla birlikte kendine oy veren kesimlerin dini inançlarını sömürerek oylarını büyük oranda koruyor.

AKP karşısında halkın öfkesi hızla büyürken, bu öfke oligarşinin tüm çabalarına rağmen CHP, MHP gibi düzen partilerine yönelmiyor.

Çok geniş halk kesimlerinde AKP faşizminin düzen içi partiler tarafından alt edilemeyeceğini hızla bilince çıkartmaktadır.

Haziran ayaklanmasından sonra Berkin Elvan’ın cenazesinde milyonların adalet ve hesap sorma bilinciyle tüm Türkiye çapında AKP’den hesap sorması, faşizme karşı mücadelenin tek yolunun devrimcilerin öncülüğünde mücadele etmek olduğunu göstermiştir.

Bu yanıyla oligarşik diktatörlükler için nefes borusu olan seçimler düzenin yönetememe krizine çözüm olmamaktadır. AKP faşizmine karşı yükselen halk muhalefeti devrimci temelde büyürken önüne çıkan her türlü düzen içi, reformist, oportünist politikaları da süpürüp götürecektir.

Biz oligarşinin krizini derinleştirmek, bu süreci hızlandırmak için savaşı büyüteceğiz.

Devrimcilerin Görevi Düzenin Yönetememe Krizine Çözüm

Üretmek Değil, Krizi Derinleştirip Devrimi Büyütmektir

Haziran ayaklanmasından bu yana AKP faşizmine karşı direnen yine sadece biz varız. Reformizim düzenin yönetememe krizini derinleştirmek yerine Haziran ayaklanmasında ortaya çıkan halkın öfkesini seçimlerle yeniden düzen içine çekerek düzenin krizini çözmeye çalışmaktadır. Bütün politikaları bunun üzerinedir. Emperyalizme ve işbirlikçi oligarşiye göre AKP’nin başından Recep Tayyip Erdoğan giderse düzen istikrara kavuşacaktır. En azından “nefes” alacaktır. Düzenin “istikrarı” için reformizm de farklı düşünmemektedir.

AKP karşısında halkın büyüyen öfkesi seçimlerle düzen içine çekilmek bir yana milyonlar hızla düzen içi çözümlerden umudunu kesmektedir. Şehidimiz Berkin Elvan’ın cenaze töreni de göstermiştir ki, milyonlar Cephe’nin hesap soran politikaları etrafında birleşmiştir.

Evet, bugün düzen meşruluğunu yitirirken, tükenirken büyüyen sadece devrimci cephedir.

Bu süreçte devrimci olmayan düzen içi tüm politikalar iflas edecektir.

Kızıldere’den bugüne 44 yıllık tarihimizde tüm dünyaya örnek olan direnişlerimiz halkta bir bilinç oluşturmuştur. Halk sokaklarda bizim sloganlarımızla direniyor.

Devrim için bedel ödemek reformizm tarafından “ölümü kutsamak” diyerek küçümsendi. Her şeye rağmen “yaşam kutsaldır” dediler...

Bakın meydanlardaki direnen halkımızı; 19 Aralık'ta hapishanelerde devrimci tutsaklar kurşun yağmurunun altında nasıl direndiyse faşizmin TOMA’larına karşı, gaz bombalarına karşı öyle direniyor. 14 Yaşındaki Berkin Elvan ile 60 yaşındaki Emine Cansever’in elindeki sapanlar tesadüf değildir.

Reformistler, oportünistler, küçük burjuva aydınlar “14 yaşındaki çocuğun siyasi düşüncesi mi olur” derken 14 yaşından 60 yaşına Cepheliler milyonlara her şeyiyle önderlik yapıyor.

Hapishanelerde, yoksul gecekondularda kurduğumuz barikatlarımız şimdi tüm Türkiye'de halkın direniş silahı oldu. Faşizme karşı direnmekten başka yol yoktur. Halk için politika yaptığını söyleyen herkes politikalarına direnişe göre yapmak zorundadır. Direnmeyenler çürümeye devam edecek ve yok olup gideceklerdir.

AKP faşizmi iktidarını bir gün daha yaşatabilmek için her türlü faşist terörü hayata geçirecektir.

Faşist terörü boşa çıkartmanın tek yolu, halkın silahlı direnişidir. Görevimiz halkın silahlı savaşını büyütmektir.

Alişanlar, Muharremler savaşı nasıl büyüteceğimizi göstermişlerdir.

Berkin Elvan’ın cenazesinde alanlara çıkan milyonlar bize talimatı vermiştir. Tüm Cepheliler Berkinler’in talimatını yerine getirmekle ve savaşı büyütmekle yükümlüdür.

Kuruluşumuzun 20. yılında

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİNE SELAM OLSUN!

ÖNDERİMİZ DURSUN KARATAŞ’A SELAM OLSUN!

Cephe politikalarıyla birleştirdiğimiz milyonları Cephe politikalarıyla örgütleyeceğiz!

44 yıllık tarihimizin onuruyla şehitlerimize and olsun ki, savaşı büyüteceğiz!

Tüm Cepheliler, Halkımız ve Dünya Halkları!

1970’lerden bugüne tam 44 yıldır onurla, gururla sosyalizmin bayrağını dalgalandırıyoruz. Tarih bizi her geçen gün doğrulamaktadır: Halkların sosyalizmden başka kurtuluşu yoktur.

Tüm dünyada herkes emperyalizmle ve işbirlikçi iktidarlarla uzlaşsa da biz uzlaşmayacağız.

Kızıldere’nin yolunda devrimin ve sosyalizmin bayrağını dalgalandırmaya devam edeceğiz.

Kızıldere’nin yolunda oligarşiye ve emperyalizme daha büyük darbeler vurarak halkı örgütleyecek halkın savaşını büyüteceğiz.

30 Mart -17 Nisan Devrim Şehitlerini Anma ve Partimizin Kuruluşunu Kutlama Günleri’nde halkımıza ve şehitlerimize ant olsun ki, yolumuzdan dönmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun sosyalizm yolunda kurtuluşa kadar savaşacağız. Türkiye ve Dünya halklarına anti-emperyalist, anti-oligarşik halk iktidarını armağan edeceğiz!

KIZILDERE SON DEĞİL SAVAŞ SÜRÜYOR.

MAHİR’DEN DAYI’YA SÜRÜYOR BU KAVGA!

KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!

Devrimci Halk Kurtuluş Partisi

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


7. Nis 2014, 02:10
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker