Zaman: 24. Haz 2019, 13:50

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Forum Katagorileri
Ara


Advanced Search
Sayfaniza Ekleyin
The HTML code below contain all the necessary code to link to userboard.org please feel free to add it to your site.



Effect of above code: DEVRIM KURTULUS



Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
FollowersFollowers: 0
Sık kullanılanlarSık kullanılanlar: 0
Görüntüleme: 707

 DHKP Bülten No 46 
YazarMesaj
Site Admin
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 01.2012
Mesajlar: 674
Konum: kurtulusum@hotmail.de
Gender: Male
Mesaj DHKP Bülten No 46
Resim


Kızıldere’nin Yolu Zaferin Yoludur

Feda Ruhuyla Savaşı Büyütüyoruz

ZULME DE ÇÜRÜMEYE DE VURUYORUZ



30 MART-17 NİSAN, “Devrim Şehitlerimizi Anma ve Parti'nin Kuruluşunu Kutlama Günleri”mizde 43 yıllık onurlu tarihimizin yaratıcısı şehitlerimizin karşısına dimdik çıkıyoruz.


Kızıldere’nin yolundan hiç sapmadık. Önderimizin, şehitlerimizin bize emanet ettiği bayrağı Kızıldere’nin yolunda emin adımlarla devrime taşıyoruz.

Kızıldere’nin yolu devrimin yoludur. Zaferin yoldur. Devrime olan inançtır, iktidar iddiasıdır Kızıldere.

İdeolojik çürüme, yozlaşma, savrulmalar, uzlaşmacılık, teslimiyet... tüm dünyada kol geziyor. Emperyalizme ve işbirlikçilerine darbeler vurarak devrimin ve sosyalizmin bayrağını yine biz dalgalandırıyoruz.

Bunu Kızıldere’nin yolundan hiç çıkmadan yürüyüşümüze borçluyuz.

43 yıllık onurlu tarihimizin yaratıcıları şehitlerimize borçluyuz.

Bize en zorlu süreçlerde yol gösteren ve devrime kadar yol gösterecek olan partiyi armağan eden Önderimize Dayı’ya borçluyuz.

Tüm dünyada uzlaşma, teslimiyet kol gezerken 19. Yılı'nda iktidar hedefinden bir milim sapmadan sürdürdüğümüz partili savaşımıza borçluyuz.

Tüm Parti Cephe kadrolarına, savaşçılarına, sempatizanlarına, en zorlu dönemlerde bizi yalnız bırakmayan Parti Cephe'ye gönül verenlere ve halkımıza borçluyuz...



İktidar Hedefi Olmayanlar Devrimin Engebeli,

Dolambaçlı, Sarp Yollarını Geçemez


İktidar hedefi zorlu koşullarda devrimin sarp yollarında yürüyen devrimci bir örgüt için sigorta gibidir. Mücadeleyi her türlü sapmadan, olumsuz koşulların yol açabileceği zaaflardan koruyan bir güvencedir. Mücadele düz bir çizgi izlemez. Stratejik çizginiz ne olursa olsun mücadele biçimlerinin çeşitliliği yoğunluğu koşullara göre farklı biçimler alabilir. Öyle zamanlar olabilir ki, silahlı mücadeleyi fiili olarak durdurup silahlı olmayan biçimlerini ön plana çıkarabilirsiniz. İşte böyle dönemlerde legalizme, sağa savrulmamak, boşa kürek çekmemek iktidar perspektifini hiç kaybetmemekle mümkündür.

Devrim inancını, iktidar iddiasını yitiren solda ideolojik bunalımlar ve çürüme kaçınılmazdır. Bunun aksi M-L bilimine aykırıdır. Söylemde ne söylerlerse söylesinler pratikleri onları şekillendirmektedir. Bugün soldaki çürümenin nedeni de iktidar iddialarını yitirmiş olmalarıdır.



19 Aralık ve F Tipleri Türkiye Solu için dönüm noktası olmuştur

2000’lere kadar, oportünist de olsa ideolojisi olan, stratejisi olan, en genelde marksist leninist doğruları savunan bir sol vardı; şimdi o sol da yok. Solun neyi savunduğu, savunduğu ideoloji çerçevesinde ne yaptığı belirsizleşmiştir. Faşizme faşizm, emperyalizme emperyalizm diyemeyen, hala diyenlerin ise gereğini yerine getirmediği bir sol var.

Soldaki bu durum esas olarak 19 Aralık Katliamı ve f tipi hapishaneler karşısında direnememeleriyle ortaya çıkmıştır.

Tüm “keskinliğiyle” komünistliği elden bırakmayanlar “kremayı koruma” derdine düşenler daha ölüm oruçlarının başında ideolojik ve politik olarak kendi sonlarını hazırladılar. Kiminin bugün kaç parçaya bölündüğü, kimin neyi savunduğu belli değil.

Devrime inanmayanlar savaşamazlar. Devrim için ölümü göze alamayanlar savaşma gerekçelerini yitirirler. Devrim iddiası taşıyan tüm örgütler bilirler ki, kansız, bedelsiz devrim olmayacaktır.

19 Aralık katliamı ve f tipleri oportünizmin opportunist politikalarla günü kurtarmalarına izin vermemiştir. Oportünizmi tercihe zorlamıştır. Ya “devrim” diyecek; ölerek direneceksiniz, ya da devrim iddianızdan vazgeçecek direnmeyerek öleceksiniz.

Oportünizm Büyük Direniş boyunca direnmemenin teorisini yaptı. Bu onları çürüttü. Bu hareketler şöyle ya da böyle şehitler veren, kendince kültürleri, değerleri stratejileri olan hareketlerdi. Direnmemenin teorisini yapmak onları kendi değerlerine yabancılaştırdı. Onlar için yozlaşma ve tükeniş kaçınılmazdır. Hainlere “sizin gibi bakmıyoruz” dediler. Hainlerin alınlarından öptüler. Bedel ödemeyi göze alamayanlar başka türlü de yapamazlardı.

İktidar iddiasını yitirmenin pratikteki sonuçları, hainlere karşı tavırlarıyla ortaya çıktı. Dışımızdaki solun hemen hepsinin de hainler karşısındaki tavırlarının aynı olması bundandır. Bakın oportünizme; hainlerini sahiplendikleri kadar şehitlerini sahiplenemiyorlar. Çünkü hainler onların bugünlerini temsil ediyor. Şehitleri ise geçmişte kalmıştır ve bugünlerine ayna tutuyor, her anlarını sorguluyor. Onun için söylemde hala şehitlerine sahip çıksalar da şehitler, şehitlik onları rahatsız ediyor. Bizi “şehitler üzerinden politika yapmak”la, “bakkal hesabı” yapmakla eleştiriyorlar. Şehitlik kavramında dini ögeler bulup “komünistlik”e yakıştıramıyorlar.

Onun için Mahirler Kızıldere’de “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” diyerek destan yazarken, korkup samanlığa saklananlara biz hain diyoruz. Sol ise onlar gibileri hep omuzlarında taşıyor. İhaneti, kavga kaçkınlığını meşrulaştırıyor. Biz Kızıldere’nin direniş geleneğini yaşatırken sol, onların ihanet geleneğini yaşatıyor.

İktidar hedefini yitirenlerin devrime inançları da olmaz. Düşmanla karşı karşıya geldiklerinde, yani ölüm kalım meselesi olduğunda devrim safalarını terk ederler. İşte Kızıldere’de Mahirler’in “Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik” sözlerinin bunlar için bir anlamı yoktur. Oysa bu sözlerde emperyalizme ve onların uşaklarına meydan okuyan çok büyük bir ideolojik güç vardır. Devrim inancı, iktidar iddiası vardır.

Solda kimi örgütler hala açıktan silahlı mücadeleyi inkar etmeseler de tüm reformistler gibi direniş düşmanı olmuşlardır. Söylemleri ne olursa olsun, pratik ve ideolojik olarak bitmişlerdir.

SAVAŞAN VE SAVAŞTIRAN İDEOLOJİDİR.

İdeolojik olarak biten pratikte de biter. Oportünizm feminist bakış açısıyla “kadın”ı ve eşcinselliği keşfetti. Bu düşüncelere sahip olan örgütler asla savaşamazlar. İllegal devrimci bir örgütlenmeyi de sürdüremezler. Belki günü kurtarmak için gerilla da çıkartırlar ama bu kültürle, bu düşüncelerle o gerillaları savştıramazlar. Savaş, gerillacılık oyun değildir. Blöf yapmaya gelmez. 19 Aralık’daki gibi bedel ödemeyi göze almazsanız topluca elde silah teslim olursunuz. Ve o teslimiyeti meşrulaştırırsınız. İşte örgütsel olarak bitişin pratikteki tezahürü budur.

Kimisi örgütsel olarak da düzenin kulvarlarına çoktan girdi, Devrim, sosyalizm, komünizm adına söylediklerinin hiçbir anlamı yoktur. Kürt milliyetçilerinin kuyruğuna takılarak ideolojik ve örgütsel tükenişin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Bağımsız bir ideoloji, devrim staratejisi olmayanlar, bağımsız politika üretemeyenler örgütsel varlıklarını da koruyamazlar. HDK içindeki reformist ve oportünist sol Kürt milliyetçilerinin arkasında giderek yok olacaklardır.

HDK içinde yer almayan bazı reformist gruplar örgütler ise çevre, kadın, kentsel dönüşüm konusunda, gençlik içinde bağımsız eylemler yapsalar da özünde devrimci değil, reformist, düzen içi sivil toplumcudur. “Akıllı solculuk” yaparak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Ancak AKP’nin derinleşen yönetememe krizi bugün “akıllı solculuğa”da izin vermiyor.

Sivil toplumculuk devrimciliğin tükendiği yerde başlar. Devrimcilik adına reformizmin, sivil toplum şarlatanlığının devrimci saflarda meşrulaştırmasına da izin vermeyeceğiz. Sivil toplumculukla savaşacağız. Sivil toplumculuk devrimci değerlerin, yaratılan geleneklerin yerini alamayacak.

İktidar iddiasını yitiren sol, bu durumuyla ne tek başına bağımsız bir politika üretebilir, ne de bir eylem, bir kampanya örgütleyebilir... Ancak 8 Mart, 1 Mayıs, Gazi Anması gibi takvime bağlı, günlerde sınırlı kitle ile pankart açıp eylemlere katılırlar...



Kürt Milliyetçi Hareket Emperyalizmle ve Oligarşiyle Uzlaşmasını

Silahlı Mücadeleyi Mahkum Ederek Meşrulaştırmaya Çalışıyor.


Kürt Milliyetçi hareket 2013 Newroz'unda Abdullah Öcalan’ın mesajıyla emperyalizmle ve oligarşiyle uzlaşmak için 20 yıldır sürdürdüğü uzlaşma politikalarına son noktayı koydu.

Öcalan’ın Newroz mesajı, Kürt milliyetçi harekete yönelik bugüne kadar yaptığımız tüm eleştirilerimizin kanıtlanmasıdır.

Kürt milliyetçi hareketin ortaya çıktığı günden beri küçük burjuva milliyetçiliğinin Kürt sorununu çözemeyeceğini, Kürt sorununun çözümünün Kürt, Türk, Çerkez, Laz, Gürcü… tüm milliyetlerden, Alevi, Sünni, Hristiyan tüm inançlardan halkların ortak mücadelesinden ve demokratik halk iktidarından geçtiğini söyledik ve söylüyoruz. Küçük burjuva milliyetçi hareketin eninde sonunda düzenle uzlaşacağını söyledik.

Sosyalist blokta yaşanan karşı devrimlerle birlikte sırtlarını yaslayacakları yeni güç arayışı içinde olan Kürt milliyetçi hareket, '90’lı yılların başında askeri olarak en güçlü oldukları bir dönemde, ideolojik olarak en güçsüz oldukları dönemi yaşıyorlardı. Sosyalist düşünceleri terk edip emperyalistlerle ve oligarşiyle uzlaşma arayışlarına girdiler. 1992 Newrozunda serhıldan ilan ederken, ’93 Newrozunda “ateşkes” ilan ettiler. Bu tarih Kürt milliyetçi hareketin askeri gücü ne olursa olsun ideolojik olarak tükenişlerinin başlangıcı oldu.

Bağımsız Kürdistan’dan federasyona, federasyondan otonomiye, ordan özerkliğe sonra bölgesel özerkliğe, konfederalizm derken ve bugün gelinen noktada düzen içinde yerel yönetimlerin genişletilmesine kadar gerilediler.

’93 Newrozundaki ilk ateşkes ilanından 2013 Newrozuna kadarki son 20 yılı “barış” adı altında emperyalizmle ve oligarşiyle uzlaşma arayışı içinde geçti. Bütün bu süre boyunca, Kürt milliyetçi hareketin askeri gücü karşısında teslim olan oportünist sol Kürt milliyetçi hareketin politikalarına angaje oldu. Ne çarpık savaş anlayışını ne de “barış” adı altında düzenle uzlaşma arayışlarına ciddi bir eleştiri getirmediler. Oportünizm her halükarda Kürt milliyetçi harekete yedeklendi. Öyle ki, ulusal sorun konusunda geçmişte kendi söylediklerini ve marksist leninist tüm teoriyi-pratiği unuttular. Kürt milliyetçi hareketin “sömürge” tezlerine angaje oldular. Reformizm ise sadece PKK’nin barış dediği süreçlerde “Kürt sorunu”nu hatırladı.

Abdullah Öcalan “silahlı mücadele miadını doldurdu” diyor. Nesnel gerçekler Kürt milliyetçi hareketin subjektif durumuna göre tespit edilemez. Bağımsız Kürdistan hedefinden yerel yönetimlerin yetki alanlarının genişletilmesine kadar gerileyen Kürt milliyetçi hareket ideolojik-stratejik olarak silahlı mücadelenin zeminini çoktan yitirmiştir. Mevcut talepler için silahlı mücadeleye gerek yoktur. Oligarşinin faşist terörü, imha, inkar ve asimilasyon politikaları Kürt milliyetçi hareketi silahlı savaşa zorunlu kılmaktadır. Kürt milliyetçi hareket için silahlı mücadele son 20 yıldır ideolojik zeminini kaybetmiş emperyalizm ve oligerşiyle uzlaşmanın aracı olarak kullanılmaktadır. Bugünkü talepler için PKK’nin şu anda sürdürdüğü savaş uzlaşmanın önünde engeldir. Öcalan’da uzlaşmanın yolunu açmak için önce PKK’nin silahsızlandırılması gerektiğini düşünüyor.

Kürt milliyetçi hareket geleceğini Amerika ile işbirliğine ve oligarşi ile uzlaşmaya bağlamıştır. Silahlı mücadeleyi mahkum etmeden, Kürt halkı için silahlı mücadeleyi umut olmaktan çıkartmadan oligarşiyle uzlaşamaz. Son 20 yıldır oligarşiyle uzlaşmak için bir araç olarak kullandığı silahlı mücadeleyi bugün artık tasfiye edilmesi gereken engel olarak görmektedir. Öcalan şimdi bunu yapıyor. Öcalan’ın iddia ettiği gibi “silahlı mücadelenin miadını doldurduğu” gerçek değildir. Gerçek olan Kürt milliyetçi hareketin ideolojik ve politik olarak tükendiğidir. Kürt milliyetçi hareket emperyalistlerle işbirliğini ve oligarşiyle uzlaşmasını “silahlı mücadele miadını doldurmuştur” diyerek meşrulaştırmaya çılıyor.

HAYIR! MİADINI DOLDURAN İDEOLOJİK VE POLİTİK OLARAK KÜRT MİLLİYETÇİ HAREKETTİR!

Oligarşi, Öcalan aracılığıyla Kürt milliyetçi hareketi silahsızlandırırken esas olarak Kürt milliyetçi hareket nezdinde ezilen, sömürülen zulüm altındaki halkların silahlı mücadelesini mahkum etmek istiyor. Silahlı mücadeleyi halklar için kurtuluş umudu olmaktan çıkartmak istiyor. Kürt milliyetçi hareket bunu yaparken tüm solu da yanında düzene sürüklüyor.

BUNA İZİN VERMEYECEĞİZ!

Kürt Milliyetçi hareketin uzlaşmacılığına ve emperyalist politikaların aleti olmasına karşı ideolojik mücadelemiz sürecek. Emperylalistler ve işbirlikçi oligarşi ile uzlaşmayı mahkum edeceğiz.

Kürt sorununun düzen içinde çözümü yoktur. Çözüm devrimdedir. Çözüm; Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü Anadolu’da yaşayan tüm halkların ortak mücadelesindedir. Kürt milliyetçi hareketin bugün geldiği durum, ulusal sorunun çözümü konusunda THKP-C’den bugüne savunduğumuz tezlerin doğruluğunu bir kez daha kanıtlamıştır. 35 yıllık mücadelenin sonucunda Kürt milliyetçi hareketin geldiği nokta oligarşiyle uzlaşmaktır. Miadını dolduran silahlı mücadele değil, milliyetçi politikalardır. Uzlaşmacılıktır. Uzlaşmacılığın, teslimiyetin meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Daha fazla silahlanacağız. Savaşı büyüteceğiz.



Emperyalistlerin Ve İşbirlikçilerin Alabildiğine Silahlandığı

Dünyada Halkların Tek Kurtuluş Yolu Silahlı Mücadeledir




Faşizmin sürekli olduğu, düzen içi muhalefetin bile faşist terörle ezildiği ülkemizde silahlı mücadeleden başka kurtuluşun yolu yoktur. Bu bütün dünya halkları için de tek kurtuluş yoludur. Bugüne kadar tüm dünyada halklar en küçük hakları için bile dişe diş ölümüne bir mücadele vermişler ve çok büyük bedel ödemek zorunda kalmışlardır. Faşizmin olduğu bir ülkede hiç bir hakkın garantisi yoktur. Dişe diş ölümüne bir mücadeleyle kazanılan haklar yine dişe diş, ölümüne bir mücadeleyle korunur.

“Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun” söylemi oligarşinin, düzenin söylemidir. Bu söylemlerde egemenlerin halka karşı savaşı meşru görülürken silahları susturması istenen halktır. Bu söylemlerle halk avcılığı yapılmaktadır. Oligarşi çok iyi bilir ki, silahlar siyaset yapmanın en güçlü aracıdır. Ve 35 yıldır varlığını silahlı savaşa borçlu olan Kürt milliyetçi hareket de bunu çok iyi bilir. Ancak o da düzenin yalanlarıyla halkı kandırmaya çılışıyor. Oligarşiyle uzlaşmayı bu tür demagojilerle maşrulaştırmaya çalışıyor. 35 yıldır savaşı sürdürürken ‘fikirler’iniz yok muydu? Siyaset yapmıyor muydunuz? Bu söylemle Öcalan, siyaset yapmayı da yine “düzen içi siyaset”e indirgiyor. Düzen dışına çıkınca “terörizm” oluyor.



Silahlarımız susmayacak. Daha çok silahlanacağız

Silahlı mücadele politikanın en yüksek biçimidir!




Silahlı mücadele oligarşinin gelişmiş propaganda araçlarının karşısında devrimcilerin elindeki kitlelere gerçekleri açıklamanın en güçlü aracıdır. Amerikan Büyükelçiliği'ne ve Adalet Bakanlığı’yla AKP Genel Merkezi’ne yapılan eylemimiz bunun en somut göstergesidir. Üç eylem hem ülkemizde, hem dünyada büyük yankı yaratmıştır. Oligaşinin, emperyalizmin tüm demagojilerini, yalanlarını yerle bir etmiştir. Üç eylem, oligarşinin adeta dengesini bozmuştur. Tüm telefonların dinlendiği ve adım başı kameralarla her yerin izlendiği, her hareketin kayıt altına alındığı ülkemizde eylemlerimize engel olamayarak çaresiz kalmışlardır.

SİLAHLI EYLEMİN GÜCÜ POLİTİK MUHTEVASINDADIR.

Oligarşiyi sarsan eylemlerimizin politik muhtevasıdır.

“Oligarşi ile halkın düzene karşı memnuniyetsizlik ve genellikle bilinçsiz tepkileri arasında kurulmuş olan suni dengeyi bozmanın, kitleleri devrim saflarına çekmenin temel mücadele metodu silahlı propagandadır.

“Emekçi kitlelerin ekonomik ve demokratik mücadelelerinin, oligarşik diktatörlük –isterse temsili görünüm içinde olsun– tarafından terörle bastırıldığı, merkezi otoritenin ordusu, polisi, vs. ile “dev” gibi güçlü olarak halk kitlelerine gözüktüğü, gizli işgalin var olduğu bu ülkelerde, kitlelerle temas kurmanın, onları geniş bir siyasi gerçekleri açıklama kampanyası ile devrim saflarına kazanmanın temel mücadele metodu silahlı propagandadır.

“SİLAHLI PROPAGANDA, ASKERİ DEĞİL POLİTİK MÜCADELEDİR.

“Ferdi değil, kitlevi mücadele biçimidir. Yani silahlı propaganda, pasifistlerin iddia ettiği gibi kesin olarak terörizm değildir. Bireysel terörizmden amaç ve biçim olarak farklıdır.

SİLAHLI PROPAGANDA, belli bir devrimci stratejiden hareketle, emekçi kitlelere elle tutulur, gözle görülür maddi ve somut eylemlerden hareketle, soyuta gider. Maddi olaylar etrafında siyasi gerçekleri açıklayarak, kitleleri bilinçlendirir, onlara politik hedef gösterir….

SİLAHLI PROPAGANDA, halkın düzene karşı olan memnuniyetsizliğini ajite eder, onları emperyalist beyin yıkamanın giderek etkisinden kurtarır. Önce kitleleri sarsar, giderek de, bilinçlendirir… “Merkezi otoritenin görüldüğü gibi güçlü olmadığını, onun kuvvetinin her şeyden önce yaygara, gözdağı ve demagojiye dayandığını gösterir.

SİLAHLI PROPAGANDA, her şeyden önce, günlük maişet derdi, vs. içinde kaybolan, emperyalist yayınla şartlanmış, düzenin şu veya bu partisine ‘umudunu’ bağlamış kitlelerin dikkatini devrim hareketine çeker, uyuşturulmuş, pasifize edilmiş kitlelerde kıpırdanma yaratır.” (Mahir Çayan)

Kitlelerdeki pasif durumu kırmanın başka yolu yoktur. Ki bugün AKP iktidarı halkın tüm kesimlerine karşı çok büyük bir terör uygulamaktadır. Hedef aldığı kesimler halkın diğer kesimlerinden “terör” demagojisiyle tecrit edip saldırıyor, teslim alıyor, diz çöktürüyor. Bu yanıyla çok da pervasızdır. Sadece devrimcilere değil, kendi iktidarını desteklemeyen düzen içi kesimlere bile düşmanca saldırıyor. Bu saldırılara karşı halkta ciddi bir karşı koyuş olmasa da ciddi bir öfke, kin birikmektedir. Biriken bu öfkeye ne düzen partisi CHP, ne de reformizm tercüman olamaz. AKP’nin faşist terörünün karşısındaki direnişimiz büyüyecek, daha ciddi darbeler vuracak silahlı mücadele halk kitlelerinin biriken bu öfkesine tercüman olacaktır. Halk kitlelerindeki pasifikasyonu da kıracaktır. Silahlı mücadele halk için daha ciddi bir umut haline dönüşecektir.

AKP’istediği kadar “terör” demagojisi yapsın, eylemlerimizin halktaki yansıması çok güçlü olacaktır. Çünkü eylemlerimizin hedefi çok açık ve nettir. Bugün bütün polis karakolları işkence merkezine dönüşmüştür. AKP’nin anketlerinde bile halkın yüzde 65’i adalete güvenmiyor. AKP Genel Merkezi’nin halk düşmanı kararların karargahı olduğu konusunda ise 75 milyonluk Türkiye’nin en az yarısının hiç bir kuşkusu yoktur.

AKP bizi “terör” demagojisi ile tecrit etmeye çalışıyor. Bizi tecritle de yetinmiyor; DHKP-C üzerinden yaptığı “terör” demogojisi ile tüm halkı sindirmeye çalışıyor. Ancak bunu başaramayacak. Eylemlerimizin politik gücü çok yüksektir. Doğrudan halka düşmanı göstermektedir. Eylemlerimizin gösterdiği gerçekler karşısında demagojiler etkisizleşecektir. Silahlı mücadeleyi büyüttüğümüzde bugün halkı sindirmek için kullandıkları DHKP-C’yi yarın “propaganda olmasın” diye adını ağızlarına alamayacaklar...

Burada hemen şunu da belirtelim; “Silahlı mücadeleyi herşey gören, bunun yanında propaganda, ajitasyon ideolojik mücadele ve diğer mücadele biçimlerini küçümseyen anlayışlar da yanlıştır. Kitleler yanlız silahlı mücadele ile örgütlenmezler. Silahlı mücadele diğer mücadele biçimleri ile desteklenip güçlendirilmedikçe, halk kitleleri gerillayı kendi dışında kendisi katılmadan kurtarıcı bir güç olarak görmeye başlayacaktır.” (Kongre raporu sf 154.)

Silahlı mücadeleyi halklaştırmadıkça, halkı katmadıkça özellikle bugünün koşullarında sürdürmek mümkün değildir. Oligarşinin saldırılarına karşı koymak, politikalarını bozmak, daha büyük ve yaygın askeri eylemlerle ve militan, sonuç alıcı kitle eylemleriyle mümkündür.

Silahlı mücadele ile kitle mücadelesini, yeraltı mücadelesi ile legal, yarılegal mücadeleleri birleştirebilme ustalığını gösterebilmeliyiz.



AKP’nin Her Türlü Politikasının Önündeki Tek Ciddi Engel Biziz

AKP, Daha Da Pervasızlaşarak Saldıracak


Şu anda oligarşinin bütün saldırıları bize yönelmiştir. Faşist AKP iktidarı DHKP-C üzerinden “terör” demagojisiyle tüm halkı sindirmeye çalışıyor. Son aylarda bize yönelik saldırıların arkası kesilmiyor. Her gün dernekler, evler, sendikalar basılıp onlarca kişi gözaltına alınıp tutuklanıyor. Tutuklananların sayısı 150’yi buldu. Tüm teknik, teknolojik donanımlarına, istihbarat örgütlerine rağmen eylemlerimize engel olamamaları, oligarşiyi çılgına çevirmektedir. Bunlar bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Geri adım atmayacağız. Emperyalizme ve oligarşiye daha büyük darbeler vuracağız.



Savaşı Büyütmek, Partili Kadroları Yaratmak, Kadroların

İdeolojik Politik Gücünü Yükseltmekle Mümkündür…


İdeolojiniz, taktikleriniz ne kadar doğru olursa olsun, sürece ilişkin ne kadar doğru politikalar üretirseniz üretin nihayetinde onları hayata geçirecek olan KADROLARDIR.

İdeolojinizi, taktiklerinizi, politikalarınızı hayata geçirecek yönetici kadrolarınız yoksa söylediğiniz her şeyin ayakları havada kalacaktır.

Oligarşinin gözaltı ve tutuklamalarına rağmen savaşı sürdürmek daha fazla örgütlenmekle mümkündür. Sürekli, ısrarla örgütlenmeden, ısrarla düşmanın tutuklamalarından boşalan alanları doldurmadan bu iddialarımızı hayata geçirmek mümkün değildir. Halka umut olmak mümkün değildir.



Örgütlenmek için;

Birincisi; genç insanlarımıza güveneceğiz. “yeni”, “tecrübesiz” demeyeceğiz. Halkımıza güveneceğiz. Herkes eğitilebilir, herkes kadro olabilir. Halkla iş yapmasını, halkı kadrolaştırmayı öğreneceğiz… Bunun için hiç bir şekilde eğitimi ihmal etmeyeceğiz. KADROLARIMIZIN EĞİTİM DÜZEYİNİ SÜREKLİ YÜKSELTECEĞİZ.

Büyük bedeller ödenerek sürdürülen savaşımızda Marksizmin-Leninizmin bilimiyle donanmayan kadrolar kalıcı olamaz. Mücadelenin yükseldiği dönemlerde herkes devrimci olabilir. Ancak mücadelenin ivmesinin gerilediği bir süreçte düşmanın özel olarak darbeler vurmasına gerek yok. ML bilimiyle donanmayan, ideolojimizi, tarihimizi bilmeyen kadrolar düzenin çarkları içinde kendiliğinden yok olacaktır. Kendini sürekli savaşın ihtiyaçlarına göre eğitmeyen, geliştirmeyen bir kadronun savaşması, devrimciliğini sürdürmesi mümkün değildir.

Onun için sınıf kiniyle donanmış, partili kadrolar yetiştirmeliyiz. Kadroların ideolojik, politik bilincini yükseltmeliyiz. Başka türlü ne devrimci kalmak mümkündür, ne kitleleri örgütlemek mümkündür, ne de partinin politikalarını hayata geçirmek mümkündür.

Kadrolara ideolojimizi, tarihimizi, doğru düşünmeyi öğretmeliyiz.

Düşmanın saldırılarını ancak bu şekilde boşa çıkartırız.

Bu görev hiç bir insanımızın ihmal edemeyeceği, iptal edemeyeceği, ertelemeyemeyeceği görevdir. Aksi durumda düşmanın her saldırısı bizim için felakete dönüşür.

Eğitim çalışması yapmayan, sürecin ihtiyaçlarına göre kendini eğitmeyen kadrolar, sürecin önünü tıkayan ve kendi sonunu hazırlayan kadrolardır. Her Cepheli'nin görevi hızla kendini eğitmek ve savaşı büyütme misyonuyla ileri görevler üstlenmektir.



Tüm Cepheliler, Halkımız Ve Dünya Halkları!

1970’lerden bugüne tam 43 yıldır onurla, gururla sosyalizmin bayrağını dalgalandırıyoruz. Tarih bizi her geçen gün doğrulamaktadır: Halkların sosyalizmden başka kurtuluşu yoktur.

Tüm dünyada herkes emyeryalizmle ve işbirlikçi iktidarlarla uzlaşsa da biz uzlaşmayacağız.

Kızıldere’nin yolunda devrimin ve sosyalizmin bayrağını dalgalandıracağız.

Kızıldere’nin yolunda oligarşiye ve emperyalizme daha büyük darbeler vurarak savaşı büyüteceğiz.

30 Mart -17 Nisan Devrim Şehitlerini Anma ve Partimizin Kuruluşunu Kutlama Günleri’nde halkımıza ve şehitlerimize ant olsun ki, yolumuzdan dönmeyeceğiz, bedeli ne olursa olsun sosyalizm yolunda kurtuluşa kadar savaşacağız. Türkiye ve dünya halklarına anti-emperyalist, anti-oligarşik halk iktidarını armağan edeceğiz!



Kızıldere Son Değil Savaş Sürüyor

Mahir’den Dayı’ya Sürüyor Bu Kavga

Kurtuluşa Kadar Savaş!


Devrimci Halk Kurtuluş Partisi

_________________
Devrim Kurtulus
Resim
kurtulusum@hotmail.de


30. Mar 2013, 01:44
Profil Web sitesini ziyaret et
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
© phpBB® Forum Software • Designed by Vjacheslav Trushkin for Free Forums/DivisionCore.
Türkçe çeviri: phpBB Türkiye Archiv | Contact & Abuse free forum hosting

web tracker