Zaman: 18. Ağu 2018, 05:23

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
 Nail Cavus - 7 Kasım 2001 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 666
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj Nail Cavus - 7 Kasım 2001
Resim

Küçükarmutlu’nun bir direniş mahallesine dönüştüğü 2001 yılının 5 Kasım günü, Küçükarmutlu’da zulmün en kanlı günlerinden biri yaşandı. Oligarşinin güçleri, yine “hayat kurtarmaya”, “devletin otoritesini göstermeye” gelip katliam yapıp gittiler.

Onlar devrimciydi. Devrimci oldukları için tutsak edilmişler, devrimci oldukları için zulmün hücrelerinde tutuluyorlardı… Böyle olduğu içindir ki, Küçükarmutlu’da atılan bombaları kendilerine atılmış saydılar.

Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde Nail Çavuş ve bir tutsak daha, Kandıra F Tipi Hapishanesi’nde Eyüp Samur yoldaşımız, Sincan F Tipi Hapishanesi’nde Muharrem Çetinkaya yoldaşımız, Armutlu katliamına hücrelerde gerçekleştirdikleri feda eylemleriyle cevap verdiler.

Nail Çavuş ve Eyüp Samur yoldaşlarımız 7 Kasım’da, Muharrem 12 Kasım’da şehit düştüler.



Nail Çavuş, 16 yıldır, devrimci mücadelenin çeşitli alanlarında halkı için emek veren, işkenceler gören, tutsaklıklar yaşayan bir yoldaşımızdır. Bilinçle, iradeyle, net bir tercihle yer alıyordu bu kavgada: “Uğruna mücadele ettiğimiz bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm davasına, halkımıza, vatanımıza canım feda olsun.”

1964 Ocak’ında Sivas'ın Zara ilçesinin Belentarla köyünde dünyaya geldi. (Nüfus kağıdında doğum tarihi 16 Nisan 1966 olarak geçmektedir. Ancak gerçek doğum tarihi budur.) Kürt milliyetinden, Zaza ve Aleviydi. 1971'in Sonbaharında İstanbul Hasköy'e taşındılar. Hem okudu, hem çalıştı.

Çevresi ve yaşam koşulları nedeniyle devrimcilere sempatisi vardı. Hasköy lisesinin orta bölümünde okurken, daha yakın ilişki kurma imkânı buldu. Ama bu ilişkiyi geliştiremeden, 12 Eylül cuntasıyla karşı karşıya kaldı.

Zulmün milyonlarca insanımızı doğrudan etkilediği bu dönemde, ağabeyi devrimci faaliyetlerinden dolayı, amcası ve eniştesi DİSK davasından tutuklandılar. Yine aynı yıllarda yengesi İzmir'de katledildi. 12 Eylül onun beynindeki devrimci düşünceleri pekiştirdi, faşizme karşı kinini, öfkesini büyüttü.

1983'de Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'na başladı. Cuntanın terörünün ve apolitikleştirme politikalarının gençlik üzerinde etkili olduğu bu dönemde, o gençliğin örgütlenmesine ve mücadelesine önderlik edenlerden biri oldu. BYYO öğrenci derneği çalışmalarında kurucu, yönetici olarak yer aldı. Aynı yıllarda, devrimci hareketle ilişki kurdu. 1987'de okuldan mezun olduktan sonra Yeni Çözüm dergisinde çalışmaya başladı.

Sık sık gözaltılar ve tutsaklıklar yaşadı. 1989 1 Mayıs’ında, 1990 Mayıs'ında Ankara Mücadele bürosunda çalışırken, Ekim 1991'de Sivas Mücadele bürosunda çalışırken gözaltına alındı ve aylar süren tutsaklıklar yaşadı. Eskişehir Hücre Tipi Hapishanesi’nde tutuldu, hücrelere karşı ilk direnişini burada yaşadı.

1992 Mart'ında Antep, Adana, Osmaniye bölgesinde görevlendirildi. Artık illegal alanda faaliyet yürütüyordu. Bu alandaki çalışmalarını sürdürürken Akdeniz Bölge Komitesi Siyasi Sorumluluğu’na atandı. 1993’te tutsak düştü. Adana Kürkçüler ve Malatya E Tipi Hapishanelerinde bir süre kaldıktan sonra 1995'te Çanakkale Hapishanesi’ne sevk edildi.

Hücreler gündeme geldiğinde oradaydı. Ölüm orucuna gönüllü oldu. 19 Aralık katliam saldırısına karşı Çanakkale direnişini gerçekleştiren yoldaşlarımızdan biriydi.

Tekirdağ F tipine atıldıktan sonra da, o yine direnişe, savaşa devam etti. Alnına kızıl bantı kuşanmakta ısrarlı oldu. 4. Ölüm orucu ekiplerinde yer aldı.

Nail, kararlılığını "Biz alın bandını apolet, ölümü oyun zannedenlerden değiliz" sözleriyle ifade eder. Bu, aynı zamanda o süreçte arka arkaya yaşanan ihanetlere verilen güzel bir cevaptır. Nail ölüm orucu savaşçısı olduktan sonra da geri çekilmez. Çalışmalarını aynı şekilde sürdürür. Verilen hiçbir işi geri çevirmez. Büyük bir enerji ile F tipinde örgütlülüğün yeniden yaratılması, yeni-genç insanların eğitilmesi çalışmalarına katılır.

Açlığın koynunda, ölümün kapısında, tecrit ve işkence altındadır; ama Nail yine aynı Nail'dir: Çalışkan, emekçi, sakin, sabırlı, neşeli, hoş sohbet, sıcak...

Emperyalizmin ve işbirlikçilerinin direktifleri doğrultusunda 19-22 Aralık katliamını gerçekleştiren, devrimcileri F Tipi tabutluklara kapatan Ecevit Hükümeti bunlarla yetinmemiş, yeni saldırılarını ve katliam hazırlıklarını sürdürmüştür.

Bu nedenle ölüm orucu savaşçıları sadece tecrite karşı direniş sorumluluğunu değil, aynı zamanda yeni katliamları engelleme sorumluluğunu da üzerlerine almış, ölüm orucu savaşçılığı ile feda savaşçılığı görevini birlikte yüklenmişlerdir.

Açlığın, ölüm yolculuğunun 180. gününde, 5 Kasım’da gerçekleştirilen Armutlu katliamının ardından 6 Kasım'da bedenini tutuşturarak, yeni katliamları önlemek amacıyla kendini feda edenlerden biri de Nail Çavuş'tur.

Feda haberini aldığında coşkusunu kucaklayarak yoldaşlarıyla paylaşan Nail, az sonra ölüme gidecek, onca acıya katlanacak olan kendisi değilmiş gibi yapar hazırlıklarını.

Daha önceden hazırladığı kartlara hızla, ama acelesiz ve telaşsız bir şekilde gelen mektuplara cevaplarını yazar. Yoldaşlarına mesajlarını, son sözlerini yazarken sohbet etmekten, espri yapmaktan geri durmaz.

"Çalsana şöyle benim ezgilerden" diyerek, kahvesini, sigarasını içerken yoldaşının sözünden ve sazından türküler dinler. "Haydi Yoldaşlar görüşürüz (...) Fidan'a, İlker'e, İbo'ya... gitme vakti" diyerek yazar son satırlarını.

"Sevgili Büyük Ailem

Böyle onurlu bir göreve erişmek büyük bahtiyarlık.Bu ailenin her halükarda bir evladı olmaktı çabam. Tanıştım. Sevdim. Kaynaştım ve bugünlere getirildim.
Partim, dayım, size can kurban.Şehitlerimiz, ne çoğunuzu tanıdım. Birlikte ne çok güzellikler paylaştık.
11 Mayıs'ta onurlandırıldım. Alnımdaki yıldız, namusumdur; zafere taşınacak.
Zaferi kazanacağız. Hem de zaferlerin en büyüğünü
En derin bağlılığımla..."

Bir yanda yanık türkü, bir yanda canlarına son mesajlarını yazmaya başlamış... Aradan soruyor yoldaşımız "Ne içiyoruz?"

"Ne içelim? Kuş... kuşburnu olsun". Son zamanlarda daha çok severek içtiği kuşburnu çayı idi. Son içeceğini özenle hazırlayıp getirirken, Nail bir yandan sevdiklerine yazmayı sürdürüyordu.

"Canım anacığım canım babacığım,
Fidan düşürdü bu ateşi içime...
Açlık, yoksulluk, binbir çile bizlerin, halkımızın alınyazısı değil, değişecek.."

Evet Nail büyük bir huzur içinde bir yandan türkülere eşlik ediyor bir yandan kuşburnu çayını yudumluyor bir yandan da sevdiklerine abilerine ablasına yengesine yeğenlerine... Sonra can ortağı olduğu direnişçi yoldaşlarına, tüm yoldaşlarına son mesajlarını sakince yazıyordu...

Ezgiler kesildi. Nail kalktı, her şeyi önceden tüm ayrıntılarıyla planladığı belliydi. Hiç acelesi yoktu. Hiçbir telaş yoktu. Üstünü başını yavaş yavaş giydi. Aşağı kata indi. "Hele şu dişlerimi de fırçalayayım sesim gür çıksın". Bu kadar sakindi işte. Dişlerini fırçaladı. Önceden planladığı gibi köşeyi hazırladı. Bu iş tek seferde bitmeliydi. Kesin sonuç alınmalı, beyaz önlüklü zebanilere fırsat verilmemeliydi... Hızlı olsun diye montunu çıkardı. Son kez sarıldı yoldaşlarına... "Haydi artık. Fidan bekliyor, İlker bekliyor, İbo bekliyor. Daha fazla bekletmeyelim..."

Cebinden aylarca zulasında sakladığı alın bandını çıkarıp alnına taktı.

"Hoşçakalın yoldaşlar, biz kazanacağız, zafer bizimdir" dedi ve çakmağı çaktı...


Ve çakılır çakmak, iki kolu havada, alevler ortasında, zafer işareti yapar parmakları; Alevler göğsünü aşar. Sakallarına ulaşır; gülerek, coşku içinde türkü söyler gibi, "Yoldaşlarımı seviyorum. Ailemizi seviyorum. Biz kazanacağız!" olur son sözleri.

Ve Nail'in babası, Ahmet Çavuş şu dizelerle seslenir oğlunun ardından;

Vardım oğlumun yanına
camlar kapalı,
Kokusu sinmedi canıma
Karayazı yazılmış alnıma
Bir hücrede üç arkadaş
Üstü beton altı taş
Anneler bağrına bassın taş
Halk uğruna koydular baş
Alagöz, kara kaş...
Ölenler hep yolda
Hapishanenin yolu uzun
Tükendi dermanım tutmayan dizim
Oğlum şehit oldu
bu güzün...

Hücrede bedenini tutuştururken, 16 yıllık mücadelesini, yoldaşlarının eline bir meşale olarak teslim etti. Bu meşaleyi, zafere kadar ellerimizde taşıyacağız.

NAİL ÇAVUŞ'UN PARTİYE GÖNÜLLÜLÜK YAZISI

"Partime, Parti-Cepheli özgür tutsaklar olarak içinde bulunduğumuz zorlu sürecin bilincindeyim. Bizlere dayatılan "ölüm hücreleri"nin halkımızı teslim almaya yönelik devlet politikasının bir parçası olduğu da kesin. Devletin teslim alma, sindirme, ezme, siyasal varlığımızı yok etmeye yönelik bu saldırılarına karşı analarımız, duyarlı, demokrat, devrimci insanlarımız aylardır seslerini yükseltmenin çabası içindeler. Onların bu onurlu direnişleri gurur verici. Ancak, karşı-devrimci terör dalgasını bedenlerimizle öreceğimiz setlerle durdurup, yenilgiye uğratabiliriz. Tıpkı 1996 yılında olduğu gibi bugün de biz devrimci tutsakların önündeki temel görevlerden biri ölüm orucu. Sürecin ölüm orucuna evrileceği muhakkak. Halkımız için, vatanımız için ölüme yatmak kutsal bir görevdir. Biliyorum, şimdi yüzlerce tutsak yoldaşım böylesi onurlu ve kutsal bir görevi omuzlamanın, kızıl bantları alınlarına takmanın sabırsızlığı içindeler. Bundan daha doğal ve güzel bir şey düşünemiyorum. Ben de bir Parti-Cepheli özgür tutsak olarak ölüm orucuna gönüllü olduğumu belirtmek istiyorum. Ben de diğer gönüllü yoldaşlarımla birlikte ölüm orucu onurunun kıvancını tatmak istiyorum. 1984 ve 1996 ölüm orucu kahramanlarımızdan bize miras kalan direniş ve baş eğmezlik geleneğine, partimizin orak-çekiçli bayrağı altında yer alan neferlerinden, temsilcilerinden olmayı arzuluyorum. Böylesi bir göreve gönüllü olmama birçok neden sıralayabilirim. En başta da gerçek bir Parti-Cepheli olabilmenin yolu günü geldiğinde tereddütsüz ölebilmektir. Bunun öyle bir çırpıda kazanılamayacağını da biliyorum.

Halkımı ve vatanımı seviyorum. Partimi, yoldaşlarımı ve şehitlerimizi seviyorum. Ve bu sevginin içi boş, soyut olmadığını göstermem gereken günler yaşadığımızı da biliyorum. Aynı zamanda ölüm orucunun düşmanla açık bir irade çarpışması olduğunun da bilincindeyim. Tıpkı, ‘84 ölüm orucu şehitlerimizden Haydar Başbağ yoldaşımızın belirttiği gibi bu yolda ilerlerken en ufak bir tereddüde yer olmadığı da kesin. Şöyle bir düşünüyorum. Onbeş yıllık geçmişimi, 7 yıllık tutsaklığımı (...) Her defasında örgütüm bana doğruyu, güzeli gösterdi. Bugün de ölüm orucu gönüllüsü olmaya karar verirken, hala birçok eksiğimin, zaafımın olduğunu biliyorum. Ama bunlara rağmen de fedakârlık yapabileceğimin dinamiklerini taşıyorum. Çünkü Parti-Cephemize güveniyorum. Ve biz devrimcilerin inançlarımız uğruna ölmekte ne kadar tereddütsüz olduğunu da dosta düşmana göstermemiz gerek. 1996 Ölüm Orucunun o çetin günlerinin canlı tanığıyım. Ölüm Orucu gönüllüsü yoldaşlarımızın gün gün, hücre hücre bedenlerinin erimesine ama sarsılmaz inançlarına tanık oldum. Diyebilirim ki, bugün ölüm oruççusu olma isteğimin tohumları o günlerden düştü içime. Hesaplaşmayı o günlerden yaşamaya başladım. O, Ölüm Orucu, adım atmamda ateşleyici bir rol oynamıştı.

Ondan sonraki dönemde hep kendimi direnişlere motive ettim. Direnişçilerin bir neferi olmaya çalıştım. Ve bugünlere geldim. Ölüm tabutluklarının gündeme gelmesiyle birlikte Vatan'da ölüm orucu üzerine vurgu yapan yazılar çıkmaya başladı. Nisan’dan itibaren ve ben o zaman kendimi ölüm orucu gönüllüsü olmaya motive ettim. Kendi kendime dedim ki çatışmanın en ön mevzisinde yer almalıyım. Bugüne kadar yaptığım devrimciliğime bir anlam kazandırmalıyım. Mayıs ayı içinde, koğuşta ve Parti-Cepheli tutsaklar olarak bizler arasındaki hava, yakında ölüm orucu başlayacak. Ve gözlemliyordum. Bir çoğumuz bunun gönüllüsü olmanın istek ve coşkusu içindeydik. Hatta şehit düştüğümüzde hangi mezarlığa gömülmeyi arzu ettiğimizi de belirtiyorduk. Benim gönlümde Gazi mezarlığı öncelikti (...) Devlet de Mayıs’ta "ölüm tabutlukları"nı açma işini erteledi. Bu gelişmeler üzerine ölüm orucu tartışmaları bir nebze sıcaklığını yitirdi. Ancak biliyorduk ki yakında tüm sıcaklığıyla yeniden gündeme gelecek. Öyle de oldu.

Devlet, bizden teslim olmamızı istiyor. Devletin teslimiyet dayatmasına, Ulucanlar'da ve Burdur'da yoldaşlarımız nasıl ki "ölürüz teslim olmayız" cevabıyla karşı durdular, kontraların ağzının payını verdilerse, bu defa da sıra bizde. Bir kez daha devrimci tutsakların Parti Cepheliler’in "ölürüz ama teslim olmayız" gerçeğini göstereceğiz. Bedel ağır olacak, bunun bilincindeyim. Çünkü devrimle karşı-devrimin siyasal iradeleri çarpışacak. Çünkü devlet, kararlılık gösterisinde ısrarlı olduğunu, güçlü olduğunu göstermeye kalkacak. Ama bizim devrimci kararlılığımız karşısında devletin kararlılığı beş para etmeyecek.

MGK, 31 kez hapishaneleri gündemine almış. Ne yazar. Değil 31 kez 500 kez de gündemine alsa, biz özgür tutsakları yenemeyeceğini görecek. Türkiye alev alev yanacak bedenlerimizle, memleketi, onlara dar edeceğiz. Bunun için bedel ödememiz gerekiyor. Ödemeye gönüllüyüm. Aynı zamanda halk sevgimin, halka bağlılığımın ete kemiğe bürünmesi açısından da benim için bir sınav. Açık söylüyorum, bu sınavda varım. Fedakârlık şart. Hem de ölümüne bir fedakârlık. Bedenlerini ölüme yatıracak Parti-Cepheli özgür tutsaklardan biri de ben olmalıyım. Evet, ben de olmalıyım.

Bu tarihi bir görev ve ben de bu göreve talibim. Tümüyle gönüllüyüm. Biliyorum büyük bir sınav. Uğruna mücadele ettiğimiz bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm davasına, halkımıza, vatanımıza canım feda olsun.

Bu çoşku ve kıvançla Partimi selamlıyorum.

31 Temmuz 2000

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de
En son KURTULUS tarafından 4. Kas 2015, 14:46 tarihinde darbelendi.

4. Kas 2015, 14:46
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker