Zaman: 15. Ara 2018, 15:01

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 234

 Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Bülteni SAYI: 50 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 672
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Bülteni SAYI: 50
TARİH: 30 Mart 2017

Emperyalizmle Dünya Devrimci Hareketleri Arasında

50 YILDIR SÜREN İDEOLOJİK VE POLİTİK SAVAŞDA

YENİLMEYEN, YOK EDİLEMEYEN YALNIZCA BİZİZ!

Düşmanın Devrimci Hareketleri Önce İdeolojilerinden Vurduğu Bu Savaşta ideolojik Zafer Bizimdir!

İdeolojimiz Geleneklerimizi, Geleneklerimiz ise Yeni Komutanlarımızı Yaratmıştır

İşte Bu Nedenle;

Kızıldere Son Değil!

Savaş Leylalar ve Bilgehanlarla sürüyor

30 Mart-17 Nisan Devrim Şehitlerimizi Anma ve Partimiz’in Kuruluşunu Kutlama Günlerimizde 47 yıllık Onurlu Tarihimizin Yaratıcısı Şehitlerimizi Anıyor; Partimiz’in kuruluşunun 23. Yılını Selamlıyoruz

TARİHİN CEVAPLAMAMIZ İÇİN ÖNÜMÜZE KOYDUĞU SORU ŞU OLMUŞTUR:

EMPERYALİZM Mİ BİZİ YENECEK ?

BİZ Mİ EMPERYALİZMİ YENECEĞİZ?

Marksizm-Leninizm bu soruya yıllar önce cevap vermiştir: “Devrim tarihin çözülmüş bilmecesidir” diyerek tarihin ve bilimin yasalarının halkları bu zorunlu sonuca ulaştıracağını anlatmıştır.

Biz Kazanacağız!

Halklar Kazanacak!

Bu kesindir!

SINIFLAR MÜCADELESİ TARİHİ YAZARKEN 20. VE 21. YÜZYIL EMPERYALİZMLE DÜNYA HALKLARI ARASINDAKİ MÜCADELE OLARAK ŞEKİLLENMİŞTİR.

SAVAŞ İDELOJİK, POLİTİK, ASKERİ HER ALANDA SÜRMÜŞTÜR. Bu kıran kırana süren savaşın en önemli cephesi İDEOLOJİK alanda yaşanmıştır.

PAYLAŞIM SAVAŞINDA SONRA EMPERYALİSTLERİN EN ETKİLİ KULLANDIKLARI YÖNTEM HALKLARI VE ÖNCÜLERİNİ İDEOLOJİK TESLİMİYETE ZORLAMAKTI.
Savaş asıl olarak idelojilerin savaşıdır! Tüfek, tank, bomba, uçak, kimyasal gaz yada benzeri sayısız silahla insan bedenlerinden önce ideolojileri hedef almıştır emperyalizm…

İnsan beynini teslim almanın en etkili yolu olarak onun düşüncelerini değiştirmeyi benimsemiştir.

Bu saldırı 2. Paylaşım savaşı sonrasında hız kazanarak sosyalizmin yıkılmasına, bugünün tasfiye, teslimiyet ve uzlaşma politikalarına kadar devam etti, ediyor…

EMPERYALİSTLER DEVRİMCİ HAREKETLERİ ÖNCE İDEOLOJİLERİNDEN VURURLAR

Fiziki imha sonraki aşamadır. 1960’lardan beri emperyalizmle halkların öncüleri arasında yoğunlaşan bu kesintisiz savaşın defalarca kanıtladığı gibi; ÖNCE İDEOLOJİK YENİLGİ, ARDINDAN FİZİKİ TESLİMİYET GELMİŞTİR.

İDEOLOJİK OLARAK TESLİM OLMAYANLAR, YENİLMEZ!

THKP-C’DAN DHKP-C’YE UZANAN TARİHİMİZ BUNUN KANITIDIR

BİZ TARİHİN CEVAPLAMAMIZ İÇİN ÖNÜMÜZE KOYDUĞU SORUYA İLK ÖNCE KIZILDERE’DE OLMAK ÜZERE DEFALARCA CEVAP VERDİK.

TARİHİN HER DÖNEMECİNDE SAVRULMADAN, HER SAFLAŞMADA DOĞRU YERDE DURARAK, HER İDEOLOJİK SALDIRIYI ZAFERE DÖNÜŞTÜREREK CEVAPLADIK.

SONUÇ: 50 yıl önce söylediklerimizden hiç sapmadık, çizgimizi koruduk ve tüm dünya halklarına umut olabilen bir gelenekler bütününü yaratabildik.

Düşmanın politikalarına karşı politikasız kalmamak, her süreçte kendimizi yenileyerek THKP-C çizgisini ete kemiğe büründürmektir.Devrimciliğin gerekleri ve ihtiyaçları değiştiğinde o ihtiyaca göre bir DEVRİMCİ TANIMI geliştirebilmemizdir.

Devrimciliğin tanımı; emperyalizmle uzlaşmaya indirgendiğinde de,

devrimciliğin tanımı; “parlementoculuk”la eşdeğer hale getirildiğinde de,

devrimciliğin tanımı; emperyalizm değişti denildiğinde de Parti-Cephe çizgisinde değişiklik yaratmamıştır.

Esas olan Parti-Cephe çizgisinin ve Parti-Cephe ruhunun gereklerini yerine getirebilmektir.

Parti-Cepheli devrimciliğin gereklerini yerine getirmek için gerektiğinde her tür bedeli ödemeyi göze almaktır.

Tasfiye, teslimiyet ve uzlaşma rüzgarlarına kapılanlar kendi devrim kaçkınlıklarını meşrulaştırmak için devrimciliği bozmaya çalışmışlardır.

Taktik adına “düzene güven veren” mesajlar vermişler; her türlü “bela”yı savuşturan bir “devrimciliğin” teorisini yaparak devrimciliği bozmuşlardır.

Parti-Cepheli devrimcilik nesnel koşullara teslim olan bir devrimcilik değildir.

Parti-Cephe anlayışında devrimcilik değişen koşullara, düşmanın saldırılarına göre kendisini yenileyen, her tür bedeli göze alarak sınıf mücadelesinin görevlerini yerine getiren bir devrimciliktir.

Parti-Cephe çizgisinde devrimcilik emperyalizmin tasfiye politikaları, ideolojik saldırılarıları karşısında dimdik durabilmiş; 1960’lardan itibaren teslimiyet rüzgarları arasından süzülerek berraklaşmış bir devrimciliktir.

İŞTE BUNUN İÇİN BUGÜN DEVRİMCİ OLMAK PARTİ-CEPHELİ OLMAKTIR.

İŞTE BUNUN İÇİN ÜLKEMİZ VE DÜNYA HALKLARININ DİRENME VE KURTULUŞ UMUDUNU YOKETMEYİ HEDEFLEYEN POLİTİKALARA GEÇİT VERMEYEN BİR PARTİ-CEPHE GERÇEĞİ VARDIR

EMPERYALİZM DEVRİMCİ HAREKETLERİ ÖNCE İDEOLOJİLERİNDEN VURURKEN GERÇEKTE KENDİ KABUSLARINA ÇÖZÜM ARIYORDU

Neydi emperyalistlerin kabusları?

Paylaşım Savaşından sonra dünyanın altıda birinin,
Paylaşım Savaşından sonra da dünyanın üçte birinin bağımlılık zincirlerinden kurtulmasıydı.
EMPERYALİSTLER BU KABUSU KENDİLERİNE YAŞATAN İDEOLOJİYİ HEDEF ALDILAR

Sosyalizmi umut olmaktan çıkarmak için her şeyi yaptılar.

İdeoloji yaşamdır, savaşdır.

İDEOLOJİ HALKLARIN SİLAHI VE SAVUNMASIDIR.

İdelojik olarak yenilenler silahsız ve savunmasız kalmışlardır.

Çünkü sınıflar savaşında Marksist-Leninist ideolojiden daha güçlü bir silah yoktur.

İDEOLOJİSİNİ BIRAKAN SİLANINI VE SAVUNMASINI BIRAKIR

İdeolojisinden vazgeçen silahından vazgeçer. Nesnel koşullara uyum sağlar ve düzenle uzlaşır.

İdeolojisini bırakan saflaşmayı; saflaşmayı bırakan da savaşmayı bırakır.

İdeolojisine sahip çıkan savaşma gücüne de sahip çıkar.

İdelojik güç, dünyanın en devasa gücüdür. Buna inanan, bunu kullanan halkların yenilme imkanı yoktur.

İdeolojik güç; emperyalizme ve faşizme karşı her koşulda ve şart altında savaşma kararı ve kararlılığıdır.

İdelojik güç; herkesin silahları teslim ettiği, betona gömdüğü bir dönemde, bombalarla yakılıp yıkılan sığınaklarından, yerin yedi kat altından silahlarını çıkararak savaşmaya devam etmektir.

Gerçek yenilgi, devrimci ideolojinin, devrimci değerlerin tahrip edilmesidir.

Gerçek yenilgi, ideolojik yenilgi ve düşmanın ideolojik etkisi altına girmektir. Bu yenilgi iflah olmaz.

Bu yenilgide devrim, halk, vatan, bağımsızlık unutulur; emperyalizm ve faşizm kavramları belirsizleştirilir, yumuşatılır.

Bu yenilgi kendisi olmaktan vazgeçmektir.

Halk safını terk etmektir.

Bu yenilgi beyninin işgal edilmesi, yüreğinin kurumasıdır.

Bu yenilgi halkların aklını, beynini büyük bir yalanın esareti altına terketmektir.

Emperyalistler biz halkları bu esarete mahkum etmek için yıllardır uğraş veriyorlar.

ABD emperyalizminin, CIA’nin ürettiği tüm politikalarla yıllardır saldırıyorlar. Amerikan başkanları Theodore Roosevelt’den J.F.Kennedy’e, Buslar’dan Obamalar’a bu politikalar özünde hiç değişmemiştir. Kimi zaman adları “Big Stick” olup halkların kafasına inecek “sopa” olurken kimi zaman Punta Del Este anlaşması oldu,”İlerleme İçin İttifak” projelerine yöneldi. Kimi zaman “Ulusal Güvenlik Doktrini” olup halka işkence ve katliamları planladı. “Düşük Şiddetli Çatışmalar” adı altında halkları Amerikan ordularının varlığına “alıştırarak” işgal yöntemlerini hayata geçirdi… Ya da 2010’lar sonrasında olduğu gibi ideolojik ve siyasi önderliği üstlendiği tasfiye, teslimiyet ve uzlaşma politikalarının öncülüğünü yaptı.

1960’lar:

*Emperyalistler:

Emperyalistler 1960’larda Latin Amerika halklarının “sosyal tabanı”nı kurutmaya çalıştılar. CIA labaratuvarlarında üretilen”demokrasi” şovları sergilediler.

Burjuvazi adına ideolojik saldırıyı sürdürecek Herbert Marcus gibi “aydınlar” devreye sokuldu. Devrim işçi sınıfı yerine “azınlıklara, serserilere, eşcinsellere havale” edilmek istendi.

*Sol:

Amerika’nın kimi “ilerlemeci” “demokratik” projeleri karşısında bir bölüm Latin Amerikalı solcunun “kafası” karışmıştı. Gerçekte uygulanan Yeni Sömürgecilik yöntemlerinin daha “ince” hale getirilmesiydi. “‘Büyük biraderin‘ kaba kavgacı müdahale politikasının artık köhneleştiği ve komünizme karşı mücadelede sadece askeri olmayan ince baskı metodlarının gerekli hale geldiği bu sırada görmemezlikten geliniyordu, ‘ilerleme için ittifak’ programlarıyla yoksulların en yoksullarına, bunları sistem değiştiricilerin kollarına itmemek için, biraz yardım edilecekti, ‘yukarıdan devrimle‘, ‘aşağıdan devrimin‘ önüne set çekilecekti.”(*)

Herbert Marcus’un ideologluğunu yaptığı saldırılar da etkisini gösterdi, daha o günlerde sivil toplumculuk, savaşmak yerine uzlaşma düşüncesi solun bir bölümünü etkisi altına aldı.

*Biz:

O dönemde bizim topraklarımızda THKP-C ideolojisi mayalanıyordu. THKP-C’yi oluşturacak kadrolar işçinin, köylünün yanında grevlerde, işgallerde, direnişlerde büyüyorlardı.

Ve bu sürecin sonunda THKP-C nin kurulmasıyla Türkiye’de 50 yıllık reformist ve revizyonist gelenek parçalanıyordu.

1970’ler:

*Emperyalistler:

Emperyalizm ve işbirlikçi oligarşiler, halkların silahlı kurtuluş savaşının gelişimini, cuntalarla, sivil faşist hareketlerle, kontrgerilla operasyonlarıyla, katliamlarla, hapishanelerle, işkencelerle durdurmak istediler. Bir yandan da halkların bilincini demokrasi projeleri (democracy project) ile bulandırmaya çalıştılar.

*Sol:

Başta Latin Amerika solu olmak üzere faşist diktatörlüklerin saldırıları karşısında sol politikasız kaldı. Askeri yenilgiler bir zafere ve direnişe dönüştürülmedi. Yenilgi solun beyninde meşrulaşmaya başladı.

*Biz:

1970’lerde emperyalizmin devrimlerin ve devrimci hareketlerin içini boşaltma politikasına biz MALTEPE DİRENİŞİ İLE CEVAP VERDİK. Ülkemizdeki 50 yıllık revizyonist ve reformist gelenekten, 51 saatlik Maltepe direnişi ile koptuğumuzu tüm dünyaya duyurduk. THKP-C kendi içinde başgösteren inkarcılar ve tasfiyecilerle de mücadele ederek yeniden örgütlenip, silahlı savaşı sürdürdü.

İdeolojik yenilgiyi kabul etmedik.

Kızıldere direnişini yarattık.

Kızıldere, Türkiye devriminin ve devrimcilerinin DOĞUM YERİ oldu.

1980’ler:

*Emperyalistler:

Faşist Cuntalar, 24 Ocak Kararları, “liberalizmin üstünlüğü” tartışmaları, devrimci hareketleri hapishanelerde “teslim alma” politikaları…

*Sol:

Legalizm, mültecilik, yılgınlık, inançsızlık, devrimci değerleri hızla terketmek yaygınlaşmaya ve sol umutsuzluk bataklığına gömülmeye başladı. Hapishanelerde teslimiyet başgöstermişti.

Uruguay’ın, Bolivya’nın vb. hapishaneleri ve Mamak, teslimiyetin teorilerinin kaynağı oldu. Direnmeyenler, 1980’lerin ortalarından itibaren “yeni açılımlar” yapıp, artık silahlı mücadelenin zamanın geçtiğini, legal imkanları kullanmak gerektiğini söylemeye başladılar. Beyinlerini burjuvaziye teslim etmişlerdi ve artık burjuvazinin teorisyenlerinin ağzından konuşacaklardı.

*Biz:

Faşist cuntaya karşı cevabımız hazırdı:

“CUNTA 45 MİLYON HALKI TESLİM ALAMAYACAK” kampanyası oldu.

Faşizmin ve burjuva bireyciliğinin karşısına şehitlerimizle barikat ördük.

Sol “yaşamak” için yaptırımlara boyuğerken biz 1984 ölüm orucu ile direniş barikatı kuruyorduk

1990’lar:

*Emperyalistler:

Sosyalist ülkelerde karşı devrimler gerçekleşti. Burjuvazi sosyalizmin yıkıntıları üzerinde tarihin en büyük ideolojik saldırılarını başlattı.

“Tek kutuplu dünya” “modası geçen bağımsızlık” tezleri her yeri kapladı.

1960’lardaki Marcuslar’ın yerini “tarihin sonu geldi, emperyalizm değişti” diyen Fukuyamalar, Negriler aldı. “Marks haklı çıkmamıştı” vb sözler tartıştırılıyordu.

İnançsızlık, umutsuzluk, legalizm, silahlı mücadelenin reddi ve ne kadar pespaye burjuva ideolojisinin türü varsa ortalığa döküldü. Ve halklara bunlara “inanın” çağrısı yapıldı.

*Sol:

Bayraklardan hemen orak-çekiç gibi sosyalizmi ifade eden semboller çıkarıldı.

Silahlı mücadele inkar edildi, yanlışlığı keşfedildi. İnkar, inançsızlık, tesmiyet dünyada ve ülkemizde alabildiğine yayıldı.

Emperyalistler ideolojik savaşın bu kesintinde ciddi mevziler kazandılar.

Devrimci hareketlerin pekçoğu sosyalizmin çözüm olmadığını savunuyor; “ideolojik kriz” lafını dillerinden düşürmüyordu.

Biz:

*Direnerek geldiğimiz tüm bu aşamada “ATILIM” la örgütsel ve ideolojik olarak kendimizi yeniledik.

İdeolojik kuşatma altında 16-17 Nisan direnişlerinde Sabolar’ın, Edalar’ın dalgalandırdığı orak çekiçli kızıl bayrak sosyalizmin onuru oldu. Ve o iki kadının dilinden tüm dünyaya inancımızı haykırdık: “BAYRAĞIMIZ ÜLKENİN HER TARAFINDA DALGALANACAK”

2000’ler:

Emperyalistler:

“Ya düşünce değişikliği ya ölüm” diyerek tüm halklara saldırıya geçtiler.

Ne kadar devrimci, sosyalist ilke, değer, düşünce varsa hepsini dünya yüzünden kazıyıp yoketmek istiyorlardı. Krizleriyle orantılı olarak da korkuları büyümüştü.

*Sol:

Bu ciddi tasfiye sürecine boyuneğmeyi tercih etti. O günlerde direnmek varolmak demekti, direnmek bedel ödeyerek, ölerek varolmaktı. Direnmek solun gündeminden, dilinden, yaşamından tamamen çıktı. “Akıllı solculuk” “kaymak tabakayı korumak” geçerli hale geldi. Büyük direniş sürerken, “direnmeyen çürür!” diye yazdık tarihe. Direniş sonrası, bunun kanıtlarıyla doludur.

*Biz:

Emperyalizmin bu güçlü tasfiye, teslimiyet politikasına karşı biz 7 yıllık Büyük Direniş ile cevap verdik.

“YA DÜŞÜNCE DEĞİŞİKLİĞİ YA ÖLÜM” politikasına karşı yeryüzünün en sert sınıf çatışması ülkemizde Büyük Direnişle gerçekleşti. Tüm dünyada ve ülkemizde devrimi, sosyalizmi bu kadar açık ve net savunan, uzlaşmayı reddeden ve cepheden tavır alan bir tek biz vardık.

Ve o gün direndiğimiz için bugün varız. O günlerde direndiğimiz için bugün ülkemizde devrimcilik var.

2010-2017:

Yine çok keskin bir çatışmanın içindeyiz.

İdeolojik ve siyasi önderliğini emperyalizmin yaptığı tasfiye, teslimiyet ve uzlaşma politikalarının sonucunda silahlar tamamen bırakılıyor. Silahlarla beraber halkların bağımsızlık umudu toprağa gömülüyor. Halkların elindeki silahlar ya betona gömülüyor, eritiliyor ya da emperyalizmin emri altına giriyor.

Ve Biz diyoruz ki;

Ülkemizin tüm dağları bizim olacak, tüm şehirlerinde örgütleneceğiz.

Emperyalizmin kurbanı değil, celladı olacağız!

Emperyalizmi kovacak, iktidarı alacağız

Umut var, biz varız!

Umut bağımsızlık, demokrasisi, sosyalizmdir.

Umut gerilla ordularıdır, halk ordularıdır, halk milisleri ve halk örgütlenmeleridir!

Umut bu ideoloji ile savaşan Parti-Cephe’dir.

İDEOLOJİK ZAFER BİZİMDİR

50 YIL ÖNCE SÖYLEDİKLERİMİZDEN MİLİM SAPMIŞ DEĞİLİZ. KURTULUŞA KADAR SAVAŞACAK; ANADOLU’DA BAĞIMSIZLIK, DEMOKRASİ VE SOSYALİZMİ KURACAĞIZ!

Biz diyoruz ki biz yeneceğiz!

Çünkü, bizim elimizde Marksist-Leninist ideolojimiz var. Sınıflar savaşında Marksist-Leninist ideolojiden daha güçlü bir silah yoktur.

Çünkü, bizim elimizde Marksist-Leninist ideoloji sadece yazılı bir metin değildir. Her anımızı, her eylemimizi, her adımımızı belirleyen bir eylem klavuzudur.

Çünkü, bizim elimizde Marksist-Leninist ideoloji, bizimle birlikte yaşayan, gelişen, büyüyen, direnen, savaşan, düşünen, planlayan, programlayan, eyleme geçen, geri çekilen, atılım yapan, şehit düşen, şehitliklerden yeniden ve yeniden doğan, yaşamımızın ve savaşımızın kendisidir.

Çünkü, bizim ideolojimiz, yazılı bir metin olmaktan çıkmış Maltepe olmuş, Kızıldere olmuştur.

Biz diyoruz ki, biz yeneceğiz.

Çünkü, bizim Anadolu’nun kerpiç bir köy evinden, Anadolu’nun bütün köşelerine kadar yayılan “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” sloganımız, Kızıldere’miz var.

Çünkü, bizim, dünyanın neredeyse her tarafında sosyalizm bayrakları indirilip, emperyalizme biat edilirken, kuşatıldıkları üssün penceresinden sosyalizmin orak-çekiçli bayrağını dalgalandıran, Sabolar’ımız, Edalar’ımız, 16-17 Nisan direnişlerimiz var.

Emperyalizmin teslim alamadığı tek gücün Parti-Cephe olması tesadüf değildir.

Bunun sırrı, Kızıldere’deki Mahirler’in sloganlaştırılmış cevaplarıdır: “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik”.

Emperyalizme karşı direnişimiz ölümüne bir direniş olduğu için teslim alamadılar.

Kızıldere’den sonra da emperyalizmin ve işbirlikçi oligarşinin, faşist cuntanın teslimiyet dayatmaları kesintisiz sürdü. Ama teslimiyet dayatmaları sonuç vermedi. Her seferinde aldıkları cevap aynı oldu:

“Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!”

“Siz bizim teslim olduğumuzu nerede gördünüz?”

“Asıl siz halkın adaletine teslim olun!”

Mahir Çayanlar‘ın tereddütsüz, tartışmasız “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” cevabı bu nedenle tarihseldir. Şehitlikleriyle halkların umuduna can oldular, yaşam verdiler.

Kızıldere’de Mahirler’in verdiği cevabı vermeyenlere, onların takipçisi olmayanlara bakın!

Marksist-Leninist ideolojiden soyunmuş beyinleri, posa haline gelmiş bir vücudu oradan oraya taşımaktan başka bir işleve sahip değillerdir artık.

Bakın tarihlerine! O günden bugüne Türkiye’de pek çok şey yaşanmıştır. Sınıflar savaşı ölümüne tüm şiddetiyle sürmüştür. Ama bu sınıflar mücadelesinin tek bir karesinde yoklar. İddiaları olmayan, hedefleri olmayan, karşılarına çıkan her güce boyun eğen, Kürt Milliyetçiliğinin, emperyalizmin peşine takılır durumdalar. Oradan oraya savruluyor, kullanılıp, bir kenara atılıyorlar. Fakat, bu girdaptan çıkacak bir ideolojik güçten artık yoksunlar, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ideolojiden artık yoksunlar. Teslimiyet budur.

Bakın Kürt Milliyetçi Hareket’e, ideolojik olarak yenilmiştir. Kızıldere’nin adını ağızlarına ya karalamak için, ya kendi meşruluklarını kaybettiklerinden, Kızıldere’nin meşruluğunun arkasına sığınmak için aldılar.

Kürt halkı, bu milliyetçi ideolojinin önderliğinde, çok savaştı, öldü ama nihayetinde, Kürt Milliyetçiliği bu mücadeleyi, emperyalizmin ve oligarşinin icazet sınırları içine hapsetti. Kürt Milliyetçi Hareket’in önderliği ve yöneticileri, emperyalizme karşı bedeli ne olursa olsun savaşmayı değil, emperyalist düzen içinde yaşamı tercih ettiler. Sonuç, ideolojik teslimiyet, ölümdür. Artık Kürt Milliyetçi Hareket’in bayrağı emperyalizmin bayrağı, savaşçıları emperyalizmin askerleri durumundadır. Amerikan emperyalizminin dünyadaki işgal ve halklara karşı savaş üslerinin sayısını arttırmaktan, Amerikan emperyalizminin askeri gücüne birkaç 10 bin asker daha katmaktan başka bir işlevleri yoktur.

Bakın Latin Amerika ülkelerine, Kolombiya’da, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC), silahlarını toprağa gömme sözü verdi, teslim oldu. Birlemiş Milletler (BM) bu silahlarla ABD’nin New York kentindeki BM Genel Merkezi’nde, Küba’nın başkenti Havana’da ve Kolombiya’nın bir kentinde heykeller yaptıracağını açıkladı.

İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA), silahların ilk kısmını emperyalistlerin izleme heyetinin tanıklığında 2001 yılında betona gömdü. 2002 ve 2004’te de yine şahitler huzurunda silahlar betona gömüldü. Nihayet 2005’te IRA resmi bir açıklamasıyla silahlı mücadeleyi bıraktığını açıkladı.

Bizim Mayamızda Maltepe Direnişi ve Kızıldere Vardır

Kızıldere Teslim Olmamaktır, “Biz Buraya Dönmeye Değil Ölmeye Geldik” Demektir

Düşman Kızıldere’de Öldürdüğünü Sandı, Tersine Biz Kızıldere’de Doğduk

Yeniden Doğmak İçin Önce Düzenden İdeolojik Olarak Kopmak Gerekir

Kızıldere Bizim Şehit Düştüğümüz, Düzenden İdeolojik Kopuşu Tamamladığımız Ve Yeniden Doğduğumuz Yerdir

Nedir Kızıldere? İdeolojidir. Marksist-Leninist ideolojidir.

Nedir İDEOLOJİ?

“Siyasi veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukukî, bilimsel, felsefî, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü:”

Yani ideoloji, davranışlarımıza yön veren düşünceler bütünüdür.

Bizim ideolojimiz Maltepe’de 50 yıllık revizyonist geleneği, 51 saatlik direnişle yenendir.

Revizyonizm, devrimin tasfiyesi, emperyalizmin icazetinde yapılan solculuktur.

50 yıllık revizyonist gelenek, Anadolu halkının devrim için örgütlenmesinin önündeki temel ideolojik engeldir.

51 saatlik Maltepe direnişinde, Mahir ve Cevahir, halkın üzerindeki revizyonist ideolojinin etkilerini silip atar. Devrim için savaş çizgisini halkların bilincine yerleştirirler.

Mahirlerin eylemini şekillendirendir ideoloji…

Kızıldere, bizlere sınıfımızı anlatır. Halk olduğumuzu anlatır. Yüzlerini dahi görmediğiniz insanlar sizin için canını vermiştir

Bu eylem, halk olmanın, emekçi sınıflar olarak, açlar ve yoksullar olarak, faşizmin zulmü altında yaşayanlar olarak, katliamların hedefleri olarak, sömürü çarkının dişlileri arasında ezilenler olarak, aynı safta olduğumuzu anlatır, aynı cephede savaştığımızı anlatır. Ortak mücadelemizin, her birimizin canından daha değerli olduğunu, halk olarak emperyalizme ve oligarşiye karşı yürüttüğümüz savaşın bir ölüm kalım savaşı olduğunu anlatır.

Savaş esas olarak ideolojiler arasında sürer. İdeolojileri oluşturan, yaşam koşullarıdır, yaşam biçimidir. Burjuva ideolojisi, özel mülkiyete dayalı bir ideolojidir. İnsan emeğinin sömürüsünü meşru görür. Proletarya ideolojisi, emek sömürüsüne karşı çıkar, üretim araçlarının ortak mülkiyetini savunur.

Burjuva ideolojisi, emperyalist tekellerin dünyaya hakim olmasını savunur. Bu hakimiyetin zorla, emperyalist işgal orduları ve emperyalist sermaye gücüyle gerçekleştirilmesini meşru görür. Proletaryanın ideolojisi, her türlü sömürüye karşıdır. Sömürgeciliğe karşıdır, suç sayar.

Bizim İdeojimiz Geleneklerimizi Yarattı.

Leylalar, Bilgehanlar, Şafaklar, Muharremler Geleneklerimizle Büyüdüler; Geleneklerimizi Büyüttüler:

Kızıldere’yi yeni Kızıldereler izledi.

Biz diyoruz ki, biz yeneceğiz.

Çünkü, emperyalizmle örgütler uzlaşıp, silahlarını gömüp, üzerini betonlarla kapatırken, bizim Leyla komutanlarımız var, yerin yedi kat dibinde, bombalanan, yakılıp yıkılmış sığınaklarına girip silahlarını çıkaran ve savaşan.

Bizim Bilgehan komutanlarımız var, kuşatıldığı bölgede düşmana korku salarak çatışan, halk olmanın mütevazılığı içinde, görev adamı olmanın mütevazılığı içinde, savaşıp teslim olmama geleneğimize, son anlarında örgütüne yardımcı olma geleneğimize yeni halkalar ekleyerek şehit düşen.

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ, DÜNYANIN BUGÜNKÜ KOŞULLARINDA HALKLAR İÇİN TEK KURTULUŞ YOLUNUN HALKIN SİLAHLI SAVAŞI OLDUĞUNU SÖYLEMEYE VE BUNU HAYATA GEÇİRMEYE DEVAM EDİYOR

BUGÜN TESLİM OLMAYAN VE SAVAŞAN YALNIZCA BİZ VARIZ.

YARIN TÜM ÜLKELERDE ONLARCA, YÜZLERCE DHKP-C’NİN OLMASINI İSTİYORUZ.

YERYÜZÜNÜN TÜM ÜLKELERİNDE halkları için, vatanları için, kendilerini tereddütsüz feda eden 122’ler, yakılıp yıkılan sığınaklarından silahlarını çıkarıp savaşan Leylalar, adalet için kendini feda eden Bilgehanlar, dünya yıkılsa da, devrim ve sosyalizmden vazgeçmeyen devrimci önderlikler olmalı.

BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA ÖNEM VERDİĞİMİZ İDEOLOJİK MÜCADELEMİZİN EN TEMEL AMACI DA BUDUR

Düşünün, 1970’lerin sonlarından bu yana tasfiye politikalarıyla, askeri darbelerle, Ortdoğu’da işgallerle, sosyalist sistemin yıkılmasıyla, emperyalizmin “terör” demagojisiyle dünya çapında yürüttüğü savaşlarla, mezhep veya milliyetler temeldeki silahlı eylemlerle… dünya defalarca alt üst oluşlar geçirdi; bu fırtınalar içinde, herkes bir yerlere savrulurken, bir hareket, DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ, ne yıkıldı, ne savruldu, emperyalizmin her politikasına, onu bozacak bir politikayla cevap verdi, ideolojisinin gücüyle hep kendi sandalyesinde oturmaya devam etti.

Yaralar aldık, yaralarımızı savaşın içinde tedavi edip devam ettik.

BİZ NASIL AYAKTA KALDIK? Cevabı buradadır.

1- İdeolojik netliğimiz

2- Emperyalizme karşı değişmeyen tavrımız.

3- İdeolojik ve siyasi olarak ayaklarımız hep kendi topraklarımızda oldu.

POLİTİKASIZLIK YENİLGİYE AÇILAN KAPIDIR; Emperyalizmin ne askeri, ne ideolojik saldırıları karşısında çözümsüz ve politikasız kalmadık.

TÜRKİYE HALKLARINA ŞU İKİ SORUNUN CEVABINI AÇIKLAMAK, GÖREVİMİZDİR:

NE YAPACAĞIZ?

NASIL YAPACAĞIZ?


Devrim tarihsel ve siyasal zorunluluktur.

Türkiye Devrimine önderlik etme ve devrimi zafere ulaştırma iddiasındayız.

Devrim, devrimcilerle ete kemiğe bürünür.

Devrimcilik, bugün Parti-Cepheli olmakla özdeşleşmiştir.

Neden böyle olduğunun cevabı, yukarıda anlatılan dönemlerdedir.

Her dönemin kendi koşulları içinde, devrimcilik yeniden tanımlanmıştır.

Her tanımda, devrimcilik daha da güçlenmiş, yenilmezleşmiştir.

Dünya halkların direnme hakkını kurtuluş umudunu yok etmeyi amaçlayan politikalara teslim olmayacağız. Bağımsızlık demokrasi sosyalizm düşüncemizden vazgeçmeyeceğiz. Devrim ve sosyalizm umudunun yok edilmesine, halkların çaresiz ve alternatifsiz bırakılmasına izin vermeyeceğiz. Bunu abartılı bulanlar tarih önünde yeniktir

Devrimcilik adına emperyalizmin yedeğine düşmek, parlementoculuk; mücadele kaçkınlığı; devrimcilik adına emperyalizmin icazetinde “yalan devrimler” de savunulmuştur.

DEVRİMCİLİĞİN TANIMINDA BUGÜN TEMEL OLANLAR ŞUNLARDIR:

DEVRİMCİLİK BEDEL ÖDEMEKTİR.

DEVRİMCİLİK TESLİM OLMAMAKTIR.

DEVRİMCİLİK UZLAŞMAMAKTIR.

Bugün başka tür bir devrimcilik yoktur.

SAVAŞIYORUZ. ZAFER YOLUNDAYIZ.

SAVAŞIMIZ; HERKESİN SİLAHLARINI GÖMDÜĞÜ BİR ZAMANDA, YIKILMIŞ SIĞINAKTAN SİLAHINI ÇIKARIP HESAP SORMAYA KOŞAN LEYLALARLA BÜYÜYECEK

SAVAŞIMIZ; YOKSUL GECEKONDU MAHALLELERİNİN ŞAHANLARIYLA BÜYÜYECEK.

SAVAŞIMIZ; HALKIN ÖRGÜTLÜLÜKLERİYLE BÜYÜYECEK

SAVAŞIMIZ; HALKI SAVAŞTIRARAK, SAVAŞI HALKLAŞTIRARAK BÜYÜYECEK

İdeolojik netliğimizin kaynağı tarih ve sınıf bilincimizdir. Halk ve vatan sevgimizdir. Diyalektik ve tarihsel materyalizmdir. Bilimdir.

Kendi yolundan gitmeyenler, düşmanın yoluna girerler. Biz kendi yolumuzda ilerlemeye devam ediyoruz.

Halktan ve kendi topraklarından kopan hiçbir örgüt, hiçbir devrimci yaşayamaz.

Leylaların, Bilgehanlar’ın Kızıldere‘den bu yana bu hareketin saflarından çıkması rastlantı değildir. Uzlaşma ve teslimiyet politikalarından kahramanlık çıkmaz. Teslimiyetten ihanet çıkar.

Şunu çok iyi biliyoruz.

Savaşı büyük silahlar, binlerce ton bombalar değil, sosyalizmin ideolojisiyle savaşan, savaşı halklaştıran gerilla güçleri ve halk ordusu kazanacaktır.

Halkı örgütleyecek, halkı savaştıracak, zaferi halk olarak kazanacağız.

Büyük silahlara tapanlar, büyük güçlere tapar, emperyalizmle uzlaşırlar.

Biz halkımıza güvenerek devrim yolundayız.

DÖNEN DÖNDÜ. BİZ DEVRİM YOLUNDAYIZ.

ANCAK BU YOLDA YÜRÜYENLERİN ZAFER ŞANSI VARDIR.

İDEOLOJİMİZ NET, ZAFER YOLUMUZ AÇIKTIR:

Emperyalizmin her politikasında TEK BİR AMAÇ vardır: Devrimcileri teslim almak, devrimleri yoketmek ve emperyalist sömürüyü ilelebet sürdürmek,

BİLİYORUZ Kİ ÖNCE İDEOLOJİK YENİLGİ, ARDINDAN FİZİKİ TESLİMİYET GELMİŞTİR.

1960’dan bu yana gelen her ideolojik, askeri saldırı dalgasının karşısında ayakta kalmamızın nedeni ideolojik sağlamlığımız ve netliğimizdir.

2000‘Lİ YILLARIN BAŞINDAN İTİBAREN İSE İDEOLOJİK VE SİYASİ ÖNDERLİĞİNİ EMPERYALİZMİN YAPTIĞI

– UZLAŞMA

– TASFİYE

– TESLİMİYET POLİTİKALARI DAYATILMIŞTIR. BU POLİTİKALARA TESLİM OLMADIK VE ASLA TESLİM OLMAYACAĞIZ.

1- EMPERYALİZMİN DÜNYA HALKLARININ KATİLİ OLDUĞUNU ASLA UNUTMAYACAĞIZ.

2- İDEOLOJİK NETLİK VE İDEOLOJİK BAĞIMSIZLIĞIMIZI ASLA TERK ETMEYECEĞİZ.

İDEOOLJİK NETLİĞİMİZİ SAĞLAYACAK SİYASİ KARARLILIĞIMIZI BÜYÜTECEĞİZ.

NASIL?

İdeolojik teslimiyetler, savrulmalar, sosyalizmin yıkıntıları, dünya halklarının kurtuluş yolunu karartmamıştır. Her yenilgi, halkar için bir öğretmendir.

Bunlardan da öğrenerek, tarih ve sınıf bilinciyle aydınlanmış yolumuzdan devrim yürüyüşüne devam ediyoruz: Bu yolun saklısı gizlisi yoktur. Devrim dünyanın en açık yürüyüşüdür. Adım adım ilan ediyoruz:

1- BAĞIMSIZLIK DEMOKRASİ SOSYALİZM için savaşıyoruz.

2- ANTİ-EMPERYALİST, ANTİ-OLİGARŞİK savaşla Devrimci Halk İktidarı‘nı kuracağız.

3- Örgütleneceğiz

4- Silahlanacağız

5- Eğitim ile, (kadro eğitimi, halk okulları ve parti okulları ile) ideolojik netliğimizi ve siyasi kararlılığımızı büyüteceğiz. Saldırı ideolojiktir. Eğitimden vazgeçmek devrimden vazgeçmektir.

6- Anadolu’nun tüm yoksul mahalleleri bizim olacak

7- Anadolu‘nun tüm dağları bizim olacak.

8- Herşeyi ama her şeyi kendi özgücümüzle yapacağız

9- Ayaklarımız Anadolu topraklarında, Anadolu İhtilali‘ni büyüteceğiz.

DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ, TÜM DÜNYA HALKLARINA VE TÜM EMPERYALİST İŞBİRLİKÇİ GÜÇLERE İLAN EDER Kİ;

DEVRİM YOLUNDA YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ.

DEVRİMİMİZİN ZAFERİNİ HİÇBİR GÜÇ ENGELLEYEMEYECEKTİR.

ZAFER HALKIMIZIN OLACAKTIR!



(*) (Gerilla Bilanço Çıkarıyor, sayfa 13)

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


1. Nis 2018, 04:04
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker